Akının anlatımıyla
Arkamızdan gelen bir sesle irkildik. Döndüğümüzde abilerimden belki 2-3 yaş büyük,takım elbiseli,gözünde de siyah bir güneş gözlüğü olan, kumral bir çocuk vardı. Hepimiz sorgular bakışlarla çocuğa bakıyorduk. En sonunda abim:
Mert:Evet ama siz kimsiniz?
X:Sizin bu aradığınız kişiyi tanıyan biri
O an gözlerim büyüdü. Bu çocuk kutayı tanıyordu! Ama nereden tanıyordu ki? Arkadaşı mıydı? Yoksa abisi falan mıydı? En iyisi sormaktı.
Akın:İyi ama siz nereden tanıyorsunuz kutayı?
X:Çünkü şuan tam karşınızda duruyor "MEKTUP ARKADAŞIM"!
herkes:NASIL YANİ!?
O an hepimiz 3.bir şok dalgası yaşamıştık. Ama özellikle ben. Benim yaşlarımda bir çocukla mektuplaştığımı düşünürken benden hatta abilerimden bile büyük biriyle mektuplaştığımı öğrenmiştim. Ama şöyle bir sorun daha vardı. Biz bizim kardeş okulumuzdaki kişilerle mektuplaşıyorduk yani hepsi benim yaşlarımdaydı ama kutay benden büyüktü. Nasıl oluyordu böyle birşey?
Akın:İyi ama sen nasıl?
Kutay:Evet biliyorum aklında çok soru var. Senden ne istediğimi,sana nasıl ulaştığımı bilmek istiyorsun.Şimdi ikinci soruyla başlayalım. İlk önce sizin mektuplaştığınız kardeş okulunu öğrendim. Nasıl öğrendiğim bana kalsın. Daha sonra oradan sizin okulun listesine ulaştım ve senin ismini buldum. Daha sonra seninle önceden mektuplaşmış bir çocuktan senin adresini öğrendim ve sana yazmaya başladım. Eh sende yemi yuttun tabi. En sonda seninle yüzleşelim diye hemde senden istediğim şeyi almak amacıyla sana sanki başım dertteymiş gibi mektup attım. Tek gelirsin diye düşünmüştüm ama abilerini de getirmişsin.
Duyduklarım karşısında şok olmuştum.
Mert:Yani sen kardeşime ulaşmak için bunların hepsini planladın?
Kutay:Evet Mertciğim tam olarak öyle oldu.
Hayri:Sen bizim isimlerimizi nerden biliyorsun?
Kutay:Eh şöyleki Akın bana 10 tane mektup attıysa bunlardan 9 tanesi sizinle ilgiliydi. Yani kısa özet sizi sizden daha iyi tanıyorum yani.
Mert:Akın sen bu çocuğa bizden mi bahsettin?
Akın:Şey evet..
İşte tam bunu söylediğim anda abim bana dik dik bakmaya başladı. Bu bakışlar tek bir anlama geliyordu o da akşam otele dönüşte çok fena bir sorgulamaya ve hemen arkasından da azar yemeye maruz kalıcaktım...
Kamil:Peki bizden tam olarak ne istiyorsun?
Kutay:Gelelim o soruya. Şimdi ben aslında sizinde zamanında çok iyi tanıdığınız bir kötünün yeğeniyim.
Hayri:Ajan?
Kutay:Hayır
Kamil:Rıza ve ziya
Kutay:Yok.
Mert:Kazım Amca?
Kutay:İşte doğru tahmin!
Ne yani kutay bizim Kazım amcanın yeğenmiydi?
Hayri:Nasıl ya bildiğimiz şuan hapiste olan Kazım Amca mı?
Akın:Başka kaç tane Kazım Amca tanıyoruz abi?
Mert:Peki bizden ne istiyor?
Kutay:Gel gelelim o konuya. Şimdi siz daha önce Göbeklitepede bir geçmişe gidip gelme macerası yaşamışsınız doğrumudur?
Kutay tek kaşını kaldırmış sorgular bakışlarla bize bakıyordu.
Mert:Evet doğru? Ama ne alaka?
Kutay:Hah! Şimdi siz oraya bir taşla gidip gelmişsiniz o taşta en son Akındaymış. Şimdi bana o taş lazım. Şimdi sizinle anlaşalım siz uslu uslu taşı verin bende sizin peşinizi bırakayım?
Hayri:Aynen bak verdik şuan!
Kamil:Oldu paşam var mı başka isteğin?
Kutay:Akın hadi ver şu taşı sende rahat et bende.
Kutay bunu söyledikten sonra yavaş yavaş üstüme yürümeye başladı. Abim de beni kolumdan çekip arkasına koydu.
Mert:Uzak dur kardeşimden!
Bu durumu farkeden Kamil ve Hayri abide abime destek olmak için yanımıza geldiler. Şuanda üçü birden bir kalkan gibi önümde duruyorlardı.
Hayri:Yanlış tayfaya bulaştın kutay efendi!
Mert:Dönüşte amcana selamımızı ilet!
Kutay:Peki madem zor yolu denememi istiyorsunuz...
O anda kutay bir ıslık çaldı ve evin arkasındaki duvardan 2 tane iri yarı adam bize doğru yürümeye başladı. Abilerimde artık geri adım atmaya başlamıştı. Anlaşılan bu işten sağ çıkamayacaktık...
Kamil:M-Mert bir planımız var mı?
Mert:Evet var...
Hayri:Evet Mert merakla seni dinliyoruz?
Mert:Planım ARKAMIZA BİLE BAKMADAN KAÇMAK. KAÇIN!
Ve hepimiz arkamıza bile bakmadan kaçmaya başladık. Biz kaçarken kutayda adamlarına emir veriyordu:
Kutay:YAKALAYIN ONLARI!
Kutayın emriyle o iri yarı adamlarda peşimize takıldı. Önde biz arkamızda onlar koşturuyorduk. Ama abilerim kendilerini çok kaptırmışlardı çünkü şuan benden bile hızlıydılar. Ve ben çok arkadaydım:
Akın:ABİ!YAVAŞLAYIN BİRAZ!
Yok ne kadar seslenirsem sesleneyim beni duymuyorlardı. En sonunda birşey oldu. Ne oldu anlamamıştım ama bir anda onları kaybetmiştim. Daha demin önümde olan abilerim bir anda yok olmuşlardı. Ama şöyle bir sorun daha vardı arkamda olan adamlarda arkamda değillerdi? O anda jeton düşmüştü. Galiba ben onlardan kaçıcam diye birde üstüne abilerime yetişicem diye dalıp başka sokağa girmiştim. Bir süre daha koştum belki ilerlerde bir yerde onlarla tekrar karşılaşırım diye ama ilerledikçe daha da kaybolmuştum. En sonunda gide gide çıkmaz sokağa gelmiştim. Ve arkamdan:
Kutay:Vayy mektup arkadaşım sonunda baş başa kaldık demek.
Bu kutaydı! Beni takip etmişti ve çıkmaz sokağa girmemi fırsat bilmişti.
Akün:Rahat bırak beni!
Kutay:Sen o taşı ver bende bırakayım seni.
Akın:Rüyanda görürsün!
Kutay:Peki benden günah gitti.
Dedi ve üstüme yürümeye başladı. Kaçıcak yerim kalmamıştı o yaklaştıkça bende arkamdaki duvara daha da yapışıyordum. Ve en sonunda kolumdan sıkıca tuttu.
Akın:BIRAK BENİ! İMDAT KİMSE YOK MU? ABİ!?
Kutay:Boşa boğazını yorma. Bu ara sokaklarda kimse yaşamaz. Bunu bu sokağa kendini atmadan önce düşünücektin Akın.
Ve beni kendine çekiştirmeye başladı. Ben depelendikçe beni daha da sıkıyordu ve canım daha fazla açıyordu. En sonunda boşta kalan eliyle telsizine uzandı. Sanırım adamlarına haber vericekti:
Kutay:Küçük olanı yakaladım diğerlerini buldunuz mu?
Adam 1:Hayır efendim kovalarken bir sokağa girdiler sonrasında bulamadık.
Kutay:Tamam elimizde şuan onları bize çekicek birşey var zaten kovalamanıza gerek yok artık.
Adam 1: Tamamdır efendim geliyoruz yanınıza.
Kutay:Arabada buluşuruz.
Ne yani beni yem niyetine mi kullanacaklardı? Abilerimin yakalanmasına izin veremezdim. İlk önce kutaydan kurtulmam daha sonrada abilerime ulaşmam gerekiyordu. Ama nasıl...
