3 saat sonra... Hastane odasının içi sessizdi. Tıbbi cihazların aralıklı bip sesleri, zamanın akışını hatırlatıyordu. Kapı hafifçe aralandı ve Karan içeri girdi. Elinde Arya'nın sevdiği çiçeklerden küçük bir demet vardı. Yavaşça yanına yaklaştı, baş ucundaki sandalyeye oturdu. Arya’nın kirpikleri titredi, göz kapakları yavaşça aralandı. İlk başta bulanık gören gözleri, karşısındaki adamı tanıdığında parladı. “...Karan?” sesi zayıf ama umut doluydu. Karan yüzünde sıcacık bir gülümsemeyle ona yaklaştı, ses tonu yumuşaktı: “Güzelim... Karım... Uyandın mı? İyi misin, güzelim? Seni çok merak ettim...” Arya’nın gözleri doldu, sesi çatallı ama duygusaldı: “Sarıl bana...” Karan hemen eğildi, onu narince kucakladı. Göğsüne yasladığı Arya'nın saçlarını usulca öptü. Parmakları Arya’nın saçlarını okşarken kalbinin attığı her ritim sanki ona “buradayım” diyordu. “Şimdi birazdan Yusuf gelicek,” dedi Karan yumuşakça. “O da benim arkadaşım, aynı zamanda çok iyi bir cerrah. Beline bakmamız gerekiyor... Ben de burada olacağım, tamam mı?” Arya başını hafifçe yana eğdi, sonra gözlerini Karan’a dikti. “Sen bak... sadece sen.” Karan kısık bir kahkaha attı, başını hafifçe salladı. “Öyle olmaz güzelim... Ama evde bakarım, daha dikkatli olurum,” dedi, göz kırparak. Arya hafif gülümsedi, sesi alaycı ama sevgi doluydu: “Her fırsatı da değerlendiriyorsunuz, doktor bey…” Sonra sesi biraz daha yumuşadı, dudakları hafifçe aralandı: “Öp beni…” Karan eğildi, dudaklarını Arya’nın alnına bastırdı önce, sonra yanağına. “Bundan bin tane bile yetmez sana…” dedi fısıltıyla.
Bölüm 32
32. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.