Siz: Şu şortu çekip durma. Siz: Bir de sadece tek tarafı çekiyorsun. Siz:Senin yüzünden maça odaklanamıyorum. Barış Alper: Sapık mısın kızım sen? Barış Alper: Bakma bacağıma. Barış Alper: Ayrıca abin yarın kendini öldü bilsin. Siz:Abim ne alaka? Barış Alper: Sen bunu ona ilet, o anlar. Siz: Ben neyim, sizin telgraf teliniz mi? Siz: Söylemiyorum, git kendin söyle. Barış Alper: Aynı abisi kılıklı. Kızım söyle dediysem söyle. Barış Alper: Çok eğleneceğiz. Siz: Ne bok planlıyorsun? Barış Alper: Şşt, sessiz ol. Barış Alper: Yaklaş söyleyeceğim. (21.18) Gördüğüm son mesajla beraber telefona daha çok yaklaştım. Ne söyleyeceğini merak ettiğimden dolayı kendimi kaptırmıştım. Barış Alper isminin altında yazıyor kelimesini görünce hafif bir heyecanla yerimde kıpırdandım. Maç bittiğinden beri tribünlerdeki yerimi koruyordum. Abim olacak Yunus'u beklerken Barış'a sataşmak güzel bir aktiviteydi. Kendisiyle ne kadar anlaşamasak da boş zamanlarımı güzel değerlendiriyordu. Telefonumdaki yazıyor kelimesi sabitken üsteki saate baktım. Saat tam 21.24 ü geçiyordu fakat, hâlâ bir şey yazıp atmamıştı. Sinirle parmaklarım klavyede gezindi Siz:Bir şe- Diye yazarken kulağımın arkasındaki hareketliliği fark etmemle yerimde sıçramam bir olmuştu. İki eliyle de olaya müdahale etmek istercesine kollarımı tuttu. Büyük bir korku atağına dönüşmedi. Ardından kulağıma ılık nefesini veren Barış, bir eliyle saçımı düzeltti. Kulağıma yakın olan dudaklarını araladı ve "Ne bekliyorsun burada?" deyip bir kez daha ılık nefesini kulağıma saldı. Bunu yaptıkça içim bir hoş oluyordu. Garip bir şekilde kitlenip kalıyordum. Dudaklarını hafif oynattığında bunu görmesem de hissedebiliyordum."Hala ne yazacağımı mı bekliyorsun?" Geriye doğru kahkaha atarak çekilmişti. Ardından aramızda bulanan koltuğun üstünden atlayıp yanıma oturdu. Öylece ona bakıyordum. Hâlâ içimdeki o ılık nefesi hissediyor ve vücudumun karıncalamasına şahit oluyordum.Gözlerim birkaç saniyeliğine kapatıp açtım. Hemen sonrasında silkelenip ellerimi Barış'ın boğazına yapıştırdım. İki yakasından kavradığım formasını gücüm yettiği kadar çekiyor ve öfkeli gözlerimi yansıtmaya çalışıyordum. Birden bu çıkışıma garipsiyen Barış, dudaklarını şişirmişti. Evet her duygu patlaması yaşadığında bunu yapıyordu ve bunu her yaptığında ise gözlerim takılıyordu. Yine aynı anlardan birindeydik. Sıkı sıkı kavradığım yakasını tutup çektiğimden dolayı da aramızdaki mesafe azdı. Yani demem o ki çok tehlikeli bir anda, tehlikeli duyguların dolaşmasına izin veriyor gibiydik. Sakin kalmaya çalışıp "Beni sinir ediyorsun," diyebilmiştim. "Beni o kadar sinir ediyorsun ki garip şekilde bu h-" "Beril?" Bizden birkaç adım ötede bize aval aval bakan bir abim vardı. Birkaç saniyeliğine gözüm abime kaysa da şuan bulunduğumuz durumdan çıkmış değildim. Daha doğrusu değildik.Barış dikkatli bir şekilde sadece bana odaklanmıştı. Büyük ihtimalle abimi de duymamıştı. Sanırım çocuğa birden saldırı pozisyonuna geçirmem şok etkisi yarattı. "Barış?" Abim bu sefer Barış'a seslendi fakat, hâlâ aynı pozisyonda aynı durumdaydı. Gerçi bende aynı yerdeydim. Tek fark abimin burada bizi yakın görmesini bilmem idi.Aaa abim...Hızlı bir şekilde ellerimi yakasından çekip geri koltuğuma oturdum. Utanmıştım. Tamam bir şey yapmadık ama abime böyle gözükmek... Off çok utanç verici. Aradaki mesafeyi kapatan abim Barış'ı itekleyip yanımdaki koltuğa oturdu. Şimdi yan yana değil aramızda bir abim vardı. "Ne yapıyorsunuz siz?" Düştüğüm durumu bildiğimden toparlamaya çalıştım. "Şu çocuğu öldüresim geliyor. İlk cinayetim olacak valla bak ilk cinayet." "Off Beril," abim klasik şikayetlerimi tekrardan dinlemeye başlayacağını sezince olayı kurcalamama kararı aldı. Bu güzel bir yöntemdi. Öbür türlü saçma yakıştırmalara maruz kalabilirdik. Sosyal medya, magazin siteleri olsun artı da kardeş dediğim kalleşler sağolsun bizi yakıştırıp duruyorlardı. Oysa bizi bir odaya kitleyip sadece 5 dakika durdursalar birbirimizi öldürürdük. O kadar çok kavganın tek sonucu bu olabilir. Hele de benim gibi sinir problemi olan biri için bu gayet makul bir olay olurdu. Magazin haberlerine artık "Ölümlü Aşk," diye geçerdik. Off, geçenki haber aklıma geldikçe gülesin geliyor. Ben ve Barış... Gerçekten gülünç bir durum. "BERİL?" Abimin yüksek sesi ile irkilmiştim. "Ne bağırıyorsun öküz?" "Asıl sen niye durup dururken gülüyorsun?" Ardından Barış'a kafasını çevirip "Bu mala ne oldu? İki saattir böyle," dedi. Bilmiyorum dercesine ellerimi iki yanıma açtım. Ardından abim Barış'ın koluna dokunup "Barış," diye seslendi. Ama hâlâ aynı yere bakıyor gibi donup kalmıştı. Bir kez daha dokunarak seslendi. Yine aynı pozisyonda kalan Barış'a baktım. Abimin ne olduğunu anlamaya çalışırken Barış a seslenmesi sabrımı taşırmıştı. Ayağa kalktım ve abimin dizinin önünden geçerek Barış'ın önüne geçtim. "Eğer böyle tepki vermiyorsa geriye bir tek çözüm kalır. Ama ilk önce," diyip çıkışa baktım. Evet yol müsaitti. "Bak abi biz buna şok etkisinde yaparız," dedim ve Barış'ın suratına sert bir tokat atmıştım. Hemen ardından da çıkışa koşarak sahayı terk ettim. Arkamdan abimin "Yaptığın şeyin arkasında dur bari," diye sesini duysam da koşu hızımı azaltmadan gittim. Otoparka gelip abimin arabasının yanında derin bir soluklandım. Arabanın anahtarı bendeydi. Abimin şoförlüğünü üstelendiğimden mecbur arabada abimi bekleyecektim. Şoför koltuğuna geçip sadece bekledim. Bu süreçte de Barış'ın kızgın suratını düşünmeyi ihmal etmiyordum. Kesin baya kızmıştır. Çok mu sert vurdum acaba? Ama ayıltır, kesin çözüm. "Canı yanmıştır." "Off ne diyorum ben ya, banane ne bok olursa olsun." "Benimle çocuk gibi dalga geçmesin o da. Evet bunu uzun zamandır hakkediyor." "Nefes al ver, al ver, al ver." Kendimi sakinleştirme çabamı telefonuma titreşim dolana kadardı. Hemen cebimden çıkarıp gelen mesaja baktım. "Bir seni seviyorum." 21.24 "Gözlerime konuş." 21.33 Bölüm sonu | VIRVIRCI Not: Devamı için yorumlara ya da beğenilere bakacağım.
Bölüm 1
1
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.