İçeriğe geç

Violinist

Bölüm 1 · 1 dk okuma

Violinist

Bölüm 1

Violinist

Hafif sarhoşlukla adımlarına sakince devam etti aşkının ihanetine uğrayan adam. Göz yaşları süzülüyordu yanaklarından. Ağır geliyordu ona... aldatılmak.

Onu aldatan kişiydi tüm hayatı, hayalleri, her şeyi...

Peki onlar bitmiş miydi?

Evet.

Yalnızdı. Yürürken, konuşurken, uyurken...

'Hiç ayrılmayacağız' demişti. 'Seni bırakmayacağım...'

Ne değişti? Neydi ona bu ihaneti, alçaklığı yaptıran?

Sevmemişti demek, hissetmemişti. Kalpsiz herifin tekiydi.

Sweat'inin kollarını iyice çekti sırtındaki yüküyle yürürken. Burnunu çekip, gözlerini sildi, pekala tekrar akacaklardı.

Hafiften çiseleyen yağmurla gökyüzüne kaldırdı kafasını. Bayılırdı bulutların içindekilerini boşaltmasına. Severdi yağmuru... sahi şu an kendisi de bir buluta benziyordu; tüm yaşlarını akıtıyor, içindeki hisleri döküyordu.

Yavaşça ilerleyen adımlarını durdurdu. Kulağına dolan ani keman sesi şaşırtmıştı onu. Daha önce çok kez yürümüştü bu yolları... sevgilisiyle. Hiç duymamıştı böylesine güzel melodileri.

Duyduğu keman sesi nedense hızlandırdı gözündeki yaşları, aynı zamanda adımlarını. Yağan yağmur çok az da olsa hızlanmıştı onunla birlikte.

Sağına döndüğü an gördü keman çalan o adamı. Ne de profesyonelce çalıyordu elindeki kemanı.

Islak olduğunu umursamadan oturdu bir kaldırıma. Dinlemek istiyordu, bu melodiyi hiç duymamıştı. Bacaklarını kendine çekip, çenesini yasladı usulca. Dinlemeyi seven biriydi.

Elindeki arşe huzur dolu seslere sebep oluyordu adamın. Birbirlerine uyumlu melodiler çıkarıyordu.

Hızlanan yağmurdu herhalde kemancının durmasını sağlayan. Durdu birkaç saniye ve fark etti karşısında çaresizce ağlayan adamı. Sokakta ondan başka kimse yoktu fakat o kadar dikkatle ve istekle dinliyordu ki kemancının eli tekrar gitti kemanına.

Gözlerini çekmeden izledi adamı. 'Gidemem yağmurda akan göz yaşlarınla' dedi kendine. Hafif çekik gözleri, düz ve parlak saçları, beyaz teni... çok güzeldi.

Etrafı insanlarla dolu olsa bile fark ederdi onu. Parıldıyordu adeta varlığıyla.

Kemancı, melodilerini çıkarmaya devam ediyor, çaresiz adam ise onu dinledikçe daha çok çekiliyordu.

Birbirlerine baktılar uzunca bir süre. Huzuru buldular bir çift gözlerde.

Sordu kemancı kendine; 'Acaba nedir onu böyle ağlatan? Bir kimse kıyabilir mi bu gözlere?'

🎻

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.