Merhaba!ben Carl 14 yaşındayım ve fiziksel engelli bir bireyim... Off bu gerçekten de iç karartıcı ama ben bunu kabullendim isterseniz sizede nasıl olduğunu açıklayabilirim.Daha 6
yaşındaydım ve markete giderken
Bir araba tarafından tekerlekli sandalyeye mahkum bırakıldım...
Ama neyseki hayattayım, biliyorum biliyorum bana eğitim hayatımın nasıl olduğunu sorucaksınız.Elbette bende herkes gibi eğitim görüyorum ama her çocuk gibi değil.. özel olarak görüyorum ve açıkçası bu hiç hoşuma gitmiyor kendimi herkesten eksik görüyorum.Neyse moralimi bozmak istemiyorum,annem işe gittiğinde eve öğretmenim Emliy geliyor ve biliyormusunuz? Matematiğim diğer derslerimden çok daha iyi! Bayan Emliy bana büyüdüğümde çok iyi bir matematik öğretmeni olabileceğimi söylüyor (eğer yürüyüp okula gidebilirsem tabi...)evimizde asansör olmasaydı ne
Parkta arkadaşlarımla vakit geçirebilir,nede dışarda beslediğim köpeğim Robert ile oyun oynayabilirdim,gerçekten ben i-iyiyim
Her ne kadar babam 8 yıldır yurtdışı'nda olsada dışarda futbol oynayan çocukları görüp iç çeksemde b-ben iyiyim... Çünkü kendimi seviyorum ve annem her zaman bana bu tür insanların tanrı tarafından seçildiğini söylüyor.Bu arada araba kazası sonrasında amelyattan çıktığımda daha çok küçük olduğum için bacaklarımın bana sanki oyuncakmışım gibi geri takılacağını sandığım için hiçbir tepki vermemiştim.Ama bacaklarımın bana geri verilmeyeceğini öğrendiğimde
Anneme ve babama "bana bunu neden yaptınız HE!söyleyin SUSMAYIN!!!"dedim annem işe dayanamayıp "çünkü seni yaşatmanın tek yolu buydu.."dedi sesi kısık bir şekilde babamda elimi tutup bana "herşey yoluna girecek"diye umut vermeye çalıştı ve bilin bakalım ne oldu bu lafın üzerinden tam 8yıl geçti ama herşey olduğu gibi aynı.Bu bütün isyanlarım boşuna çünkü ne duyan var nede umursayan.Onlar sadece sokakta görünce dönüp bakarlar,onlar sadece "ayy yazık"demesini bilirler.Ama konu onların çocuğu olsaydı, onların çocuğu bir yana BÜTÜN DÜNYA BİR YANA!DİMİ?? oh neyse en azından rahatladım dün babamdan bir mektup geldi çok sevindim.ve mektupta aynen şöyle yazıyordu;
Canım oğlum...
Sizi çok özledim bu yüzden çok çok 3 ay sonra oraya geliceğim ve sana her zamankinden daha güzel bir hediye getiricem ☺️ görüşürüz oğlum
Frank'tan Carl'a....
Acaba babam bu sefer bana ne hediye getiricek çok merak ediyorum çünkü bana her geldiğinde bir bilemedin iki tane kitap getiriyor.Durbi
Düşünelim bisiklet?ah hayır istesemde binemem,belkide bir basketbol topudur,iyide oynayamamki..
Off bu 3 ayı ileriye sarma tuşu yokmu!Neyse acaba annem ne zaman gelice-(ding-dong) aa annem geldi!
-Merhaba anne
-Merhaba tatlımm
-anne biliyormusun,babam buraya gelicekmiş
-E ne güzel işte hem senin kitap koleksiyonun şenlenicek
-Ama bu sefer farklı bir hediye getiricekmiş
-Tatlım merak etme babanı iyi tanırım daha iyi bir hediye dediyse daha iyi bir hediye getirir.
*İçimden(annem babamın daha iyi dediğini nereden bildi ki sanırım annem babamı gerçektende iyi tanıyor.) tamam anne teşekkürler
-bu arada saat geç olmuş hadi yatağa oğlum.
Aslında saat hiçte geç değil ama yine de zaten odama gidecektim bende koridordan "tamaaaaaam"diye bağırdım ve babamın bana ne hediye almış olabileceğini düşünmeye başladım ve yavaşça gözlerim kapandı ardından"Zzzzzzzzzzzzzz"
Uyuyakaldım.
