İçeriğe geç

Yağmur'un Baran'ı

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Yağmur'un Baran'ı

Bölüm 1

1. Bölüm ~ Bir Bebeğin Gözyaşı

Yıl 2003...

Yazardan...

Leyla, minik oğlunu kontrole getirmişti. Henüz birkaç günlük olan oğlu kucağında hastaneden çıkıyorlarken hastanenin ilerisindeki parkla binayı ayıran o duvarın kenarında bir sepet gördüler. Sepete yaklaştıklarında minik bir bebek göründü. Daha da yaklaştıklarında bebek ağlamaya başladı. Leyla'nın kız kardeşi bebeğin ağlamasıyla hızla gidip yanına çöktü. Henüz iki yıllık evliydi ama bazı sebeplerden çocuk sahibi olamamıştı. Ciğerinde yanan evlat hasreti minik bebekle hafiflemişti. Kardeşinin bebeğe merhametini gören Leyla onlara dönüp konuştu.

"Ayende, bu bebeği alsana. Belli ki ailesi bırakıp gitmiş. Senin de evladın olmuş olur. İkiniz de birbirinize iyi gelirsiniz."

"Leyla, ben de çok isterim biliyorsun ama onu bu tehlikeli dünyaya almak ne kadar doğru? Onu neye sürükleyeceğimizi bilemeyiz."

"Şimdilik alalım. Bir çare bulamazsak yetimhaneye veririz. En azından sokaktaki tehlikeden koruyalım."

"Haklısın kardeşim. Hop gel bakalım minnakkk. Sanırım artık annen benim. En azından şimdilik."

O günden sonra Ayende'nin evinde her şey bereketlenir, bir şekilde iyi şeyler oluyordur ve bunlar hayatını güzelleştiriyordur. O gün sepetin içinde bir not buldukları için gönül rahatlığıyla çocuğu almışlardır. Notta bebeğin annesine ulaşabilecekleri bazı bilgiler vardır. Bir de şu yazı:

"Eğer bebeğim benimle kalsaydı babası bebeğimi de beni de öldürecekti. Umarım bebeğim güvenli bir aileye ulaşır. Bu notu okuyan ve bebeğimi almak isteyen kişi, onu üzme olur mu? Çünkü bırakmamdaki tek sebep yaşamasını istemem. Eğer beni bir gün bulmak isterse diye bilgilerimi bırakıyorum. Allah'ın koruması üzerinize olsun. Leyâl Lâl Karaca."

Ayende yazıyı okuduğunda ağlamaya başlamış ve minik bebeğe sarılmıştır. O gün minik bebeği komşu kadın emzirmiştir. Ertesi gün Ayende Leyâl'i bulmuş ve gizlice çocuğuna süt yollamasını teklif etmiştir. Leyâl sevinçle kabul etmiş ve süt anne mevzusu bu şekilde kapanmıştır. Aradan günler geçer, minik bebeğin hâlâ ismi yoktur. Bir gün dışarıdan yağan yağmurun sesini duyunca minik bebeğin sustuğunu fark eden Ayende, çocuğa Yağmur adını koyar. Ve çocuğu canından çok koruyacağına dair kendi içinde bir söz verir. Yağmur, adının anlamı gibi büyüdüğü eve rahmet ve bereket yağmasına vesile olur. Ama bunca şey olurken Ayende'nin kardeşi Leyla ve ailesi onu çok az görürler. Çünkü Leyla'nın eşi tehlikenin içine doğmuş bir adamdır ve Yağmur'la arasında sadece birkaç gün olan oğlunu korumak ona yeterince zor gelmektedir. Leyla, oğlu Baran'ı düşmanlarından nasıl koruyacağını geceleri ıslattığı yastığının üzerinde uyumaya çalışırken her seferinde düşünür.

Günümüz...

Yağmur, bugün de dışarıya çıkmış, neşeyle geziyordu. Altında buz mavisi ispanyol paça bol bir pantolon, üstünde beyaz bir bluz ve yine buz mavisi kısa kot ceketi vardı. Toprak kahvesi gözleriyle takı dükkanındaki takıları inceliyordu. Gözüne takılan deniz mavisi taşlı zarif kolye, kendisini almak için Yağmur'a adeta yalvarıyordu. Yağmur ucundaki su damlası şekilli bu taşın görüntüsüne hayran kalmış ve hemen kolyeyi eline almıştı. Ardından küpelere ilerlemiş ve kulağındaki büyük halka küpelerin kalp şeklinde olanını bulmuştu. Çok tatlı bulduğu küpeleri de eline aldı ve kasaya yöneldi. Ödemeyi yaptıktan sonra üzerindeki takıları çıkartıp çantasına koydu ve aldığı takıları taktı. Eli istemsizce kolyenin ucundaki taşı tuttuğunda kafasını iki yana sallayıp ilerledi.

Sonunda kafeye vardığında arkadaşını gördü ve karşısındaki sandalyeye oturdu.

"Ay Beria, bugün aldığım takılara baaak. Çok güzel değiller mi?"

"Evet balım çok güzeller, tamamen seni yansıtıyorlar. Çok yakışmış güle güle kullannn."

"Bu kolye beni o kadar kendisine çekti ki. Daha önce aldığım hiçbir takıda böyle hissetmemiştim. Ben de aldım."

"İyi yapmışsın. Hislerine her zaman inanmalısın demiştim. Eminim sana çok güzel hissettiren bir kolye olur hep."

"Eee neler yapıyorsun? İşler nasıl gidiyor?"

"İyi gidiyor be Yağmuş nolsun. Her zamanki hali biliyorsun. Senin nasılll?"

Beria'yla uzun bir sohbete dalan Yağmur, saati fark etmemişti. Hava kararmaya başlamış ve yağmur çiseliyordu. Artık kalkmaları gerektiğine hemfikir olup kalktılar. Yolları ayrıldığı için kafenin girişinde vedalaşıp uzaklaştılar.

Yağmur gittikçe artmış ve onu fazlasıyla ıslatmıştı. Düzleştirdiği saçları tekrar dalgalı hâle gelmiş ve perçemleri yüzüne yapışmıştı. Eve birkaç sokak kaldığında telefonda bir şeye bakmaya çalışırken bir bedene çarptı. Kafasını kaldırdığında gülümseyerek özür diledi.

"Pardon telefonda acil bir işim vardı görmedim kusura bakmayın."

Deniz mavisi gözlerini Yağmur'un kahvelerine diken adam şemsiyesini ikisini de yağan yağmurdan koruyacak şekilde tutup konuştu.

"Yok hayır sorun değil. Zaten ben de hatalıyım. Benim de önüme bakmam gerekirdi. Bu arada ben Baran. Tanıştığıma memnun oldum."

Kendisine masumca hafif bir çapkınlıkla gülümseyen adamın gözlerinde takılı kalan Yağmur istemsizce kolyesini avucuna aldı. Adamın gözlerinde bir tanıdıklık vardı ama çıkaramamıştı. İnsanlar konusunda hafızası pek iyi değildi. Hızlı ve derin bir nefes aldığında konuştu.

"Ben de Yağmur. Ben de tanıştığıma memnun oldum."

"İsminiz ne güzel. Anlamımsınız..."

"Anlamadım?"

"Anlamımsınız. Daha doğrusu isminiz, ismimin anlamı. Baran yağmur demek. Birnevi adaşız yani. Çok güzel değil mi?"

"Evet güzel denk gelmiş. Neyse müsaadenizle eve gideyim. Yeterince ıslandım. Hastalık işi zor."

"Müsaade sizin hanımefendi. Görüşürüz."

"Görüşürüz."

Yağmur kafasını kaldırdığında evin önüne geldiğini fark etmemişti. Baran'a son kez baktığında sanki birine sus işareti yapmış da geri çekiliyormuş gibi ellerini dudağından indirdiğini gördü. Onun baktığı yere baktığında annesini görmesiyle kafası karışmıştı. Yanlış görmüşümdür diyip eve girdi.

Bölüm sonu

1 yorum