İçeriğe geç

vefa

Bölüm 4 · 10 dk okuma

vefa

Bölüm 4

1. Bölüm ( minik kelebeğime )

gözümü yine aşağıdan bağırışları kesilmeyen annem ve baba sayesinde açtım .
hergün aynı şeyi yaşamaktan sıkılmıştım .

ikiside en ufak ayrıntıya takarak büyük bir olay çıkarmayı çok severdi .
neyseki bugün hafta içi ve okul var .

okula gittiği için mutlu olan tek öğrenci olabilirim .
tabi dersler bittikten sonra gecenin bir yarısına kadar kütüphanede kaldığım için son zamanlarda derslerim acayip derecede iyi gidiyordu .

aynanın önüne geçerek kot pantolonumu mavi thşörtümü giydim saçımıda tepeden dağınık bir topuz yaptıktan sonra yavaşça merdivenlerden indim .

aşağıdan gelen bağrış sesleriyle mutfakta her zamaki gibi kavga eden anne ve babamı gördüm .

" yeter bıktım artık senden ! "
diye bağırdı annem yılardır aynı yastığa baş koyduğu adama .
elerimi göğsumde birleştirerek sırtımı kapı pervazına dayadım .
kendilerini o kadar kaptırmışlardı ki kavgalarına beni görmemişlerdi .

" asıl ben senden bıktım kızım için olmasa bir dakika durmam bu evde ! "
benim için kaldığını söyliyen babam hergün annemin kalbini kırarak benimde kalbimi kırıyordu .
" kesin kızın içindir yoksa o yatıp kalktığın kadınlar hiç ! "

annemin yine aldatma kurguları babamı çilden çıkarmıştı .
baban elini havaya kaldırdığında araya girip elini tutum .
anneme bu kadar aşkla bağlı olan babam bugün el kaldırmıştı.

" ya asıl ben ikinizden bıktım sabah evden çıkıyorum kavga ediyorsunuz akşam eve dönüyorum yine kavga ediyorsunuz . "
gözyaşlarımı daha fazla tutamadım .
" ya bir gün bu eveden çıktığımda belki geri dönemem bunu düşünün "

" Allah korusun kızım "
annemin sözleriyle kızgın gözlerimi ona çevirdim .
" ya sen birkere kahvaltı hazırladın mı ailecek mutlu vakit geçirelim diye "
hiç yapmamıştı .
akşam yemeği bile

" peki sen baba , birkere bile olsun
' sakın erkeklerin yanında dolaşma kıskanırım ' dedinmi .
yada ' derslerine düzgün çalış karnen iyi olsun ' dedinmi . "

kızgın sözlerimle babam başını yere eğmişti .
buruk bir tebesümle
" ah , gerçi sen benim hiç bir karneme bakıp ' aferin kızım ' demedin "

küçük bir çocukmuş gibi onları azarladım .
ikiside başını yere eğmiş bir şekilde beni dinliyorlardı.
" biz en son ne zama aile olduk biliyormusunuz "
dedim ağlamaklı sesimle .
ikiside kafasını olumsuz anlamda saladı .
" ne kadar mükemel bir ailem var gurur verici ama bence siz ne yapın biliyormusuuz ? oturup biz nasıl bir aileyiz diye düşünün "

mutfak kapısının girişine bıraktığım çantamı alarak hızlı bir şekilde evden çıktım .
kulaklığımı kulağıma takarak taş kadırımda çizgilere basmadan yürüyordum .
küçüklüğümden beri huyumdu aslında eğer o çizgiye basarsan çok büyük bir talihsizlik gelirdi başına .

dersler bittmişti herzama ki gibi yine kütüphaneye gittim .
raflarda kitap ararken elim birine çarptı hızlıca çekmek isterken ayağım takıldı ve düşmek üzereydim ki değmemek için uğraştığım el tarafından tutuldum .

gözlerim her an görmek için delirdiğim savaşın gözleriyle buluştu .
savaş yavaşça beni kaldırmaya çalıştı .
keşke iki dakika daha böyle kalsaydık .

saçmalama naz !

" iyimisin ? "
yarıda bıraktığım kitabım yere düşmüştü .
yerden alırken bir taraftan savaşa ağzımın içinde iyi olduğumu geveliyordum .

yerden aldığım kitabıma bakarak
elimde alıp kaldığîm sayfayı açtı .

" Bazen hayatta öyle karşılaşmalar olur ki, hem de hiç tanımadığımız insanlarla, bir tek sözcük bile konuşmadan, birdenbire tek bir bakışla ilgilenmeye başlayıveririz.”
suç ve ceza
sayfa : 11

açtığı kitaptan okuduğu cümle ve onun muazam sesi kalbimin dahada hızlı atmasına neden oluyordu .

kitabın kapağını kapatarak koltuğunun altına sıkıştırdı ve arkasını dönerek gitmeye başladı.
iyide o kitabı ilk ben almıştım ve çok beğenmiştim bitirmek için can atıyordum .

" şey.. aslında o kitabı ben okuycaktım "
savaş benden taraf dönerek ela gözlerini benim ela gözlerime diktti .
" yani "
dedi bıkın bir sesle .
yanlış birşeymi söyledim acaba diye düşüdüm .
" neyse önemli değil "
içime kaçan sesimi ben bile zor duydum .

kırılmıştım gailba sevdiğim çocuk tarafından umursanmamak incitmişti .
elime kitaplıktan başka bir kitap alarak sessiz bir köşede oturup okumaya başladım .

saaten bir haber kalın kitabı bitirdikten sonra başımı kaldırıp etrafa baktım .
kimse kalmamıştı .
cebimden telofonumu çıkarıp baktığımda saat on iki olmuştu .

üstelik bir nokta şarj seviyem vardı ama eve gidene kadar idare eder diye düşündüm .

kitaplarımı çantama katarak okuduğum kitabı geri yerine koydum .
kapıya kadar vardığımda her yer karanlık oldu .
elektiriklerin kesilmesini normal karşılayarak cebimdeki telofonun ışığını açmak istedim ama telefonum kökten kapandı .

yavaş bir şekilde kapıyı açmaya çalıştım ama sıkışmış olucak ki zorlanıyordu.
biraz daha denedim ama açılmadı çünkü benim burda olduğumu unutup kapıyı kilitleyip gitmişlerdi .

arkamdan gelen adım sesleriyle gözlerim kocaman açıldı .
Arkamı döndüğümde karanlık bir suilet yavaşça bana yaklaştı karanlıktan dolayı hiç bir şeyi göremiyordum .

Dibime kadar girdiğinde bunun uğruna ölüp dirildiğim okulun popüler ve ultra yakışıklı çocuğu savaş olduğunu gördüm .
Kütüphanenin camından sızan ay ışığına teşekkür ettim ancak sadece ay ışığı yetmiyordu .

Savaşı görmek içimden rahatlamama sebep olmuştu .
" ne işin var bu saate burda? "
Savaş kısmış olduğu gözleriyle beni inceliyordu .
" şey... kapı kilitli kalmışta "
Çekingen bir şekilde söylediğim sözlerle savaş biraz daha dibime girdi .
" neden gitmediğini sormadım , neden bu saate kadar burdasın ? Dedim "

Ortada bir sebep yoktu ama ben yinede deli gibi utanıyordum tanrı kadar yakışıklı olan bu adamın karşısında .
" ders çalışırken zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım "
Diye kısa bir açıklama yaptım .

Savaşın kısılan ela gözleri önce tüm bedenimi daha sonrada biraz aşağıya inerek tüm vücudumu inceledi .
Rahatsız olmuş bir şekilde kalçamın altına gelen eteğimi çekiştirerek indirmeye çalıştım .

Savaş rahatsız olduğumu anlayarak gözlerini üzerimden çekerek kapıya yöneldi .
Kapıyı açmaya çalıştı ama açılmayacağı barizdi .
Bir kaç denemden sonra vazgeçip bana döndü .

" telefonun yanındamı benimki içerde kalmış . "
Kapanmış telefonumun ekranını göstermem bile derin bir of çekmesine yetmişti .
Yanımdan geçerek kitaplıkların arasında kayboldu .

Korktumumu ?
Deliler gibi
Burda dikilmenin benim akıl sağlığım için iyi olmadığını bildiğim için savaşın arkasından koşar adımlarla gittim .
Az önce onun girdiği rafların arasına girdiğime emindim ama savaş yoktu .

Kitaplıkta dikkatimi çeken bir kitaba elimi attığımda gördüğüm ela gözlerle çığlığı bastım .
Rafın diğer tarafından benimle aynı kitabı almak isteyen savaş benden önce davranmış ve kitabı aldığında arada oluşan boşlukta onun gözlerini görmemle korkup kütüphaneyi yerinden oynatıcak tiz bir çığlık attmıştım .

Savaş utanmada karşımda durmuş sırıtıyordu .

Artık burdan çıkmak istiyordum hatta bir süre savaşın yüzünü bile görmek istemiyordum .

Kendini kandırma naz !
Günlerce kimse buraya uğramasında savaşla tek kalayım diye ettiğin dualardan utan bari çarpılcan

Saçımdaki tel tokayı çıkararak kilitli kapıyı açmaya çalıştım
Ama işe yaramıyordu .
Filimlerde hep böyle açıyorlardı .

" o ancak filimlerde olur "
Arkamda elerini göğsünde başlamış sırtını kitaplığa yaslamış savaş resmen aklımdan geçenleri okumuştu .
Biraz daha denedim ama açılması imkansız gibiydi .

Şimdi ben bu yarı tanrıyla karanlık bu yerde ne yapıcaktım .
Aslında zaman bol yani istediğimiz herşeyi yapabilirdik .

Fesatlaşma naz !

Kütüphanenin yer mindeleri olan taraftan bir ışık geldiğinde o tarafa doğru gittim .
Savaş minderlerin etrafına dizdiği mumların yanında oturmuş dudaklarının arasındaki sigaradan derince nefesler alıyordu

Sigara içtiğini bilmiyordum , gerçi bilsem ne olurdu ki kocaman adamı azarlıyacakmıydım
Buna hakkım bile yoktu .
Yanındaki minderin üzerine oturarak ayaklarımı karnıma kadar çektim ve elerimi ayaklarıma doladım .
Kısa bir an savaşa baktım ama o pencereden dolunaya bakıyordu .

Aklıma nedense gizemli okul geldi daha önce okumuştum ama bu kadar büyülü bir ortamda tekrar okumak gerçekten farklı ve heycan verici olurdu .
Acaba fantastik kitaplar reonunda bulabilirmiydim ?
Gerçi şimdi kaçıncı sırada olduğunu bilmediğim için aramak gerekiyordu ve üşengeçliğim tutmuştu .

" soldan ikinci sıra yedinci kitap "
" ne !"
Savaşın sözleriyle azımdan şaşkın bir nida çıkmıştı .
" istediğin kitap soldan ikinci sıra yedinci kitap "
Dedi tekrar . İyi ama benim hangi kitabı istediğimi nerden bilicekti ki .
Bence tamamen salıyor yada ben yanlışlıkla yüksek sesle konuştum ama asla içimden konuşurken bunu dışa vurmazdım genelikle içimdeki naza kızardım .

Savaşın dediği yere gelerek yedinci kitabı elime aldım .
Büyük bir şok yaşıyordum şuan gerçektende aradığım kitaptı ama nasıl bilmişti ki .
Acaba zihin okuma gücümü var ?

Saçmalama naz ! Zihin okuma gücü olsaydı şimdiye kadar onunla kurduğun çocuklu evlilik hayalerini biliyor olurdu ve yanına bir metreden öte yaklaşmazdı .

Kendime defalarca hatırlatmaktan yorulmuştum ama her gözümün içine baktığında evlilik hayali kuruyordum .
Hatta çocuğumuza isim bile seçmiştim .
Kız olursa bulut
Erkek olursa evren .

Kitabı geri yerine koydum aşk romanlarının olduğu tarafa gittim .
Savaşın belki bana hiçbirzaman yapmıyacağı birşey olucaktı romantik cümle kurmak .
Bende romantizim kitaplarından birer cümle okuturabilirdim belki .

Kapaklarına bakmadan birkaç roman alarak savaşın yanına oturdum .
Elimi en üsteki kitaba atım ama o anda savaşın eli elimin üzerine düştü.
Gözlerini ayırmadan bana baktı .
Bende gözlerimi hiç kaçırmadım savaşın ela gözlerinde kaybolmak için kendime izin vermiştim ancak iki dakika bile sürmedi bu .
Savaşın bakışlarını kaçırmak gibi bir niyeti olmadığı için utancımdan ben gözlerimi kaçırmış ve elimi elinin altından çekmiştim .

Savaş kitabı alarak sayfalarını çevirdi .
Hangi kitap olduğunu bilmiyordum ama merak ediyordum .
Asıl amacım savaşla yakınlaşmaktı ve bu konuda ikimizin ortak noktası olan kitapları kulanabilirdim .
" şey ben sıkıldım birlikte bir oyunmu oynasak "

Savaş gözlerini kitaplardan ayırarak bana baktı .
Evet adamı kendime aşık ediyim derken daha çok çocukça davranışta bulunmuş ve kendimden soğutmuştum .
" olur "
Savaşın isteksizce söylediği kelimeye şaşırsammı , sevinsemmi bilemedim .

" bak şimdi sen bir kitap alıntısı söyliyceksin bende devamını getiricem "
Savaş elindeki kitabı bırakarak gözlerimin içine derin bir şekilde baktı .
Yavaşça yüzüme doğru eğildi ve bir tutam saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdı.

" peki oyunu kazananın ödülü ne olucak . "
Fısıldayarak söyledikleri kalbimi yerinden çıkmasına yeticek neticedeydi .
" yani... şey... "
Doğru kelimeyi bulamadığım için kelimeleri ağzımda yuvarlamıştım .
" bence kaybeden kazananın bir gün boyunca istediğini yapsın "

Benim aksime rahat olan savaşın fikrini onaylayarak başımı saladım .
" yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen "
Daha hazır olup olmadığımı bile sormadan başlayan savaşla kelimeler aklımdan uçup gitmişti .

Savaş beşten geriye saymaya başladı .
O kadar hızlı değil aslanım
" değerimi bildiğin gün beni yanında bulamazsın "
Necip fazıl' a ait olan cümlenin devamını getirmemle savaş muzipce gülümsedi .
Şimdi sıra bendeydi
" böylelikle gidişini düşünüşüne uydurmuş, "
" düşüncesini gidişinde incelemeye dönüştürmüştü . "
Lev tolstoy dan diriliş alıntısını savaş hiç teklemeden anında söylemişti .

Aslında onu zorlamak istemiştim ama başarısız olmuştum .
" insanları genel anlamda seviyorum ama... "
" kimseye tahammülüm yok "
Oğuz atalayın en sevdiğim kitabı olan tutunamayanların her cümlesi ezberimdeydi aslında

Yine bana gelmişti sıra bu sefer kitap alıntısı yerine şiir söyleyerek zorlamak istemiştim savaşı .
" Yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun..."

Başladığım şiirle savaş ela gözlerini gözlerime dikti .
Katil olduğunu bilmiyordu bu adam bilseydi böyle güzel bakıp beni öldürürmüydü .

" Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
İşte,bunun için korkuyorum;
Beni de sevdiğini söylüyorsun... "

William Shakespeare şiirinin devamını getirdi savaş gözlerini gözlerimden hiç ayırmadan söylemişti .
Savaşın bana biraz daha yaklaşmasıyla sırtımı kitaplığa yasladım .

Herşeyde sen varsın aslında ,
Hiç olmayışın bile varoluşun yüzünden.
Bir damla yağmurda seni anarım,
Toprak kokusunda seni düşünürüm ,
Esen rüzgarda seni hatırlarım ,
Kalbim her attığında seni severim .

Savaşın söylediği şiir kalbimi yerinden çıkarıcak derecedeydi .
Yakınlığı zaten nefes almayı unuturmuştu .
" ben böyle bir şiir duymadım hiç"
Kulağıma biraz daha eğildi .
" duymadın çünkü böyle bir şiir kimse yazmadı . "
Gözlerim kocaman açılmıştı .
" ne yani bunu senmi yazdın "
Kafasını biraz geriye atarak gözlerimin içine baktı .
" evet bu şiiri savaş yazdı minik kelebeğine "

MİNİK KELEBEĞINE !
BANA !
BAŞKASINA?!
KİME ?!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.