İçeriğe geç

When the Sky Split

Bölüm 4 · 7 dk okuma

When the Sky Split

Bölüm 4

4. Bölüm

Güven ruh gibidir, terk ettiği bedene asla geri dönmez.

(Yorum ve oy atın😠)

Aris ve Elara bir ağacın altında oturmuş, kitabın tüm sayfalarını dikkatle okuyordu. Arada sırada kendi ülkelerinde gördüklerini de birbirlerine anlatıyor, hem kendi diyarını karşısındakine göstermek istiyor hem de büyük bir merakla onun yaşadığı yeri öğrenmeye çalışıyorlardı.

Batmakta olan güneş ağaç dallarından sızarak Elara'nın dizine koyduğu kitabın sayfalarında gezintiye çıkıyordu.

Aris bakışlarını kitaptan çekerek küçük bir baş hareketiyle yanındaki genç kıza baktı. Beyaz, bakımlı saçları güneşin sarı ışıkları ile renk değiştirmişti. Bugüne kadar çok az Luminalı görmüştü ve hiçbirine beyaz saçı bu kadar yakıştırmamıştı. Parlak saçlarından burnuna daha önce duyumsamadığı bir koku geliyordu. Kötü bir koku değildi bu; aksine hep çevresinde olmasını istediği, elinde olsa evine götürebileceği bir kokuydu. Açık havada ince bir sızıntı halinde soluduğu kokuyu artırmak için burnunu usulca Elara'nın saçına yaklaştırdı. Artık koku, biraz önceye göre daha netti.

Elara, saçlarının arasında hissettiği nefes ile kafasını ona yaklaştırmış Nocturnalı gence çevirdi. Bu yakınlığı beklemiyordu.

Aris, onun fark edeceğini hiç düşünmemişti; yakalandığı için büyümüş gözleriyle kızın mavi gözlerine baktı.

Genç adam büyülenmiş gibi kızın gözlerine bakmayı sürdürürken Elara ise onun esmer tenini, yeşil gözlerini ve gözünün altında yeni fark ettiği benini inceledi.

Ne kadar süre geçti bilmiyorlardı; çekilen yoktu, konuşan yoktu... sadece birbirini inceleyen iki genç vardı. Aralarındaki sessizliği dal çıtırtısı bozdu. İkili sesin nereden geldiğine baktıklarında küçük siyah bir kedi ile karşılaştılar. Kedi, çatırtılar çıkararak ilerlemiş, baharın getirisi ile açan çiçekleri koklamış, ardından onu izleyen ikiliye yaklaşmıştı.

Bu küçük misafir, aralarındaki o yoğun ve donuk havayı dağıtmıştı. Aris boğazını temizleyerek eski konumuna geri dönmüştü. Kediyi sevmek için elini uzattığında kedi kafasını geriye çekti. Ani hareket ettiği için korkmuştu. Aris heyecanından dolayı yaptığı hatayı fark ettiğinde bu sefer elini daha sakin uzatırken "Seni korkuttum mu?" diye mırıldandı. Bu soru kediye mi yoksa Elara'ya mı söylenmişti, ikisi de anlayamamıştı.

Elara onu kediyi severken izledi, kedi sevildikçe daha fazlası için Aris'e daha da yaklaşıyordu. "Seni böyle göreceğimi tahmin etmezdim." İçinden geçen cümleler o farkında olmadan dudaklarından dökülüvermişti.

"Neden?" Aris'in şaşkınlığı ile Elara'nın gözleri onun gece karası kanatlarına kaydı, sonra da kucağına yatmış kediye. Yanıt verip aralarında kavga yaşansın istemiyordu; bu yüzden omuz silkti ve konuşmadı. Öte yandan Aris, onun kanatlarına baktığını fark etmişti. Kızın cevap vermeyeceğini anlayınca onu beklemeden tekrar konuştu.

"Çevremde ne gördüysem onu uyguluyorum." Bu cevabın hem Elara'yı kırmayacağını hem de kafasındaki ön yargılara bir cevap olacağını düşünüyordu.

Elara, onun söyledikleri ile yakalandığını fark etmişti. Düşündüklerinden dolayı kendinden utanmış, yanakları pembeleşirken gözlerini kaçırmıştı.

Dış ortama dikkatini verdiğinde saatin ne kadar ilerlediğini o zaman fark etmişti. Güneş batıyordu. Boğazını temizledi ve tekrar Aris'e döndü. Nocturnalıları gaddar, bir hayvanı bile sevemeyecek yaratıklar olarak düşündüğü için artık gözlerini onun gözlerinde uzun süre tutamıyordu.

"Saat geç olmuş, artık gitmeliyim."

Aris'e bir kaçış gibi gelmişti bu cümle. Yine de kafasını sallamış, kara kediyi sevmeyi bırakmıştı. Kedi üzerinden çekilen ellerle huzursuzlanmış, daha fazla sevilmek için gencin bacağına kafasını sürtmüş, hatta beyaz lekeye sahip patisini kaldırıp sürtündüğü bacağa dokunmuştu, lâkin hiçbir tepki alamamıştı.

"Seni bırakayım." Bu cümle ikisine de haftalar önce, ilk tanıştıkları günü hatırlatmıştı. "Peki." İkili oturdukları yerden kalkıp ilerlemeye başladığında kedi de peşlerinden gelmeye başlamıştı.

Sessiz ilerleyen yolculuklarını Elara bozmuş, Aris'e "Yarın yine aynı saatte orada buluşalım. İkimiz de araştırmalar yapalım, bunların hepsini bir araya toplayıp yanımızda getirelim." demişti. Aris'in de onayıyla yarın buluşmak için sözleşmiş oldular.

Bu sözleşmeden sonra tekrar sessizleşmişlerdi. Aris arada sırada peşlerinden gelmekte olan kediye bakıyor, sanki kendisini anlayabilirmiş gibi laflar atıyordu. Elara onları sessizce izlerken Aris hakkında kötü düşündüğü için kızardıkça kızarıyordu.

Lumina kapısına yaklaştıklarında Aris daha fazla ilerleyemeyeceği için ikisi de durdu. "Yarın görüşürüz." Kendisine hafif bir tebessümle veda eden Aris'e baktı, ardından ayaklarının dibindeki kediye.

"Özür dilerim Aris, diğer Nocturnalıları bilemem ama sen benim kafamda oluşturduğum Nocturna profiline benzemiyorsun. Hakkında ufacık da olsa kötü düşündüğüm için çok utanıyorum." Özür dilemeden ayrılmak istememişti. Konuşmasının sonlarına doğru sesi kısılmış, Aris'in gözlerine bakamamış, kafasını eğerek kendi maviliklerini genç adamın tişörtünün yakasına çevirmişti.

Elara'nın içten tavrı ile mutlu olan Aris, bir yandan kıza hak veriyordu. Ellerini dostane bir niyetle kızın iki omzuna koymuş ve onun tekrar gözlerine bakmasını sağlamıştı. "Sorun değil Elara, gerçekten. Hepimizin ön yargıları var. Özür dilediğin için teşekkür ederim."

Aralarındaki sorunu hallettikleri için rahatlayan Elara derin bir nefes almış, kendisine tebessüm eden Aris'e aynı şekilde karşılık vermişti.

Elara, bacaklarına sürtünen kediyi hissettiğinde artık gitmesi gerektiğini hatırladı. "Görüşürüz o zaman."

"Görüşürüz."

Aris'i ve kara kediyi ardında bırakıp ilerlemeye devam etti. Aris, kız gözden kaybolana kadar beklemiş, ağaçların arasında parlayan beyaz saçların her adımda havalanmasını izlemişti.

Geri dönmeye karar verdiğinde geldiği yönü tekrar katetmeye başladı. Bu sırada siyah kedi de onu yalnız bırakmıyor, Void'de kendisine eşlik ediyordu. Kedinin kendisini bu kadar çok sevmiş olması hoşuna gitmişti. Nocturna kapılarına geldiğinde kediye veda etmek için dizlerinin üzerine çöktü ve tüylerini okşamaya başladı.

Kedi sanki onun gideceğini anlamış gibi ona sürtünüyor, daha çok sevilmek ve bırakılmamak için şirinlikler yapıyordu.

"Keşke benimle gelebilsen." diye mırıldandı. Eve bir kediyle gitse kimse sorun etmezdi. Annesi de bayılıyordu kedilere. Annesi izin verdikten sonra babası da karşı çıkmıyordu. Planlarını bozan şey kedinin ön patisindeki beyazlıktı.

Eve bir kedi götürmesinde sorun yoktu ama Void'den aldığı bir canlıyı getirmesi herkes için büyük bir engel oluşturuyordu. Tarihlerine sahip çıkmak adına Void'den hiçbir canlıyı diyara sokamazlardı. Belki de bu yasağı koyarken, getirilen canlıların güzelliği karşısında hayran kalınacağını biliyorlardı; zira kedi çok uysal, çok güzel ve ışıl ışıldı. Onu sevmemek elde değildi.

Kedi, patisini Aris'in dizine bastırıp kısık bir sesle miyavladığında Aris'in içindeki kurallar birer birer yıkıldı. Bir hayvanı sırf patisindeki leke ve doğduğu topraklar yüzünden kaderine terk etmek, tam da Elara'nın az önce özür dilediği o "gaddar Nocturnalı" profiline uymak demekti.

​"Seni burada bırakmayacağım," diye fısıldadı Aris.

Kitabı koyduğu çantasını açtı ve kediyi dikkatlice yerleştirdi. Kedi küçük olduğu için kolayca sığmıştı. Fermuarını kedinin nefes alabileceği şekilde hafif aralık bıraktı. Tek umudu kedinin bir süreliğine sessizce orada kalmasıydı, böylece ayağı için bir şeyler bulabilirdi.

"Sessiz ol." Kedinin kafasını severken onu uyarmış, ardından çantayı alarak kapılardan içeri girmişti.

Aris eve kucağında kediyle geldiğinde rahattı ama ondan daha rahat olan biri varsa o da uyuklayan kediydi.

Aris'in yolda aklına kediye zarar vermeyecek bir boya almak ve kedinin patisini boyamak vardı. Hayvanlar için zararsız boyalar satılıyordu. Belki biraz daha erken gelseydi açık bir dükkân bulabilirdi ama hava çoktan kararmıştı. O da bu akşamlığına idare etmek için kedinin patisini sarmıştı. Sanki yaralıymış da veteriner tedavi için sarmış gibi görünüyordu. Sabah erkenden boya alırdı ve iki güne de sargıyı çıkarırdı.

Kapı ziline bastıktan sonra kucağındaki kediyi kontrol etmiş, kapının açılmasını beklemişti. Kapının ardında annesinin adım seslerini duydu. Çok geçmeden de kapı açıldı. Mireira oğlunun nereye gittiğini bilmiyordu, saatlerdir de dönmediği için endişelenmişti. İlk başta kucağındaki kediyi fark etmemiş, oğlunu azarlamaya başlamıştı.

"Neredesin sen sabahtan beri? Saat kaç oldu haberin var mı?" Mireira'nın azarlamasına uyanan kedi kafasını kaldırıp karşısındaki kadına bakmıştı. Oluşan hareketlilikle Mireira'nın dikkati oğlunun yüzünden kucağındaki kediye kaymıştı. Yüz hatları kediyi görünce yumuşamış, oğluna kızması gerektiğini unutmuştu.

"Bu da ne?"

Annesinin yüzündeki yumuşama Aris'in gözünden kaçmamıştı. Kediye onu kurtardığı için minnettar olmuştu. Yüzüne masum bir gülümseme yerleştirdi. "Kedi."

"Nereden buldun bunu?" Annesi Aris'in kucağındaki kediye uzanmış, kendi kucağına aldığında bu sefer kediyle konuşmaya başlamıştı. "Adın ne senin?" Yeni bir kucağa geçen kedi ilk başta rahatsızlıkla kıpırdanmış, boynunun altında hissettiği Mireira'nın parmaklarıyla sakinleşmişti.

Annesi kediyi severken Aris de daha fazla kapıda durmamış içeri girmiş, ardından kapıyı kapatmıştı. Ayakkabılarını yeni çıkarmışken annesi kedinin patisindeki sargıyı fark etmişti. "Ayağına ne oldu senin?" Mireira'nın parmaklarının yeni hedefi sargı olmuştu. Bunu fark eden Aris panikle "Dokunma anne!" demişti. Kadın oğlunun yükselen sesiyle kediye zarar vereceğinden korkmuş ve parmaklarını aceleyle uzaklaştırmıştı.

"Yara mı var?" ​Yara... Sırf doğduğu topraklar yüzünden gizlemek zorunda kaldığı o masum beyazlık, şimdi bir "yara" kılıfına mı girmişti?

"Evet. Bir süre bizde kalsa olur mu?"

"Olur tabii ki. Bu kızımızın adı ne bakalım?"

Kız olduğunu annesinden öğrenmişti. Kendisi pek anlamazdı cinsiyetlerini. Hızlıca bir isim düşünmüş, aklına gelen isimle gülümsemiş ve annesinden kediyi almıştı. "Nova." dedi. Gökyüzünde aniden parlayan yıldız, Nova.

"Çok tatlı bir isim."

Genç adam kendisine bakıp miyavlayan kediye gülümsemiş, "Öyle," diye annesine katılmıştı.

_______________________

Beğendiniz miii

Bölümleri çok uzun tutmak istemiyorum. Kısa kısa daha iyi geliyor. Tabii sizin tercihinize göre kelime sayısını artırabilirim.

Okul açıldığı için bölüm gelme günlerinde istikrarsızlık olabilir, fırsat buldukça yazmaya çalışıyorum.

Bir bölüm daha var ona bakmayı unutmayınn

Sizi seviyorum💕💕

Bölüm sonu

7 yorum