Playlist;irem derici-nazende sevgilim
Kitapta yüreğinin sesini dinle diyordu. Bende kalktım sana geldim işte, kalbi memleketim olan adamdan uzakta ölümü beklemek.... öyle işte
___________________________________
Dönmüştüm. Memleketime anne kokusu olan memleketime dönmüştüm.
7 sene önce nasıl gittiysem öyle döndüm.
Her şey değişmiş.
Tanıdık birkaç kişiye rastlamıştım fakat onu göreceğim hiç aklıma gelmezdi.
Karşımda duruyordu, esmer teni kirli sakalları onu daha da bir yakışıklı hale getirmişti yalan yok.
Gözleri gözlerimde takılı kalmıştı.
Kalbim ise onu sormayın, kalbime uyacak olsam her şeyi bırak git sarıl diyor.
Ama olmaz yapamam belki de beni unutmuştur o beni.
Belki de başka biri vardır, hayatında belki de evlenmiştir.
Karşımda ki adam canım dediğim adam sevdiğim adamdı.
Valizimi sıkıca tutarken yanından geçip gitmenin zor olacağını biliyordum.
Ah adam ah,bu can senin için yanıp tutuşuyor ama sen bunu bilmiyorsun.
Yanından geçerken eli ile kolumu kavradı.
"tatile mi geldin?"
"hayır temelli geldim."
"neden geldin bunca yıldan sonra"
"bir nedeni yok"
"Neden döndün ulan neden?"
"Seni ilgilendirmez"
"Neden geldin niye geldin bilmiyorum ama buradan defolup gideceksin hemde hemen"
"Gitmiyorum ulan gitmiyorum."
"Git ulan git 7 sene önce nasıl gittiysen öyle git sevde git."
"Gitmeyeceğim Cahit Karabey"
"Gideceksin sevde Saruhan"
Gitmeyecektim. Burada kalacaktım, ben 7 senenin dietini sensiz kalarak ödedim zaten. Diyemedim yapamadım.
Bilmemeli idi yaşadıklarımı
Varsın olsun benim onu terk ettiğimi zannettsin
Benden nefret etsin.
Yeter ki iyi olsun canı yanmasın.
Ben buna da razıyım.
Bizim hikayemiz de vuslata yer yok bilirim.
Bundan ötürüdür ki seni içimden seviyorum sessizce seviyorum adam.
Özür dilerim.
Oysa nasıl da heyecanlanmıştım seni ilk gördüğüm de...
Sen benim ilk sevdam, ilk heyecanım, ilk açılan yaramın sahibi adam
Hikayemiz sonsuz olsun.
Bak ben buradayım hikayemizin başladığı yerde
Hiç değişmedi benim sana olan sevdam
Ya sen, sen hâlâ aynı mısın? Sen hâlâ benim adamım mısın?
___________________________________
2013/MUĞLA KÖYCEĞİZ
YAZARDAN
Genç kız her gün olduğu gibi okul çıkış saatlerinde dedesi Musa efendinin küçük bakkalına yardıma gidecekti. Son derse girdiklerinde 40 dakikalık derslik onun için 40 saat gibi geliyordu. Yalan yok bu sene son senesi olduğu için bıkkınlık hissi kaplıyordu içini arkadaşı sarenın deyimi ile 'bitse de gitsek' diyecek noktaya gelmişti genç kız. Ve son ders zili de çaldığında hemen çantasını toparladı. Okuldan hızlı bir şekilde çıktı. Dedesini bekletmek istemiyordu kim bilir Musa efesi nasıl da yorulmuştur diye düşündü adımlarını daha da hızlandırdı. Yarım saatlik mesafeyi 15 dakika da gelmişti genç kız. Bakkaldan içeri girdiğinde dedesi Musa efe raflara yeni gelen malları diziyordu. Bunu gören genç kız sesli bir şekilde öksürdü. Musa efe ise genç kızın Geldiğini öksürmesinden anladı bu öksürük 'ben geldim artık efem demekti.' Musa efe hemen tabureden indi. Torununa gülümseyerek baktı aklına gelen düşünce ile birden hüzünlendi. Torunu Sevde'yi çok severdi. Zaten hepi topu bir tane torunu var idi ve gördüğü kadarı ile biricik torunu gün geçtikçe büyüyordu. Lise son sınıf idi sevde hayalleri vardı biriciğinin avukat olmak istiyordu sevde. Haksızlığa uğrayanların hakkını savunmak istiyordu. Musa efesi ise onunla gurur duyacaktı. Son senesi olunca daha da çok asılmıştı derslere fırsat buldukça deneme sınavlarına girerdi deneme sınavlarının sonuçlarına bakılırsa avukat olabilirdi hazırdı yapabilirdi. Babası yavuz bey savcı idi. Kızını öyle bir yetiştirmişti ki yavuz bey, haksızlığa gelemeyen genç kız biraz da hazır cevaptı fakat bu hazır cevaplık yerine göre oluyordu. Annesine çekmişti sevde yavuz bey her geçen gün sevdiği kadına biraz daha benzeyen kızının büyümesi ile endişelenmeye başlamıştı. Yıllardır annesizliğini hissettirmemeye çalışmıştı yavuz bey üzerine titrerdi kızının, büyümüştü işte gerek huyu olsun gerekse güzelliği Cansu'ya sevdiği kadına benziyordu. Esmer teni koyu kahverengi gözleri ile aynı annesi idi sevde. İsmini ise annesinin isteği üzerine babası yavuz bey sevde koymuştu. Sevde esmer güzeli demekti. Cansu hanım kanserden dolayı doğumdan 2 gün sonra vefat etmişti. Yavuz bey kendini kızına adamıştı. Öyle böyle derken biricik kızı 18 yaşına gelmişti. Kızı için endişeleniyordu her ne kadar da sevde biraz dik başlı inatçı bir kız olsa da kırılgan bir yapıya sahipti. Onun üzülmesini kırılmasını istemiyordu o yüzden üzerine titriyordu kızının. Sevde ise babasını anlıyordu fakat bu kadar üzerine düşmesi bazen onu sıkmıyor değildi. Nefes alabildiği tek yer olan dedesinin yanı idi. Bugün de ona yardımcı olmuştu. Saat geç olduğunda ise dedesi artık eve gidelim dediğinde dışarıda ki malları içeri alıyordu kucağına aldığı koli ile içeri geçerken bir şeye çarptığını hissetti. Koli elinden düşerken karşısında ki kişide yere düşen koliyi kaldırıp genç kıza verirken sevde ona bakan bir çift göz ile zor yutkundu. Nutku tutulmuştu kimdi bu adam...
O an adamın gözlerine daldığını fark eden sevde hemen kendine gelip
"kusura bakmayın beyefendi. Ben sizi göremedim."
Genç adam karşısında ki güzel gözlü kızın konuşması ile kendine geldi.
"mühim değil siz iyisiniz değil mi?"
Sevde gülümseyerek
"evet iyiyim."
Genç adam o an kızın söylediklerini algılayamamıştı çünkü kızın gülüşünde takılı kalmıştı. Öylece bakıyordu.
"siz iyi misiniz peki?" diye soran genç kızın sesi ile kendine geldi genç adam.
"iyiyim, ben şey siz burada mı çalışıyorsunuz?"
Sevde gülümseyerek,
" Ben okul çıkışlarında dedeme yardımcı olmak için geliyorum." Dedi.
Sevde yanaklarının ağrıdığını hissetti fakat şuan umurunda bile değildi. Son 5 dakikadır karşılaştığı bu yabancı adama hayatında gülümsemediği kadar çok gülümsemişti.
Bir tek bununla kalsa iyi kalbi ise yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.
Karşısında ki adam da ondan farksızdı.
İkisi de öylece birbirlerine bakıyorlardı.
İki genç birbirine bakarken Musa efenin seslenmesi ile sevde içeriye girdi.
Genç adam ise kızın ardından içeri girdi.
Musa efe karşısında duran kişiye baktığında gözlerini kısarak baktı.
Tanıyordu bu adamı asker arkadaşı Cihan efenin torunu Cahit idi. 'Büyümüş kerata 'diye düşündü. Daha sonra torunu sevde 'ye baktı.
"kızım sen içeriye bak bakayım ben tüpü kapatmış mıyım?"
"tamam dede."
"hayırdır Cahit oğlum"
" hayır Musa efem hayır, buradan geçiyordum bir Musa efeme uğrayayım dedim."
"iyi yaptın oğlum. Annenler nasıl"
"iyiler Musa efem"
"iyi iyi Allah iyilik versin oğlum"
Onlar böyle sohbet ederken sevde içeri girdi.
"dedem ben kontrol ettim kapatmışsın."
"tamam kızım." Diyen yaşlı adam
Cahit'e dönüp
"siz tanışmadınız değil mi?"
"hayır efem tanışmadık."
"torunum sevde, sevde kızım bak bu da Cahit benim asker arkadaşımın torunu olur kendisi."
"Memnun oldum" diyerek elini uzattı genç kız
Cahit ise transa girmiş gibi kızın gözlerine bakarak elini sıktı. "bende memnun oldum sevde."
Genç kız ismini adamın ağzından duyunca daha bir farklı hissetti.
Gülümsedi.
Elini geri çekeceği sırada yapamadı yapmak istemedi.
Adam da şikayetçi gibi değildi zaten fakat dedesinin yanında bu durum da olması onu utandırdı ve hemen elini çekti.
"dede ben şu kolileri de içeri alayım sonra çıkarız olur mu?"
"kızım sen bırak ben birazdan alırım onları içeri yoruldun"
"olur mu öyle şey dedem elime mi yapışacak."
Cahit ise hemen ayağa kalkıp
"Ben taşırım efem şey sen göster bana hangi koliler taşınacak"
Sevde adamın konuşması ile daha da heyecanlanmıştı.
"size zahmet olmasın lütfen"
"olmaz merak etme"
"tamam o zaman şurada ki koliler kaldı zaten onlar arkaya taşınacak"
"tamamdır."
Genç adam kızın gösterdiği kolileri aldı. Genç kıza dönerek
"nereye koyacağımı gösterebilir misin?"
Sevde önce dedesine baktı dedesinin kafasını sallaması ile içeri geçti.
"Buraya koyabilirsiniz."
Cahit Elinde ki koliyi sevde'nin gösterdiği yere koydu.
Sevde ise Cahit'in her hareketini gözünü kırpmadan izliyordu.
Genç adam arkasını döndüğünde ona gülümseyen kızı gördü, genç adam o an her şeyi unutmuş gibi idi sanki zaman durmuş ve dünya da sadece ikisi varmış gibi hissetti bir an.
Genç adamın eli kızın yanağına doğru gitti.
Genç kız ise sadece adamın gözlerine bakıyordu, yanağına değen el ile ürperdi, heyecanlandı
Genç adam dayanamayıp;
"Sevde"
"efendim Cahit."
Genç adam kendi isminin bu kadar güzel telaffuz edildiğini daha önce duymamıştı. Gülümsedi bu kız yüzünden kimseye gülümsemediği kadar gülümsemişti şu son yarım saatte.
Genç kız ise adamın gülüşüne bakarak
"ne oldu?"
"hiç sadece şey diyecektim."
"ne diyecektin?"
"Gülüşün çok güzel be "
Genç kızın gülümsemesi adamın bu sözü üzerine genişledi, ardından gözlerine baktı.
Hem de çok dikkatli baktı, bu bakışı adamın dikkatinden kaçmamış olacak ki Cahit
"keşke hep böyle baksan" dedi.
Genç kız istemeyerek de olsa gözlerini adamın gözlerinden çekti.
Genç adamın son söylediği cümle geçti aklından
" ne demek istiyorsun nasıl baksam?"
Bunu derken de gözlerini etrafta gezdiriyordu, adamın gözlerine bakmamak için kendini zor tutuyordu.
"az önce diyorum gözlerin gözlerime bakıyordu ya keşke hep böyle baksan."
"nasıl bakıyordum ki sana?"
" gözlerinde kaybolmayı isteyecek kadar güzel bakıyordun işte."
Genç kız adamın bu sözüyle zar zor yutkunabilmişti şuan kalbinin yerinden çıkarcasına attığına yemin edebilirdi.
Olmuştu işte.
Olmaz dediği başına gelmiş bu adama aşık olmuştu hem de daha ilk görüşte.
"sen.."
" evet sevde belki de saçma diyeceksin olmaz öyle şey diyeceksin ama ben sana..."
Genç adamın sözünü kesmesine sebep olan Musa efe
Torunu sevde'ye sesleniyordu.
"kızım haydi gelin artık kapatalım bak çok geç kaldın eve babanın çenesini çekemem ben valla"
Sevde kıkırdayarak
"geliyoruz dedem ve merak etme babam bir şey demez sana" dedi.
Tam içeri geçerlerken Cahit sevde'nin elini tuttu.
"okuldan kaçta çıkıyorsun?"
"neden sordun?"
"şey ıı of bu işler de ne kadar zormuş ya"
Sevde karşısında ki adamın kendi kendine konuşmasına gülmeden edemedi zaten bu adamı gördü göreli içinden hep gülmek geliyordu.
Aşk dediğin böyle bir şey galiba
"dört gibi çıkıyorum, yarın son dersimiz boş erken çıkabilirim."
"yarın okul çıkışında gelsem"
"olabilir"
"tamam o zaman yarın görüşürüz "
"görüşürüz."
_______________________________
1. Bölüm sonu
HADİ BİSMİLLAH İLK BÖLÜMDE KARŞINIZDAYIM
OY VE YORUMLARINIZI BEKLİYORUM