Merhaba ❤
Ertesi sabah kahvaltıda güzelce karnımı doyurmuştum. Sonrasında Berzan ağa evin erkek grubuyla dışarıya çıkmışlardı. Arslan eniştem de gidince buraya yabancı olan biz kalmıştık. Avşin hanım sağolsun hiç yabancılık çektirmiyor hep yakın davranıyordu.
Oturma odasında karşılıklı oturup sohbet ederken bir kaç dakikalık sessizlik oluşmuştu. Bu sırada tam karşımda oturan kız gözlerini kısarak baktı.
-"Dün gece Azad ağamla mutfaktan çıkıyordunuz ?" dedi şiveli bir şekilde soru sorarcasına.
Hiç birimiz bunu beklemediğimizden şaşırmıştık. Hatta Hewal ve Roza bile kaşlarını kaldırmışlardı.
Bu soruyu soran kız Berzan ağanın kardeşinin kızıydı.
-"Evet." dediğimde kaşlarını çattı. Cevabım onu sinirlendirmişe benziyordu.
Avşin hanım da merak etmiş olacak ki ağzımdan çıkanları can kulağıyla dinliyordu.
-"Ne işiniz vardı ki ağamla o saatte mutfakta ? Buralarda hoş karşılanmaz bilmezsin sen yabancısın." Aldığım tepki beni bir hayli şaşırtıyordu. Ne kadar da hırs yapmıştı.
-"Aynı anda aynı yerde bulunamaz mıyız ? " dedim omuzlarımı kaldırıp indirirken.
-"Bir şey mi olmuştu ?" diyerek araya girdi Avşin hanım.
Gözlerimi bu defa ona çevirdim.
-"Ben bir şeyler atıştırmak için girmiştim. Sonra oğlunuz su içmeye geldi. O kadar." dedim açıklama yapmamın gereksiz olduğu halde.
-"Anladım kızım olsun ne olacak. Sende saçma saçma konuşma Şilan." diyerek kızı uyarmıştı.
-"Hazırlanın da kına için malzemeler almaya gidelim."
Avşin hanımın ayaklanmasıyla biz de kalktık. Ala bu durum için heyecanlıydı. Kendi annesinin üstlenmesi gerekenleri Avşin hanım tüm sevecenliği ile yapıyordu.
Çantamı almaya çıktığımda dışarıda donmamak için buraya getirdiğim üç kabandan bir tanesini giyindim.
Sweatshirt üzerine peluş kaban ile adeta bir battaniye giyinmiş gibi görünsem de içime soğuk işlemeyecekti.
Avluya inerken başka bir odadan çıkan Avşin hanımı gördüm. Arkasından Hewal , Roza ve Dilan da hazırlanmış olarak gelmişlerdi. En son Ala gelince dışarıda bekleyen arabaya binmiştik.
Dışarısını izleyerek yol boyunca konuşmamıştım. Arabadan inerken fazla kalabalık olmayan çevreye bakındım. Çeşitli dükkanlar vardı ve çoğunlukla erkekler oturuyordu.
-"Gelin şu taraftan."
Kızlarla Avşin hanımı takip ederek bir mağazaya geldik. Bindallı gibi elbiseler satılıyordu.
-"Ala şunu alalım sana." diyip gösterdiğimi ciddiye alarak baktığında kahkaha atmamak için dudaklarımı ısırdım.
Altın sarısı fırfırlı falan çok saçma bir bindallıydı.
-"Çok komik !" Gözlerini belerte belerte yanımdan uzaklaşınca kıkırdayıp onu takip ettim.
Aradan geçen sürede Avşin hanım her istediğini Ala'ya göstererek almıştı. En sonunda güzel bir bindallı beğenince onu da almıştık ve mağazadan çıkmıştık.
-"Kızlar sizde bir elbise beğenin alalım."
Üçünün yüzü gülerken bende hafifçe tebessüm ettim.
-"Olur ana bizde ne giysek diye düşünüyorduk."
Avşin hanım başını sallayıp poşetleri şoföre verdi ve Ala'yı koluna taktı. Dolaşa dolaşa en sonunda kızların istediği bir mağazaya girdiğimizde üşümüş ellerimi birbirine sürttüm.
-"Sende baksana Alisa kızım."
İsmimi duyunca Avşin hanıma döndüm.
-"Şey ben isterim gönderirler bana bir daha almama gerek yok Avşin hanım." dedim.
Hem burada tarzım olan bir şey görememiştim.
-"Sen bilirsin kuzum." dediğinde ona doğru bir kaç adım attım.
-"Avşin hanım kınada hiç erkek olacak mı ?" diye sordum usulca.
Kızlar elbise bakarken Ala ile ben Avşin hanımın yanında kalmıştık.
-"Hayır kadın kadına olacağız."
Aldığım cevapla rahatlayıp tebessüm ettim.
-"Öyleyse sizin için sorun olmazsa kısa giyebilir miyim ? Eğer hoş kaçmaz derseniz giymem." Nezaketen bunu sormalıydım. Sonuçta evinde misafirdim.
-"Giy tabi kimseye laf ettirmem. Hoş kınadır bu ne olacak ? Ama düğünde açık giyme emi kızım. " dedi anlayışla karşılayıp.
-"Tabiki de giyinmem. Ben kına olacağı için sormuştum. Siz nasıl uygun görürseniz." diyerek konuyu kapattım.
Hızlıca evde ki çalışanımıza mesaj atıp istediğim iki elbiseyi göndermesini rica ettim. Elbette altına uygun topukluları göndermesini de belirtmiştim.
Umarım kınaya kadar gelirdi.
Kızlar beğendikleri elbiseleri aldıktan sonra saati akşam edip konağa gitmek için yola koyulmuştuk. Şimdilik tek derdim acıkmış karnımı nasıl doyuracağımdı.
-"Biz de habersiz gelelim dedik ama evde olmayacağını düşünmemiştik hanımağam."
Konakta oturma odasına girdiğimizde bir kadın ve iki genç kız oturuyordu.
Avşin hanımı gördükleri gibi kızlar elini öperken kadın selam vermişti.
-"Çarşıya alışverişe gitmiştik Zelal. Hoşgelmişsen ne iyi ettin de geldin."
-"Misafirlerin varmış bizde bir hoşgeldin diyelim dedik."
Avşin hanım otururken biz ayakta durmaya devam ettik. Kadın Ala ve beni dikkatle süzmüştü. Yanındaki kızlar da aynı şekilde.
-"Arslan oğlumun eşi Ala. Alisa da arkadaşlarıdır. Kızlar Zelal de yanımızda ki konaktan dostumuzdur. Kızı Dicle , gelini Dilber." diyerek tek tek tanıttı Avşin hanım.
-"Memnun olduk." dedik Ala ile bir ağızdan.
Boş yerlere Ala , Dilan ve ben otururken yorulduğumu fark ettim. Baya bir gezinmiştik. Eğlenceli geçmişti.
Yarım saat boyunca havadan sudan sohbet eden iki kadını dinledik. Arada kendi aramızda iki çift laf etmiştik o kadar.
-"Hayırlı akşamlar !" Odadan içeriye gür sesiyle Berzan ağa girmişti. Ardından oğulları ve Arslan eniştem.
Ve tanımadığım üç adam daha.
Azad ile göz göze gelmemeye dikkat ettiğimi anladığımda içimden neler oluyor diye bağırdım. Ne olacaktı ki göz göze gelsem ?! Kesinlikle büyük saçmalıyorum.
-"Zelal hanımın burada olduğunu duyunca Zınar'ı yemeğe davet ettim. Kurun sofrayı da oturalım." dedi Berzan ağa otoriter tavrıyla.
Ortam kalabalıklaşınca yavaştan ayaklandım. Benim gibi Ala ve Dilan da kalkmıştı.
-"Kızlar sizde yardım edin." diyen Avşin hanımdı.
Zelal hanımın kızıyla gelini onaylayıp kalktığında yolumuz mutfağa düştü. Pek yemek işinden anlamıyordum.
-"Kız Alisa sen yemek yapmayı biliyorsun ?" Hewal'in sorusuyla ona gözlerimi kıstım. Alay ediyordu benimle.
-"Bilmiyorum canım ama gösterirsen yaparım !" diyince kahkaha atmıştı.
-"Gel hele göstereyim." dedi. Yanına tezgaha yaklaştım.
El birliği ile yemek salonuna her şeyi hazırlamıştık. Çoğunlukla tabak çanak dizme işi bana kalmıştı çünkü yemeklerde başarılı olamamıştım. Ve kokuları da çok ağırdı.
-"Bir masayı kur dedik onu da yapamadı ekmekleri koymamış." Roza alttan alttan sırıtarak kızlara dediği şeyi bütün masa duyunca kaşlarımı çattım.
-"Aşk olsun getiririm ne var ?" derken dudaklarım kıvrılır gibi olunca kendimi tutmuş mutfaktan ekmekleri getirmiştim. Herkes oturduğu için sırayla ekmekleri masadakilere verirken tanımadığım o adamlardan biri ekmeği alma eyleminde elimi tutar gibi yaptı.
İrkilip hemen çektim. En sona Azad kaldığında elimin titremesine veremediğim anlam ile ona uzattım.
-"Dilan kızım olacak iş mi Alisa'ya iş buyuruyorsunuz ?!" Berzan ağanın kızgın sesine karşılık başımı kaldırıp baktım.
-"Hayır hayır ben isteyerek yapıyorum hiç sorun değil." dedim ve boş olan sandalyeye oturdum.
Sanki evrenin bir oyunuymuş gibi Azad'ın yanı boştu.
Utana sıkıla çorbadan bir kaşık aldım. Karşımda oturan kız yani Dicle beni gözleriyle öldürürcesine bakıyordu.
Bir yandan Şilan diğer yandan Dicle sanki önceden benimle kavgalıymış gibi duruyorlardı.
Onların dışında önemli olan diğer nokta ara sıra dirseğimin Azad'ın koluna değmesiydi. Her değdiğinde kalbimi biri avcunda sıkıyordu.
Çok tuhaf.
-"Alisa hanım sizin için yapmıştık." Mutfak çalışanlarından birisi gelip yanımda durduğunda uzattığı tabağa baktım.
Et olmayan bir sebze yemeği yapılmıştı.
Şaşırıp kalırken
-"Teşekkür ederim ama ne gerek vardı." diyerek gülümsedim ve aldım.
-"Azad ağam et yemediğinizi söyledi de-" Yanımda oturan Azad'ın boğazını temizlemesiyle yanaklarım adeta alev topuna dönüşmüştü.
Yardımcı hızlı adımlarla uzaklaşırken tek ses onun terlik sesiydi.
Masa adeta ölüm sessizliğine bürünürken kaçamak gözler Azad'a çevrildi.
Ben utançtan yerin dibine girmiş bakamıyordum bile.
-"Ne kadar da düşüncelisiniz Azad ağam hiç bu yönünüzü görmemiştim." diyen Hewal'in kocası Baran'dı.
Sırıtarak söyledikleri beni daha da utandırdı.
-"Kapa çeneni." diyen Azad'ın sesi net ve kesindi. Üstüne daha yorum yapılmadan yemeğe geri dönülmüştü.
Geriye kalan şey az önceki düşman bakışların seri katil bakışına dönmesiydi.
'
Sofra toplanmış çay servisi için oturma odasına geçilmişti. Telefonumu almak için yukarı çıkacakken avluda telefon görüşmesi yapan Azad'ı gördüm. Etrafa bakınıp sertçe yutkundum.
Sonra fikrimden vazgeçip koşarak merdivenleri tırmandım. Kendimi odaya attığımda boynumdan yukarı alev ateş yanıyordu.
Odada bir kaç dakika geçirerek İstanbul'da ki arkadaşlarım , annem ve babamla konuştum. Alt kata geri döndüğümde hararetli bir sohbetin içerisindeydiler.
-"Arslan'ın düğününden sonra bir söz keselim de elalem neyin ne olduğunu bilsin." Zınar ağanın sözleri kulağıma geldiğinde yavaşça Dilan'ın yanına çöküp oturdum.
-"Bizde bunu düşünür dururduk konuyu açtığın içi oldu ağam." diyen Zınar ağanın eşi Zelal hanımdı.
-"Çok uzatmayalım hem. İki tane birden düğün dernek havası yaşayalım." Konuya katılan Avşin hanımın gözleri gülüyordu.
-"Kim evleniyor ki ?" diye fısıldayarak sordum Dilan'ı dürtüp.
İfadesiz yüzüyle kulağıma eğildi.
-"Azad ağamla Dicle."
Anlam veremediğim bir ağırlık göğüs bölgemde belirirken zorlukla yutkundum. Neydi bu böyle ? Soluğumu kesen his ne hissiydi ?
Ah kendine gel Alisa.
Mardin'in havasına daha alışamamış olmalıyım.
-"Öyle mi ? Ne güzel." derken var gücümle tebessüm edebilmiştim. Kaçamak bir bakışlar Azad'a baktığımda kaşları çatık yere bakıyordu.
-"Müsaadenizle. " diye mırıldanıp yerimden kalktım ve kendimi avlunun soğuk rüzgarına attım.
Derin derin nefesler alırken saçmaladığıma inanmaya çalışıyordum. Resmen adamın evleneceğini duydum diye göğsüm sıkışıyor !
Tamamen saçmalık.
Başımı iki yana sallarken içeriden gelen gürültüyle kaşlarımı çattım. Bir dakika da ne oldu diyerek koşar adım odaya girdim.
-"İstemiyorum dedim uzatmayın ! Büyüğümsünüz sizi kırmak istemiyorum ama ben bu aşiretin ağası isem sözümü ikiletmeyin !"
Esip gürleyerek yanımdan fırtına gibi geçen Azad ardından değişik bir koku bırakarak gitti. İçime çekmemeye çalıştıkça öyle güzeldi ki elimde olmadan soludum.
-"Bu yaptığı nedir ?! Biz bunu önceden konuşmadık mı ?! Hiç yakıştıramadım size hiç !" diye bağırdı Zınar ağa kıpkırmızı olmuş suratı ile.
Kızaran bir diğer kişi Dicle idi.
-"Tamam Zınar yeter. İstemiyorum diyor koca adam zorla mı kızını alacak ! Ne kadar dostluğumuz olursa olsun o bir ağadır ona göre sesini alçalt !"
Berzan ağanın posta koyuşu sonrası misafir halkı gitmişti. Avşin hanım tansiyonu yükseldiği için odasına dinlenmeye çekilirken biz genç grup olarak avlunun bir köşesinde olan çardağa oturmuştuk. Kızlarla şal alırken erkekler öylece gömleğiyle oturuyordu.
-"Nereye gitti ki abim şimdi ?" diye sordu adını hala bilmediğim en küçük erkek kardeşi. Aradan bir saat geçmiş olmasına rağmen yoktu.
-"Gelir meraklanma." dedi Baran bir sigara çıkarırken.
Roza'nın kocasının adı da Miran'dı. Azad'la aralarında tahminimce çok yaş farkı yoktu.
-"Abim de-"
-"Kulağımı çınlatıyorsunuz." Yüreğimi hoplatan sesiyle çıka geldiğinde çardağın en sonunda oturduğum için yanımda boşluk vardı ve o da oraya oturmuştu.
Yine göğüs kafesim daralmıştı. Nefes alıp vermem zorlaşırken gözlerim Ala'ya kaydı. Soru sorarcasına kaş göz yapınca başımı iki yana salladım. Hemen de anlıyor !
Ellerimi bacaklarıma bastırıp geriye yaslandım. Boğazımda sanki sıkı bir düğüm vardı da ne yutkunup ne konuşabiliyordum.
-"Zınar ağayı çıldırttın." dedi Arslan eniştem.
Azad başını çevirip boşluğa baktı.
-"Kızını evlendiremediğinden o çıldırması." dedi homurdanarak.
-"Vazgeçecekler mi ?" Dilan'ın boğuk şivesinin hedefi abisi olmuştu. Dicle'den haz etmediği kesindi.
Azad ürkütücü bakışlarını kız kardeşinde gezdirip kabanının cebine elini attı ve sigara paketini çıkarttı.
-"Ben olduğum gibi devam ederim. İster gelirim ister giderim ama o adam kızını mutsuzluğa mahkum etmeye razı mı diye sormak lazım." dedi rüzgara karışan sert ses tonuyla.
Tek yaptığım nefesimi tutarak onu dinlemek oldu. Sesinde ki tını içimi gıdıklıyordu. Fazla sert ve erkeksiydi.
-"Dicle mutsuz olmaz ki. Sana aşık olduğunu bütün Mardin biliyor. Artık Şilan'ı bırak Alisa'dan bile kıskandı." Baran'ın söyledikleriyle soğuk havaya rağmen yüzüm yanmaya başladı. Gözlerimi büyütüp başka yere bakmaya özen gösterdim.
Çok utanmıştım.
-"Saçmalama." Azad'ın boğazından yükselen sesinin boğukluğunu düşünürken boğazını temizlemiş sigarasını yakmıştı.
-"Yatalım biz geç oldu. Hadi herkese hayırlı geceler." dedi Miran ve ardından herkes ayaklandı.
Bir tek Arslan eniştem , Ala ve ben oturmaya devam ettik.
-"Ne yapacaksın ? Hiç böyle bir evlilik meselesinden bahsetmemiştin."
Dirseklerimi masaya yaslayıp elimde tuttuğum telefonumun kilidini açtım. Bu konu beni yeterince gereksiz yere germişti.
Ki Azad'ın yanımda oturmaya devam ediyor oluşu hala başlı başına bir gerginlikti.
Ekrana o an gelen mesajı açtım.
-"Önemli görmediğim için bahsetmedim. Hala daha önemsiz boş laf yapıyorlar." dedi Azad umursamazca.
Onun gerçekten de bir aşirat ağası olduğuna bu akşam ki gösterdiği otoriteden anlamıştım.
Mesajı okumayı unuttuğumu fark edince aklımı Azad'dan çektim.
-'Beni ara'
Mesajı Arslan abim sayesinde tanıştığım Savaş atmıştı. Kendisi karanlık işlerin adamıydı. Bir nevi mafya diyordum ama kendisine böyle söylememden hoşlanmıyordu. Başlarda tekinsiz gördüğümden ürküyordum. Sonraları bir kaç kere daha karşılaşınca beni koruyup kollayan birine dönüşmüştü. Hatta anne babamdan bile daha ilgiliydi.
Geciktirmeden aramıştım. İstediği olmayınca biraz sinirlenebiliyordu.
-"Ben demesem arayacağın yok değil mi ? " diyerek açtı telefonu.
Geriye yaslanırken kulağıma kaldırdığım kolum Azad'a sürününce anında irkilmiştim.
-"Yeni geldik sayılır vakit bulamamıştım." derken aslında unuttuğum için içten içe pişmanlık duyuyordum.
Ala'nın kaşı havaya kalkınca onun merakını giderdim.
-"Savaş." dedim ona hitaben ama Arslan abim ve Azad da sessiz oldukları için duymuştu.
-"Ne zaman geleceksiniz ? Benim de işlerim vardı Arslan'ı arayamadım. İlk seninle konuşayım dedim sesini duyup sakinleşmeye ihtiyacım var." dediğinde gülümsedim.
Herhangi bir olay çıktığında o sırada eğer yanındaysam onunla sakin sakin konuşur sinirini bastırırdım. Her seferinde işe yarıyordu. Sesim onun üzerinde etkiliydi.
-"Buraya gelmeye ne dersin ? Arslan abim ve Ala'nın düğünü olacak." dediğimde Arslan abim gözlerini açmış başını iki yana sallamıştı.
-"O şerefsiz bana niye söylemiyor ?! Gelmiyorum lan !" diye bağırınca Arslan abimin verdiği tepkinin sebebini kavramıştım.
-"Ya buralar çok karışık. Hem telaş falan oldu aklından çıkmıştır. " dedim çabucak.
-"Azad orada değil mi ? O piç de arayıp söyleyebilirdi. Biz ona demedik acele yaptık diye aklınca karşılık veriyor."
Tanıştıklarını duyduğum an ellerim buz kesti. Daha doğrusu onun adını duyunca böyle olmuştu.
-"Şey evet o da burada. Eminim Azad'da söylerdi ama dediğim gibi hem yeni belli oldu Savaş. Onlara kızdın madem benim için gel." Azad'ın adını dudaklarımdan çıkarmak dünyanın yükü gibi gelse de toparlanıp son cümlemde sesimi sevimli hale büründürdüm.
Verdiği öfkeli nefesi buradan bile duyabiliyordum.
-"İyi. Sırf senin için. Ben gelene kadar akıllı ol bir terslik olursa söyle yakarım orayı." Aramızdaki ilişki tuhaftı. Dışarıdan bakılsa sevgilisi gibi kısıtlıyor denilebilirdi ama öyle değildi işte.
Belki de ben öyle görmek istiyordum.
-"Gözlerim yollarda bekliyorum." dedim ve güldüm.
Kapattığımda onunla konuşmanın verdiği rahatlığı hissettim. Sanırım fazla kasmıştım.
Azad'ın normal bir erkek olduğunu kabul etmeliydim.
•••
Herkese tekrardan bir pazar gününden merhaba ❤
Hikayemiz henüz şekillenmemiş bile olsa fikirlerinizi ve isteklerinizi duymayı çok isterim.


