Yazgı: bir sorun yok, aşağıda seni bekliyoruz hadi gellllll
Açelya: saçımı yapıp iniyorum hemen bekleeeee
Yazgı: ya üç saat önce anlaştık daha saçını mı yapıyorsun?
Açelya: hadi Yazgı az kaldı
Açelya saçlarını son defa taradıktan sonra masaya koyduğu telefonu ve çantasını alarak evden çıktı. Kapının önüne çıktıktan sonra etrafa bakındı ama kimse yoktu Yazgı ona kapının önünde olduğunu söylemişti. Hemen telefonu çantasından çıkarıp Yazgı'yı aradı.
Açelya: Yazgı neredesiniz? Kapının önüne çıktım.
Yazgı:......
Açelya: Yazgı orda mısın?
Telefondan cevap gelmiyordu Açelya hemen telefonu kapatı ve bahçede olan masaya doğru gitti, sandalyeyi çekip oturdu arkadaşlarını bekledi ama yine dayanamayıp diğer arkadaşını aradı.
Açelya: Kerem nerdesin Yazgı'yı aradım ama cevap vermiyor.
Kerem:.......
O da cevap vermemişti Açelya yavaş yavaş korkmaya başladığında içeri geçmek için ayağa kalktı o esnada evin yan tarafında olan çiçek saksısı yere düştüğünde eli titremeye başlamıştı kapıya doğru koştu çantasından anahtarı çıkardı, o kadar korkmuştu ki bir türlü tuturamıyordu, sesler gelmeye başladı. Kapıyı açamayacağını anlayınca evden uzaklaşmak için koşmaya başladı tam bahçenin kapısına geldiğinde arkasından gülme sesleri geliyordu durdu ve arkasına baktı.
" Ya sizden nefret ediyorum pislikler. Offf çok korktum" aslında alışması lazımdı çünkü arkadaşları ona sürekli bu tür şakalar yapardı ama ilk seferki gibi korkardı Açelya.
" Aa aşkım korktun mu?" Yazgı kollarını açarak Açelya'nın yanına geldi ona sıkıca sarıldı.
"Bu kadar korkak olma kızım ya" diyen Kerem'e ters ters baktı.
"Kızım niye öyle bakıyorsun korkutma beni, sanki bir katil gibi" Kerem dalgaya almıştı Açelya'yı ama hiç biri son günlerini yaşadıklarını bilmiyorlardı...
Şakaları son bulduğunda hepsi Kerem'in arabasına binmek için bahçeden çıkarken Açelya bir ses duydu ve arkasını döndü evin etrafına göz gezdirdi karanlık bir sima gözüne çarptı biraz daha dikkatli bakmak için gözlerini kıstı ama bir şey olmadığını fark edince geri arkadaşlarının yanına doğru ilerledi.
Kerem sürücü koltuğuna geçerken Dijle Kerem'in yanındaki ön koltuğa oturdu, Açelya, Ulgay ve Yazgı arka koltuğa geçmişlerdi. Kerem yine şaka yapmak için koltuğundan dönerek arkada duran arkadaşlarına baktı.
"Gençler araba çalışmıyor ya ne yapsak?" Dedi Kerem.
"Oto tamircinin numarası olan var mı?" Dedi Yazgı.
" He kanka bizde yedi yirmi dört tamircinin numarasını rahatsız ediyoruz, geçen de bize kahve içmeye geldi" dedi Dijle alaylı bir ses tonuyla.
"Ne saçmalıyorsun Dijle şuan bu durum ciddi dalga geçilecek bir şey göremiyorum ben" dedi Yazgı.
"Aman Yazgı ne abartın alt tarafı ortamı yumuşatmaya çalışıyoruz burda" dedi ve camdan dışarı baktı. Yazgı bu hareketine göz devirmişti.
" Uzatmayın artık kızlar buluruz interneten numarasını" dedi Ulgay. Kerem işin ciddileştiğini anlayınca birden kahkahasını patlatınca herkes şaka olduğunu anlamıştı.
" Kerem yeter artık bu şakaların bokunu çıkarıyorsun iyice!! Bi daha böyle yaparsan cidden seninle bir yere gelmem artık" dedi Açelya yüksek sesle.
" Tamam tamam sakin ya" dedi Kerem.
"Abi iyi misin sen ya" elini alnına yapıştırıp Dijle gibi camdan dışarı baktı.
Kerem aldırış etmeden arabayı çalıştırdı ve evden uzaklaştılar. Yol boyu herkes sessizdi, ortam hiç olmadığı kadar durgundu sanki Açelya hissediyor gibiydi bir şeylerin ters gideceğinden.
Bar'a yaklaşınca Kerem arabayı park alanına götürdü, yer altı park alanı sessiz ve hissizdi. Herkes arabadan indiğinde en son Açelya inmişti etrafına baktı sonra Dijle'ye döndü ve onun kolunu tutarak kendine çekti.
" Dijle ben biraz kötü hissediyorum"
"Ne oldu canım bir yerin mi ağrıyor?" Dedi Dijle telaşlı olan sesiyle.
" Yok bir yerim ağrımıyor ama içimde çok kötü bir his var sanki takip ediliyor gibi hissediyorum" elini kalbinin üzerine koydu ve etrafa bakındı.
" Sakin ol canım sadece Kerem'in saçma şakaları seni korkutmuş olabilir" dedi Dijle ve hemen Yazgı'nın yanına giderek onlara katıldı. Açelya biraz geriden gelmişti bar'ın önüne, sürekli düşünce içerisindeydi. Bu içini parçalayan korku onu içten içe yiyip bitiriyordu. Karşıda duran sevgilisini görünce koşarak ona doğru gitti çünkü Ozan ona en iyi gelen kişiydi, Ozan zaten hemen anlamıştı bir şey olduğunu.
"Ne oldu sevgilim?"
" Bir şey yok sadece biraz korktum bu gün hâlâ içimde kalmış" sarılmasına son vererek ayrıldı Ozan.
" Bir şey var hissediyorum anlat bana bebeğim" dedi ve alnına bir öpücük bıraktı. Açelya bu duruma gülümseyerek Ozan'a baktı içini dökmeye hazırdı.
" bu gün Kerem ve diğerleri bana her zaman olduğu gibi şaka yaptılar, biliyorsun alışamıyorum sanki şuan takip ediliyor ve biri beni izliyor gibi hissediyorum" dedi sesi biraz titremişti anlatırken. Ozan ona hemen sarıldı korkmasını istemiyordu.
" Ben yanındayım sevgilim seni asla bırakmayacağım biliyorsun dimi?" Dedi Ozan biraz çekilip yüzüne gülümseyerek baktı.
"Aşkınız bittiyse girelim mi içeri artık" dedi Hilal. Gökçe, Şeyma ve Cansu güldüler Hilal'in bu sözlerine.
"Bitti Hilal şimdi önden gidin içeri lütfen" elleriyle bar'ın kapısını gösterdi Ozan. Hepsi sırayla bar kapısından içeri girdiler ve girer girmez dans etmeye başladılar. Hilal, Şeyma ve Cansu direkt barmenin yanına gittiler üçünün barmenlere zaafı vardı.
Barmen kol kola gelen üçlüyü görünce anlamıştı zaten onun için geldiklerini, hemen bar masasına kollarını koyarak üçlü kızlara baktı.
" Merhaba hanımlar ne alırdınız?"
"Bu gece bütün tercihlerimiz sana ait barmen bey" dedi Cansu gülerek. Barmen de Cansu'ya gülümseyince Cansu arkadaşlarına döndü.
" Bana aşık oldu gördünüz benim o bakmayın artık" diğer ikisi kahkaha atarak gülmüşlerdi Cansu'nun bu hallerine.
Diğerleri her zaman onların olan masaya çoktan oturmuşlardı. Bu bar sürekli geldikleri yer olduğu için masa sadece bu on birlik grubundu.
Ulgay masadan kalkıp elini Yazgı'ya doğru uzatarak " benimle dans etmeye eşlik eder misiniz leydim?" derken Yazgı hemen elini uzatarak ayağa kalktı "tabiki centilmen bey" ikisi gülerek dans etmeye gittiler, bütün bar bu grubu tanırdı hep kendi kafalarına göre takılırlardı kimse onlara karışamazdı çünkü biraz zorba bir gruptu.
Yıllar önce bu bar'da bir kişi ölmüştü ve bunun sebebi bu gruptu. Ölümü hak etmiş miydi, hak etmemiş miydi? Bunu tartışabiliriz.,,,
*Olay*
2018 yıllarının başıydı, bu grup yine olduğu gibi bar'a gelmişti ve masalarına geçmişlerdi ve bu masanın karşısında olan masada oturan adam cinsel organını okşayarak Açelya'ya bakıyordu piçimsi olan gülüşü ile daha çok uzaktan taciz ediyordu Açelya bunu fark etmişti ama kimseye söylemiyordu, Ozan ise bir gariplik olduğunu biliyordu ama gözü Açelya'da olduğu için karşı masaya hiç bakmamıştı. Ozan, Açelya sıkılmasın düşüncesiyle onu dansa kaldırdı, olacak olan olay burda başlıyordu... Açelya ve Ozan dans ederken adam daha fazla dayanamayıp sinsi bir şekilde ayağa kalkıp yavaş yavaş Açelya'ya doğru gidiyordu iki sevgili bunu farketmiyordu. Aralarındaki az olan farkı kapatmıştı adam elini Açelya'nın bacağına koydu okşamaya başladığında Açelya bağırdı ve adama döndü.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun pislik herif" diyerek adama tokat attı.
" Sende istemiyor musun? az önce hiç öyle gözükmüyordu, göz kırpıyordun madem bu kadar namusunu düşünüyordun yanındaki pezevengine söyleseydin orospu" diyerek güldü ve Açelya'ya daha çok yaklaştığında Ozan adamın yakasını tutu ve okkalı bir yumruk atmıştı adama. Adam bu yumrukla biraz sarsılmıştı, etraftaki herkes durmuştu ve onlara bakıyordu.
"Sen şimdi bittin çocuk" diyen adam bu sefer Ozan'a yumruk atmıştı, Ozan yumruk ile yere düştüğünde adam Açelya'ya doğru gitti ve belinden tutarak kendine doğru çekti " bu gece bana aitsin küçük orospu" dediğinde Ulgay, Kerem ve Kutay hemen müdahale etmek için yeltendiğinde sapık adamın arkadaşları üçlünün önüne geçtiler.
"Nereye gençler daha işimiz bitmedi" dedi bir arkadaşı. Diğer yapılı ve sakalı arkadaşı ise Açelya'ya sarkıntılık yapan arkadaşına döndü ve " sen al orospunu git kanka buralar bizde" gülerek önüne döndü ve üçlünün üzerine doğru gitti ama bilmedikleri bir şey vardı Kutay siyah kuşak unvanına sahip olimpiyat şampiyonuydu... İlk adam üzerine geldiğinde Kutay onu tek seferde yere yapıştırınca diğer iki arkadaşları yerdeki adama baktı ve ikisi aynı anda tekrar Kutay'a baktı.
"Gelsenize lan buraya" dedi Kutay ağzının kenarıyla gülerek.
Ozan sinirle soluk soluğa nefes alırken kafasını masadaki şişeye doğru çevirdi ayağa kalkıp eline iki şişe aldı "yeter lannnnn!!" yüksek sesle bağırarak sapığın üzerine doğru koşarken kimse hareket bile edemeden iki şişeyi birden sapığın kafasında kırdı, adam yere düşmeden Ozan elindeki kırık sivri şişeye baktı ve sapığın kalbine üç defa üst üste sapladı... Sapladı... Sapladı.... Herkes çığlık çığlığa sağa sola kaçmaya başladılar.
Açelya donup kalmıştı.. kimse ne yapacağını bilmezken sapık yere yığıldı arkadaşları yerdeki cesede baktılar.
" Kaçın oğlum kaçın!"
"Oğlum burda mı bırakacağız bunu?!"
"Bırak ne hali varsa görsün zaten ölmüş burda kalırsak olay bizede patlar" dedi irili adam. Üçü birden kapıdan çıkıp kaçtılar. Barmen ve grup tek kalmıştı herkes sessizdi ne yapacaklarını bilmiyorlardı Ozan daha 19 yaşındaydı bütün ömrü hapiste geçirmek istemiyordu. Tam kaçmak için kendine gelecekti ki kapının önünde gelen siren sesiyle grup bir birilerine baktılar... Artık kaçmak için çok geçti. Ozan kanlı ellerine baktı sonra Açelya'ya baktı, Açelya'da Ozan'a bakıyordu.
"Ozan ne yaptın sen?" Korkmuş ses tonuyla.
"A-Açelya sadece seni korumak için yapmıştım böyle olacağını bilmiyordum"
"Özür dilerim sevgilim çok özür dilerim bir şey olmadan burdan gitmemiz gerekirdi" dedi Açelya Ozan'nın yanına giderek ona sarıldı.
"Sarılma bana ben bir katilim" 'katilim' dediğinde hıçkırarak ağlamaya başladı, o an içeri polisler girdi, sağlıkçılar hemen cesedin başına geçti olay yeri polisi de hemen olay şeridini etrafa sarmaya başladılar, baş komiser Ozan'ın yanına geldi ve katilin o olduğunu anlamakta zor değildi zaten..
"Ya daha yaşın çok küçüktü be yavrum niye yazık ettin kendine bu kadar?" Kelepçeyi belinden çıkarıp Ozan'ın arkasına geçti ve Ozan'da teslim olmuştu ve elini arkasına alır almaz komiser kelepçeyi takmıştı. Komiser Ozan'ı alıp kapıya doğru giderken Açelya bağırdı.
"Durun lütfen onun bir suçu yok, yerde yatan adam yüzünden oldu her şey!" Açelya koşarak Ozan'a sarıldı.
"Babama haber ver Açelya" komiser kolundan çekiştirip götürürken Ozan yine bağırdı. "Açelya çabuk babamı ara!"....
*Aylar sonra*
Ozan içeriden çıkmıştı babası sayesinde, çünkü zengin bir aileye sahipti ve parayla gerçek anlamda bütün kapıları açabiliyorlardı...
Ozan hapise girdikten iki üç gün sonra baba aileyi bulmuştu ve sözde baş sağlığı için gittiği evde aileye yüklü bir miktarda para teklif etmişti, ailede zaten işe yaramayan oğulları için yas tutacağına parayı kabul etmişlerdi...
İşte insan hayatı böyledir para bazen bazı kişiler için herşeydir..
*Şimdiki Zaman*
İki sevgili dans ederken grup onlara bakıp gülüyolarlardı keyifleri yerindeydi tam o arada masaya shotlar geldiğinde hepsi bir ağızdan "ooowww" diyerek masaya çullanıp birer bardak alıp hemen kafaya diktiler, Ulgay ve Yazgı'da hemen masaya gelip kafaya diktiler birer bardak ama onlara yetmedi birer bardak daha ve bidaha, bidaha içtiler, hepsinin kafası bi milyondu ama Açelya onlar kadar sarhoş olmamıştı.
Masada bi tek Açelya kalmıştı herkes deli gibi eğlenirken kalabalığın içinde gözüne çarpan bir şey vardı, tam karşısında kalabalığın içinde ona bakan bir yüz... Başta inanmadı ama adam tam karşısında duruyordu, yüzünde bir maske üstünde kanlı beyaz tişört ve üzerinde siyah bir hırka. Açelya korkarak avazı çıktığı kadar bağırdı!! Hepsi Açelya'nın yanına geldiler.
"Açelya iyi misin?" Dedi Gökçe Açelya'nın elini tutarak. Elini kaldırdı ve karşıyı gösterdi, onlara göstermek istedi ama o an kimse yoktu orda.
"O-orda biri var!" Dedi ama kimse yoktu orda, hepsi Açelya'nın gösterdiği yöne baktı tekrar Açelya'ya döndüler.
"Aşkım kimse yok orda" dedi Ozan, Açelya gözlerini ovaladı tekrar baktı.
"Yemin ederim buradaydı, tam karşımda ordaydı, ü-üzerinde böyle kanlı bir tişört ve siyah bir hırka giymişti" kendi üzerinde gösteriyordu ama gözü hâlâ o taraftaydı " yüzünde maske vardı, eminim gördüm inan bana sevgilim" dedi Ozan'a dönerek.
"İnanıyorum sevgilim ama içki yüzünden halüsinasyon görmüşte olabilirsin"
"Hayır sevgilim ben iyiyim sarhoş değilim sizin kadar"
Kutay etrafa bakmak için yanına Ulgay, Cansu ve Dijle'yi aldı çıktı, peşlerinden Kerem ve Şeyma da gitmişti. Etrafta her şey normaldi, geri içeri geldiler Ozan'a bakıp başını salladı Kutay, herkes anlamıştı ki Açelya halüsinasyon görmüştü.
"Hadi eve gidelim bence" dedi Gökçe.
"Bence de zaten artık sarmıyor midemde kötü zaten" dedi Kerem. Hepsi onaylayıp arabalara geçmişlerdi. Bu sefer Açelya ve Ozan tek bir arabaya bineceklerdi ki Kutay herkesi durdurmuştu bir cümlesiyle.
" Ee amına koyayım kim patlattı bu siktiğimin tekerleklerini!?"
Bi anda tekerleklere baktılar ve hepsi derin bir off çektiler.
"Bu sefer cidden tamircinin numarası lazım beyler" dedi Kerem sonrasında kahkaha atmıştı. Olayı bilenler güldü ama bilmeyenler şaşkınca onlara baktı. O arada Şeyma numarayı çoktan internetten bulup aramıştı bile.
" Helal olsun sana kızım yaaa" dedi Yazgı.
Şeyma "herhalde" diyerek tamirciyi çağırmıştı. Oto tamirci gelip arabaların tekerleklerini tamir ettikten sonra ücretini alıp gitmişti. Bu iş üç saat sürmüştü ve hepsi çok yorulmuştu.
Daha fazla beklemeden herkes arabaya binip evine gitmişti. Ozan Açelya'yı kapısının önüne getirip bıraktı.
"İstersen bu gece yanında kalabilirim sevgilim" dedi.
"Yok sevgilim sende yoruldun bende çok yorgunum vurup kafayı yatarım büyük ihtimalle, yinede çok teşekkür ederim beni düşündüğün için" dedikten sonra dudağına doğru eğilip bir öpücük konudurup arabadan inmişti. Açelya içeri girene kadar Ozan gitmemişti.
Sonunda eve gelen Açelya oltaya düşmüştü, hiç bir şeyden habersiz soyunup duşa giren Açelya aslında şuan izleniyordu. Harabe bir binanın bodurum katında, içinde 28 bilgisayar olan her tarafı ses yalıtımıyla kapalı bir oda içinde maskeli bir adam...
W.