Ren, kaleden çıkarken, sabahın ilk ışıkları arasında beliren sisin içinde kayboldu. Geriye sadece kara büyüyle yazılmış semboller ve kirli kan izleri kaldı. İçindeki karanlık güç, onu daha önce hiç hissetmediği bir şekilde sarhoş etmişti. Bedeninde dolaşan güç, ona keskin bir netlik kazandırıyor gibiydi; her şey, her adım, her karar, bir noktada birleşiyor gibi hissediyordu. Ama ne kadar çabalasa da, içindeki varlık, ona her an daha fazla sahip olmaya çalışıyordu.
Yolculuk Başlıyor
Ren, kasaba yakınlarındaki ormanda bir süre izlerini kaybettirerek ilerlemeye karar verdi. Krallığın başkentinde, her köşe başında bir casus olabileceği düşüncesiyle dikkatliydi. Fakat kalbi, sadece bir amaç için çarpmaya devam ediyordu: İntikam.
Köyün dışındaki bir dağ yolu boyunca yürürken, bir grup silahlı adamla karşılaştı. Vücutları, siyah pelerinlerle kaplanmıştı, gözleri ise boş, ruhsuz bakıyordu. Tarikat. Ren’in içinde bir kıpırtı oldu. Sadece birkaç adım ötede, bu adamların arasında, onu izleyen gözleri fark etti. Gözler, sanki Ren’in içindeki varlıkla bir bağ kurmaya çalışan biriymiş gibi bakıyordu. Bu bakış onu hem korkutuyor hem de cezbediyordu.
Bir an için, yerinde taş kesildi. O sırada içindeki ses, “Bunlar seni bekliyor… Gel, birlikte daha güçlü olacağız.” diyerek fısıldadı. Ren, istemeden de olsa, elini bileğindeki dövmesi gibi sıcak yanığına doğru götürdü.
---
Geceyi Beklerken
Tarikat üyeleri Ren’i fark ettiğinde, onun yalnız olduğunu ve pek de tehditkar olmadığını düşündüler. Ancak tek bir hata yapmışlardı: Ren artık yalnız değildi.
"Yavaş, sana zarar vermek istemiyoruz," diye seslendi bir adam, Ren'in önüne çıkarken. Sesi soğuk ve uzundu, ama Ren’in gözlerinde bir şüphe vardı. Bu adamlar ona zarar vermek için bekliyorlardı, hem de tam olarak ne zaman olduğunu bilmiyorlardı.
"Kimsiniz?" Ren sesindeki titremeyi gizlemeye çalışarak sordu.
Adam gülümsedi, ama bu gülümseme bir tehditten başka bir şey değildi. "Biz, gölgeler olarak biliniriz. Tarikatımız, yıllarca bu dünyada var olmanın yollarını aradı, ta ki o lanetli varlık senin içinde doğana kadar. Şimdi, sana katılman için teklif sunuyoruz."
Ren, içindeki sesin giderek daha fazla yankılandığını hissetti. Tarikat’ın lideri ne kadar teklif sunsa da, Ren’in aklında tek bir şey vardı: Ailesinin intikamı. İçindeki varlık ona seslendi, bir an için yavaşladı.
---
Yıkıcı Bir Karar
Birden, her şey hızlandı. Ren'in elinde, kırmızı bir ışıkla parlayan amuletin ışığı yanmaya başladı. Tarikat üyeleri, onun güçlendiğini fark ettiğinde çok geçti. İçindeki karanlık güç, kendi iradesi dışında harekete geçmişti. Adamlar, gözlerini korku içinde açtılar ama Ren onları fark etmeden çoktan harekete geçmişti.
Savaş kısa ama şiddetliydi. Her bir hareket, bir yıkıma yol açıyordu. Ren’in gözleri, ruhunun derinliklerinde bir şeyin çözüldüğünü hissediyordu. Birkaç saniye içinde, sadece hayatta kalanlar vardı: Ren ve gözlerinde korku barındıran bir adam.
Bir an için durdu, derin bir nefes aldı. Gözleri, karanlık bir boşluk gibi parlıyordu. Tarikat üyesi, dizlerinin üstüne çökerek, "Sen… senin içindeki… şey, o varlık… o gerçekten özgür mü?" diye fısıldadı.
Ren, soğuk bir gülümseme ile adamın gözlerine baktı. “Bunu zamanla öğreneceksin,” dedi. “Ama artık sana yer yok.”
Ve bir hançer, soğuk karanlıkta hızlıca parladı.
---
Zihin ve Ruh
Tarikat üyelerinin yok olmasıyla birlikte, Ren hala bir adım daha atmak zorunda olduğunu biliyordu. Daha fazla güç arayışında olan o karanlık varlık, artık her an ona hükmetmeye hazır hale gelmişti. İçindeki ses, Ren’i daha fazla denemeye zorlayarak, başka bir boyuta doğru itiyordu.
Ren, her adımda daha da karanlık bir yolculuğa sürüklendiğini hissediyordu. Ama bir şey kesindi: Gerçek intikamını almak için daha fazla kan dökmesi gerekecekti.
