Bölüm 1 – Yağmurun Getirdiği Kader
İstanbul'da sonbaharın en yağmurlu günlerinden biriydi. Gökyüzü gri bulutlarla kaplanmış, ince ince yağan yağmur sokaklara huzur veren bir sessizlik bırakmıştı. İnsanlar şemsiyelerinin altına sığınarak evlerine yetişmeye çalışırken, Defne ağır adımlarla yürüyordu. Elindeki kitabı göğsüne sıkıca bastırmıştı. Bugün her şey ona sıradan geliyordu. Ta ki o ana kadar...
Yağmur aniden şiddetlenince, yolun köşesindeki eski bir kitapçıya girdi. İçerisi eski kitap kokusuyla doluydu. Ahşap raflar tavana kadar uzanıyor, loş ışık ortama sıcak bir hava katıyordu. Defne rafların arasında dolaşırken, uzun zamandır aradığı romanı buldu. Kitabı almak için uzandığı anda, başka bir el de aynı kitaba dokundu.
İkisi de şaşkınlıkla birbirine baktı.
Karşısındaki genç adamın koyu kahverengi gözleri, sanki binlerce kelime anlatıyordu. Hafifçe gülümsedi.
"Sanırım aynı kitabı seviyoruz," dedi.
Defne istemsizce gülümsedi.
"Galiba öyle..."
İkisi de kitabı bırakmadı. Ardından aynı anda ellerini çekince ikisi de gülmeye başladı. O an, yabancı olmalarına rağmen aralarında garip bir sıcaklık oluşmuştu.
Genç adam kendini tanıttı.
"Ben Aras."
Defne de hafifçe başını salladı.
"Ben Defne."
Kısa bir sohbet, dakikalar içinde saatlere dönüştü. Kitaplardan, müzikten, hayallerinden ve çocukluk anılarından konuştular. Dışarıdaki yağmur durmuştu ama ikisi bunun farkına bile varmamıştı.
Kitapçı kapanmak üzereydi. Aras, kapıya doğru yürürken bir an durdu.
"Tekrar görüşebilir miyiz?"
Defne'nin kalbi hızla atmaya başladı. Daha birkaç saat önce adını bile bilmediği bu insanın gitmesini istemiyordu.
"Belki..." dedi utangaç bir gülümsemeyle.
Aras cebinden küçük bir kâğıt çıkarıp numarasını yazdı ve Defne'ye uzattı.
"Eğer kader gerçekten varsa, bu kâğıt kaybolmaz."
Defne kâğıdı dikkatlice kitabının arasına koydu.
İkisi farklı yönlere doğru yürümeye başladılar. Fakat ikisi de aynı şeyi hissediyordu: Bu karşılaşma sıradan bir tesadüf değildi. Belki de hayat, onları uzun zamandır birbirine yaklaştırmaya çalışıyordu. O gece Defne uyuyamadı. Sürekli Aras'ın gülümsemesini düşündü. Aynı saatlerde Aras da pencerenin önünde durmuş, yağmurdan sonra açılan gökyüzüne bakarak Defne'nin gözlerini hatırlıyordu.
İkisi de henüz bilmiyordu... Bu hikâye sadece yeni başlıyordu.
