İçeriğe geç

Wicked Game

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Wicked Game

Bölüm 1

"Toprak"

Bu toplumda insanları üçe ayırıyoruz 'beta - omega - alfa' ben bu üçlemeden ikinciyim doğduğum ilk günden beri omegayım, ailemde herkes alfaydı ama ben omega olarak dünyaya geldim, abim ise alfaydı, bunun tek sebebi annemin bir omega olmasıydı gerçek annemin yani, annemi üç yaşında kaybettim onunla çok vakit geçiremedim onun hakkında tek bildiğim turuncu kısa saçlarıydı, annem kendi saçlarını bana vermişti, gözlerim ise babama çekmişti, bir çim misali yemyeşildi, babam yarı rus yarı güney koreliydi.

Dedem sarışın yeşil gözlüydü rusya da yaşadığı dönemlerde mafyalık yapıyormuş, dört sene boyunca hapiste yatıp çıkınca da güney koreye kaçmış, buraya geldiğinde elinde hiç parası yokmuş babaannem ise lokanta işletiyormuş şans eseri tanışıp ona yardım etmiş, yanında garson olarak işe alıp maaş vermiş dedem düştüğü bataklıktan çıktıktan sonra evlenme teklifi etmiş ve evlenmişler.

babam siyah saçlı yeşil gözlüydü, ve baskın alfaydı durumlarının çok iç açıcı olmamasına rağmen babam oldukça çapkınmış liseye giderken her kızla flört ediyormuş annem de o kızlardan birisiymiş, annemin kızgınlık döneminde babam onun feromonlarından dolayı zor anlar yaşamış, onu terk etmek yerine bu döneminde yanında olmak istemiş feromonlarına yenik düşüp annemle yatmış.

annem lise sona giderken doğum yapmış ailesi abimle beraber annemi evlerinden atıp evlatlıktan reddetmişler, babam da modellik yaparak para kazanıyormuş o dönemler kazandığı paraları abime ve anneme harcamış, abim altı aylık olduğunda ise liseden mezun olup evlenmişler, evlendikten bir sene sonra da ben doğmuşum

annem turuncu saçlı kahverengi gözleri olan beyaz tenli bir kadınmış ama aramızdan çok erken ayrılmıştı bunun tek sebebi ise babamdı, annemi başka bir omega ile aldatmış annem ise bu ihanete daha fazla dayanamayıp intihar etmiş, ve intihar ettiğinde karşısında ben varmışım, annem kendini iple aşmış karşımda öylece dururken ben ona bakarak gülüyormuşum.

babam annemin ölümünden sonra bir süre toparlayamamış, ama dedemin isteği üzerine yeniden evlenmiş ve evlendiği kadın ise bir alfaymış, kadın bizimle çok güzel ilgileniyordu ama babam bu süreçte bizden uzaklaşmıştı.

böyle böyle yaşayıp giderken on sekiz yaşına geldiğimde üvey annem kansere yakalanmıştı, devlet hastanesinde tedavi görmeye başlamıştı hastanede kalıyordu artık, abimle beraber karar verip üniversite hayalimizden vazgeçip üvey annemizle ilgilendik bir sene boyunca bu süreçte babaannemizi kaybettik.

ailemiz bir bir dağılırken annem, babam, abim ve dedem dışında kimsem kalmamıştı, dedem' in sapsarı saçları beyazlanmıştı artık elden ayaktan düşüyordu, babam ise oynadığı kumarda borçlanıp büyükannemden hatıra kalan lokantayı satmıştı, dedem lokanta gidince üzüntüden ilaçlarını almayı bırakmıştı.

babam ona söz vermişti lokantayı geri alacaktı ama bu sözünü hiç-bir zaman tutmadı, annemi hastaneden çıkartıp eve getirmiştik oldukça zayıflamıştı simsiyah saçları yavaş yavaş beyazlıyordu, ailemden herkes bir bir masadan kalkıyordu, hobi olarak çizdiğim bazı tablolar vardı mecbur kalıp onları internet üzerinden satışa çıkarmıştım, elimden geldiğince yüksek miktarda para almaya çalışıyordum elde ettiğim paraları babamdan gizli çıkardığım kartta biriktiriyordum, abim de hayallerinden vazgeçip araba tamiriyle ilgileniyordu.

Bu şekilde az çok geçimimi sağlarken yirmi yaşına girmiştim ama halâ aile evinde yaşıyordum, babam sigara ve alkol içmeye başlamıştı ailem ellerimden kayıp giderken kendimden hiç haberim bile yoktu çok zayıflamıştım yemyeşil gözlerime perde çekilmişti sanki simsiyahtı artık gözlerim yorgunluktan.

Biriktirdiğim parayla gidip büyükannemin lokantasını geri almıştım, elimde lokantanın tapusu vardı artık, dedemin yanında aldım soluğu ona sürpriz yapacaktım, ama daha eve bile girmeden aldığım ağır kokuyla bir sorun olduğunu anlamıştım, korkudan titrerken kapıyı açıp eve girmiştim, dedemin dudakları morarmış teni bembeyaz olmuştu üzerinde sinekler uçuşuyordu elimdeki tapuyu yere düşürmüştüm o an ne lokanta ne başka bir şey umurumdaydı bağırarak ağlamaya başlamıştım, sesime başıma insanlar toplanmıştı.

O günden sonra her gün gidip dedem için o lokantayı açtım, kazandığım parayla boyalar, tuvaller, fırçalar aldım yaptığım tabloları Lokanta'nın duvarlarına asarak satışa çıkardım, ben kendi kariyerime odaklanırken annemin durumu iyice kötüleşmişti ve onu yeniden hastaneye yatırmıştık ama tedavi için yüklü miktarda para gerekiyordu ve benim elimde o kadar para yoktu, tek sorun bu da değildi babamın borçları birikmişti peşimizde artık tepeciler ve mafyalar vardı, lokantanın başına bir şey gelmesin diye bir hafta boyunca açmamıştım.

Bu bir haftalık süreçte babam her gün dayak yemiş bir şekilde eve geliyordu, ve sinirini benden çıkararak beni de dövüyordu, abim gece gündüz çalıştığı için eve gelemiyordu beni koruyacak kimse yoktu ve artık bedenim yorulmuştu daha fazla kaldıramıyordum bu işkenceyi, babam evde yokken yastık battaniye aldım bide tüm kıyafetlerimi toplayıp lokantaya yerleştim, annem hastane de can çekişirken babam başka bir kadını hamile bırakmıştı.

anneme bu durumu anlatamadım en azından bebek doğana kadar haberi olmasa daha iyi olur diye düşünmüştüm ama kadın özellikle gidip annemin kaldığı hastanede doğum yapıp üstüne bir de bebeği annemin başına bırakmıştı, artık başıma bela olarak küçük bir bebek vardı, bebek babamın genlerini almıştı ve siyah saçlı yeşil gözlü dünya güzeli omega kimlikli bir kız olmuştu bu kızın ismini ise annem maria koymuştu anlamı ise güzellik demekmiş adı kadar güzel olmasını dileyerek bu ismi vermişti.

hem kendime bakıyor hem de bebekle ilgileniyorum annem bu bebekten dolayı iyice bulanıma girmişti durumu iyice kötüleşiyordu onu özel bir hastaneye yatırmam gerekiyordu ve de tedavisi için yüksek miktarda bir para ama elimde bunlara yetecek kadar para yoktu.

Lokantayı bazı adamlar basmıştı, her yerde babamı aradıklarını eğer onu bulamazlarsa benim canımı yakacaklarını söyleyip gittiler alfaların bu davranışları kaçınılmazdı, alfalar için omegalar sadece sex kölesinden ibaretti alfalar omegaları becerip hamile bırakacak sonra da mecburi bir şekilde o bebekleri doğurup anlılarına sürülen bu lekeyle yaşamak zorunda kalacaklardı.

Artık olanlar dolayı kendimi çaresiz hissedip lokantanın ortasında tavana kalın bir ip asmıştım, annem yine bir bebeğin karşısında intihar edecektim sandalyeye çıkıp boynuma ipi dolamıştım ayağımın tersiyle sandalyeye vurup gözlerimi kapattım, birisinin bacaklarımdan tutup kaldırarak nefes almamı sağlamasıyla ayaklarım yeniden sandalyeye basmaya başlamıştı, gözlerimi açıp beni tutan kişiye bakmıştım yüzünü hiç unutmuyorum sarı saçları olan keskin bakışlı zengin giyimli bir adamdı beni kurtaran kişi.

Benim sandalyeye çıkarak ulaştığım yere kendisi ayakta dururak yetişiyordu, boynumdan ipi çıkartıp beni aşağı indirmişti sandalyeye çıkıp tavana astığım ipi sökerek yere atmıştı etrafa yaydığı feromonlardan alfa olduğunu anlamıştım, sandalyeden aşağı inip yerde oturan maria'yı kucağına almıştı benim kardeşimi yani, o adamı gördükten sonra bir süre kendime gelememiştim.

Aslında adamın amacı sadece tablo almakmış ve bana kart'ını bırakmıştı adamın ismi 'jeon yoon jae' idi adamın yüzünü haftalarca unutmamıştım, lokantada temizlik yaparken gelen müşterilerden birisinin unuttuğu dergide bu adamın yüzünü ve adını görmüştüm ve o zaman korede aşırı ünlü olan jeon şirketinin ceosu olduğunu öğrenmiştim kader bir şekilde bizim yolumuzu kesmişti, her gün sırf bu adamı görmek için magazin dergileri almaya başladım ve her gün başka bir omega yada beta ile kameralara yakalanan birisi dikkatimi çekmişti "jeon jungkook" bu beni kurtatan adamın küçük oğluydu, her gün onu başkası ile görmek midemi bulandırmaya başlamıştı.

HERKESE MERHABA

yeni bir kitapla karşınızdayım okuyan ve okuyacak olan herkese çok teşekkür ederim m>

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.