İçeriğe geç

Vadinya Savaşçısı (Vadinya Serisi ilk kitap)

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Vadinya Savaşçısı (Vadinya Serisi ilk kitap)

Bölüm 1

1. Bölüm

Yılın en sıcak yaz gününde savaş kızışmış ve bütün savaşçıların yorgunluktan ve susuzluktan ayakta kalacak güçleri kalmamıştı.

Savaşa verilen bir saatlik arada Vadinya' nın en iyi savaşçısı ve başkomutanı Battal çadırına doğru ilerledi.

Çadıra girdiğinde ilk duyduğu bebek ağlama sesiydi kardeşi dünyaya gelmişti.

Heyecanla annesinin yatağını başına yaklaştı,kardeşi küçüçük gözleriyle annesinin parmağını kavramış,anne ve babasını süzüyordu.

Battal ın geldiğini fark eden annesi nemli gözleriyle oğluna dönerek;oğlum kardeşin aramıza katıldı dedi ve bebeği Battal kollarına bıraktı.

Battal şefkatle bebeğe baktı.

Sessizliği Balaban(babası)bozdu;

Evlat kardeşin daha yenidoğdu savaş meydanı güvenli değil,onu emniyetli bir şekilde Vadinya'ya götürmeliyiz.

Battal bir süre düşündükten sonra bebeği kucağına alıp güvenli yoldan koşmaya başladı,arkasından seslenen babasını bile duymamıştı.

Savaş meydanının sonuna yaklaşmışken gördüğü manzara karşısında olduğu yerde donakaldı.

Can yoldaşı,Cesur'un cansız bedeni,kanlar içinde yerde yatıyordu!

Dostunun cesedinin başında düşman ülkenin"Karanlığın Efendisi "diye anılan acımasız Vampir Şövalye Drakiny kanlı kılıcıyla duruyordu.

Sanki Battal'ın içinden birşeyler kopmuştu.

Her koşulda yanında olan can yoldaşını kaybetmişti.

Dostunun dul kalan eşi Çiçek'i ve daha doğmadan yetim kalan yavrusunu düşündü...

Ne yazık ki Battal 'ın orda öylece durup dostunun yasını tutacak zamanı olmamıştı.

Başını kaldırdığında düşman ülkenin zalim kralı Evillent'ı ,okuyla kardeşine doğru okuyla nişan aldığını fark etti!

Evillent sevimsiz suratındaki sinsi gülüşüyle okunu serbest bıraktı.

Bunu fark eden Battal bir saniyr bile düşünmeden göğsünü kardeşinin önüne siper etti.

Göğsüne saplanan okun acısıyla feryat ederek yere yığıldı.

Komutan vuruldu!(Bunu söyleyen ülkenin teğmeni Güvercin'di)

Güvercin'in de aralarında bulunduğu üç asker hızla Battal ın yanına gidip onu şifa çadırına taşıdılar.

Şifa çadırında ülkenin güzel ve iyi kalpli şifacısı Çiçek eşi Cesur 'un cansız bedenini kucaklamış ,hıçkırarak ağlıyordu.

Battal'ı boş bir yatağa yatırdılar başşifacı Umay Ana yarasına pansuman yapmak için geldi ve hızla müdahaleye başladı.

Bir süre sonra Güvercin telaşla sordu.

Anne durumu nedir ?Komutanımız iyi olucakmı?

Umay Ana umutsuz bir yüz ifadesiyle.

Ok kaburgasını parçalamış hayatta kalması şansa bağlıdır...

Tam sözünü yeni bitirmişti ki Battal gözlerini açtı.

Suu,su diye yalvardı.

Güvercin hemen çamçağa su doldurdu,yavaşça ona içirdi.

Suyun etkisiyle rahatlayan Battal Güvercin'e dönerek

Ailemi getirin dedi

Güvercin hızla çadırdan çıkıp biraz sonra yanında:Battal,Şefkat ve bebekle geri geldi.

Şefkat ağlayarak oğlunu kucaklayıp öptü.

Battal kekeleyerek kardeşini istedi.

Kar-kardeşimi istiyorum.

Balaban kucağındaki bebeği Battal doğru uzattı,Battal onun minicik eline masum bir öpücük kondurduktan sonra,

Vasiyetimdir kardeşimin adını Bahtiyar koyun,onun bahtı güzel olsun.

Benim ömrüm bu vatan uğruna meydanlarda savaşarak geçti,inşAllah kardeşim de vatanına hayırlı bir evlar olur lakin ömrünü savaşlar da değil

ilim yolunda,kılıç ve ok kullanarak değil kitap okuyarak geçirsin "Bu Benim Sizden Son Arzumdur"

Şefkat panikle

O nasıl söz oğlum sende kardeşinin yanında olacaksın o zamanlar da:Şefkat'in oğluna son sözleri bu oldu,Battal usulca Kelime-i Şehadet getirdi ve ebedi uykuya daldı.

O sırada dışarda zafer şarhoşu Vadinya ordusunun sesi duyuldu.

Evet Vadinyalılar savaşı kazanmıştı fakat acısı ömür boyu yüreklerine kezzap olacak en değerlilerini kaybetmişlerdi"Sevdiklerini..."

Bölüm sonu

6 yorum