Yağmur dinmemişti. Gecenin geç saatlerinde damlalar hâlâ camlara vuruyor, rüzgârın hırıltısıyla birleşip uğultulu bir huzur yaratıyordu. Arabanın içi sıcaktı, dışarısı ise gri ve soğuk. Arya, Karan’ın montunun içinde büzülmüş halde, derin bir uykuya dalmıştı. Kaşları çatık, gözleri zaman zaman hafifçe kıpırdanıyor, kabuslarla boğuştuğunu ele veriyordu. Sessizce inliyordu zaman zaman. Bir şeyler fısıldar gibi… Anlamlı, ama dağınık. Karan, koltuğundan dönüp ona baktı. Uzun süre sadece izledi. Uyurken bile diken üstündeydi Arya… Sanki biri her an gelip onu alacakmış gibi. Yavaşça koltuğundan kalktı. Kapıyı açtı. Yağmurun altında dolanarak diğer kapıya geldi. Arya’yı uyandırmadan dikkatlice eğildi. Onu incitmeden kollarına aldı. Arya hafifçe kıpırdandı ama uyanmadı. Yüzüne düşen bir saç teli, solgun teniyle birleşince daha da savunmasız görünüyordu. Karan, onu evine taşıdı. Kapıyı omzuyla aralayıp içeriden ışığı açmadan geçti. Salonun köşesindeki kanepeye yöneldi. Arya’yı dikkatlice yatırdı. Başının altına bir yastık koydu. Üzerine ince bir battaniye örttü. Ardından birkaç saniye hareketsiz kaldı. Eğildi. Saçlarını nazikçe kulağının arkasına itti. Gözleri istemsizce Arya'nın boynuna kaydı. İz… O iz. Yıllardır hafızasında yaşayan, silinmeyen o silüet. İçinden geçirdi: “Sensin… değil mi?” Elini geri çekti. Derin bir nefes aldı. Ardından kanepeye değil, biraz uzağa bir koltuğa oturdu. Gözlerini kapattı. Sabah olana kadar Arya’yı sessizce koruyacaktı. Uyandığında, gitmek isterse… konuşacaklardı. Ama şimdi değil. Çünkü bu gece… ilk kez kaçmamıştı.
Bölüm 6
6. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.