İçeriğe geç

Vampir Günlükleri : Salvatore & Mikaelson

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Vampir Günlükleri : Salvatore & Mikaelson

Bölüm 1

Balo

Mystic Falls' un geleneksel davetlerinden biri olan Kurucular Balosu'nda bir kenara çekilmiş şampanyamı yudumlarken bir yandan da dans eden çiftleri izliyordum. Keşke evde kalsaydım diye geçirdim içimden. Son zamanlarda her şey fazlasıyla karmaşıktı ve benim kesinlikle kendimle baş başa kalmam gerekiyordu. Ama abim Damon, partiye katılmam konusunda oldukça ısrarcı davranmıştı. Ne de olsa biz de kasabanın kurucu ailelerinden biriydik falan filan. Aslında normalde Damon' a kolayca karşı koyabilirdim ama bu gece bir yanım da partiye gitmek istemişti. Belki O' nu yine görebilirdim. Klaus Mikaelson' ı... Kasabaya adımını attığı ilk andan itibaren ortalığı birbirine katıp, neredeyse diğer abim Stefan' ı bizden koparacak olan adamdan bu kadar etkilenmem doğru muydu? Eh, eğer 100 yıldan fazla süredir yaşıyorsanız hayatınızda biraz eğlenceye ve riske ihtiyaç duyuyorsunuz sanırım. Hem, hadi ama Salvatore ailesinde şimdiye dek en kötü seçimleri yapanlar sevgili abilerim olmuştu. Bence benim de hala bir şansım vardı. Arkalarını toplamak gitgide sıkıcı hale gelmeye başlamıştı üstelik.

Kadehim neredeyse boşalmak üzereyken arkamda birinin olduğunu hissettim. Dönüp bakmaya fırsat bulamadan Klaus' un İngiliz aksanını duydum, "Senin gibi güzel bir kızın tüm eğlenceyi kenardan izlememesi gerekirdi." Yanıma geldiğinde ona baktım, "Bu gece pek keyfim yok. Hem zaten dansa davet eden de olmadı." dedim omuzlarımı silkerek, "Sanırım boştakiler de benden korkuyor." Son cümleyi söylerken sesimde duyduğum hayal kırıklığını Klaus' un fark etmemesini umdum. Derin bir iç çekti, "Sanırım ortak bir noktamızı bulduk." "Sanırım..." Gözlerim yeni kız arkadaşı ile dans eden eski erkek arkadaşım Dean' e takıldı. Kusursuz, insan olan kız arkadaşıyla... Kasabada kurulan tuzak nedeniyle vampir olduğumuz açığa çıktığında beni terk etmişti. Oysa uzun süredir ilk kez kalbimin böyle attığını hissetmiştim. Ne kadar da mutlu gözüküyorlardı. Belki de ben o hayata asla sahip olamayacaktım.

Gözlerimin dolmaya başladığını hissettiğimde tüm ilgimi kadehime yönelttim. "Sana yeni bir içki getirmemi ister misin ?" diye sordu Klaus. Oysa ben hala yanımda olduğunun bile farkında değildim. "Aslında benim biraz hava almaya ihtiyacım var." Bu gece buraya gelmemem gerektiğini biliyordum. "Nasıl istersen." Elimdeki boş kadehi bir kenara bıraktım ve kendimi dışarı attım. Merdivenlere oturdum, parti içerdeydi bu yüzden burası sessizdi. En azından şimdilik... Gözlerimi kapatıp temiz havayı içime çektim. Akşam rüzgarı yüzümü yalarken gözümden iki damla yaş süzüldü. Vampir olduğunuzda duygularınızı kapatabilirdiniz ama ben duygularımın benimle olmasını seviyordum. Her ne kadar bazen canımı çok yaksalar da... Bir yanım hala insan olmayı özlüyordu. Ayrıca Stefan birkaç ay önce duygularını kapattığında dönüştüğü adamın abim değil de tamamen bir yabancı haline gelişi verdiğim kararın doğruluğunu bana bir kez daha kanıtlamıştı.

Bir hışırtı duyduğumda kafamı çevirip baktım, Klaus beni izliyordu. "Beni mi takip ediyorsun sen ?" dedim gözyaşlarımı görmemesini umarak. Sesim istediğimden de sert çıkmıştı. "Sen öyle birden çıkınca...Yanlış bir şey söylediğimi düşündüm." "Hayır, senin söylediklerinle bir ilgisi yoktu. Yani sadece düşüncelerimin bir kısmını sesli söyledin o kadar." "Oturabilir miyim?" "İstiyorsan...Ne zaman bu kadar nazik bir adam oldun ki sen ?" "Ah, bu acıttı canım !" dedi gülümseyerek, "İstediğim zaman çok nazik bir beyefendiye dönüşebilirim." "Sana patlamak istememiştim." "Önemi yok. Ben de canım yandığı zamanlarda saçma şeyler yaptım." Gülümsedim, "Sanırım bir ortak noktamızı daha bulduk." "Öyle görünüyor." dedi gülümseyerek, "Bu arada gerçekten seni ağlatan bensem..." Ağladığımı görmüştü... "Yok, bir an dans pistinde eski bir tanıdığı gördüm de. O yüzden oldu." "Hah, tahmin edeyim. Aşık olduğun bir tanıdık mıydı ?" "Hı hı..." "Vampir olmadığına dair bir tahminim daha var." "Bu da doğru. Vampir olduğumu anladığı an arkasına bakmadan kaçıp gitti. Belki de haklıdır. Ama ne bileyim, Elena her iki abime de aşık olabiliyorsa başkaları da yapabilir diye ummuştum." dedim dudaklarımı ısırarak. Klaus, uzanıp elimi tuttuğunda içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. Başımı kaldırıp loş ışıkta parıldayan mavi gözlerine baktım. "Gerçek aşk, kim olduğuna ya da ne olduğuna önem vermez. Doğru kişiyi bulduğunda her ikinizin de tek önemsediği şey burasının söylediğidir." dedi kalbimi işaret ederek. "Bu konuda deneyimli gibisin." dedim yavaşça. "Sadece beni olduğum halimle sevecek birini arıyorum, o kadar." dedi gözleri bir anlığına dudaklarıma kayarken.

"Partinin dışarıya taşındığından haberim yoktu." diyen abim Damon' un sesiyle irkildim. Ve aramızda her ne oluyorsa öylece bir kenara atıldı. "Dışlananlar kulübü kurmaya karar verdik." dedim Damon' a dönüp. Gözlerini devirdi, "Klaus' u bilemem ama senin dışlanmadığın kesin." "Neden içeri gidip kız arkadaşınla dans etmiyorsun, Salvatore." dedi Klaus sertçe. O da tıpkı benim gibi merdivende oturmaya devam ediyordu. "Seninle konuştuğumu sanmıyorum." dedi Damon. "Adımı kullandığında bana cevap hakkı tanıdın." "Şu an yapmayı en son istediğim şey sizin kavganızla uğraşmak. O yüzden Damon, Klaus haklı." diyerek araya girdim. "Biraz konuşabilir miyiz ?" dedi Damon sabırsızca. "Olur." Oturduğum yerden kalkıp Damon' ın yanına gittim, "Seni dinliyorum." "Bizi buradan duyabileceğini biliyorsun değil mi ? Vampir ya hani o da ?" "Hadi ya, hiç fark etmemiştim !" "Bazen gerçekten çok inatçı bir kız oluyorsun, Isabella." Göz kırptım, "Eh, bu özelliğimi en sevdiğim abimden aldığımı söylerler." Gülümsememek için dudaklarını ısırdı. Bu sözlerimin hoşuna gittiğini biliyordum. Ama şu an abilik yapması gerektiğine inanıyordu. "İçerde mi konuşmak istiyorsun?" "Yok, siz zaten sohbeti bayağı ilerletmiş gözüküyordunuz. Seni göremeyince merak ettim. İyi misin diye soracaktım. Klaus' a tuzak falan kurmayacaktım yani." dedi sırıtarak. Koluna vurdum, "Saçmalama, Damon." Yan gözle Klaus' a baktığımda kendi kendine güldüğünü görebiliyordum. Tabii ki de bizi dinliyordu.

"Pekala, çok uzatmayacağım. Elena beni bekliyor. Her şey yolunda mı?" "Dans etmeyi ve baloları sevdiğimi biliyorsun. Bu gece tüm bunları dışarıdan izlemek garip geldi. Bir de Dean' i mutlu görmek…" "Bu gecenin sana iyi geleceğini düşünmüştüm. Eğer istiyorsan seni eve bırakabilirim." "Yok, şimdi daha iyiyim. Dedim ya, dışlananlar kulübümüz var." "Sen bilirsin, küçük kardeşim." Pis pis sırıttı ve bana sarıldı. Aslında amacı son söylediklerini Klaus' un duymasına engel olmaktı, "Eğer ondan hoşlanıyorsan benim için sorun olmadığını bil. Sadece onun da sana karşı aynı duyguları hissettiğinden emin ol. Yoksa ne kadar güçlü olduğu umurumda olmaz, onun kalbine kazığı saplarım." Kollarının arasından ayrılıp şaşkın şaşkın ona baktım. Yanağımı öptü, "Ben partiye geri dönüyorum, ihtiyacın olduğunda beni nerede bulman gerektiğini biliyorsun." "E-evet. İyi eğlenceler."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.