İçeriğe geç

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Win Untouchable [taekookv]

Bölüm 2

2

_________

Kapanma ayaklarıma deltam.

Önünde dizleri incinecek tek kişi benim.

__________

Win Untouchable

(Dokunulmazı Kazanmak)

°

Bölüm 2

-Dokun Bana-

°

Arsız omega beni tanımıyor demiştim değil mi?

Ah... Sadece ben, yani Kim Taehyung dahildi buna. Beni tanımazdı güzel Jeon.

Deltamı ne kadar tanıyorsa, beni de o kadar tanımıyordu. Deltamın kızgın, agresif fakat aynı zamanda son derece sakin karakterini bilirdi. Beni de ona göre yorumlardı.

Yorumlardı, dokunamazdı.

Uzun zamandır böyleydi bu.

Her karşılaşmamızda en ufağından bile olsa bana kurunu sergiler, zor durumda bırakırdı. Mesela, 2 hafta önce asansörde -ikimiz de yalnızken- sanki işi pişirmişiz gibi son derece yoğun feromonlarını doğrudan üzerime salmış resmen benim demişti.

Bunun hoşnut olmuş muydum, elbette.

Hele ki, çıkmadan önce bana attığı oyuncu gülümsemesi... O gamzeleri gömülmek istiyordum sanırım.

Zaten her şey ortada gibiydi.

Benim deltam onu, onun omegası beni arzuluyordu.

Arsız hamleleri doğrudan bana kur yaparken, amacını anlamak pek de zor değildi. İkimiz de birbirimize tapıyorduk. Ah pardon. Ben ona tapıyordum. Keza Jeon Jungkook kimsenin önünde eğilmez, ayaklarına kapanmaz, dizlerini incitmezdi.

Biz bu kadar birbirimizin ateşinde tutuşmuşken, birbirimize dokunamıyorduk. Zira aramızda koca bir engel vardı.

Daha ortaya çıkmayan Vita gibi...

***

"Bay Kim... Bay Jeon geldiler efendim."

"Gelsin."

Jimin çıkarken, elimdeki dosyaları çalışma masasına bırakmadan önce son kontrolerimi yaptım. Burnumun ucunda kadar düşen siyah retro gözlüğümü kaldırdığımda kulağıma ilişen adım sesi ile bakışlarımı kaldırdım.

Açık kapıya gelişi güzel tıklatmış, dikkatimi çekmeyi başarmıştı.

"Bay Kim..."

Yine her zamanki flörtöz gülümsemesi yüzündeydi. Ah... Ne zaman eksik olmuştu ki zaten?

Üzerinde kot ceketi ve içine giydiği beyaz cropu vardı. Altındaki yırtık kot pantolonu bembeyaz uyluklarını sunarken bakışlarımı orada gezdirmekten çekinmemiştim. Keza dolgun uyluklar, onları okşayacak kemikli ellerim için yaratılmıştı.

"Jeon..." Gözlüklerimi indirdim ve masama bıraktım. "...2 saat geç kalmak için geçerli bir sebebin vardır umarım."

Dudaklarını ıslatıp dudak piercingini ağzının içine çekerek ısırdığında bakışlarım bu sefer de orada gezinmeye başladı. Onun dışında...

Uzun bukleleri sanki daha bir özenle yapılmıştı bugün.

Yavaş adımlarla yaklaşarak önümde masanın diğer tarafında durdu ve ellerinin avuç içlerini masaya yaslayıp bana doğru eğildi. Üstten bakan bakışları son derece kışkırtıcıydı.

"Uyanamadım Bay Kim..." Büzülen dudakları şimdiden beni bozguna uğratmayı başarmıştı bile. "...Dün içkiyi biraz fazla kaçırmışım sanırım."

"Bu bir bahane değil."

Derin bir iç çekti.

"Peki Bay Kim... Ne yapacaksınız?" Biraz daha eğildi yüzüme karşı. Ciddi ifadem onu hiç dumura uğratmamış olacak ki, arsız gülümsemesi hâlâ yerini koruyordu.

"Ceza mı vereceksiniz yoksa?"

Siktir.

Erotik, kısık sesi ile duyduğum her bir kelime hayalarımı titreştirmeye yeterdi bile. İster istemez hayal ederken bulmuştum kendimi. Onu dolgun kalçalarında el izlerimi bırakarak cezalandırırken... En derinlerini de keşfedebilirdim.

Aramızdaki mesafe öylesine azalmıştı ki, sıcak nefesini yüzümde hissedebiliyordum. Her saniye sabrım sınanırken, sakince ayaklandım ve doğrularak ona doğru yürümeye başladım. Tam olarak arkasına geçtiğimde o da yavaş hamlelerle döndü arkasını. Bu sefer de kalçasını yasladı masaya ve kollarını birbirine sarmaladı.

"Dün direk dansı hünerlerini sergilerken aniden sızman veya seni evine götürecek tek kişi olmam mesela... Bana nasıl zorluklar çıkarttığını biliyor musun?" Ona doğru bir adım daha atarak, neredeyse dibinde bittim. Ellerimi kalçalarının iki yanında masaya yaslayıp, ona doğru eğildim.

"Aslında sağlam bir cezayı hak ediyorsun Jeon..."

Dudağının bir kenarı usulca havalandı. Yüzüme doğru yaklaşarak dudaklarıma bıraktı oyuncu fısıltısını.

"Senden gelecek her cezaya hazırım delta..."

Delta dedi Taehyung...

Sikeyim.

Bilerek yapıyordu... Kurdum coşmuştu resmen.

Delta dedi! Siktir!

O sesinin tonunu duydun mu?

'Kes sesini delta'

Omegası bana kur yapıyor...

Tanrım.

'Feromon yayıyor.'

Bu çilek kokusu...

Kafayı yiyeceğim!

Feromonu kendini yavaş yavaş belli ederken elimi onu durdurmak amacıyla koluna götürdüm ve sıktım.

"Kes şunu omega."

Bir kaşı havalandı. "Neden?"

Çıldıracaktım. Gerçekten... Çıldıracaktım! Bu sikik feromonunu biraz daha yayarsa, kurdum kafayı yiyecekti.

"Delta azıyor mu yoksa? Hm?"

Onu masaya yatır Taehyung.

Masaya yatır ve en derinlerini gör.

Bembeyaz teninde kıpkırmızı parlasın dokunuşların.

Dibine, en derinine kadar becer onu.

Altında ağlasın, daha fazlası için yalvarsın.

Hıçkırıklarını duymak bir an bile durdurmasın seni... Acıma omegaya.

Ye bedenini.

Sahip ol ona.

Jung Jungkook'a sahip ol.

"Feromonlarını çekmezsen, bir an bile beklemem bırakırım tüm feromonumu. Bu masa mezarın olmasın omega... Altından kalkamayacağın sözler söyleme."

Bakışları dudaklarım ve gözlerim arasında gidip gelirken gülümsedi hıhlarcasına. Bakışlarında küçümseyici fakat bir o kadar da yükseltici bir his taşıyordu.

"Altından kalkamayacağım tek şey sensin Kim."

İster istemez kıvrılmıştı dudaklarım iddialı sözleriyle.

Tanrım... Bu omega çok fenaydı. Jeon Jungkook, benim görüp görebileceğim en muazzam şeydi belki de. Tek lafını bile esirgemeden, istediğini alana kadar uğraş vermesi kadar seksi bir şey yoktu.

Tam konuşmak için dudaklarımı araladığım sırada ani hamlesi ile duraksadım. Aniden elimi tutup alt bedenine yerleştirdiğinde büyüdü gözlerim. Bozguna uğramış ifademden yararlanarak okşadı aletini elimle.

"Dokun bana delta."

Sesi sadece beni duyabileceğim bir desibeldeydi. Bakışları sadece benim görebileceğim kadar yoğundu. Kokusu... O çilek kokusu sadece benim koklaya bileceğim kadar yakınımdaydı.

Benimkine nazaran oldukça küçük olan eli bileğimin üstünden elimi kavramış, aletini sıvazlamaya başlamıştı. Resmen her bir hareketi beni kışkırtmak, istediğini almak içindi.

"Seni istiyorum Kim..."

Hadi Taehyung!

Omega bizi istiyor!

Becer onu.

Arkasını döndür ve yasla onu bu masaya.

Çığlıkları kanatsın kulaklarını.

Elimi biraz daha bastırdı aletine doğru. Tam da o anda kaşları seğirmiş, kirazlı dudakları aralanmıştı.

"Ahmm~"

"Sikeyim seni..."

Nefeslerimiz birbirine karışıylrdu neredeyse. Aletindeki elim bu sefer benim isteğimle okşamaya başladı sertliğini.

"Ahm~ Delta..."

Açık kapı bile umrumda değildi şu an. Tek odağım her hamlemde değişen, dumura uğrayan mimikleriydi.

"Doyumsuz bir sürtüksün Jeon."

Öyleydi. Keza hiç umursamadan, arsızca gülümseyerek devam ediyordu kendini okşatmaya. Pantolonu üzerinden okşadığım aleti seğirene, şişmeye başlayana kadar da devam etti elim üstündeki eliyle beni yönlendirmeye. Tabii sonradan o gücü bulamadan bıraktı elimi.

"B-Biliyorum... Sen de beni istiyorsun Kim. İçime girmek, beni altında ağlatmak istiyorsun. Hm?"

"Kes sesini."

"Hiç çektin mi kendini? O koca sikinin ağzımda hayal ederken? Ya da içimde ıslak bir yolda kayarken..."

"Sana kes sesini dedim."

"Be-Beyaz tenimde el izlerini görmek, hoş olmaz mıydı-"

Aletinden aniden ayrılıp boğazına dolanan elim ile sözleri kesilmiş, sonunda susmuştu. Nefessiz kalmayacak fakat konuşamayacak şekilde sıkıyordum tenini.

Daha güçlü sık!

Boynunda belli olsun ellerin.

Herkes görsün, omeganın sahibini.

'O benim omegam değil sikik kurt'

Olmasını istemez miydin?

Yutkundum kurtumun dediğiyle. Keza ne diyeceğimi bilsem de, açıklamaya çekinmiştim bir anlığına. Çünkü alışmamam gerekliydi omegaya.

Eğer ki Vita aniden ortaya çıkarsa o zaman ne yapacaktım?

Tek temennim Vita'nın çıkmaması mıydı?

'İsterdim...'

O hâlde ne duruyorsun?

Sahibi ol omeganın.

Sikik kurdum saçmalıyordu yine. Tanrım... Sanki ben boş yolunda bir sık yapmıyordum. Jungkook'a sahip olmam için tek bir kelimem yeterdi. Ama yapmıyordum.

Neden mi? Çünkü sikik Vita'nın bu yüzyılda çıkıp çıkmayacağı hâlâ belli değildi. Son dolunayı beklemek zorundaydım.

Boğazındaki tutuşunu biraz gevşeterek kendime çektim onu. "Yerini bil omega. Beni o altına yattığın alfalarla karıştırma.

Emin ol, sikim sadece omegalara kalkmıyor."

Güldü.

"Ama eminim ki, sadece ben indirebilirim delta."

İçine derin bir nefes çektim. Keza çok ihtiyacım vardı. Bu arsız omega beni biraz daha kışkırtırsa kendimi tutamayacak, susmak bilmeyen o minik ağzını sikecektim çünkü.

Elimi boynundan çektim. "Çekimlerine git Jeon."

"Düşündüğüm çekim mi?" dedi imâlı imâlı kıkırdayarak. Dilimi yanak içimde gezdirirken kaşlarımı çattım. O ise dudaklarını birbirine bastırmış, kıkırdamakla yetiniyordu.

"Tamam tamam şaka yaptım." Yüzüme yaklaştı biraz daha. "Gideyim mi?"

"Fırla."

Tam gitmek için hareketleneceği an duraksayıp dudaklarını ıslattı diliyle. "Ama önce veda öpücüğü..." dedi ve işaret parmaşını önce kendi dudaklarının üzerine bastırıp sonra benimkilere bastırdı.

Flörtöz kıkırtısıyla kapıya doğru giderken bana son defa bakmış, yavaşça kapatmıştı kapıyı.

Parmağını kondurduğu dudağımı dilimle ıslattığımda ise ağzıma tatlı bir kiraz tadı gelmişti.

Çilek kokulu, kiraz tatlı omega...

Başıma belasın.

.

.

.

Bölüm sonu

3 yorum