İçeriğe geç

VELMORA

Bölüm 1 · 7 dk okuma

VELMORA

Bölüm 1

1

-Lütfen son bir kez yanıma gelir misin?

-Bunun bir şey değiştireceğini sanmıyorum.

-Birden değişiverdin...Ne oldu sana böyle?

-Anlamıyor musun?Sana karşı bir sevgim kalmadı!

-Ama neden?Senin sevgini köreltecek ne yaptım?

-Bir şey yapıp yapmaman değil.Sadece daha fazla yüzünü görmek istemiyorum!

Ve uzaklaştı.Sanki hiç bir şey yaşanmamış gibi...

...

Soğuk bir kış akşamı trenden indiğimde-10 saatlik yorucu yolculuğun ardından-nihayet babaannemin evine yaklaşıyordum.Tam o sırada ise bana doğru yaklaşan,gözleri ağlamaktan şişmiş ve kızarmış,yinede buruk gülümsemesini yüzünde taşıyan babaanneme aynı şekilde karşılık verdim.Çünkü ikimizde aynı durumun içindeydik.Aramızdaki tek fark onun oğlunun,benimse babamın ölmesiydi.

-Neden bu soğukta dışarı çıktın?Ben sana kendim gelebilirim demiştim.

-Ben torunumu tanırım.Senin bu kafa dalgınlıkların yüzünden kaç defa kaybolduğunu unutmam.

Haklıydı...Bu bende çocukluğumdan beri olan bir şeydi.Kafamdaki sesler diğer her şeyden baskın geldiğinde sadece yürürdüm.Yürürdüm ve sonunda kendimi hiç bilmediğim yerlerde bulurdum.Bu yüzden beni sürekli arar,polise gider ve gördükleri herkese beni sorarlardı.Hatta bir keresinde-babaannemin yanına geldiğimiz bir yaz günü-tekrar kaybolmuştum ve bu sefer beni bulmaları diğerlerinden daha uzun sürmüştü.O günden sonra-bunu daha öncede çok kez denediler-beni yalnız bırakmamaya çalıştılar.Ben yinede bir yolunu bulup kaçmaya devam ettim.

Bu düşünceler arasında eve yaklaşıyorduk.Sessizliği bozarak yanıt verdim;

-Ama biliyorsunki bunu uzun zamandır yaşamıyoruz.Artık büyüdüm ve kolay kolay kaybolmam.

-Şu an kafanın darmaduman olduğunu biliyorum bu yüzden önlemimi almak istedim.

Gülümsedi ve devam etti;

-Yarın uzun ve zor bir gün olacak.Bunda beni yalnız bırakma olur mu?

-Hayır bırakmam.Asıl sen olmazsan daha zor olur...

Adımlar gittikçe yavaşladı,cebinden anahtarını çıkardı ve kilidi açtı.İçeri girdiğimizde sobanın sıcaklığını içimde hissettim.Takip ettim,bana odamı gösterdi.Artık burası benim odamdı...Benim küçük yaşam alanım.Evimizin önünden geçen büyük kamyon odamı buraya taşımış,ek olarak bir soba eklenmişti.

-Yemeğini yemedin değil mi?

-Trende yemek servisi vardı ama almadım.Midem bulanıyordu.

Bu cevap hiç şaşırtıcı değildi.Beni zorlamadı ve "İyi geceler." deyip odamda yalnız bıraktı.Bende lambayı kapatıp yatağıma uzandım.Düşüncelerin beni uyutmayacağını biliyordum.Aklımda sürekli babamın son hali canlanıyordu.O kazadan ben kurtulabilmiştim ama o...Gözümü tekrar açtığımda sürücü koltuğunda her yeri kan içinde duruyordu.Dışarıda ise insanlar etrafımızı sarmış;kimi bizi çıkarmaya çabalıyor,kimi ambulansı arıyor kimi ise olanları seyrediyolardı.Hareket etmeye çalıştığımda ise bacaklarımda bir ağrı hissetmiştim.

İkimizide hastaneye kaldırmışlardı.Benim ayağımda bir kırık,bazı yerlerime giren cam parçaları ve onlardan oluşan yaralar dışında çok bir şey yoktu.Ama babam yoğun bakımdaydı ve gelişmeleri bana söylemiyorlardı.Ama benim son görüşüm durumun ne kadar kötü olabileceğini tahmin etmemi sağlıyordu.

Ben çıktığımda babam hala çıkmamıştı.Zaten bir kaç gün içinde de o acı haber gelmişti...Cenazeyi memleketine getirdiler.Yarında diğerleri gelecek...Ve ben bu sefer kaçmayacağım.

...

Gelen sayısı gittikçe artıyor,etraf kalabalıklaşıyor ve ağlama sesleri daha da yükseliyordu.Bir taraftanda kavrulan helva ikram ediliyor;kimisi görgüsüz bir şekilde ağzını şapırdatarak yerken kimisi hüznünden sadece bakmakla yetiniyordu.O sırada -ilçeden bir tanıdık olduğunu tahmin ettiğim-bir teyze bana doğru döndü,

-Artık burada kalırsın diyorlar, doğru mu?

-Doğrudur teyze.

-Başka akraban falan yok mu kızım?Bu küçük ilçede sıkılmaz mısın?

Yanında duran kadın "Dediğin lafa dikkat et!" der gibi kadını dürttü.Bu şekilde sustu ve önüne döndü.

Annem benim doğumumda vefat etmişti.Her hangi bir kardeşi yoktu.Babamın ise bir abisi varmış.Fakat babaannem ve dedemle kavga edip gitmiş,bir daha da dönmemiş.Babamla da o günden beri konuşmamış.Kavganın ne olduğunu merakımla o kadar sormama rağmen hiç söylemediler.Büyük bir sır saklarmış gibi...

Oradan kalktım ve babaannemin yanına gittim.Kuran okuyorlardı.Üstümü başımı düzeltip dinlemeye başladım.Babam için okunuyordu...Bazen ses ağlamaklı geliyor,bazende daha hızlı bitiyordu.Tabutun taşınıp toprağa gömüldüğü ana geldiğimizde ise babaannem kendisini daha fazla tutamamıştı.Bana sarılıp ağlamaya başladığında bende dayanamadım ve bir kaç damla düşmeye başladı gözümden.O zaman bunların gerçekliğini daha iyi anladım...

Ağlama sesleri,ağıt sesleri yükseliyordu.Babaannem daha sıkı sarıldı ve "Bundan sonra ikimiz varız kuzum.Senin için ben,benim için sen."Mezara baktıktan sonra bana döndü

-Birbirimizden ayrılmayalım,söz mü?

Buruk sesimle zar zor cevap verdim,

-Söz...

Bundan sonraki günlerde ilçenin okuluna kayıt olmama rağmen gitmedim.Buna babaannem de bir şey demedi.İkimizinde durumu ortadaydı,bu yüzden ses çıkarmıyordu.Sadece dışarı çıkacağım zaman biraz endişeleniyordu o kadar.Birde arada sırada arkadaşları gelip destek oluyordu.Hepsi gerçekten çok tatlı teyzelerdi.Birisi bembeyaz tenimden ötürü bana "Aykız." lakabını takmıştı.Bende sevmiştim bu lakabı.

...

Odamda tek başıma kitabımı okurken kapı açıldı.Babaannem kitabıma baktı ve yaklaşıp yanıma oturdu.

-Sana bir efsane anlatmamı ister misin?

-Adı üstünde "Efsane.",gerçek değiller yani.

-Okuduğun kitap gerçek mi kızım?

Böyle diyince cevap veremedim.

-Peki,anlat bakalım.

Derin bir nefes alıp verdi ve anlatmaya başladı,

-Bundan yüzyıllar önce Eliora adında bir kadın varmış.Kendisini imkansız bir aşkın içinde görüyormuş,karşılıksız olduğunu düşünüyormuş.Çünkü sevdiği kişi-kendisinin aksine-soylu birisiymiş.Bir gün sonunda dayanamamış ve dönemin en güçlü cadılarından birinin yanına gitmiş.Fakat o zamanlarda cadılar hoş karşılanmaz,onlarla iletişime geçenler idama kadar giden ağır cezalar alırmış.O bunları bilmesine rağmen dinlememiş ve cadıya-Kezareth-isteğini anlatmış.Kimilerine göre Kezareth bedel olarak yüklü miktarda altın istemiş,kimine göre kadının yaşamından bir kaç yıl almış kimine göre ise kanından bir damlayı deniz suyuna karıştırıp vermesini istemiş.Kezareth Eliorayı biraz beklettikten sonra yanına bir çiçekle dönmüş.Fakat bu Elioranın o ana kadar gördüğü çiçeklerden daha farklıymış.Siyah ve ucu sivri yaprakları cam gibi duruyormuş.Ayrıca sap kısmıda bir o kadar siyahmış.Eliora merakla sorduğunda Kezareth "Bu Velmora.Bunu sevdiğin kişiye vereceksin.Böylece o da seni sevmeye başlayacak.Ancak...Dikkatli olmalısın.Eğer vereceğin kişi seni zaten seviyorsa ve..."sivri yaprakları tutup göstererek devam etmiş "Ve vereceğin sırada parmağını minicik bile kanatırsan o zaman işler tersine döner." demiş .Eliora tam anlamamış bir şekilde "Nasıl yani?" diyince Kezareth her zamanki gülümsemesini takınarak "Yani seni sevmeye başlayacakken senden nefret etmeye başlar." demiş. Eliora bunu duyunca yutkunmuş ama kararlıymış.Sevdiği adama bir an evvel kavuşmak istiyormuş.Bu yüzden çiçeği dikkatlice almış ve çıkmış.

-Çok saçma değil mi?Bir çiçekle mi aşık edicekmiş kendisine?

-Şşşşş.Bitmeden konuşmak yok.Yorumunu sonraya sakla.

Ve devam etti,

-Eliora dışarı adımını attığında kendisini o ıssız yerde değil,kasabanın yakınlarında bulmuş.Kasabaya doğru yürürken Kezareth'in dediklerini düşünmüş.Ama kararlıymış,çiçeği ona verecek ve verirken olabildiğince dikkatli olacakmış.Ama olamamış.Kasabaya...

-Çok sıkıcı olmaya başladı.Biraz atlasan?

-Pekala...Çiçeği William'a-sevdiği adama-vereceği sırada keskin yapraklar parmağını kesmiş ve kanamaya başlamış.Bakmasına izin vermemiş"İyiyim ben,bir şey yok."demiş.Sadece telaşını gizlemeye çalışıyordu.Ondan nefret etmeye başlayacaktı ve çok geç olmadan Kezareth'in yanına gitmeliydi.Acil bir işi olduğunu ve bu yüzden gitmesi gerektiğini,bunun için üzgün olduğunu söyleyerek hızlıca oradan ayrılmış.Kezareth'in yanına giderken olabildiğince dikkatli davranmış.Fakat vardığında ne bahçe ne de ev varmış.Kezareth sürekli yer değiştirirmiş.Bu yüzden beklemesi gerekmiş.Endişe ve korku içinde evine doğru yürümüş.Kapıyı açtığında içeri konulmuş bir not bulmuş."Yarın geleceğim."yazıyormuş.Eliora bunun riskli olabileceğini düşünmüş ama bir süre sonra Kezarethe güvenebileceği fikri daha mantıklı gelmiş.Sonuçta o,zamanının en iyilerinden birisiymiş.

-İyi ki biraz atla demişim...

-Atlanabilecek bir şey yok.Atlarsam karman çorman anlaşılmaz bir şey olur.Nerede kalmıştım ben?

-Döneminin en iyilerindendi diyordun en son.

-Evet evet,öyleymiş.Hatta hala yaşadığını ya da ruhunun gezindiğini söyleyenler bile var.Her neyse...Bir sonraki gün Kezareth gelmiş.Gelmiş gelmesine ama korkutarak gelmiş.Kapı sesi,ayak sesi olmadan birden karşısına çıkmış.Olanları hissettiğini söylemiş.Eliora'nın enerjisinden ve endişesinden...Eliora şimdi ne yapması gerektiğini sorunca Kezareth "Bana onun kanını deniz suyuna karıştırıp getirmen gerekiyor."demiş.

-O zaman Eliora'dan da mı başta aynı şeyi istemişti?

-Benim bildiğime göre evet.Diğer inanışların sonucunu bilmiyorum.Bu yüzden bunu anlatacağım.Sanırım seninde ilgini çekmeye başladı.

Gülümser.

-Biraz...

-Güzel...Öhm.Eliora bunu duyunca daha da telaşlanmış.Çünkü her geçen gün ondan daha da uzaklaşıyordu.Ayrıca normal birine göre onun kanını alması...Daha zorlu ve riskliydi.Ondan isteyemezdi çünkü ondan nefret etmeye başladığını hissedebiliyordu.Ayrıca o bir soyluydu,çok daha dikkat çekiciydi.Yakalanma riski yüksekti.Kezareth'e yardım edip edemeyeceğini sorduğunda kesin bir "Hayır" sesini duymuştu.Kezareth "Bu konuda yardım etmek benim için daha riskli.Tek diyebileceğim şey:zaman daralıyor.Ve Kezareth ortadan kaybolmuş.Eliora ise sinirle ne yapacağını düşünmüş.

-Peki ne yapmış?

-Pek bir şey yapamamış.Kanı almaya çalıştığında sevdiği adam onu fark etmiş,tiksinmiş ve sinirli bir suratla bakmış ona.Onu sorguya çekmiş.Eliora tek bir kelime bile söylemeyince onu idam ettirmiş."Bu kadın ya cadı ya da cadılarla iş birliği yapıyor."diyerek bunu çevredeki herkese yaymış.İdamını izlemeye gelenler onu yuhlamış ve taşlar fırlatmış.Eliora ise sadece gülümsemiş.İdam edilmeden önce William'a bakıp "Seni sevdim.Seni seviyorum.Seni yine seveceğim."demiş.

-Peki William?

-Bilmem.Kesin iğrenerek bakmıştır eskiden sevdiği o kadına.

-Nasıl yani?William onu seviyor muydu?

-Evet ama Eliora bunu bilmiyordu.Kendisini yetersiz,eksik gördüğü için duygularının karşılıklı olabileceğine ihtimal vermiyordu.Açılıp sevdiğini söylemeye de çekiniyordu.Çünkü William alay edebilirdi ve birileri bunu duyarsa dedikodusu çıkabilirdi.

-Şu an bile herkesin dedikodusu hızla yayılırken...O zamanları düşünemiyorum.Peki hikaye burda bitti mi?

-Evet.Sonuç olarak Eliora öldü,bunu çok sevdiği adam yaptı.William bu nefretine bir anlam veremedi o ölünce.Ama nefret onu öyle sarmıştı ki...Rüyalarında tekrar tekrar idam gününü görüyor ve her bir ölüşünde mutlu oluyordu.Kezareth'e ise ne olduğu bilinmiyor.Eminim kaçmıştır.Ayrıca dediğim gibi,kimileri hala yaşadığını ya da ruhunun gezindiğini söylüyor.

Saat geç olmuştu.Esnediğimi gören babaannem "İyi geceler kuzum." diyip yanağımı öptü.Bende aynı şekilde karşılık verdim ve yatağıma uzandım.Babaannem ışığı söndürdüğünde ise garip bir duygu içimi sardı.İlk başta saçma gelen bu efsane tarif edemediğim bir şeyler uyandırmıştı ruhumda.Ya da yarın uzun zaman sonra okula döneceğim için vardı bu his...Umarım öyledir.

Bölüm sonu

1 yorum