Yine buradaydım. Bir otelin tepesinde karşı otelden çıkarları izliyordum. Keskin nişancı tüfeğiyle hemde. Beklediğim kişi henüz çıkmamıştı. Planına göre en fazla yarım saati vardı.
Otelin çatısı çok rüzgarlıydı. Sıkıca topuz yapılmış olmasına rağmen yine de dağılan saçlarım beni rahatsız ediyordu. O an aklıma lisedeki bana akıl vermeye çalışan edebiyat hocasının gözdesi kız geldi. Şuan saçı bozulsaydı yer gök inlerdi çığlıklarından. Ama ben umursamıyordum bile. Küçük bir gülümseme oluştu yüzümde.
Tekrar karşı otelin kapsını izlemeye başlayınca beklediğim kişinin çıkmak üzere olduğunu fark ettim. Bı sefer 6 değil 4 koruması vardı. Demek ki son çatışmadan sonra eksikleri vardı. Hızla toparlanıp otelden çıktım. Örgüt binasına geldim. Beni bekleyen bir toplantı vardı. Toplantıya girdim. Emir verenlerin ve alanlarım beni izliyordu.
(Ben) : Evet yeni plana göre bizim özel güvenlik şirketini kullanacağız. İyi eğitimli bir kaç kişi onların içine sızacak.
(Oğuz) : Peki Derya hanım, kimler sızacak?
(Ben) : Kafadan gönüllü seçmiyoruz. Bu işi başkasına bırakamam. Sen Oğuz sen yan korumalardan biri olarak gireceksin. Sen Yiğit şöförü olarak iş alacaksın. Bende yakın güvenlik olarak.
Herkes onaylayınca evrak hazırlıkları başladı. Sadece bir kaç saatte özel güvenlik şirketindeki en iyi korumalar gibi gösteriliyorduk. Şirket başkanları görüşmeleri yaptı ve artık onların korumasıydık.
Onlar kim mi? Onlar dünyaca ünlü bir mücevher şirketinin kurucusu Yusuf SAVGI ve oğlu Berge SAVGI. Berge Savgı nın koruması olacaktık. Bir kaç güne mesailer başlayacaktı.
Bir kaç gün sonra
İlahi bakış açısı
Derya görev için Savgı ailesini malikanesinin en kalabalık odasındaydı. Tüm aile oradaydı. Onu ve diğer korumaları izliyorlardı. Sonunda kapı açıldı ve Berge Savgı içeri girdi. Babası hızla ayağa kalktı.
(Yusuf Savgı) : Oğlum bu hanımefendi yeni yakın koruman. Diğer beyefendiler yeni normal koruman ve şöförün.
(Berge Savgı) : Baba buna gerek yoktu. Ben artık çocuk değilim.
Dedi ve Derya'ya işaret yaparak odadan çıktı. Derya bu işareti biliyordu. O yakın korumaydı. Her zaman birlikte olcaklardı ona haber vermişti. Yusuf Bey'e kafa sallayıp Berge'nin peşiden gitti Derya. Yavaş ve temkinli bir şekilde merdivenlerden çıktı. Üçüncü kata giren Berge'nin yanına gitti.
(Berge) : Kendi odan gibi takıl.
(Derya) : İşim bu değil efendim.
(Berge) : Bir kaç saate benim kendi evime geçeceğiz. Orada kafana göre takılırsın o zaman.
(Derya) : Görevim her daim sizin yanınızda olup korumak.
Berge yaramazsa sırıttı.
(Berge) : Duş alırken bile mi?
(Derya) : Lütfen efendim.
Bir kaç saat sonra dediği gibi Berge Savgı nın kendi evindelerdi. Berge ona evi gezdirmişti. Kalacağı odayı ve diğer gerekli olan yerleri. Derya bu adamın yanında olmaktan nefret ediyordu ama görev için katlanmalıydı
Eve yerleşeli bir kaç gün olmuştu. Bir gün sabah uyanınca Berge'yi mutfakta buldu.
(Derya) : Günaydın Berge Bey.
Dedi uyku dolu bir sesle. Bir önceki gece diğer korumalarla Berge'yi bardan çıkarmaya çalışırken çok geç saatte uyumuştu.
( Berge) : Bir ara hiç uyanamyacaksın sandım.
(Derya): İyi ne güzel kurtulurdunuz Berge Bey benden.
Berge mutfakta elindeki bıçağı bıraktı. Tezgahtan uzaklaşıp ona yakalaştı.
(Berge) : Neden bir koruman dan kurtuldum diye sevineyim ki
(Derya) : Bilmem
Berge ocaktan gelen sesle hızla ondan uzalaşıp tekrar tezgaha geçti.
(Derya) : Evi yakmayı falan planladınız sanırım
(Berge) : Ben içindeyken asla
Derya güldü.
(Derya) : Mantıklı aslında