İçeriğe geç

VERDA

Bölüm 50 · 8 dk okuma

VERDA

Bölüm 50

50. B Ö L Ü M

Hepimiz büyük salonda toplanmıştık. Dare nene hiç konuşmamıştı; oturup kalmış, hiçbir tepki bile vermemişti. Iraz ise sinir krizi geçirmişti. Simay onu güçlükle sakinleştirmeye çalışmıştı. Baygınlık geçiren Iraz’ı odasında yatırmışlardı.

Simay ağlıyor, Sait sürekli telefonla konuşuyordu. Vildan oturduğu yerde sallanıyor, tırnaklarını yiyordu. Aran’ın gidişi onu gerçekten korkutmuştu.

Bu felaketlerden en iyi çıkarttığım sonuç ise Bars’ın kötü haber karşısında hiçbir tepki vermemesi olmuştu. Yine hiçbir şey söylemedi, sadece Mert’in yazdığı karta bakıyordu ara ara. Kapıdaki birkaç adamına da Aran’la ilgili komut veriyordu.

Sinirlendiğini hissedebiliyorum ama… Bir nevi Beran’ın gitmesiyle öleceğini biliyordu sanki. İlk başta ben hiçbir tepki vermemiştim, bu Bars’ın gözünden kaçmayınca çocuklar için yakındım. Bars susuyor, sustukça beni geriyor.

“Bars?” diye fısıldadım. Zaten yanında oturduğum için öne eğilmiş bedeninden omuz hizasında bana baktı.

“İyi misin?” dedim. Sadece başını aşağı yukarı salladı.

Şöyle susması var ya… Beni daha çok sinir ediyor!

“Ne yapacaksın şimdi?” dedim. Bars arkasına yaslandı. Aynı fısıltıyla,

“Abimin cenazesini düzenleyeceğim, Verda. Daha iyi bir planın var mı?” dedi. Omuz silktim.

“Hatta sen cenazeye gelme. Çok duygulandın, kaldıramazsın.” diye devam etti. Gözlerimi devirdim.

“Niye ben bir şey yapmışım gibi davranıyorsun?! Nazlı bu konaktaki tek arkadaşımdı. İlk zamanlardaki tek destekçimdi. Ben de üzülüyorum tabii ki!” dedim sinirle.

Aslında ölümlerinin sorumlusu tamamen bendim ve özellikle ikinci gelişimde Nazlı’ya çok sinir oluyordum. Üstelik kaçıp gitmesi beni iyice soğutmuştu.

Bars gözlerini ayırmadan başını salladı.

Salondaki altın rengi büyük saat gece yarısını gösterince Bars ayağa kalktı. Hepimize tepeden bakıp derin bir nefes aldı.

“Haydi herkes yatağına. Yarın önemli işlerimiz var!” dedi. Vildan ayaklanıp tam konuşmak için ağzını açarken Sait,

“Abi ne yapacağız?” dedi. Sorudan çok çaresizce söylemişti.

“Sabah ilk iş annemle nenemi konaktan uzaklaştırmak olacak.” dedi. Gözlerim büyüdü, merakla Dare neneye baktım. Kaşlarını çatıp bastonunu yere vurdu.

“O ne demek!” dedi hiddetle.

“Nene, görmüyor musun bu adam karıya kıza saldırıyor. Bir süreliğine sessizce uzaklaşın da biz de bir şeyler yapabilelim.” dedi. Vildan sonunda,

“Eee, siz de karıya kıza saldıralım! Yeter ki başımızdan gitsin şu bela!” dedi.

“Öyle bir şey olur mu yenge? Her şey bir yana, karıya kıza hiçbir zaman saldırmadık biz.” dedi Sait. Dayanamayıp alayla sırıttım.

“Tabii. Her haltı yiyen Heja olmasına rağmen abimi vurdular ya.” deyip sırıtmaya devam ettim.

“Şimdi seni de alacağım ayağımın altına!” deyip bana yönelen Dare neneyle irkilip Bars’ın arkasına saklandım. Simay Dare neneyi sakinleştirirken Bars öldürecekmiş gibi bana bakıyordu.

“Bir durun! Abim haklı. Yarın ilk iş sizi eski eve götüreyim. Gerekirse Simay da sizinle kalır.” dedi Sait.

Ortam biraz olsun sakinleşirken Simay Sait’e sinirle baktı. Simay asla ne düşündüğünü, ne istediğini söyleyemeyen biriydi. Asla istemese bile sırf hayır diyemeyeceği için o eve gider, Dare neneye ve Iraz’a bakardı.

“Aran nerede, lütfen bulun şu adamı!” dedi Vildan.

“Tamam Vildan, sen odana git. Uykuya dalmadan o eşek herifi de getireceğim.” dedi Bars.

Herkes teker teker odadan çıkarken Dare nene hiçbir yere gitmeyeceğini söyleyip duruyordu. Kocaman salonda bir Bars bir ben kalmıştık ama o kadar uykum vardı ki gözlerim içten içe yanıyordu sanki.

Aslında Bars’ı teselli etmek istedim. Anlık insani duygularım kabardı. Üst üste ailesinden birisi ölen birini anladığımı söylemek istedim ama Bars susuyordu. Zaten konuşsak sadece tartışıyorduk.

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama araba sesleri geldi. Bars ayağa fırlayıp,

“Geldi gerizekâlı.” deyip odadan çıktı. Bars’ı takip ederken iki adam Aran’ı kaçmasın diye tutuyor gibiydi.

Aran ise üstü başı toprak ve kan olmuş gibiydi, gömleği de yırtılmıştı. Aran tamamen avluya girip Bars’la göz göze gelince kolunu çekerek kendini adamlardan kurtardı.

“Neredesin oğlum sen?!” dedi Bars dişlerinin arasından.

“Gittim abi, gittim! Ben açmadım mı bu belayı, düzeltmeye gittim! Ben de üstesinden gelirim her şeyin lan!” dedi. Sarhoş olduğu o kadar belliydi ki söylene söylene merdivenlere kadar gitti. Bars sinirle,

“Aran! Aran gel buraya!” dese de Aran odasına kadar düşe kalka girmişti. Bars derin bir nefes alıp hızla sigarasını çıkardı. Sigarayı ateşle buluştururken,

“Bu var ya, çocukken de böyleydi! Koduğumun salağı!” diye söylendi.

Kendimi Bars’ın yanında olmamalıymışım gibi hissettim. Zaten Bars için de pek önemli değildi. O sinirle uzun soluklarla sigarasını içiyordu. Yapmak istediğim sessizce odama gitmekti ama esen sert rüzgârla Bars’ın koluna dokunup bana bakmasını sağladım.

“Hadi, hava soğuk. İçeriye geçelim.” dedim. Bars başını sallayıp sigarasını yere attı.

Odaya girdiğimizde tek kelime bile etmemiştik. Sessizce üstümüzü değiştirdik, sessizce dişlerimi fırçaladım, sessizce Bars duş aldı ama sadece sustuk. Aslında bir an yakalamak istedim Bars’a nasıl hissettiğini sormayı ya da “yanındayım” demeyi ama bunlara ben sebep oldum. Yatağa uzandığımda duvara döndüm. Yanımdaki hareketle Bars’ın da uzandığını fark ettim. O an anladım ki ikimiz de birbirimize sırtımızı dönmüştük.

Henüz anlayamadığım seslerle uyanmıştım. Bars kısık sesle telefonda konuşuyordu. Gözlerimi ovup saate baktım. Biraz daha uyumak isterken seslenen Bars’a döndüm.

“Cenazeden sonra seninle işim var.” dedi. Kaşlarımı çatıp başımı yastıktan kaldırdım.

“Ne işi?”

“Şimdi anlatmak uzun sürer. Şirkete gidince gösteririm.” deyip üstünü giydi.

Şirket mi? Gerçek anlamda iş yani. En son şirkete gittiğimde neler olduğunu hatırlayınca başımı salladım. Yine sessizlikle hazırlanıp odadan çıktık.

Şehrin en büyük camisinde cenaze namazı kılınmıştı. Iraz sürekli ağlıyorken taziyeleri Bars ile karşılıyorduk. Ailede geri kalan herkes fazlasıyla yastaydı. Sebep olduğum felaketi o an anladım.

Beş altı tane tabutu yan yana görünce en az Iraz kadar ağlayıp Aran gibi kendimi dağıtmak istedim.

Defin işlemleri de bitince Simay ile Sait herkesi aracına bindirmeye çalışıyordu. Dare nene gözyaşlarını silerken mezarlığa baktı.

"Biliyordum böyle olacağını! Ah oğlum, ah!" dedi. Hırsla Bars'a dönüp,

"Aman oğlum! Unutma, sürüden ayrılanı kurt kapar." dedi. Cümlesini bitirir bitirmez Sait nenesinin koluna girdi. Bars Sait'e,

"Dediğim gibi gönderin konaktan. Sadece ben ve Aran kalacak." dedi. Kendi adını duymayan Sait itiraz edecekken,

"Hadi oğlum. Birkaç haftalığına geri geleceksiniz." dedi. Sait istemeden başını sallayıp gitti.

Bars'la tek kalmıştık. Aile mezarlığının tam ortasında duruyorduk. İçimdeki o yangın buz olmuştu. Dünden beri yapamadığımı yapıp Bars'ın kolunu sıvazladım.

"Kendini bırakma sakın." dedim. Bars sadece omuz silkip,

"Ne düşündüm biliyor musun Verda? Bundan bir sene önce bu mezarlık bu kadar da dolu değildi." dedi. Tekrar mezarlığa baktım.

"Heja, babam, abim. Beran'ın ailesi yok oldu." dedi.

Bars isimleri söylerken sanki mezar taşlarından el çıkacak da beni boğacakmış gibi hissettim.

"Anlamadığım şey, bu adam tek başına ailemi nasıl yok edebilir?" dedi fısıltıyla karışık.

Sustum. Yaptıklarımdan sonra diyecek hiçbir şey bulamadım çünkü. Bars bir süre sonra kendine gelmiş gibiydi.

"Hadi gel, şirkete gidelim." deyip arabaya ilerledi.

Ben merakla düşünürken Bars'ın deli gibi araba kullanmasıyla hemen gelmiştik şirkete. Daha önce saf salak geldiğim yere şimdi sahibinin eşi olarak gelmiştim. Bars'ı gören herkes başını saygıyla eğiyordu.

Sonunda Bars'ın odasına gelmiştik. Daha önce de gördüğüm kız ayağa kalktı.

"Hoş geldiniz Bars Bey, Verda Hanım." dedi.

Hassiktir!

Bars kaşlarını çatıp bana baktı. Ah kızım, kapatsana şu çeneni. Yutkundum, inatla sanki kız hiçbir şey söylememiş gibi Bars'a tepki vermedim.

"Ayşegül, odama Verda'ya ait tapuları getir." dedi. Kız başını sallarken Bars elini belime koyup hafif baskıyla odasına yönlendirdi. Kapıyı kapattığında,

"Bir gariplik yok mu?" dedi.

"Ne konuda?"

"Seni tanıyor ya. Benim asistanım."

Ben buna nasıl bir bahane bulabilirim ki? Ne kadar Bars'a bir şey yansıtmamaya çalışsam da iyiden iyiye paniklemeye başlamıştım.

"Bilmiyorum, daha önce görmüş demek ki. Hem ne tapusu bu?" dedim. İlk geldiğim zamanda bir tapu muhabbeti dönmüştü. Bars bir şey demeden kapı açıldı. Ayşegül dosyayı masaya bırakıp çıktı.

Umarım bu konuda paçayı kurtarmışımdır.

Bars dosyaları açarken,

"Gelsene yanıma." dedi. Merakla yanına gidip masaya dizdiği tapulara baktım.

"Verda, bizim sektör genellikle ihale üstünden geçindiği için bazen tiyatro oynarız." deyip yanındaki sandalyeyi çekip oturmamı sağladı. Bars tekrar yerine geçerken ikimiz de yan yana masadaki evraklara bakıyorduk.

"Bu gördüğün yerler zaten benim ama bunu ihaleye çıkartıyoruz ve ihaleyi canlandırıyorum diyelim."

"Yani insanlara vermeyeceğin şeyleri satıyorsun." dedim şaşkınlıkla.

"Tabii, öyle de diyebilirsin."

"Peki neden bu iş yerleri benim adıma?"

"Çünkü yüzeysel de olsa araştırılırız. Benim adıma olursa ihaleye girmem bile." dedi.

Şaşkınlıkla bir evraklara bir Bars'a baktım. Sanki havadan sudan konuşuyormuş gibi rahattı.

"İnsanları kandırıyorsun." dedim. Bars nefes verip burnunun kemerini sıktı.

"İnsanlar kanıyor, Verda. Ayrıca bunu her zaman yapmıyorum." dedi.

"Peki neden şimdi bunları bana söyledin?"

"Baban. O ev ve bırakacağı birkaç mirası varmış. Gerçi yanına gittiğin gün sana da söyleyecekti."

"Miras mı?"

"Verda, sen babanı ziyaret ettiğine emin misin?" dedi şüpheyle. Kendimi ele vereceğimi fark edince hemen,

"Bars, babamdan bahsediyoruz. Sana bir şey söyler, bana farklı şey söyler." dedim. Yine bütün günah keçisi babam ilan edildikten sonra Bars değerlendirici bir bakış attı.

"Baban öleceğini hissediyormuş. Bu yüzden sana her şeyi bırakacakmış. Eğer bir gün mal dağıtma işleri olursa bu tapular karşına çıkacaktı. O yüzden söyledim." dedi.

Hem her şeyi anlamıştım hem de kafam karışmıştı.

"Zaten bunlar senin. Şu bela yüzünden işe vakit ayıramıyorum bile." deyip sigara yaktı Bars.

Babamın bırakacağı şeyleri anneme söylemeliydim, onun hakkı çünkü. Hem orada nasıl yaşıyor kim bilir? Mert belki de sürekli tepesindedir. Bars'a baktım, derin düşüncelerle sigarasını yakıp dosyaya bakıyordu.

Bars'a kesinlikle annemden bahsetmeliyim.

"Bars, benim sana bir şey söylemem gerek." dedim. Heyecanla titremeye başladım. Bars bana bakarken konuya nasıl gireceğimi bilemedim. Annemi orada tek bırakmak isteyebilir. Belki telefonumu alıp bir daha görüştürmez bile.

"Dinliyorum?"

"Ama söz ver. Kötü bir şey yapmayacağına." dedim. Bars'ı meraklandırmış olacağım ki tamamen bana döndü.

"Bars, benim an..."

Boğuk bir patlama sesi gelmesiyle sustum. Camlar titremişti. Ses uzaktan gelirken gayet iyi hissettirmişti kendini.

"Bars Bey! Bars Bey!" diyerek içeri girdi Ayşegül.

"Otoparkta araç patlamış." dedi. Bars hemen ayaklanırken telefonum titredi. Annemden gelen bir mesajdı.

"Verda, beni acilen ara kızım."

Bölüm sonu

15 yorum