İlk bölümü sizlerle buluşturmadan önce sizlere biraz kendimden daha doğrusu yazdığım bu kitaptan bahsetmek istiyorum ki herkesin kafasında canlansın
ben çok küçük yaşlardan beri seneryolar yeri geldi hikayeler yazdım yani yazarlık her zaman içimde vardı sadece dışarıya çıkmamıştı bu hikayeyi küçükken yazmış ve bir dosyanın içerisine koyup kaldırmıştım nitekim benim için bir altın değerindeydi bütün karakterler kafamda yer etmiş kişilik özeliklerine kadar kaleme almıştım
ve bir gün dosyayı açıp içerisinde uzun yıllardır unutuğum sadece bir A4 kağıdına sığdırdığım romanı buldum en başta kale almadım çok saçma gelmişti ama sonra okudukça birşey fark ettim aslında yazdığım bu hikaye sadece bir dosyaya değil benimde içime gömülmüştü önceden çok fazla deneme yazar bastırmak hayaliyle yaşardım sonra ise vazgeçmiş ne de olsa olmuyacak demekle kalmış ve bu işe bir son vermiştim gerçi daha doğrusu aklıma çevrem girmişti her gün yazıyorsun ama daha hiç bir şey görmedik, yazıcağına ders çalış, bu işten sana ekmek çıkmaz , kendi gibi şeyler yazıyordur kesin bu , gibi şeyler söyliyerek hevesimi kırmışlardı ben ise vazgeçmiştim salak gibi
sonra kimsenin ne dediğine bakmayıp yazmaya başladım ama olmuyordu bir türlü defalarca denememe rağmen içime sinmiyor saçma geliyordu zaten sonra kitap okumaya başladım ve" Ateşpare" serisi ile karşılaştım sonra karakterlerin benzediğini düşünüp Wattpad den sildim uzun zaman sonra bir arkadaşımın gaza getirmesiyle yine yazmaya başladım Wattpad de fakat bu sefer gelen bir yorum yüzünden yine sildim yorumda ateşpare serisine çok benzediği ve kopyalandığı yazıyordu bende yine sildim bu sefer yazmamakta kararlıydım ne hevesim kalmıştı nede umudum 1 yıl kadar oldu ne kitap okudum ne de yazdım bir yanım küsmüştü kitaplara aslında sonra çok sevdiğim birinin bir sözü sayesinde Wattpade yeniden yazmaya başladım ki wattpaden kitabım silindi ertesi gün ise kapandı vpn ile girdim bir umutla ama nafile kitabım ortalıkta yoktu bense yazar olma hayalimi burda bitirdim okuyor fakat yazmıyordum
burada bitti derken harry potter i yazan yazarın ne zorluklara rağmen pes etmediğini gördüm ve en fazla ne olabilir ki diyerek yine bilgisayarın başına oturdum
ve şu an burdayım her şeyi göze alarak yazma kararı aldım
keyifli okumalar ...
Adaletin terazisi sadece mahkemelerde kırılmaz .
Bazen çocukluğun çığlığında bazen ise annesinin cesedi başında titreyen bir kız çocuğunun sessizliğinde paramparça olur
bazı insanlar , ruhunu yitirdiği gün "katil " olmaz
bazıları kalem tutarken bazıları masumiyetini mezara gömerken öldürür
herkes katildir
kimi hayalini , kimi inancını , kimi vicdanını öldürür
ve bazıları bu ölümleri yaşarken sadece bakar
adaleti savunanlar vardı bir zamanlar
o dosyaların arasında elleri titreyerek ceza yazanlar
ama bu hikaye onların değil
bu hikaye adaletin kendisinden intikam alanların hikayesi
çünkü bazıları tanrıya sığınmaz tanrı onları çoktan unutmuştur
gözlerini karanlıkta açmış ellerini ilk defa kana bulamış olanlar dua değil intikam fısıldar gecelere ve o fısıltılar sonunda çığlıklara karışır
O ne suikastçıydı , nede asker
bir örgüte değil bir geçmişe hizmet ederdi
ona sevgi verilmemişti
omuzlarına ışık dokunmamıştı
aydınlığa ait bir melek yoktu içinde
çünkü içi yoktu
yanlızca boşluk
ve o boşlukta büyüyen tek şey vardı
ADALET
can alırken elleri titremez , acıyı değil hedefi bilirdi
merhameti unutmuştu çünkü hatırlayacak bir geçmişi kalmamıştı
vicdan onun için bir yük , şefkat hastalıktı
ellerini kana bularken arınmıyordu
tanrılar adaletin peşinden koşarken o ise adaletin mezarını kazmayı öğrenmişti
onun için kural yoktu
yasalar yoktu
sadece izleri silinmiş hayatlar ve adaletsizlik yüzünden çığlık atan bedenler vardı
kendi ismini bile hatırlamayan bir kimliğe ihtiyaç duymazdı
çünkü kimlik insan içindi
o ise insanlığını kaybetmişti
"o öldürmekten zevk almayı öğrenmişti "
ama bu zevk ne sırıtışta ne kahkahadaydı
bu bir gülümseme değildi
bu boğulan bir çocuğun suya alışması gibiydi
yavaş
sessiz
kaçınılmaz
işte bu roman onun hikayesi
bir çocuğun ölümüyle başlayan , bir ülkenin karanlığına dönüşen hikaye
adını adalet koydukları bir cehennemin ta kendisi
GEÇMİŞTEN BİR GÜN
YAZARIN ANLATIMIYLA
Kömürlüğün tahtadan duvarının arasından içeriye ayın ışığı vuruyordu
birazdan olucaklar dan habersiz bir şekilde kızına yemek hazırlıyordu Zerin hanım
küçük zeren ise şehirden uzak olan evlerinin bahçesinde bulduğu tırtılı kavanozun içerisine koymuş inceliyordu
herşey yolunda giderken kapının zili odaya doldu zerin elindeki tahta kaşığı bırakıp kapının gözünden gelene baktı
aslında gelicek kişilerden fazla seçenek yoktu kocası olacak adam gelmişti
zerin ıslak ellerini eteğinde kuruturken halia kapının dürbününden kocasının haline bakıyordu
tek amacı içip içmediğini anlamaktı ki gerek bile yoktu o kadar çok içmişti ki kokusu sanki zerinin burnundaydı
zaten adam burnundan soluyordu kapıyı geç açması da cabası olucaktı
zerin arkasını dönüp zerenin yanına koşup bileğini kavrar kavramaz kömürlüğe sürükledi
zeren oradan nefret ediyordu annesi onu ne zaman kömürlüğe kapatsa babası annesini dövüyordu küçükken fazla anlamasa da artık anlıyordu
11 sene boyunca şahitlik ettiği bu durum hem hoşuna gitmiyor hemde canını fazlasıyla sıkıyordu tırtılının masada kaldığını hatırlayınca dönüp almak istedi fakat annesi kolunu o kadar sıkı kavramıştı ki zeren geri dönmekten vazgeçti
annesi her zamanki gibi zereni kömürlüğe kapatıp gitmişti zeren artık tahammül edemiyordu kapıya vurmaya başladı bağırıyordu fakat sesini duyan yoktu babası evden ayrılınca televizyon izliyebiliyordu sadece o zaman öğrenmişti şiddetin sevgi olmadığını
kadınlara yapılan muameleyi kaldıramıyordu
zerin ise kapıya geçmiş derin bir nefes çekmişti ciğerlerine ardından eli kapının kulbuna gitti dönüp kızının seslerinin geldiği yöne baktı
ardından kapıyı açması ile yüzüne inen tokat bir olmuştu
Zerin alışmıştı artık tek gayesi kızıydı onun için tahammül ediyordu bu olanlara
Zeren ise kapıya vurmaya devam ediyordu babasının
"bu kapı hızlı açılacak demiyormuyum ben sana oruspu" diye bağırdığını ardından ise annesinin iniltilerini duyduğunda kapıya daha sert vurmaya başladı
fakat nafileydi küçük bedeni kapıyı kırmaya yetmiyordu
geri geri gidip kapıya vuruyordu
zeren böyle olmuyacağını anlıyınca bakışlarını kömürlüğe çevirdi
gözleri kömürlükte gezinirken kenarda duran yarı paslanmış baltayı gördü
yanına ilerleyip aldı
normalde gücü yetmezken bu sefer kolaylıkla kaldırdı
kapıya defalarca vurdu en sonunda kırmayı başardığında annesinin de sesinin kesildiğini fark etti elindeki balta ile kapıdan geçti
gözleri evde annesini aradı en sonunda annesinin profilini yakaladığında
annesinin kanlar içinde yerde yatarken gördü babasına döndü
televizyonun karşısında oturmuş gülerek eserine bakıyordu
küçük kız onu umursamadan elindeki baltayı bir köşeye fırlatıp annesinin yanına koştu
eğildi gözleri açıktı annesinin fakat görmüyordu onu
zeren ağlamaya başladı annesinin uyanması için sözler sarf ediyordu ama o da biliyordu ki uyanmazdı annesi
annesinin soğuk yüzünü minik ellerinin arasına aldı
öptü baş parmağı ile okşadı
annesinin göz bebeğinin içinde kalmış göz yaşı aktı
zeren içiydi o göz yaşı minik kızını bırakmak zorunda kalmıştı zerin hanım
kızı küçücüktü dünya ise kocaman , o adamın elinde mi kalıcaktı kızı ? ne yapardı adam kızına peki kendisine yaptığı gibi döver miydi her gece satar mıydı peki kızını ?
adam ise sigarasını içerek keyifle kızının karısının başında bağırarak ağlayışını izliyordu
televizyon açıktı yine bir haber kanalında yine bir kadın cinnayeti geçiyordu adam ise delice gülüyordu
Zeren ise ağlamanın çare olmadığını anlıyınca kalktı döndü ve babası olucak adama baktı sonra kadrajına kapıyı kırdığı balta ilişti
yavaşça yanına gidip aldı baltayı
ardından adamın yanına yaklaştı o ise halia kadına gülerek bakıyordu
zeren baltaya son kez baktı döndü ve baltayı kaldırıp babasının kafasına geçirdi
ilk defa vahşetten korkmuyordu zevk alıyordu
kafatasının kırılma sesi odada yankılandı zeren televizyona döndü
haberde ölen kadının gözlerinin içine baktı , hemen arkasından annesinin açık kalan gözlerine değdi bakışları
yanına gitti elleri ile gözlerini kapatırken
"Merak etme anne intikamını aldım "bakışları bu sefer televizyondaki kadına değdi "merak etmeyin intikamınızı alıcağım " diye mırıldandı
oturduğu yerden kalktı annesinin üstünü koltuğun kenarında olan çarşaf ile örtü son kez eve göz attı babasının parçalanmış vücuduna , annesinin cesetine , tam o sırada belindeki yara kendini hatırlatırcasına sızladı
babası yapmıştı okula gittiği için bıçak ısıtıp beline x şeklinde derin bir yara açmıştı
sırf intihap kapıp ölmesin diye sağlıkocağına götürmüşlerdi ne yapıp edip kimliksiz bir şekilde içeri aldırtmışlardı
o yara zerende iz olarak kalmıştı sadece birkaç anı ve kocaman bir izle çıkıyordu evden
napıcaktı? gidecek bir yeri yoktu
duyguları ölmüştü zerenin
19 eylül doğum günüydü fakat öldüğü gündü de
nereye gideceğini bilemez bir şekilde yolun ortasında yürüyordu zeren
ağlamıyor , gülmüyor nasıl hissediceğini bilmiyordu
evleri şehirde değildi ama şehre uzak ta değildi yürüyerek yaklaşık 1 saat yol vardı
zeren 1 saatin nasıl geçtiğini anlamamış şehre varmıştı yağmur çileliyordu zerenin göz yaşları yağmur ile birlikte kayboluyordu
şehre vardığında kimsenin olmadığı sokaklarda yürümeye başladı zeren
korku hissetmiyordu soğuk havaya rağmen bedeni intikam ateşiyle yanıyordu
belindeki yaranın acısı onu ısıtıyordu
tam başka bir sokağa girecekken sokağın kaldırımlarından birinde oturmuş üç kişi gördü ellerinde şişeler vardı kafaları güzeldi anlaşılan
tam sokaktan çıkacakken arkadan biri " pişt güzellik baksana sen bi" diye bağırınca
zeren yüzünü buruşturdu arkasını dönmeden adımlarını hızlandırarak sokaktan çıkmayı hedefliyordu ki arkadan biri koluna sarıldı ve kendine çekti
zerenin ağzından tiz bir çığlık çıktı , tam o sırada bir el kapandı ağzına
zeren ilk defa kendini bu kadar çağresiz hissetmişti diğer kadınlar gibi
sesini duyuramıyordu
diğer iki adamda gelmişti yanlarına fakat müdahele etmiyorlar ellerindeki şişeyle izliyorlardı zeren bağırıyordu adam ayağa kalkıp pantolonunun fermuarına yöneldi zerene zevk ile bakıyordu zeren ise geri geri gidiyor başını iki yana salıyordu nolurdu sokağa girmeseydi
tam o sırada havada silah sesi duyuldu zerenin kullaklarına sesin ilişmesiyle başındaki adam zerenin üstüne düşecekten zeren hızlı bir hamleyle yana kaydı adamın yere düşmesiyle
iki el daha silah sesi duyuldu zeren etrafına bakıyor fakat birşey görmüyordu
diğer iki adamda yere serilince zeren sokağın başına çevirdi bakışlarını
adım sesleri duymasıyla bir adam belirdi
zeren adamın ona yaklaştığını görünce sürünerek geri geri gidiyordu en sonunda beli duvara değince adama döndü
adam ona yaklaşmış minik kızı inceliyordu
"adın ne " diye sordu sert sesiyle
zeren cevap vermedi , adam cevap gelmiyeceğini anlıyınca yine sordu
"adın ne ?" zeren cevap vermek ile vermemek arasında gelip gidiyordu adamdan zarar gelmezdi ki gelse bile neden onu kurtarsındı ki ?
"zeren" diye cevapladı o sırada adamı inceliyordu
40 yaşlarında vardı saçlarına ak gelmişti fakat bir o kadar da genç duruyordu bir gözü kahverengiylen diğeri mavi kahveydi sakaları hafif çıkmıştı
zeren çok incelediğini fark edince gözlerini kaçırdı arkasındaki yerde kanlar içinde yatan
üç adama baktı
"korkma sana zarar vermem , gecenin bu saatinde burada ne işin var senin " diye sormuştu yabancı adam merakla
zeren bir süre gözlerine baktı
"intikam için "derken sesinde sadece hırs vardı zerende çok saçma bir cümle kurduğunu anlamış olucak ki içinden kendine sövüyordu
adam duyduklarıyla dalga geçercesine güldü
"sen kaç yaşındasın ki neyin intikamını alıcaksın " diye alayla sordu
zeren adamın gözlerine bakmaya başladı
"duyguların yaşı yoktur " dedi adam küçük kızın gözlerindeki öfkeyi görmüştü kini, nefreti, hırsı görmüştü
"gerçekten intikam almak mı istiyorsun neyin intikamını alıcaksın " diye sordu
zeren " adalet için kadınlar için annem için " dedi küçük kız annem derken baskı yapmıştı
Adnan Fekeli ne dediğini anlamadığı için sorar gibi
"annen ?" dedi zeren ise
"evet annem " diye cevapladı
adnan kendini tutamadı yine sordu
"annen , ona noldu " söylerken sesi sinirliydi çünkü bir şeyler olduğunu fark etmişti
zeren duygusuz bir şekilde "öldü" dedi
adnan kaşlarını çatı "kim yaptı peki " diye sordu
"babam olucak erif " diye cevapladı yine zeren
adnan anlamış gibi kafasını salladı
"peki babana noldu" diye sordu bu seferde zeren sorulardan bıkmış bir şekilde yerinden kalktı tam yürüyüp gidecekken adnan elini tutu ve cevap ister gibi baktı zeren kurtulamıyacağını anlayınca
"öldürdüm" dedi adnan şaşırmıştı fakat uzun sürmemiş kendini düzeltmişti
ilk gördüğünde anlamıştı bir şey olduğunu
"evin nerde?" diye sertçe sormuştu
zeren tek kaşını kaldırarak gerçekten mi dercesine yüzüne baktı adnanın
adnan kararlıydı bu kızı bırakmıyacaktı , onda anlamlandıramadığı birşey vardı
zeren ise bu adamın peşini bırakmayacağını anlamış olacak ki pes edip evin yerini söylemişti
adnan dönüp zerene baktı
"sana bir daha duyamıyacağın bir teklifim var , kabul edersen istediğin intikam için sana yardım ederim ki başka çarende yok gibi " derken gözlerini zereninkinden ayırmıyordu
kızını kaybedeli çok olmamıştı adnanın şimdi ise zerende kızını görüyordu aslında
elini uzatı zerene , zeren en başta kabul etmek ile etmemek arasında kalmıştı
kaybedecek birşeyi kalmamıştı kızın
o gün haberde ismi X diye geçmişti zerenin haberi yoktu fakat hayatı bu tek harfin içerisine sığacaktı
bu bir başlangıç değildi zeren ölmüştü
ama X doğmuştu
adalet yoktu ama X vardı
DEVAM EDİCEK...