Bir zamanlar tarihin en güçlüsüyken şuan acınası bir durumda olmanın ezikliğiyle belime kadar uzanan mor saçlarım seyrelmiş ve kısalmıştı.
Ben yaratılışı olmayan ve sonu olamayandım. Zavallı insanlar daha henüz evrimleşmemişken ben yeryüzündeydim. Nice savaşlar, yaşamlar ve ölümler gördüm. İnsanoğlu teknolojiyi ilerlettikçe hayatlarına daha az müdahale edebilir oldum. Şuan ise evrenin bir köşesinde sayamadığım kadar uzun yıllardır karanlık bir kutunun içerisindeydim.
Okyanusların içine benden bir sürü emare bırakmıştım. Bulsunlar, baksınlar ve hatırlasınlar. Atalarının tir tir titreyip, tanrılara adaklar adadığı karanlıklar tanrıçasını hatırlasınlar. Hatırlasınlarki tekrar özgürlüğüme kavuştuğumda Dünya hala benim karşımda el pençe divan duruyor olsun. Gücümü fazlasıyla kaybetmiş ama fazlasıyla da sinir toplamıştım. Gün gelicek ve biti o aynayı elbet kıracaktı. İşte o aynanın kırıldığı gün ben özgür olucam ve tekrar eski gücüme kavuşacaktım.
~1958 yıl önce~
"Yapma Akel" kahkalarımın arasından zorlukla söylebilmiştim bu iki kelimeyi. Öyle ki hala beni gıdıklayan sevgilime kahkahalar atıyordum.
"Durmam benim güzel Beria'm, çünkü o somurtuk yüzün sadece böyle gülüyor."
Akel'e yapmamasını söylemek için tekrar ağzımı açıyordum ki Akel biçimli dudaklarını dolgun dudaklarımın üstüne kapattı. Sevgilimin ağzına ufak bir inleme bıraktıktan sonra geri çekildim ve oturur pozisyona geçtim. Dizlerimi kendime çekip en sevdiğim manzara olan okyanusa bakmaya devam ettim. Akel arkamda bir şeylerle uğraşıyordu ama bakma gereği duymadım. Klasik Akel işte... ot parçasıyla bile oynuyor olabilirdi. Ben derin düşüncelerdeyken bir boynuzumun kafamdan ayrıldığını hissettim. Bu öyle lanet bir acıydı ki ben daha ne olduğunu anlamadan acıdan bayılmıştım bile.
Gözümü açtığımda sevgilim Akel karşımda boynuzlarımla oturuyordu. Ellerim boynuzlarımın olduğu yere doğru gittiğinde ise koca bir boşluk karşıladı beni. Ağrıyla karışık acı tüm bedenimi uyuşturuyordu. Akel'e neden diye bile soramayacak kadar kötü bir durumdaydım. Akel bunu fark etmiş olacak ki söze girdi. "Sevgili Beria, neden diye sormadan ben sana söyliyim. Benim etrafımda benden daha güçlü kimse olamaz."
Akel'in sözlerine karşılık gözlerim doldu ama pes edemezdim. Son kalan kuvvetimle Akel'i ve Akel'in evini karanlığa hapsedip kendimi dipsiz okyanusun dibine vurdum.
Benim gücüm boynuzlarımdan gelirdi ve Akel bunu gayet iyi biliyordu. Boynuzlarım olmadan sıradan bir ademoğlunan neredeyse farksızdım. Akel'in kaçırdığı önemli bir husus vardı ama benim boynuzlarım her 1600 sene de bir yenilenirdi.
Sevgili Akel 1600 yıl sonra aydınlığa kavuştuğunda görüşmek dileğiyle...