İçeriğe geç

Velia'nın Ateşi

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Velia'nın Ateşi

Bölüm 8

Küller Arasında

Melody, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte odasının penceresinden dışarı baktı. Geceden kalma gri bulutlar hâlâ gökyüzünde asılıydı; ama ufuktan yükselen silik güneş, günün karanlıkla ışık arasında gidip geleceğinin habercisiydi. Revirin kapısını açtığı anda içini kaplayan sessizlik, yalnızca duvarlardaki eski taşların soğukluğuyla yarışır gibiydi. Skyler, solgun çarşaflara sarılmış, derin bir uykudaydı. Yüzü hâlâ yorgundu ama nefesi düzenliydi. Onun hâlâ burada, hâlâ hayatta olduğunu bilmek, Melody'nin içinde kırık bir huzur bıraktı. Sessizce yanına yaklaştı, bir sandalye çekip başucuna oturdu. Ellerini kucağında birleştirmiş, gözlerini Skyler'ın kapalı göz kapaklarına dikmişti. Birkaç gün önceki öfkesi, yerini yoğun bir karmaşaya bırakmıştı. İhanet sandığı şeyin arkasında başka bir hikâye olduğunu, Skyler'ın sadece Leon'un tehdidiyle hareket ettiğini öğrendiğinden beri kalbi bir türlü sakinleşmiyordu. Skyler hafifçe kıpırdandığında, Melody'nin içinde beklenmedik bir sıcaklık yükseldi. O an, geçmişin tozlu bir kapısı aralandı. Her şeyden önce gelen sadakat, her sözün altına gizlenmiş o saf bağ... Skyler'a yalnızca arkadaşlık değil, bir parça da aidiyet hissettiğini ilk kez kabul ediyordu. Belki de Skyler'ın gözlerine bir daha korkusuzca bakabilmenin yolu, kendi içindeki karanlıkla yüzleşmekten geçiyordu. Revirin sessizliği yavaş yavaş ağırlaştı. Melody'nin zihni, geceden beri biriken duyguların yankısıyla doluydu. Skyler'la geçirdiği ilk günleri, paylaştıkları sırları ve gülüşleri düşündü. O hatıralar şimdi suya düşmüş bir hayalin halkaları gibi uzaklaşıyordu. Ama ne zaman ki Skyler'ın parmakları hafifçe hareket etti, Melody yerinden doğruldu. Skyler gözlerini araladığında, odadaki ışık usulca tenine dokundu. Melody'ye baktı. Gözlerinde hâlâ bir yorgunluk, ama bununla birlikte tanıdık bir sıcaklık vardı. "Mel..." dedi fısıltıyla, sesi zayıf ama dürüsttü. "Seni koruyamadım." Melody, başını iki yana sallayarak eğildi. "Sky, sen... bana değil, kendine bunu yapmamalısın. Biliyorum. Her şeyi biliyorum artık." Skyler'ın gözlerinden bir damla yaş süzüldü. "Leon... o, kontrolü benden aldı. Sana zarar vereceğinden korktum. O yüzden-" "Dur," dedi Melody, yavaşça Skyler'ın elini tuttu. "Artık konuşmamız gereken şey bu değil. Artık birlikteyiz, tamam mı? Yalnız değilsin." Bu sözlerin ardından odada derin bir sessizlik oluştu. Ama bu sefer sessizlik, acının değil iyileşmenin taşıyıcısıydı.Melody akademinin taş koridorlarında yalnız yürüyordu. Revirden ayrıldığında içi hâlâ karmaşıktı ama kararları daha netti. Gecenin izleri hâlâ gözlerinde asılıydı. Derken, bir anda karşıdan gelen adımları fark etti. Leon'du. Göz göze geldiklerinde, içinden bir dalga geçti; ne korku, ne öfke-ama adı konmamış bir hesaplaşma. Leon, yüzünde her zamanki soğukkanlılığıyla yaklaştı. "Skyler'ı gördün mü?" diye sordu, sesi fazlasıyla sıradan bir tona sahipti. Melody, onu uzun bir süre süzdü. Ardından başını dik tutarak cevap verdi. "Evet. Revirde. Hayatta." Sesinde buz gibi bir kesinlik vardı. Leon bir an sustu. Gözlerinde hafif bir kıpırtı belirdi ama yüz ifadesi değişmedi. "İyi... Olaylar karışıklaştı biraz." Melody, başını eğip tekrar kaldırdı. "Hayır, Leon. Karışık değildi. Sen onu korkuttun. Beni de." Leon, hafifçe gözlerini kısıp yaklaştı. "Korku bazen gerekli olabilir, Melody." "Hayır," dedi Melody, sesi bu kez daha yüksekti. "Korku bir silah değildir. Hele zamanla oynayan biri için hiç değil." Leon suskunlaştı. Birkaç saniye boyunca sadece ikisi arasında yankılanan sessizlik kaldı. Melody bir adım attı. "Sana inandım. Belki hala içimde bir parça... ama bu parça artık senin için değil." Leon'un bakışları ilk kez kırıldı. Melody ise hiç geri adım atmadı. "Seninle aynı yolu yürümeyeceğim, Leon," diye ekledi Melody. "Ben kendi yolumu seçeceğim." Melody, akademinin yüksek kulelerinden birine çıktı. Gökyüzü açılmıştı. Hafif bir rüzgar saçlarını savuruyordu. Aşağıda, öğrenciler birer gölge gibi hareket ediyor, zaman her zamanki gibi akıyordu. Ama Melody'nin içinde bir şey değişmişti. Ellerini yumruk yaparak gökyüzüne kaldırdı. "Ben annemin intikamını sadece güçle almayacağım," dedi kendi kendine. "Doğrularla, sadakatle, ve kendi ateşimle." Bu, onun karar anıydı. Ne Skyler'ın ihaneti, ne Leon'un manipülasyonu... Hiçbiri artık onu yönlendirmeyecek. Artık kendi yönünü, kendi elleriyle çizecekti. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. İçinde bir sıcaklık doğdu. Bu, intikamın değil; yeniden doğuşun ateşiydi.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

9. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.