İçeriğe geç

Yağmurun altında sen(bl)

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Yağmurun altında sen(bl)

Bölüm 8

Bölüm 8 — Çizgiler

Telefon ekranı hâlâ açıktı.

“Rüyan nasıldı?”

Emir mesajı defalarca okudu.

Parmakları ekranın üzerinde durdu ama cevap yazmadı.

Yutkundu.

Bu… normal değildi.

O rüyayı nasıl bilebilir?

Kalbi hâlâ hızlı atıyordu. Rüyadaki sıcaklık sanki hâlâ tenindeydi. Kaan’ın bakışı… sesi… dokunuşu…

Emir aniden telefonu kilitledi.

“Saçmalık,” diye fısıldadı.

Ama içindeki his hiç de öyle demiyordu.

Telefon tekrar titredi.

Emir irkildi.

Açtı.

Kaan: “Yazmayacaksın mı?”

Emir kaşlarını çattı.

Bir süre düşündü.

Sonra yazdı:

Emir: “Ne demek istediğini bilmiyorum.”

Mesaj gönderildi.

Hemen ardından cevap geldi.

Kaan: “Yalan söyleme.”

Emir’in çenesi gerildi.

Emir: “Gerçekten bilmiyorum.”

Bu sefer cevap biraz geç geldi.

Üç nokta…

Kayboldu.

Tekrar geldi.

Sonra mesaj:

Kaan: “Ateş vardı.”

Emir’in nefesi kesildi.

Kaan: “Ve sen kaçmadın.”

Telefonu elinden düşürecek gibi oldu.

Bu noktada iki ihtimal vardı.

Ya Kaan…

Ya da—

Hayır.

Bu düşünceyi tamamlayamadı.

Emir hızlıca yazdı:

Emir: “Bunu nereden biliyorsun?”

Uzun bir sessizlik.

Sonra:

Kaan: “Sence?”

Bu cevap…

Hiçbir şey açıklamıyordu.

Ama her şeyi daha kötü yapıyordu.

Emir sinirlendi.

Emir: “Oyun oynama.”

Kaan’dan cevap gecikmedi:

Kaan: “Oyun değil.”

Bir saniye.

Sonra ikinci mesaj:

Kaan: “Ama istersen oynayabiliriz.”

Emir’in kalbi hızlandı.

Bu mesaj…

Normal bir mesaj değildi.

Altında başka bir şey vardı.

Emir yazmadı.

Telefonu bıraktı.

Ama gözlerini kapattığında…

Aynı sahne geri geldi.

Ateş.

Kaan.

Ve o bakış.

Sabah olduğunda Emir kendini yorgun hissediyordu.

Ama asıl sorun bu değildi.

Kafası karışıktı.

Okula girdiği an gözleri otomatik olarak iki kişiyi aradı.

Aras.

Ve…

Kaan.

İlk gördüğü kişi Aras oldu.

Koridorda duvara yaslanmıştı. Kolları bağlı, kalabalığı izliyordu. Her zamanki gibi sakin görünüyordu.

Ama Emir onu gördüğü an…

İçinde bir şey sıkıştı.

Aras gözlerini kaldırdı.

Emir’i gördü.

Ve gülümsedi.

Bu gülümseme…

Dün geceki her şeyi bir anlığına unutturacak kadar rahattı.

Emir yanına yürüdü.

“Günaydın.”

Aras başını hafifçe salladı.

“Uyuyabildin mi?”

Emir bir an durdu.

Yalan söylemek istemedi.

Ama gerçeği de söyleyemezdi.

“Pek sayılmaz.”

Aras dikkatle baktı.

“Bir şey mi oldu?”

Emir gözlerini kaçırdı.

“Yok.”

Aras bu cevaba tam inanmadı.

Ama üstelemedi.

“Dikkatli olalım bugün,” dedi.

“Dünkü olay…”

“Bitti mi?” diye tamamladı Emir.

Aras başını hafifçe salladı.

“Bitmedi.”

Tam o anda…

Arkadan bir ses geldi.

“Sabah sabah ciddi konular.”

Emir’in omuzları gerildi.

Kaan.

Arkasından gelmişti.

Her zamanki gibi rahat. Sanki hiçbir şey olmamış gibi.

Ama Emir için hiçbir şey normal değildi artık.

Kaan gözlerini direkt Emir’e çevirdi.

Bir an.

Kısa ama yoğun.

Sonra Aras’a baktı.

“Günaydın.”

Aras başını salladı.

“Günaydın.”

Ama Emir fark etti.

Aras’ın bakışı kısa bir an daha uzun kaldı.

Sanki…

Bir şey ölçüyordu.

Kaan tekrar Emir’e döndü.

“Uyuyabildin mi?”

Bu soru…

Normal bir soru gibi gelmeliydi.

Ama değildi.

Emir’in kalbi hızlandı.

Aras hemen araya girdi.

“Az uyumuş.”

Kaan hafifçe gülümsedi.

“Belli.”

Bu “belli”…

Fazla anlamlıydı.

Emir sinirlendi.

“Ne belli?”

Kaan omuz silkti.

“Yorgunsun.”

Ama bakışı…

Başka bir şey söylüyordu.

Zeynep ve Mert yanlarına geldi.

“Günaydın ekip,” dedi Mert.

“Bugün kavga yok değil mi?”

Zeynep hemen ekledi:

“Varsa önceden haber verin, hazırlıklı geleyim.”

Kaan güldü.

“Bugün sakin.”

Ama Emir buna inanmadı.

Dersler başladı.

Ama Emir hiçbirine odaklanamadı.

Kafasında iki şey vardı:

Kaan’ın mesajları.

Ve Aras’ın bakışları.

Çünkü bir şey fark etmişti.

Aras…

Dün gece olanları bilmiyordu.

Ama…

Bir şeylerin değiştiğini hissediyordu.

Teneffüste bahçeye çıktılar.

Beşi birlikteydi.

Ama bu sefer…

Hava farklıydı.

Mert konuşuyordu.

Zeynep dinliyordu.

Kaan arada laf atıyordu.

Aras sessizdi.

Ve Emir…

İkisinin arasında kalmıştı.

Fiziksel olarak değil.

Ama…

Başka bir şekilde.

Bir an Kaan Emir’e yaklaştı.

Çok doğal bir hareketti.

Ama Emir için değildi.

“Dün gece…” diye fısıldadı Kaan.

Emir dondu.

“Kes,” dedi hemen.

Kaan sırıttı.

“Ne?”

“Burada değil.”

Kaan başını hafifçe eğdi.

“Yani konuşacağız.”

Bu cümle…

Bir teklif değil.

Bir kesinlikti.

Emir cevap vermedi.

Ama kalbi hızlandı.

O sırada…

Aras döndü.

Bakışları direkt onlara geldi.

Bir saniye.

İki saniye.

Hiçbir şey söylemedi.

Ama o an…

Emir bir şey hissetti.

Bir fark ediş değil.

Henüz değil.

Ama bir başlangıç.

Aras yaklaştı.

“Bir şey mi konuşuyordunuz?”

Emir hemen:

“Yok,” dedi.

Kaan ise sadece gülümsedi.

“Boş şeyler.”

Aras başını salladı.

Ama bu sefer…

Bakışları biraz daha uzundu.

Şüphe değil.

Ama…

Dikkat.

Zil çaldı.

Derslere döndüler.

Ama o an…

Bir çizgi çekilmişti.

Görünmeyen bir çizgi.

Emir o çizginin tam ortasındaydı.

Bir tarafında Aras vardı.

Sakin. Güvenli. Gerçek.

Diğer tarafında Kaan vardı.

Yoğun. Tehlikeli. Çekici.

Ve en kötü kısmı…

Emir hangisine daha yakın olduğunu bilmiyordu.

Ama biri yaklaşıyordu.

Yavaş yavaş.

Fark edilmeden.

Ve bu…

Her şeyi değiştirecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.