İçeriğe geç

Varislerin Yemini

Bölüm 1 · 1 dk okuma

Varislerin Yemini

Bölüm 1

GİRİŞ

GİRİŞ

Kaderimiz mi bizi taşırdı, yoksa biz mi sırtımızda kaderimizi taşırdık?

Bazen insanın dünyası tek bir günde mahvolurdu. Duvarlar üstümüze yıkılır, gökyüzü karanlığa gömülür ve bildiğimiz bütün yollar birer birer kaybolurdu.

Ama insan o enkazdan çıkmayı, geceyi sabaha çevirmeyi ve kaybettiği yolları bulmayı başarırdı.

Çünkü dünya bedenimize çarpan bir fırtınaysa, kalbimiz o fırtınanın geride bıraktığı izlerdi.

Acılarımız orada birikir, korkularımız orada büyür ve kaybettiklerimiz orada yaşamaya devam ederdi.

Ama bazen...

En güzel şeylerimizi bile en büyük yıkımlarımızın arasından çıkarırdık.

Kırılmış ellerimiz yeniden güçlenir, küllere dönen umutlarımızın arasından yeni başlangıçlar filizlenirdi.

Boğazımıza kadar yükselen korkularımızın arasında boğulurken bile nefes almayı öğrenirdik.

Çünkü insanın kalbi hem kendi cennetini hem de kendi kıyametini aynı anda taşıyabilirdi.

Kalp bazen bir dünyanın başlangıcıydı, bazen de o dünyanın sonu.

Bir atışında umut saklanırdı, diğerinde kaybediş.

Bir köşede sevgi büyürken, diğer köşede nefret kök salardı.

Ve insan bütün bunları bedeninde saklamayı öğrenirdi.

Belki de bu yüzden hiçbir insan kendi kıyametini önceden bilemezdi.

Çünkü kıyamet her zaman gökten düşen bir ateşle gelmezdi.

Bazen bir insanın ölümüyle başlardı.

Bazen bir yeminle.

Bazen de yıllardır unutulmuş bir gerçeğin yeniden hatırlanmasıyla.

Benim hikâyem ise...

Bir cenazenin sessizliğiyle başladı.

Yedi hanedanın aynı vadide toplandığı bir günde.

Yedi kralın aynı gökyüzünün altında durduğu, yedi varisin aynı toprağa bastığı o günde.

Dünya hâlâ yedi sayısının kusursuzluğuna inanıyordu.

Yedi kıta, yedi varis, yedi hanedan, yedi kral ve yedi tanrı...

Her şey yediydi.

Her şey olması gerektiği gibiydi.

En azından şimdilik...

Çünkü bazı gerçekler unutulmaz.

Sadece zamanı gelene kadar susarlar.

Ve bazı sırlar gömüldükleri yerden çıktığında yalnızca geçmişi değil,

geleceği de beraberinde sürüklerdi.

O gün vadide rüzgâr esiyor,

sancaklar dalgalanıyordu.

Ve hiç kimse yedi sayısının ardında saklanan gerçeğin, o gün ilk kez gömüldüğü yerden nefes alacağını bilmiyordu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.