Aniden gözlerimi açıp etrafa baktım. Telefonumu elime alıp ekranı açtım, saatim 05.08 olduğunu görünce yataktan kalkıp giyinme odama doğru ilerledim üstümü değiştirip yatağıma oturdum.Telefonumu elime alıp Instagram da gezinmeye başladım, kapının çalınıp aniden açılmasıyla irkildim.
"Miray ne yapiyosun bu şekilde?"
"Ne oldu anne?"
Yavaş yanıma yürümeye başladı, bende tedirgin bir şekilde ayağa kalktım annem elini yüzüme koydu gözlerini yüzümde gezdiriyordu sanki kusurumu bulmaya çalışıyormuş gibiydi bense burnumdan soluyordum.
"Yürü."
Lavaboyu kastediyordu, peşinden gittim lavabonun önünde kendine bakiyordum ellerimin titrediğini hissediyordum annemin baş parmağı yüzümde bir yerde durdu sinirlı bir şekilde.
"Bu sivilce ne?"
Cevap vermedim.
"Yüzünü yıka."
Ellerime su alıp yüzüme çarptım.
"Tekrar."
Tekrardan.
"Yüzündeki sivilce geçene kadar."
Bunun suyla geçmiceğini kim ona söylemek ister?
Suyu yüzüme çarpıyor annemde beni izliyordu kaç dakikadır bunu yaptığım hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu annem birden durmamı işaret etti.
"Birşeyide becer, seni bekliyorum makyaj yapda birşeye benze."
Annem lavabodan çıkıp gitmişti, gözlerimden yaşlar süzülürlen gözlerim titriyordu, makyajım bittikden sonra annemin yanına gittim. Eliyle tartıyı gösterince gözümü devirmemek için kendimi zor tuttum tartıya çıkıp gözlerimi kapattım.
"Elli iki."
İçimden küfür ederek annemin yüzüne baktım.Annemse bağırmaya başladı
"Miray, senin ideal kilonun kırk sekiz olduğunu biliyorsun bu ne? kendini bilmezlik? ne yaptığını zannediyorsun?"
"Özür dilerim."
"Bir kızın en önemli şeyinin güzellik olduğunu biliyosun kendine derhal çeki düzen ver yapmak istemediğim şeyleri yapmak zorunda bırakma beni."
Benimde içimden şuan seni öldürmek geliyor ne yapmalıyım?
"Özür dilerim, birdaha olmicak."
"Üç gün su orucu tutacaksın, ardından diyetisyeninle konuşucam yeni program hazırlicak sana."
Cümlesi bitince çantamın olduğu yere doğru yöneldim, annem kolumdan tuttu.
"Okulda kaçıncı oldun?"
Gözlerimden yaşlar aktiğini fark edince eliyle çenemi tutup başımı yukarı kaldırdı.
"Cevap ver."
"İkinci."
Elini boynumdan çekti tökezledim.
"Hayal kırıklığından başka hiçbirşey değilsin."
Yüzüne bakamıyordum.
"Üç gün cezalısın, okul dışında odandan çıkmak yok zaten su orucu tutacaksın."
Başımı kaldırdım yüzüne baktım ama keşke bakmasaydım öyle bakiyordu ki iğreniyor gibiydi ardından ağzında birşeyler geveleyip çıktı odadan gözlerimin sulandığını fark edince ellerimle rüzgar yapmaya çalıştım yukarı bakarak hayır Miray şuan olmaz rimelin bu kadından daha önemli olmaz
Çantamı alıp odamadan çıktım abimin odasının önünde durup kapıyı çaldım ve içeri girdim abim yatakta oturuyordu yanına gidip bende oturdum sonra ona sarıldım ayrıldığımda yüzüme bakıyordu.
"Ee şans öpücüğü yokmu"
Dudaklarını yanağımda hissettiğimde gülüşüm büyümüştü.
"Seviyorum seni ya."
"Seviceksin tabi kızım, abinim ben senin."
"Bugün antreman varmı?"
"Var."
"Bende gelicem, aşık oldumda."
"Bu sefer kime?"
Gülümsemekle yetindim.
"Miraycım, canım amacın ne senin acaba?"
"İçimden birşeyler dürtüyo beni, bu aralar çok sakindim."
"Senin amacın başka."
Kahkaha atıp çantamı aldım, kapıya kadar yürüdükten sonra arkamı dönüp elimle öpücük attım.Odadan çıkıp merdivenlere yöneldim, kapıdan korumalar beni bekliyordu bense mutfağa yöneldim, odaya girip neşeli bir sesle konuşmaya başladım.
"Sena ablam günaydın."
"Günaydın canım nasılsın?"
Gözlerimi devirerek.
"Üç gün yemek yok."
Cilveli bir sesle gülümseyip.
"Ama bence sen bana o güzel kurabiyelerin den birazcık verebilirsin."
Cevap vermesine fırsat vermeden.
"Hem sen bana kıyamazsın aç kalmama hiç gönlün el vermez dimi."
"Miray hanım"
Sözünü kestim
"Ay başlicam hanımına kaç kere söylicem bana hanım deme diye ya"
Gülümseyip saklama kabını çıkarıp bana uzattı bense alır almaz çantama koydum sonra otuz iki diş gülümseyerek yanına gidip sarıldım
"Beni zaten bı sen seviyorsun ya ben seni yerim seni"
"Dikkatli ol yakalanma olurmu"
"Oyy benide düşünürmüş valla bu aralar favori insanımsın aşkım"
Yanağından öpüp koşarak korumalarım yanına gittim arabaya geçtik biri arabayı kullaniyo biride önde oturuyordu bense arkada üç kişilik yerin cam kenarındaydım ortaya geçtim
"Murat bugün çok kotu bı gün dimi"
Cevap vermedi
"Karın nasıl"
"İyi"
Konuşsa ölücak çünkü
"Aaaa senin karın hamileydi çocuk cinsiyeti bellimi"
"Belli"
Elimi dur der gibi yaptım ama görmüyordu bile beni
"Tahmin edicem kızmı kesin kız kız dimi"
"Evet"
"Yaaa ben bunu yerim kız bide ya dur ben bı hangi burç olcağını hesaplicam bekle"
Sanki kuş olup uçucak adam
"Ayy balık oluyo ben balıkları sevmem çok ağlarlar yazık"
Bana ters ters baktığını fark edince
"Yok ya balıklar çok tatlı olurlar ben gene severim merak etme sen"
"Sen sevmeseydin zaten ölürdük"
ZATEN
"Ya sen adını Miray koysana ne güzel olur"
Bunu soylediğim an arabanın durdu murat inip kapımı açtı
"Mersi canım"
Arabaya tekrar binince benim okula girmemi beklemeye başladilar bense salağa yatarak
"Biliyorum mükemmel bir kişiliğim ve beni özlemekten hepiniz ölüyorsunuz ama sabredin"
İkisininde yüzü sabit kalınca dik dik bakıp okula gittim sınıfın kapısını açtığım an yanlışlıkla tımarhaneyemi geldiğimi sorgulamadan edemedim akıllı tahtadan şarkı açmışlardı ve sözde eğleniyorlardı ama can çekişiyor gibi duruyorlardı sırama geçip yerleştim sonra saate baktım 6.39 saat daha çok erken okul sekizde başliyor zaten diye düşünüp sınıftan çıkıp bahçede boş bank bulmaya çalışıyordum ama maşallah sabahın altısında herkesin sosyalleşesi tutmuştu birtanesine doğru yürüdüm iki tane kız oturuyordu
"Seni sema hoca çağırıyo"
"Nedenmiş canım"
"Sadece hoca seni gösterip çağirmamı istedi velin gelmiş"
İkiside bı hışımla kalkıp gittiğinde oturup bacak bacak üstüne attım Netflix e girdim Elena Holmes ikiyi açıp izlemeye başladım yaklaşık yirmi dakika sonra telefon sesiyle irkildim sinirle telefonumu açtım
"Ne var"
"Nerdesin Miray seni ariyoruz"
"Kimsin"
"Deniz"
"Ayy ben seni en son engellemiştim nasıl arıyorsun lan sen beni bide keyfimi bozuyor ne güzel film izliyodum"
"Miray bizde seni ariyoruz ya"
"İşte ben diyorum siz salaksınız bahçedeyim nerenizle aradınız lan beni"
Yüzüne kapatıp tekrar filmi açıcaktimki yanımdaki kediyi gördüm
"Ayy ben seni yerim"
"Pişt baksana bı sen"
"Banama diyorsun"
"Yok anana"
"Anamı falan ne karıştırıyorsun sen"
"Dur gel yanıma bı"
Yanıma yürümeye başladı yanıma gelince fark ettim gözlerinin yeşil olduğunu
"Oha gözlerin ne güzel, yakışıklısı da ben seni nasıl fark etmedim bu zamana kadar"
"Sen banamı yürüyorsun"
"Sevgilin varmı senin"
"Bunun içinmi çağırdın beni"
"Yok ya yakışıklı görünce asıp sebebini unuttum ben benim fotoğrafımı çeksene"
"Telefonunu ver çekiyim"
"Yok benim telefonumun kamerasında sorun var sen kendinden çek bana atarsın"
Asla hesabını öğrenmek için değil Telefonuyla beni çektikten sonra ayağa kalkıp yanına gittim
"Adın ne peki onu söyle bari"
"Akay"
"Güzel isim bende Miray belki duymuşsundur baya popilerim okulda"
"Duymadım"
"Senin şanssızlığım yazık" telefonumdaki saate bakıp konuşmaya devam ettim
"Beni lafa tutuyorsun sonra ben derse geç kalıyorum olan bana oluyo"
"Sanki sen beni lafa tuttun ama sen bilirsin"
"Zaten ben bilirim başka kim bilcek" elimi yukarıdan aşşağı bedenimi gösterdim Instagram adımı verip koşmaya başladım ilk dersimiz bedendi Allah belasını versin beden derslerinin spor salonuna hirip etrafa baktım hoca serbest bırakmıştı tribünlere çıkıp bizimkilerin yanıma oturdum
"Siz boş durmazdınız beden dersinde oturuyorsunuz falan"
"Dün bizim antremanımız vardı yorgunluktan oluyoruz" diye konuştu yiğit üçü aynı basketbol takımındaydı deniz yiğit Dicle o yüzden yorgunluktan ölü gibilerdi telefonumdaki bildirim sesiyle dikkatim dağıldı birdirim akaydan gelmişti beni çektiği fotoğraftı Instagram hesabıma yukledim

Günümü aydınlattın bebeğim🌝 @akayaktuğ @miroşmuymuş
448 beyeni 108 yorum
"Kim gününü aydınlatmış bakiyim senin" sıla gözlerime bakarak cevap bekliyordu ona anlatmadığım için kaşları çatılmıştı gülümsyserek ayağa kalktım sılanın yanına gidip yanağını öptüm
"Karım benim merak etme hala seviyorum seni"
"Sen bı soruma cevap ver bakım kimmiş senin gününü aydınlatan"
Gülümseyip lafa girdim
"Akay aktuğ"
"Kimmiş bu"
"İşte yolda karşılaştık nazik bir şekilde konuştuk gözleri böyle yeşil yeşil boylu poslu maşallah"
Hepsinin gülmeye başladığını görünce kaşlarımı çattım
"Ne gülüyorsunuz ya"
Cevap alamayınca lafa girdim
"Bugün Elena Holmes ikincisini izlemedim yani izledim derkende yirmi dakika falan izledim o kadar güzelki birincisinden daha güzel dedim ben neden bu kadar süre bunu erteledim dedim ama Allahın belası deniz yüzünden kapatmam gerekti"
"Benim ne suçum var ya"
"Suçlusun bu aralar zaten kıcığım sana nedense"
Sıla denize dönüp kınayıcı bakışlarla ona baktı
"Tıh tıh tıh ayıp ayıp"
"Ne yapsam suç ya"
"Of sıkıldım ben akayı görcem"
"Hangi sınıftaki"
"Bilmiyorum da bakarız"
Sılanın elini tuttum
"Sende gelirsin dimi" cümler biter bitmez ayağa kalması bir olmuştu biz spor salonundan bahaneyle çıkıp müdürün odasına gittik okulun sahibi babamımdı müdürde babamdı içeri girdik ama hiçkimse yoktu
"Şanslı günümüzdeyiz"
Başımı sallayıp bilgisayara yöneldim buraya gelmişim öyle gitmem ben önce akayın ismini arattım ben 11/C deydim onun sınıfı ise 11/A
"Buldum buldum"
"Hangi sınıf"
"11/A"
"Tamam tamam Hadi gel gidelim"
Etrafa göz gezdirdikten sonra WhatsApp a girdim babam açık unutmuştu adam diyoki gel benim yerime mesaj at okulda sadece ön birlerin olduğu gruba ikinci dersde toplantı odasında olamalarını söyleyen bir mesaj yazdım ardından masadaki makası elime alıp sandalyenin kolluklarını parçaladım sonra yanıma aldığım koltuğun renginde olan boyayı sürdüm ayağa kalkıp sılayla akayın sınıfına gittik kapının önünde durup sılaya döndüm
"E ben ne diceğimizi düşünmedim"
"Napcaz"
"Dur düşüniyim"
Sıla bana döndü
"Buldum sen beni burda bekle"
Müdürün katına gidip yaklaşık on dakika sonra elimde kağıtla geldi
"Babanın imzasını at"
Kağıtda bir derslik izniniz vardı bense babamın imzasını taklit edip kapıyı çaldım dersleri tarihdi ve sema hoca vardı
"Bu sefer ne oldu miraycım"
Anında duyguya geçip konuşmaya başladım
"Hocam ben geçen gün hasta halimle okula gelemediğim için çok içimde kaldı ve şansa bakın gelemediğim günde sizinle derslerimiz vardı bende geri kalmak istemedim ve müdürden izin aldım" sınıfın içine yürüyüp kağıdı hocaya verdim sılada yanımdaydı
"Rahat durucaksan geç otur"
"Hocam gerçekten alınıcam şimdi beni tanımayan insanlar beni yanlış tanicak"
Gözlerim sınıfda gezinirken akayın gözleriyle buluştu yeşilleri gözlerim deydi duvar kenarında en arkanın bi önünde oturuyordu arka sırası ise boştu birde onun yanında boş sıra vardı zaten sınıflar 11 kişilikdi bir sıra fazladan vardı bir kişide bugün gelmemişti
"Kızım seni tanımayan olduğunu sanmıyorum neyse geçin oturun dersi bölmeyin"
Hızlı adımlarla akayın arkasına oturdum sıralar neden tek kişilik Allah belanızı versin sizin ya burda akayın yanına oturmak vardı be
Akay yavaşca boynunu çevirdi ama tam değil konuşmaya başladı
"Manyak mısın sen sınıfımı nerden buldum"
"Hooop yani Akay manyak falan ayıp oluyor"
Dudakları kıvrılmıştı gülmemek için kendini zor tutuyordu
"Napsam acaba bu sınıfamı geçsem"
Cevap vermedi.
"Bugünde herkes böyle."
Cevap vermedi.
"Biliyor musun tarihe bayılırım şuan bile tüm müfredatı bitirdim tarihden."
"Buraya da beni görmeye geldin yani."
"Aşkımdan yollara düştüm sen Leyla ben Mecnun ay pardan ben Leyla sen Mecnun yanalımmı dedim."
Cevap vermedi.