İçeriğe geç

XIDRRKAN'IN GÖLGESİNDE

Bölüm 1 · 5 dk okuma

XIDRRKAN'IN GÖLGESİNDE

Bölüm 1

Bölüm-1

Bu kurgu benim var olma çabamı simgeliyor. Bu varoluşumda beni desteklerseniz sevinirim.

BÖLÜM BAŞLANGICI

Soğuk bir kış gününde, Mardin'in kalabalık caddelerinden birinde, Adar Xıdrekan kararlı adımlarla ilerliyordu. Yüzünde hırçın bir ifade, gözlerinde ise belirgin bir hedef vardı. İçinde yanan öfke ve alamadığı bir intikam, onun her adımını yönlendiriyordu.

Aze Soykıran, başına geleceklerden habersiz bir şekilde evine doğru yürüyordu. Tam ara sokağa girdiğinde, sert bir elin koluna yapışması bir olmuştu. Genç kızın gözlerindeki korku ve şaşkınlık her halinden belliydi.

Aze, aniden durakladı, kalbi hızla çarpmaya başladı. Koluna yapışan elin soğukluğu içini ürpertmişti. Kafasını yavaşça çevirdiğinde, karanlıkta belirsiz bir siluet gördü. Korkuyla yutkundu ve ürkek bir sesle, "Kim... kim var orada?" diye sordu.

"Ecelin var, hanımefendi," cevabı genç kızı daha da çok korkutmuştu. Bu korkuyla titremeye başladı. Bunun üzerine Adar, daha fazla zaman kaybetmeden kızı Mardin'in meydanının ortasında sürükleyerek arabasına bindirdi.

Adar'ın yüzündeki soğukkanlı ifade, Aze'yi iyice dehşete düşürmüştü. Arabaya bindirildiğinde, kaçış umudu neredeyse tamamen yok olmuştu. Adar, kapıyı sertçe kapattı ve motoru çalıştırdı. Aze, arka koltukta çaresizce otururken, neler olacağını bilememenin verdiği korkuyla gözleri doldu.

Arabada ilerlerken, sokak lambalarının soluk ışığı Adar'ın sert yüz hatlarını aydınlatıyordu. Aze, titreyen sesiyle, "Lütfen, ne istiyorsunuz benden?" diye sordu.

Adar, dikiz aynasından Aze'ye baktı ve acımasız bir sesle, "Sadece sessiz ol. Soruların cevabını zamanı geldiğinde alacaksın," dedi.

Şehrin tanıdık yolları, Aze için artık birer tuzak gibi görünüyordu. Her dönüş, her sapak, onu daha da bilinmeze sürüklüyordu. İçinde bulunduğu bu kâbusun sonunun ne olacağını kestiremiyordu, ama bir şey kesindi: Bu gece, hayatı asla eskisi gibi olmayacaktı.

Aze, arabanın Xıdrekan konağının önünde durmasıyla korkusuna şaşkınlıkla dahil olmuştu. Mardin'in en güçlü ailesinin bu kızla ne gibi bir derdi olabilirdi ki? Kafasındaki sorular, kapının aniden açılmasıyla dağılmıştı. Adar, kızın kolundan tutup konağın kapısından soktu. Annesine seslendi.

Annesi Gülşah Hanım, Adar'a tezat bir şekilde kızın kolundan nazikçe tutarak kız için hazırladığı odaya götürdü. Artık birinin açıklama yapması gerektiğinden Gülbahar Hanım, ona olan biteni anlatma kararı almıştı. "Bak kızım, bugün abin bizim kızımızı kaçırmış, bundan dolayı Adar sinirli. Onu da anla lütfen. Bunun üzerine ağalar da berdel kararı aldılar v-" demesine gerek kalmamıştı.

Aze'nin sinir krizi geçirmesiyle bir anda odada ne varsa hepsini kırıp dökmeye başlamıştı. Adar geldiği zaman ona da öfke ile bir şeyler fırlatmıştı. Odadan içeri Baran Soykıran, Aze'yi sakinleştirebilecek tek adam olarak girdi. Azeye yavaşça yaklaşarak sarılmıştı.

"Geçti abicim, bak, ben buradayım," demesiyle Aze'nin bağırışları iç çekişlere dönmüştü. "Kurtar beni abi" diye mırıldanmıştı. "Elimde olsa bir saniye bile beklemem, biliyorsun bebeğim, ama elimde değil. Azıcık dişini sık Azem, çekip alacağım seni bu cehennemden," demişti Baran Soykıran çaresizlik içinde.

Aze gözlerini açtığında abisi gitmişti, yine yabancı olduğu evde tek başına kalmak zorundaydı. Kapısının çalınmasıyla kapıyı açtığında karşısında kucağında bebeği olan bir kadın duruyordu. Aze anlamaz gözlerle bakarken kadın kendini tanıttı hemen, "Ben Şilan, Adar'ın abisiyle evliyim, senin de görümcen oluyorum Aze," dedi. Aze, odanın kapısını açarak Şilan'ı içeri aldı.

Şilan, Aze'ye birkaç kıyafet ve dünkü olanlar yüzünden sargı bezi getirmişti. O sırada Şilan'ın kucağındaki Havin mırıldanarak konuşmaya başladı, "anne aba" diyerek Azeyi gösteriyordu. Şilan da kızını onaylayarak Azeye döndü, "Üstünü değiştir, aşağıya in, kahvaltıdan sonra dini nikah olacak," dedi ve aşağıya indi.

Aze üstünü giyindi, saçını düzeltti ve sargı beziyle dün gece geçirdiği sinir krizi yüzünden kestiği elini sardı. Aşağıya doğru indi, kahvaltı sofrasındaki tek boş yer Adar'ın yanı olduğu için oraya oturmak zorunda kalmıştı. Sofraya gelince bir anda bir sessizlik hâkim olmuştu.

Hasan Ağa'nın karısına işaret etmesi üzerine Gülbahar Hanım ayağa kalktı ve Azeyi yanına çağırdı. Mutfağa gittiklerinde Gülbahar konuşmaya başladı, "Bak kızım, rahatsız olduğunu anlıyoruz. Sen bugüne mahsus istersen mutfakta yiyebilirsin," dedi. Bu teklif Azeyi rahatlatmıştı çünkü tanımadığı insanlar içinde rahat edemiyordu. "Teşekkürler Gülbahar Hanım," dediğinde Gülbahar, Azeye mutfak masasında kahvaltı hazırlamıştı ve o da Aze'nin yanına geçti.

"Bak kızım, bu ilaçları abin getirdi, dün evde unutmuşsun. Normalde bunu Adar'a söylemem gerekirdi ama bilmemesi hepimiz için en iyisi," dediğinde ilaç kutusunu Aze'nin eline bıraktı. "Bu sende kalsın, benim verdiğimi söyleme olur mu?" dediğinde Aze gülümsedi ve "Teşekkür ederim" dedi.

Yemekten sonra Şilan, Bade ve Gül beni nikah için hazırlamışlardı. Üzerimdeki beyaz elbise bana kefen kadar ağır geliyordu. Daha 16 yaşındaki bir kız çocuğuna bu yükü yüklemek ne kadar adaletliydi? Bilmiyorum. Hazırlandıktan sonra bir odada dini nikah kıymışlardı. Ama sadece nikahı değil, bana da koymuşlardı ömrümü sevmediğim bir adamın yanında geçirecek olma düşüncesi bile beni deli ediyordu.

Gülşah Hanım, Aze'nin odasına geldiğinde, ona bugün "Adar'ın yanında uyuman gerektiğini" söylediğinde, Aze'nin başından aşağı kaynar sular döküldü. Ama zaten yeterince ayaklar altına alınmıştı, ayakları odaya hiç girmek istemese de girdi. Odada Adar, aynanın önünde kravatını çıkarıyordu. Aze, titremekten bayılacak gibi hissediyordu. Bunu fark eden Adar, "Banyoda üstünü değiştirdikten sonra yat uyu," dedi. Ne de olsa daha 16 yaşındaki bir kıza dokunacak kadar halsiz değildi.

Aze üstünü değiştirdikten sonra utanarak yatağın bir köşesine kıvrıldı ve uyuya kaldı. Uyandığında odadaki düzenli nefes alış sesleri kulağına geliyordu. Odaya göz attığında koltukta uyuyan Adar'ı gördü. Şaşırmıştı, ama şaşkınlığı çok uzun sürmedi. Banyoya girerek kısa bir duş aldı, günlük işlerini halletti ve üzerini giyindi. Çantasına sakladığı ilacını içmek için çantasını eline aldı ve karıştırmaya başladı, fakat yerinde bulamıyordu. Sonra odanın içinden bir ses yükseldi, "Bunları mı arıyorsun?" dediğinde Aze, Adar'ın elindeki kutuyu görünce yakalandığını anladı.

Adar, karşısındaki kızın korkusunu gözlerinden okuyabiliyordu. Odanın balkonuna doğru giderken Aze'ye seslendi. Aze balkona geldiğinde Adar'ın tam karşısına oturdu.

"Aze, daha çok küçüksün, bunları yaşamaman gerekiyordu ama yaşandı, hiçbirimiz buna bir şey yapamayız. Ama senin kendine zarar vermeni anlamıyorum. Bu ilaçların geleceğini nasıl etkileyeceğinden haberin var mı?" diye sordu.

Aze ise "Onlar benim krizlerimi önlemek için içtiğim ilaçlar, Adar Bey. Bana bir zararı olduğunu sanmıyorum. Şimdi ilaçlarımı alabilir miyim?" diye sorduğunda, Adar küçümseyici bir kahkaha attı.

"Bu ilaçları sana kim verdiğini bilmiyorum, Aze. Ama kim verdiyse, anne olmanı istemiyor," dedi.

BÖLÜM SONU

BÖLÜM HAKKINDA DÜŞÜNCELERİNİZ NELER?

EN SEVDİĞİNİZ KARAKTER?

ŞÜPHELENDİĞİNİZ KARAKTER?

GİDİŞAT HAKKINDA FİKRİNİZ NE?

NELER EKLENEBİLİR?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.