İçeriğe geç

Yağmurda Kalan

Bölüm 42 · 3 dk okuma

Yağmurda Kalan

Bölüm 42

42. Bölüm

Yavaş yavaş sabahın loş ışığı odanın içine süzülmeye başladığında, Arya’nın yüzüne birkaç ışıltı vurdu. Ama Arya'nın göz kapakları huzursuzca kıpırdandı. Hafif bir inleme çıktı dudaklarından. Belinde, derin bir ağrı… Sanki gece boyunca o bölgede bıçak gibi bir yanma olmuştu. Gözlerini açmaya çalıştı ama vücudu kıpırdamaya direniyordu. Kalkmak istedi ama kasları sanki ona ihanet ediyordu. Arya (kısık bir sesle): "Ah... belim…" Kıpırdanmaya çalışınca, Karan yavaşça gözlerini açtı. İlk refleksi, Arya’nın hareketiyle gelen huzursuzluğu fark etmekti. Başını biraz kaldırdı, gözleri Arya'nın yüzünde dolanan o hafif acıyı hemen yakaladı. Karan (uykulu bir sesle, ama endişeli): "Aşkım? Ne oldu?" Arya başını hafifçe çevirdi ama sesi hâlâ zayıftı. Arya: "Belim... sanırım fazla hareket ettim dün... şimdi kalkamıyorum." Karan hemen toparlandı, elini Arya’nın beline koydu ama çok nazikti, acı vermemeye dikkat etti. Onu yavaşça kendine çekti, yüzünü saçlarına gömdü ve derin bir nefes aldı. Gülümseyerek mırıldandı: Karan: "O zaman bugün hiçbir yere gitmeyelim. Sadece yatalım. Senin yanımda olman yetiyor bana zaten." Arya'nın kaşları ağrıdan çatılmıştı ama Karan’ın o sıcak sesi, yüreğine bir ilâç gibi işledi. Onun kollarında kalmak, her şeyi unutturuyordu. Gözlerini kapattı ve başını yeniden Karan’ın göğsüne yasladı. Arya (fısıltıyla): "Tamam... sadece bugün değil, hep böyle olsa..." Karan: "Olacak. Her sabah seni böyle sarılarak uyandıracağım. Ve ne zaman canın yansa, ilk ben anlayacağım." Karan, Arya'nın alnına küçük bir öpücük kondurdu. Ardından yorganı Arya'nın üzerine iyice çekti. Elini onun beline koydu, tam da ağrıyan yere hafifçe masaj yapar gibi bastırdı, çok yavaş. O gün, gerçekten de hiç kalkmadılar yataktan. Sadece birbirlerine sarıldılar. Konuştular, sustular, güldüler… Ve ikisinin de kalbinde aynı şey vardı: sonunda güvendeyiz.

Arya bir süre daha Karan’ın göğsüne yaslanmış halde gözlerini kapalı tuttu. Ancak yüzündeki huzurlu ifade yavaş yavaş yerini gerginliğe bıraktı. Karnında kıvrılan bir ağrı vardı; önce hafifti ama dakikalar geçtikçe şiddeti arttı. Sol eliyle karnını tutmaya başladı, gözlerini sıktı. Arya (kısık, acılı bir sesle): "Karan… karnım çok ağrıyor." Karan hemen başını kaldırdı, Arya’nın yüzüne baktı. Onun bu haline anında odaklandı. Birkaç saniye sonra doğrulup Arya’ya daha rahat hareket edebilmesi için destek oldu. Karan (endişeyle): "Neresi? Nasıl bir ağrı? Batma mı, kramp mı? Söyle bana, hemen bir şey yapalım." Arya (zor konuşarak): "Alt karın... sanki biri içerden bıçaklıyor gibi... karnım kasılıyor." Karan elini Arya’nın karnının üst kısmına doğru uzattı ama çekinerek, temkinli bir şekilde dokundu. Karan: "Şşş… tamam tamam. Belki dün fazla yoruldun, vücudun sinyal veriyor olabilir. Hemen bir sıcak su torbası getireyim. Gerekirse Yusuf'u da ararım." Arya başını salladı, gözlerini kapattı. Karan hızla yataktan kalktı, bir yandan düşünüyordu: Acaba regl mi oldu, yoksa başka bir şey mi? Panik yapmadan ama dikkatli olmalıydı. Kısa süre sonra elinde sıcak su torbasıyla geri geldi. Arya’nın yanına oturdu, yavaşça battaniyeyi açtı ve torbayı karnına yerleştirdi. Karan (yumuşak bir sesle): "Buradayım tamam mı? Hemen geçireceğiz. İstersen bir ağrı kesici de getirebilirim." Arya gözlerini araladı, yüzünde hafif bir minnettarlık vardı ama ağrı hâlâ dinmemişti. Arya: "Sen buradasın ya... başka bir şey istemem. Ama çok kötü, Karan…" Karan: "Seni böyle görmek içimi yakıyor. Ama birlikteyiz, bu da geçecek. Azıcık dinlen… sonra geçmeye başlar." Karan Arya’nın alnına öpücük kondurup ona sarıldı. Arya, karnındaki sancıyla kıvranırken, Karan onu sakinleştirmeye devam etti. Ağrı geçene kadar orada kalacaktı. Her zaman yaptığı gibi, Arya’nın yanındaydı. ---

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.