İçeriğe geç

Yağ Satarım Bal Satarım Ustam Ölmüş Ben Satarım Gerçek Hikayesi

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Yağ Satarım Bal Satarım Ustam Ölmüş Ben Satarım Gerçek Hikayesi

Bölüm 1

Yağ Satarım Bal Satarım USTAM ÖLMÜŞ BEN SATARIM

Eski bir Osmanlı kasabasında,İbrahim usta adında bir adam vardı. İbrahim usta, kasabanın en iyi yağ ve bal satıcısıydı. Ama onun yanında çalışan çırak Ömer için İbrahim usta, bir usta değil, zindancıydı. Ömer küçüklüğünden beri bu dükkanda çalışıyor, ustasının onu aşağılamalarına, dayağına ve aç bırakarak cezalandırmalarına katlanıyordu. Ama içten içe nefret büyütüyordu.

Ömer'in en büyük hayali, ustasından kurtulup kendi yağ ve bal tezgahını kurmaktı. Ama bunun için ustasının ölmesi gerekiyordu. Yıllarca sabretti plan yaptı. Ve bir gece, şeytanın aklına gelmeyecek bir tuzak hazırladı.

İbrahim Usta her gece dükkanının arkasındaki mahzende, sattığı balları ve balları saklıyordu. Ömer, o gece ustasını çağırdı ve yeni getirdiği bal varilini mahzene indirirken girdiklerinde, Ömer sessizce kapıyı kapattı ve arkasına kilitledi.

İbrahim usta, bunun bir hata olduğunu sanarak arkasını döndü ama Ömer elinde ağır bir balta tutuyordu. Ustası bir şey söylemeden, Ömer baltayı kaldırıp onu yere serdi. Ama onu sadece öldürmek istemiyordu. Ömer, ustasının cesedini büyük bir bal kazanın içine taşıdı ve günlerce onu orada eritti. Her gün kazanı karıştırdı, içinde eti, kemiği, kanı, her şeyi balın içine kattı. Ve ertesi gün pazar kurulduğunda, Ömer ustanın balını sattı. Herkes o gün balın tadında alışılmadık derecede tatlı olduğu söyledi. Ama kimse gerçeği bilmiyordu.

Ömer her geçen gün daha çok müşteri çekiyor, herkes onun balından almak için sıraya giriyordu. Ama bir süre sonra müşteriler garip şeyler hissetmeye başladı. Ömer'den bal alanlar, geceleri kabuslar görüyordu. Aynalara baktıklarında kendi yansımalarının arkasında karanlık bir figür beliriyordu. Gece yarısı uyandıklarında, kulaklarına derin ve boğuk bir ses fısıldıyordu.

'' Ömer... Ben buradayım...''

Ömer başta bu sesleri önemsemedi. Ama bir gece, dükkanının içinde bir gölge gördü. Ustasını eriyip gittiğini sandığı bedeni, odanın köşesinde şekil almaya başlamıştı. yüzü tamamen çürümüş, gözleri boştu. Ama o boş göz çukurlarının içinden Ömer'e bakıyordu.

O gece dükkandan korkunç çığlıklar yükseldi. Ertesi sabah, çarşıya gelenler dükkanın kapısını açık buldu. İçeride kimse yoktu. Ama içeride kanla yazılmış bir tekerleme vardı:

''Yağ satarım, bal satarım... Ustam ölmüş, ben satarım...''

O günden sonra, kimse Ömer'i görmedi. Ama ne zaman bir çocuk o tekerlemeyi söylese, geceleri odasında bal kokusu duyulur ve aynasının buğulu yüzeyine şu sözle yazılıyor:

'' Sıra sende...''

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.