Yağmurdan...Eve girdiğimde ailemle ayaküstü konuşup kendimi odama attım. Birkaç parça kıyafet ayarlayıp duşa girdim. Her yerim ağrıyordu. Duş bana iyi gelecekti,yaralarımı saracaktı. Şişen ayaklarımdan bahsediyorum hahaha. Fazla yürümüştüm. Üstüne yağmurda ıslanınca üşümüştüm. Saçlarım da bozulmuştu. Suyu açtığımda tenimdeki ıslak kolye zinciri hissiyle duşakabindeki minik aynaya döndüm. Kolyem ve küpelerim üzerimdeydi. Çıkarmayı hiç istememiştim ama daha bugün aldığım takılarıma zarar vermek istemedim. Üzülerek çıkarttım. Kolyemi çıkartmadan önce birkaç saniye ucundaki taşı avcumda tuttum. Ardından onu da çıkartıp kenara aldım ve işime döndüm. Sıcak su yağmurun üşüttüğü tenimi ıslattıkça zihnim de günümü değerlendiriyordu. Onu gördüğüm âna gelince o anıda donakaldım. Normal bir insandı işte niye bu kadar düşünüyordum ki... Başımı iki yana salladığımda işim bitmişti. Son kez her yerimde sıcak suyu gezdirdiğimde ayaklarıma soğuk su tutup çıktım. Giyindikten sonra mutfağa geçip kendime ufak bir akşam yemeği hazırlamıştım. Onu yerken bile onu düşünüyordum. Anneme yaptığı sus işaretini ayrı bana bakışlarını ayrı düşünüyordum. Annemin tanıdığı ama benim tanımadığım kim olabilirdi? Herhalde bi arkadaşının oğludur diye düşündüm. Yemeğim bitince hemen odama gidip uykuya dalmıştım. ~~~ "Özür dilerim Yağmur, özür dilerim sevdiğim. Bu kırmızı iplik canını çok yakacak biliyorum ama buna mecburuz. Kaderim kaderin olacak geleceğim. Tüm yaşayacakların için şimdiden özür dilerim. Sonsuz kez özür dilerim. Beni affet yeraltı meleği. Geçmişimi seçmeme izin vermediler ve o geçmiş yakamda bir yara. Beni affet serçem..." Baran bu sözleri söyledikten sonra elindeki kırmızı kurdeleyi sağ yüzük parmağıma dolayıp düğüm atmadan geri çözdü. Bunu birkaç kez tekrarlayıp son seferde düğüm attı. Ardından bir anda onun sağ elinin yüzük parmağına kurdelenin diğer ucu bağlandı. O sırada, aynı anda aynı söz ikimizin de dudaklarından döküldü. " Kader bağları... Kırmızı ipin sembol olduğu kader bağları... Sonsuz yaralar ama sonsuz huzurlar... Geçmiş ve geleceğin parçaları... Kırık aynalar... İki ana aynı evlatlar... Ruh çığlıkları... Merhamet ve cinayet... " ~~~ Uyandığımda boğazımı tutuyor ve derin nefesler alıyordum. Gün ışımıştı. Yoğun bir üşüme bedenimi sardı. Elim alnıma gittiğinde hissettiğim ısıyla çekmeceden ateş ölçeri aldım ve alnımı ölçtüm. 38.9 yazısını görmemle kendimi tekrar banyoya attım ve bu sefer sıcak su yerine soğuğa yakın ılık suyu ayarlayıp bir süre suyun altında durup banyodan çıktım. Halsiz adımlarla mutfağa ilerlediğimde nane limon kokusunu almamla mutfağa girdim ve annemi gördüm. " Heh uyandın mı kızım. Sayıklama sesine geldiğimde ateşin vardı nane limon yaptım. Geç otur koyayım bardağa. " Oturduğumda annem de nane limonu koyup getirmişti. Ağzım yana yana içtiğimde anneme öpücük atıp odama gittim. Yatağa geçmeden önce odamın havasız olduğunu fark edip pencereye gittim. Pencereyi açıp kollarımı pencerenin alt kısmına dayadım ve yüzümü avuçlarım arasına alıp dışarıyı izlemeye başladım. Islak saçlarım hafifçe esen rüzgarda uçuşurken gözlerim kapalı biraz bekledim. Sonra gözlerimi açıp dışarıyı izlemeye başladım. O sırada uzaktan beni izleyen bir çift deniz mavisi gözle karşılaştım. Ona baktığımda telaşlanıp el salladı ve hızla gitti. İçime bir korku oturmuştu. Hızla geri çekilip pencereyi kapattığımda elim telefonuma gitti. Aynanda hem perdeyi çektim hem de Beria'yı aradım. Telefon anında açıldığında Beria telaşlı bir sesle konuştu. "Yağmur,sakin ol bir şey oldu. " "Noldu?" "Hani dün mesajlaşırken fotoğrafını attığın ve karşılaştık diye anlattığın çocuk var ya." "Evet eee?" "Az önce onu siyah uzun bir arabaya bindirdiler. Binmeden önce de bişeyler konuştular. Hatta Baran arabaya binmek istemediğini söylediğinde de onunla konuşanlar bir şeyler söyledi. Senin adın geçti ama ne dediklerini anlayamadı-" Telefon bir anda kapandı. Beria'nın sözü yarım kalmıştı...
Bölüm 2
2. Bölüm ~ Korku
Bölüm sonu
2 yorum
İsminin anlamı kıza aşırı uyuyor buarada
1Yanıtİsminin anlamı kıza aşırı uyuyor buarada
