''Özgürlük!'' Dedim heyecanla ama fazla ses çıkarmadan. Son gün dershaneden aldığımız kitaplarımızdan payına düşenleri kucaklarken bana baktı. ''Seneye gelmeyecekmişsin gibi konuşuyosun.'' Akşam ezanı okunmaya başlamıştı. Hafif esen rüzgarda uçuşan saçları, aynı renk açık kahverengi gözleri beni izlemeye fırsat bulamadan düşen kitaplara kaydı. ''Fırsatını bulsam gelmem. Bir saniye düşünmeden giderim. Hayat çok kısa Buse, bana ver kitaplarını ben taşırım.'' Çelimsiz, zayıf kollarından aldığım kitapları diğerlerinin üstüne koydum. ''Bu sene diğerinden daha zordu sanki yada ben öyle hissettim.'' ''Fen liseleri her yıl zordur. Hele erkeklerle uğraşırsan Yağmur, o zaman sonunu alamazsın.'' Dediğine yapmacık şekilde dudağımı büzdüm. ''Çabucak eve gidelim babam aramamı söyledi.'' Babasını tanıyorum. İğrenç olmasada gerçekten kötü biri. Beni ev arkadaşı olmam için o buldu. Okul birincisi kızını darlaya darlaya teşekkür belgesi almaya itti. ''Ben bu kızı seviyorum herkes duysun, aşığım'' Dedi esmer bir çocuk, tekrar başımı eğdim. Elimdeki kitapların ağırlığı beni benden alırken sessiz hıçkırıklar başımı kaldırdım. ''Dayanamıyorum .'' Dedi acizliğini belli eden fısıltı. Elindeki birkaç kitabı da koşarak gittiği çöp konteynarına hırsla attı. Hareketiyle üzülmesine neden olan çiftler bize hayretle baktı. ''B-Ben burda böyle bi-biterken'' ''Şşşşştt.'' Başını boynuma yasladım. ''Eve gidelim ben sana papatya çayı yaparım ha, ne dersin güzelim?'' Hem ağlamamaya çalışıyor hem de acıyla gülüyordum. ''Papatya mı?'' Acısına göz yaşlarıyla gülerken devam etti. ''Kabul.'' Çocukça ağlamaya devam etmeden başını omuzuma yaslayıp yürümeye kaldığı yerden tekrar başladı. Sarhoş gibi yürürken onun gibi kendime yapmamı bekledikleri tek yatırım olan test kitaplırını tek seferde atıverdim.
''Çayınız hazır, hazretleri.'' Oturduğu yerden kalkıp balkonun sinekliğine yöneldi. Seri hareketlerle sandalyeyi çekip oturdu. Bende elimdeki bardağa zarar gelmemesi için cebelleşirken peşinden geldim. ''Sigara?'' Dedi paketten biraz dışardaki sigarayı temsilen bana doğrulttu. ''Ben de var, seninkinin tadı keskin değil.'' Özlemle tekel 2000 kırmızı uzun yazan pakete baktım. Gözlerini yumduğunu gördüm. ''Bu tüm tatil boyunca içip içebileceğim son sigara paketi. Kütahya 'da yoktur 18 yaş altı satan bakkal, yada vardır ama ben bilmiyorum.'' ''Vardır.'' Çektiğim dumanı yavaşça serbest bıraktım. ''Ama sen bilmezken ne yazar?'' ''Ben onun için babamı karşıma almıştım.'' İzmariti son yolculuğuna uğurlarken acıyla söylendi. ''Sevmiştim lan ben onu. Gerçi hakkını yemiyeyim o da beni sevdi. 3 kızla aynı anda.'' ''Of içim şişti yeter artık. Çocuk kendini garantilemişse ne olmuş? Ağlama, üzme kendini, söylenme olan olmuş. Kasma. Calm down Buse calm down. Sadece bir gece , eğlen bırak kendini, onu unutmayı unutursun o derece.'' Uzun konuşmamdan sonra biraz soluklandım. Etkileyici konuşmama cevap vermesini beklerken sakince mırıldandı. ''Ben yatıyorum iyi geceler. Dediğini yapamam belki ama boş ver yorma kendini.'' Çocuğun yemediği tribi ben yiyorum şimdi de. Giderken balkonun ışını kapatıp bana gelmem gerektiğini hatırlattığında gecikmedim. Sanırım bana kırgındı. Belki de ilerleyen saatlerin onu akedemik başarısıyla bizzat ilgilenen ailesine yakınlaştırdığı gerçeğiyle yüzleşiyordu. Takmadım. Nasıl olsa taktir belgesiyle eve dönecek olan bendim, erkeklere kafa yormadan sadece kendimle ilgilenen.
Tuvaletin makyaj yapmak için kullanılan ledlerini yaktım. Kahverengi kürek kemiklerimin sonuna kadar gelen dalgalı saçlarım, beyaz tenimin üzirinde tamda omuzlarımdaki aynı renk benlerle güzel görünüyordu. Çok koyu kahverengi gözlerimi çevreliyen kirpiklerimdeki rimel biraz bozulmuştu. Yüzüme soğuk su çarptıktan sonra aynalı dolaptan aldığım diş fırçasını macunuyla beraber kırmızı dudaklarımı aralayarak görevimi yaptım. Açık sarı, ip askılı geceliğimi düzelttikten sonra odama gittim. Kapımı kapatmadan yattığım yatağımda pikeme iyice sarıldım. ''Temas bağımlısısın kızım sen.'' Dedim içimden. Doğru, küçükken köydeki teyzelerin yanına sırf güzelliğim övülsün diye gittiğimi hatırlıyorum. Sadece temas bağımlısı değildim. ''Daha kim bilir nelere muhtaç olacaksın Yağmur.'' İç sesim kendi kendine konuşup asla olmayacak seneryolara dalarken gözlerim ''benden bu kadar'' dedi.
''Eşyalarını kontrol ettin mi?''
''Ettim.''
Yanağıma busesini kondurdu.
''Beni aramayı unutma.''
''Beşiktaş fenerbahçeyi yendiğinde seni teselli ederim.'' Diyip boynuna sarıldım.
''Öyle birşey olmayacak.'' Ardından daha çok sarıldı.
''Görüşünüz .''
''Umarım.'' Otobüslerin kalkış çağrıları gelince o Kütahya' ya, ben Aydın' a olmak üzere İzmir' den ayrılmanın yolunu tuttuk. ''Bavul bizde kalsın hanımefendi.''
''Buyurun.'' Küçük merdiveninden çıkarak otobüsün şoför koltuğunun önüne attım kendimi ''İğrenç bir koku, keşke okul bitmeseydi.'' Diye geçirdim kafamdan. Mavi kendine has koltuklarına otururken kusma torbalarını cebe yerleştirdim. Kimseyi dinlemeden beklemeden daha başımı yaslamaya vakit bulamadan açık mavi hafif kısa elbiseminde izin verdiği kadar yayılarak uykuya daldım. Kimi rüyamda göreceğimi bilmeden uyumuşum.
Çocukluğumdan beri yaşadığım düşme hissiyle yumuşak birşeye tutunarak kendime geldim. Ve bang bang beynimden vuruldum. Şu an tamamen ayıktım ama ne tutunduğum yumuşaklığı bırakabiliyordum, ne de gözlerimi açabiliyordum. Kimi taciz ettiğimle ilgili hiç bir fikrim yoktu. Dürtülmeyle kalktım yerimden
''Kızım iyi misin?'' Yanımdaki teyzeyle göz göze gelince bir rahatladım.
''E-Evet, iyiyim ben.''
''Uyuma vardık sayılır.''
''Değerli yolcularım Aydın Otogarına an itibariyle varmış bulunmaktayız.''
''Sağolun, iyi günler dilerim teyzecim.''
Otobüsten seri, neredeyse kaçarmışçasına ilerlerken babamı gördüm. O kadar ihtiyacım vardıki ona sarılmaya .
''Baba!''
''Kızım!''
Ve sarılma sahnesi.
Ardından oyuna kötü kadın dahil olur ve hep daha fazla sevdiği erkek çocuğu.
''Anne.''
''Yağmur!''
''Abla.''
''Karşılama töreni biter ve evlerine giderler''
Göz devirmemeye çalıştığım sohbetler, sıkıcı müzik.
Yemek yerken aklıma dışarı çıkma fikri gelmişti o kadar cezbediciydiki. Tüm yıl bu ortamdan uzak kalmak şu anlık güzel geliyordu kulağa. Nedense diğerleri gibi değildim, çocukken bile başkalarının evinde kalmaya bayılırdım. Asla ailemden uzak kaldığım için ağlamadım. Sadece kardeşimi çok özlüyorum o kadar.
''Anne ben dışarı çıkıyorum.''
''Daha yeni geldin. Yoksa okulda da mı böyle yaptın ?'' Oflayarak ayakkabılarımı dolaptan aldım
''Yapmadım be kadın, yapmadım! ''
''Annenle düzgün konuş!''
''Çıkabilir miyim artık?'' Sinirimi saklamaya çaba gösterirken ancak bunu diyebildim.
''Hava kapalı dikkat et. Yaz yağmuru şidderli olur.''
Şemsiyemi hırsla kavrarken annemin sadece bunu dediğini dumuştum.
''Yahu ben ne yaptım ya?! Neden üstüme geliyorlar neden?''
Kendi kendime konuşurken gök yüzüne baktım.
''Bulutlar bile üstüme üstü geliyor.''
Sokaklar bana dar geldikçe daha hızlı yürüdüm onlar daha fazla yağdılar ama ben neredeyse hiç ıslanmadım. ''Döndüm dolaştım yine aynı sokağın çıkmazlığına yaslandım.'' Hep buraya gelirdim ama bu gün bulutların altında eziliyordum. Şemsiyemi fılatıp biraz ıslanmayı bekledim. Taki sular kesilinceye kadar, oturduğum duvar çıntısından biraz doğrulup yukarı baktım. Simsiyah bir şemsiye beni altına almıştı.
~esb













