Yine ayna karşısında varlığımı sorgularken bulmuştum kendimi
"Haline bak" diye fısıldadım "seni kim, neden sevsin ki"
Hayatım boyunca nefret ettiğim tek kişiye bakıyordum ayna karşısında, o her konuda yolumdaki tek engeldi.
Derin bir nefes verip bu görüntüye dışardan bir gözle baktım, kendimi sevmem için yıllardır çabalayan annem bu halimi görse çok üzülürdü. Bu düşünce beni aynanın karşısından alıp yatağıma oturttu.
"Ne anlamı var ki seni küçümsememin, ne kadar değersiz olduğunu ruhunun en derinlerinde hissediyorsun zaten"
Gözlerim dolmuştu, bu cümleyi kendi kendime kurmuş olsam bile çok ağırdı. Yatağa uzanıp yorganı çekebildiğim kadar üstüme çektim, kimse beni görmesin, duymasın istedim. Gözyaşlarım yastıkla buluştuğunda tam bu anın son bir kaç aydır tekrar tekrar yaşandığını fark ettim. Her gece burada bu şekilde yatıp ağlıyordum, peki neye?
Ne için ağlıyordum? Tüm ömrümü böyle mi geçirecektim?
Gözyaşlarımı silip yorganı belime kadar indirdim. Yaptirmak için günlerce aileme yalvardığım cam tavanımdan gökyüzünü izledim. Bir hareket bekledim. Tam şuan bir yıldız kaymalı, bir dilek hakkım olmalı. Tanrım yalvarırım tek bir dilek hakkı istiyorum.
Gözümden süzülen bir damla yaş ile birlikte gökyüzünden bir yıldız kaydı.
"Sadece bir tesadüf.."
Yan dönüp yorganı üstüme çekmek üzereydim ki zihnimde o ses yankılandı.
'Denersen ne kaybedersin?'
Zihnimin derinliklerinden gelen bu ses beni duraklattı, tekrar gökyüzüne döndüm ve sese cevap verdim
"Hiç bişey. Ben her şeyi kaybettim zaten, daha fazla hiç bişey kaybedemem"
Gözlerimi kapayıp derin bir nefes aldım ve geleceğimi nasıl etkileyeceğini umursamadan konuşmaya başladım.
"Güzel olmayı diliyorum. Başka bir evrende yaşamımda hiç bir şeyi değiştirmeden sadece güzel olmayı diliyorum. Sonsuz ve büyüleyici bi güzellik istiyorum, gören herkesi şaşırtacak bir güzellik. Hayatımdaki en büyük açlığı fazlasıyla doyuracak dipsiz bir güzellik istiyorum"
Gökyüzünü izlemeye devam ederken ağlamanın verdiği yorgunlukla yavaş yavaş uykuya daldım
Sabah annemin odaya dalmasıyla kendime gelmiştim, şok içinde aynanın karşısında diz çökmüş yansımama bakıyordum
"Almira, napıyosun yerde kızım kalk hazırlan hadi okula geç kalacaksın"
"Anne"
"Kızım bir sorun mu var?"
"Bu kim?"
Dedim dehşetle yansımamı göstererek. Aynadaki kişiyi tanımıyordum ve daha önce görmediğime emindim, böyle kusursuz bir güzelliği gören kimse unutamazdı.
"Bebeğim korkutma beni kalk hadi. Hasta falan mı oldun? Gel ateşine bakıyım"
Annemin yüzümü saran ellerini aynadaki yansımada görünceye kadar hala kendim olduğunu tam anlamıyla idrak edememiştim, hemen sonrasında dilediğim dilek kulaklarımda çınladı.
'Sonsuz ve büyüleyici bi güzellik istiyorum, gören herkesi şaşırtacak bir güzellik. Hayatımdaki en büyük açlığı fazlasıyla doyuracak dipsiz bir güzellik istiyorum'
Korkudan titriyordum annemin yüzümü saran ellerini kendimden hızla uzaklaştırıp dışarıya koştum, bu bir şaka olmalıydı, evren sadece benimle alay ediyordu, belki de zihnim. Bu düşünceyle tüm taşlar yerine oturdu, evet bu bir rüya olmalıydı şimdi yapmam gereken tek şey canımı acıtmaktı ve uyanacaktım.
Gözüm tamamen kararmıştı, zihnimin benimle alay ettiğine emindim ve çok sinirlenmiştim. Bu benim en derin yaramdı, alay konusu olamazdı.
Durakta öylece durup herhangi bir arabanın gelmesini beklemeye başladım, kendimi önüne atıcaktım ve bu rüyadan kurtulacaktım.
"Hey, bu halin ne böyle? Neden hala pijamalarlasın?"
Duyduğum sesle sanki olduğum yere saplandım. Bu sesi tanıyordum, Burak, tam 1 yıldır ona karşı hisler besliyordum ama benimle konuşmayı bırakın bütün otobüs doluyken ve sadece benim yanım boşken bile yanıma oturmamıştı, sesini ilk duyduğumda tam arkamda otobüse binen bir kızla flörtleşiyordu, buna rağmen heyecanlanmış bütün gece o güzel sesini düşünüp uyumuştum.
Bu rüya gerçekten fazla ileri gidiyordu, kendi kendime sinirle fısıldadım
"Bu sadece bir zihin oyunu Almira, sakinleş birazdan uyanacaksın"
Derin derin nefes alıp verirken sesin geldiği yöne hiç dönmeden bir araç beklemeye devam ettim.
"İyi misin, Al"
Omzuma dokunan elle irkilip hızla geriye doğru sendeledim ve kaçtığım o manzara şuan tam karşımda bana şaşkınlıkla bakıyordu.
"Rengin solmuş resmen, ateşin mi var? Bakmama izin ver."
Burak ellerini yüzüme uzattığında dayanacak sabrım kalmamıştı onu hızla kendimden uzaklaştırdım ve sinirle bağırdım.
"Uzak dur benden, sen gerçek bile değilsin"
Burak kaşlarını kaldırdı, sanki olan şeylere bir anlam arıyormuş gibiydi
"Ben gerçek değil miyim? Bu da ne demek şimdi?"
"İyi dinle beni, benimle alay edemezsin bunun sadece bir rüya olduğunu biliyorum. Haline bak, sen benimle konuşmazsın, sen benim yüzüme bile bakmazsın"
"Seninle konuşmaz, yüzüne bakmaz mıyım? Almira her sabah sana iltifatlar ediyorum, yol boyunca seninle sohbet ediyorum. Bu halin beni gerçekten endişelendirdi, iyi misin?"
'her sabah sana iltifatlar ediyorum, yol boyunca seninle sohbet ediyorum' bu cümleler son noktaydı. Sinirden kahkaha atmaya başlamıştım, dışarıya yansıyan bu histerik kahkaha beni bile ürkütmüştü.
Yaklaşan otobüsün sesi beni bu durumun içinden çekip aldı, şimdi tam zamanıydı. Hızlı adımlarla yola yürümeye başladım Burak peşimden gelip bişeyler mırıldanıyordu ama dinlemedim bile, uyanmaya çok yaklaşmıştım, tek yapmam gereken kendimi yola atmaktı ve yaptım. Kendimi hızla gelen otobüsün önüne bıraktım ve gözlerimi kapattım, ama bu aksiyon çok kısa sürmüştü. Gözlerimi açtığımda yerdeydim, Burak beni bileğimden hızla çektiğinde yere düşmüştüm. Bana dehşet içinde bakıyordu
"Almira ne yaptığını sanıyosun aptal"
Kalkıp üstümü temizledim ve etrafa baktım
"Uyanmış olmalıydım"
"Sen gerçekten iyi değilsin Al, gel hadi seni eve geri götüriyim"
Burak kolumu tutup yürümeme yardım ettiğinde yeni kendime gelebilmiştim. Durup etrafa daha sonra Burak'a baktım
"Rüya değil mi yani"
Burak kolumu çimdiklediğinde kendimi geri çekip kolumu ovaladım.
"Acıdı"
"Rüya olup olmadığını kendinin 25 katı bi otobüsün önüne atlamak yerine bu şekilde de anlayabilirdin Al"
Bu bir rüya değildi, peki ben nerdeydim?
Tek bir dilek ile farklı bir evren mi yarattım? Kendimi neyin içine hapsettim? Ben neredeyim?