Konuşmanın ardından geçen bir hafta, Seungmin için ölüm gibiydi. Evlilik için hazırlıklar çoktan başlamış, haber Kim Krallığı halkı arasında dolaşıyordu.
Halkın büyük bir çoğunluğu Seungmin'i çok severdi. Bu yüzden hepsi onun adına sevinmiş, Seungmin'i arzulayan bazı alfa ve betalar ise bu haber karşısında sinirlenmişti.
Sarayda da koşuşturmalar başlamıştı. Seungmin'e özel kıyafetler dikmek için gelen terziler sürekli ölçü alıyor, parlak kumaşlardan yepyeni kıyafetler dikiyorlardı.
Temizlikçiler büyük bir saray temizliğine başlamış, koskocaman sarayın her bir köşesini temizliyorlardı. Bahçıvan her gün bahçeyi süpürüyor, ağaçları en güzel şekilde buduyor ve bahçenin güzel durması için rengarek çiçekler ekiyordu.
Bu işlerin arasında Seungmin bir türlü kendine vakit ayıramadı. Sürekli oradan oraya sürüklenmekten sıkılmış bir şekilde yeni dikilen kıyafeti denemek için istemsizce soyunma odasına girdi.
Kapıyı kitledikten sonra elindeki parlak krem rengi kumaş parçasına baktı. Rengi güzel hoştu fakat bir alfa için bunları giyeceğine ölmeyi tercih ederdi. İstemeye istemeye giydikten sonra her bir kısmı bedenine tam oturan kıyafeti aynadan süzmeye başladı.
Vücudunun kıvrımlarını oldukça belli eden bu kıyafet Seungmin'i fazlasıyla rahatsız etmiş olsa da yapacak bir şey yoktu. Tamamen hazır olan Seungmin ağır hareketlerle soyunma odasının kapısını açıp kendini büyük bir heyecan ve merakla bekleyen validesinin yanına çıktı.
Chaemin oğlunu iyice süzmüş, ona aşırı derecede yakışan ve fazlasıyla zarif gösteren bu parçayı oldukça beğenmişti. Elinden gelen ilk fırsatta bu kıyafeti diken terzinin alnından öpmeyi aklının bir köşesine not ettikten sonra Seungmin'e yaklaştı.
"Çok güzel oldun oğlum. Seninle gurur duyuyorum. Krallığımızı sen kurtardın."
Seungmin bu kelimeleri bininci kez duymuş ve artık sıkılmış olsa da validesine küçük bir gülümseme sunmuş, tek elini omzuna koymuştu.
"Dün dediğim gibi, her şey Kim ailesi için validem."
Chaemin sıcak bir gülümseme sundu. Seungmin'in kendi ailesini böyle düşünmesi onu mutlu ediyordu.
Kapının tıklanma sesiyle Chaemin gel komutu vermiş, saniyeler içerisinde içeri terzi girmişti.
"Kıyafetlerin nasıl olduğunu merak ettiğim için geldim kraliçem. Umarım rahatsız etmedim?"
Chaemin hayır anlamında başını iki yana sallamış, hafif aralık kapıya yönelmişti.
"Ben de tam çıkıyordum. Hadi bakalım, kolay gelsin size."
Chaemin odadan çıktığında terzi Seungmin'in üstündeki kıyafeti süzmüş, tam olduğunu fark edince göğüs kabartmıştı.
"Bir sıkıntı var mı prensim? Eğer olursa söyleyin hemen düzelteyim."
Bir sıkıntı değil, binlerce sıkıntı vardı. Seungmin son bir haftada oldukça değişen hayatını geri eskisine çevirmek istiyordu. Bunu terziye söylese yapabilir miydi acaba?
Terzi hafif öksürdüğünde bütün düşünceler Seungmin'in kafasında dağılmış, tekrar odağı kendisine sorarcasına bakan genç kız olmuştu.
"Ha şey... Sıkıntı yok. Güzel olmuş."
Terzi bu cevap karşısında gülümsemiş, Seungmin'in önünde eğilerek selam verdikten sonra odadan çıkmıştı.
Seungmin yine düşüncelerle baş başa kalmış bir şekilde tekrardan aynaya baktı. Acaba evleneceği kişi nasıl biriydi? Umarım iyi biridir de bana kötü davranmaz diye geçirdi içinden Seungmin.
Üzerindekileri çıkarmak için soyunma odasına girip hızlıca çıkardığı kıyafetlerini geri giydi. Özel dikim kıyafetini ise askıya asıp dolaba kaldırdı.
İşi bittiğinde soyunma odasından çıktı. Sonunda özgürdü. Dışarı çıkmak için kapıya ilerlediğinde kapı birden açıldı ve içeri Joo-won girdi.
Onu beklemeyen Seungmin anlamazca baktı. Joo-won Seungmin'i süzdü ve konuşmaya başladı.
"Nereye gidiyorsun?"
Seungmin bu soruyla afallasa da duruşunu dikleştirdi.
"Şey... Dışarı çıkıp biraz hava almak istedim."
Joo-won anlamış şekilde başını salladı.
"İki gün sonra Lee ailesi buraya gelecekmiş. Hazırlıklara başlamalarını söyledim herkese, sen de başlasan iyi olur. Saraydan dışarı çıkma."
Seungmin son cümleyi duyduğunda yanaklarını şişirdi ve başını onaylar şekilde salladı. Joo-won odadan çıktığında ise sıkıntıyla ofladı.
"Ben ne zaman özgür olabileceğim ya?"
Odasından çıktığı gibi terzinin yanına gitti. Seungmin'i gören genç kız eğilip selam vermiş, arkadaki koltuğa yığdığı kıyafetlere ilerleyip biraz kurcaladıktan sonra bulduğu siyah kıyafeti Seungmin'e uzattı.
"Kraliçe bunu vermemi söyledi prensim. Sanırım iki gün sonraki karşılamada bunu giymeniz gerekiyormuş."
Seungmin başını salladı ve aldığı kıyafetle tekrar odasına ilerledi. Girdiği gibi sırtını kapıya yaslayıp yere çöktü. Çok yorulduğunu hissediyordu. Gözünden tekrar bir yaş düşerken bütün bunların bir rüya olmasını, tekrar yatağında uyanıp sarayda koşuşturma olmadan ailesiyle kahvaltı yapmayı ve dışarıda istediği gibi gezmeyi diledi.
Olmayacağını bildiği halde.
Elindeki kıyafetle bilmem kaçıncı kez soyunma odasına girdikten bir kaç dakika sonra üstünde siyah, gümüş çiçek desenli bir kıyafetle geri çıktı. Bu az öncekinden biraz daha rahattı. Seungmin aynada iyice kendini süzdü, ailesinin bütün bunları o alfayı etkilemesi için yaptığını biliyordu. Dudaklarını büzerek üstündeki kıyafeti geri çıkardı. Kendi kıyafetle
rini giyince de diğer bütün kıyafetler gibi bunu da dolaba kaldırdı.
~•~
