Yeni Bir Arkadaş...
Babamın mezarı memleketindeydi. Babaannem, babamın cenazesini gömecekleri zaman annemin yanına gelip " kızım, ben diyorum ki cenazesini köye götürelim. Orada doğdu, cenazesi de orada olsun" demiş. Annem ağzını açamadığını hayır buraya gömelim diyemediğini, kafasını zorla salladığını hatta sanki kafasını başka birinin salladığını söylemişti.
Canım eve gitmek istemiyordu. Annemin yanına gitmeye karar verdim. Mezarlığa geldim, kulaklığımı çıkarttım. Annemin mezarının yanına oturdum. " Ben geldim anne. Seni çok özledim. Artık hep yanında olacağım. Bir daha seni hiç bırakmayacağım." Derin bir nefes aldım. " Anne ben çok yorgun hissediyorum, bedenim değil ama sanki ruhum çok yorulmuş. Sebebini bilmediğim bir yorgunluk var üzerimde." Sustum. Aklıma konuşacak başka bir şey gelmiyordu. Sonra bir ağlama sesi duydum. Bir kız ağlıyordu. Etrafıma baktım. İki tane mezarın ortasına oturmuş, benim yaşlarımda bir kız vardı. Ağlayan oydu. Yanına gittim.
- İyi misin? diye sordum.
- İyiyim.
- Neden ağlıyorsun, eğer anlatmak isters-
- Babam... O öleli bir ay oldu. Annem öğretmendi. Babamda polis. Annem beni doğururken ölmüş.Dayım babam öldükten sonra evi satmak istediğini söyledi.Ev dayımın üstüneydi. Babam hayattayken de tehdit etmişti ama babam onu ikna etmişti.Şimdi ben ne kadar itiraz etsemde evi satacak. Hatta 3 güne kadar evi boşlatmamı söyledi...
- İyide dayın bu kötülüğü neden yapsın ki kimse karşı çıkmadı mı?
- Kim karşı çıkacak ki? Annem ve dayım... Anneannemin sadece iki çocuğu vardı. Annem öldü, annannem öldü. Kim karşı çıkacak ki dayıma. Yengemle birlikte evi satacaklar kim ne diyebilir ki?
- Peki amcan halan falan yok mu?
- Yok, babam tek çocuk. Zaten babaannem de babam küçükken terk etmiş onları.
- Deden de mi yok?
- Yok, babamın babası hasta yengemler bakıyor ona. Annemin babasıda benden nefret ediyor. Annemin katili olduğumu söylüyor.
- Anladım.
- Eve de gidemiyorum. Dayım anahtarları aldı. Bu gece dışarıda kaldım... Ben de buraya geldim.
- Kahve içmeye gidelim mi?
Şaşırmıştı. Kolundan tutup kaldırdım onu. Beraber kahve içmeye gelmiştik. Bizim sokakta kafeterya, AVM, büyük marketler ve daha birçok şey vardı. Bu konuda rahattık. Aradığımız her şey burada vardı. Neyse kahveleri alıp bir banka oturduk. Saat geç oluyordu. Onu kız haliyle sokakta bırakmak içime sinmiyordu.
- Bana gelsene, benimde annem ve babam yok. Tek başıma yaşıyorum. Bu gece bende kal. Yarın da ne yapacağımıza karar veririz.
- Yok, ben rahatsızlık vermeyeyim.
- Ne rahatsızlığı, hem korkmana da gerek yok seni yemem.
- Yok ondan değilde...
Kolundan tutup sürükledim. Eve doğru gidiyorduk ki yağmur yağmaya başladı. İkimiz de yağmurda ıslanıyorduk. Islanırken adını da öğrendim. Adı Rüya' ydı.
- Yağmuru sever misin?
- Hem de çok.
- O zaman yavaş yavaş gidelim.
- Olur.
Yavaş yavaş gidiyorduk. Artık sokaklar da insan yok denecek kadar azdı. Her yer bomboştu. Eve vardık. Banyo yapmamız gerekiyordu. O normal banyoya girdi. Ben de annemin odasında ki ebeveyn banyosuna. Ona kendi kıyafetlerimden verdim. Beraber oturma odasına geçtik. Rüya yorgun görünüyordu. Ona benim yatağımda yatabileceğini söyledim. Ben de annemin odasında yatacaktım. Yatağa uzandım fakat uykum gelmedi. Film izlemeye karar verdim. Birkaç bölüm izledikten sonra uyudum. Sabah uyandık. Kahvaltı hazırladık ve yedik. Masayı da topladık. Rüya dışarıda işi olduğunu söyledi ve çıktı. Ben de Aygül Teyzeylere gittim. Kapıyı çaldım. Serkan açtı.
- Ne o buraya kapıda dikilmek için mi geldin?
- Ne?
- Ne bekliyorsun içeri gelsene.
İçeri girdim. Serkan ve Mehmet amca dışarı çıkıyorlardı. Aygül teyzenin yanına gittim. Bulaşık yıkıyordu Aygül Teyze. Yardım ettim ve beraber içeri geçtik. Aygül Teyzeye dün gece olanları anlattım.
- Sence ne yapmalıyım Aygül Teyze? Bir yandan kıza üzüldüm beraber yaşayalım diyorum. Bir yandan da ya kötü biriyse diyorum. Fikir ver bana ne yapayım?
- Bilmem ki kızım. Şimdi ben de üzüldüm kıza ama kızı tanımıyoruz da. Sen en iyisi kızın mahallesine git komşularıyla konuş kızın nasıl biri olduğunu ailesinin nasıl olduklarını sor ona göre karar ver.
- Haklısın, o zaman ben gideyim.
- Adresi biliyor musun ki?
- Biliyorum, dün konuşurken söylemişti.
Vedalaşıp çıktım oradan. Kızın mahallesine geldim. Birkaç komuşularıyla konuştum. Hepsi iyi şeyler söylüyordu.
- Rüya aklı başında bir kızdır. Kimseye zararı dokunmaz. Ama işte bir dayısı var Allah belasını versin.
- Rüya iyi kızdır. Annesi de öyleydi. Çok yardımı dokundu bize.
- Annesi benim çocuğun öğretmeniydi. Çok iyi insanlardı.
Kızın ve ailesinin hakkında kötü konuşan yoktu. Ama hâlâ kararsızdım. Eve gittim. Hava kararmaya başlamıştı.Rüya da benden bir on beş dakika sonra kapıyı çaldı.
- Aslında geri gelmeyecektim ama sana teşekkür etmek ve veda etmek için geldim. Ben dün için teşekkür ederim. Seni de gece gece rahatsız ettim dün. Özür dilerim. Hoşçakal, kendine iyi bak.
Arkasını döndü, tam gidecekti durdu. Bana baktı.
- Def benim annem öğretmendi. Benim hiç arkadaşım olmadı. Herkes beni annemden cevapları alıyorum diye biliyordu. Halbuki bazen çoğundan kötü sonuçlar alıyordum. Ben hep dışlanıyordum. Sen... Sen benimle arkadaş olur musun?
Hiçbir şey diyemedim. Yine arkasını döndü, gidiyordu... Bu sefer ben durdurdum onu.
- Nereye gidiyorsun? Markete mi, dur o zaman ben de geleyim.
- Anlamadım.
- Neyi anlamadın, yemek yapmadım. Aç kalmaya niyetin yok herhalde. Markete gidip noodle alalım.
- İyi de ben-
- Sen bundan sonra benimle beraber bu evde yaşayacaksın. Yarın ilk işimiz senin okuluna gidip, benim kaydımı senin okuluna almak.
Sonrada bir nakliyeci bulup senin eşyalarını eve taşımak, ardından birkaç eksik şey var. Onları alalım ve iş bulalım.
- Sen ciddi misin?
- Evet.
- Teşekkür ederim.
- Ahh hadi hızlı olalım. Yarın çok işimiz var. Erken uyumalıyız.
- Ama dur. Benim eşyalarımı getireceğiz ama nereye koyacağız ki?
- Annemin odasını boşlatmamız gerek. Zaten dolaplar falan kırılmışlar. Onları artık atsak iyi olacak.
- Bundan emin misin?
- Eminim...
Noodleleri aldık. Eve geldik. Onları yedik. Yarın çok işimiz olduğundan erken yatmaya karar verdik. Masayı toplayıp yataklara geçtik.
- İyi geceler.
- İyi geceler.

