Deku gördüklerine çok şaşırmıştır…kendisini bir şekilde sakinleştirdikten sonra etrafta birisinin olup olmadığına bakar, hiçkimse yoktur.
Deku adamın cesedi ne kadar iğrenç gözükse de bundan zevk almıştır, hayır eğlenmişti…bilmiyordu sadece oradan uzaklaşması gerektiğini biliyordu.
*saat 16.20*
Deku:
O adam…acaba bunu ben mi yaptım?
Deku:
Hayır imkânsız, galiba…imkânsız
Deku:
O zaman doktor haklıydı benim bir özgünlüğüm var…ama nasıl hiç ortaya çıkmadı? Belki özgünlüğümün ortaya çıkması için enerji gerekliydi ya da bir şeye odaklanmam gerekiyordu.
Deku:
Enerji teorisi mantıksız sonuçta hem zorbalardan kaçtığım hem de derslerime çalıştığım yorucu bir okul gününden sonra olmuştu bu olay…demek oluyor ki birşeye odaklanmam gerekiyordu, ama ben neye odaklandım ki?
Adamın gövdesi onun patlaması üzerine çok odaklandım…çok düşündüm
Gerçekten, kendisinin bir özgünlüğü olmasına sevinmişti ama bu özgünlük çok kahramanca değildi, bu özgünlüğü eve gider gitmez denemeliydi! (Deku'nun bipolar bozukluğu vardır)
Deku çok mutlu bir şekide eve gidiyordu, anahtarı ile kapıyı açarken:
Deku:
Ben geldim anne!
dedi.
Annesi cevap vermedi, ev çok kötü kokuyordu.
Deku:
Anne orada mısın?
Deku annesinin odasının kapısını araladı
Yeşil saçlı, çocuk zümrüt gözleri far görmüş tavşan gibi açıldı.
Annesinin odasının tavanında çıkık bir tahta vardı ve onun üzerinde bir ip vardı ipin ucunda ise annesi vardı
------Özür dilerim kısa oldu------
-BÖLÜM:2 SON-