İlahi bakış açısı Cafeye araba ile geldiler, boş bir masa bulup oturdular. H: buraya sık sık gelirim, tatlıları çok güzel. Senin sevdiğin bir yer var mı bir sonrakine oraya gidelim. Hyunjin'in daha şimdiden bir sonraki buluşmayı ayarlamaya çalışması Felix'i güldürmüştü. F: Avustralya'ya geldiğimden beri evimin çevresinden ilk kez uzaklaştım, herşey çok yeni geliyor alışmaya çalışıyorum. H: neden buraya geldin peki? Hyunjin bunu çok merak ediyordu. Her ne kadar lisede onu gördüğü ilk günden beri onu izlese de hayatını bilmiyordu, onun hakkında bildiği herşeyi arkadaşlardan öğrenmişti. F: Avusturya'da doğmuştum ailem Kore'de okuyup kökenlerimizi anlamamızı istediği için beni ve kuzenim Minho'yu Kore'ye göndermişti, okul bitince orada modellik yaptım şimdi de ailemle yakın olmak istediğim için geri geldim. Onlar konuşurken garson gelip siparişlerini almıştı, ikisi de kahve ve paylaşmak üzere bir tatlı sipariş vermişti. Siparişler gelene kadar havadan sudan konuşmuşlardı. Aslında ikisinin de aklında aynı soru vardı şimdi ne olacaktı, birden birbirinin hayatına girmişlerdi ve ikisine de uyacak bir ritim yakalayamazlarsa aralarındaki büyünün bozulmasından korkuyorlardı. Bunu düşünürken Hyunjin'in aklına ilk konuştukları gün geldi ve güldü. F: ne oldu neye güldün?? H: aklıma ilk konuşmamız geldi, gençtik ne kadar da kaygısızdık sadece birbirinden etkilendiği için flört eden iki genç. Ne gelecek kaygısı vardı ne de bunun ne anlama geldiğini düşünmüştük, şimdi ise... Hyunjin konuşmayınca Felix masanın üzerinden elini tuttu ve cümlesini tamamladı F: şimdi ise ikimiz de aklınızdaki sorulara cevap arıyoruz ama hâlâ ikimizde birbirinden etkilendiği için kahve içmeye çıkan iki kişiyiz. Tek fark biraz büyümüş olmamız, ben hâlâ sana ilk gün hissettiğim duyguları hissediyorum sadece daha yoğun olarak. Felix'in dediği Hyunjin'i mest etmişti, ikisi de elleri masada birleşmiş bir halde birbirinin gözlerine dalıp gitmişti öyle ki garsonun geldiğini bardakları yerleştirmek için elini masaya uzatınca fark etmişlerdi. Felix hemen elini geri çekip kucağına koymuş ve utançtan başını eğdi, bu hareteki Hyunjin'e çok tatlı geldi fakat birşey demedi. Garson gittikten sonra ikisi bir süre konuşmadan kahveleri içmiş ve tatlılarını yediler, bir süre sonra unatçları geçince yeniden konuşmaya başladılar. Birbirine hobilerinden bahsediyorlardı, ikisi de daha sabah odada yiyişmemiş ve ilk kez çıkıyorlarmış gibi davranıyordu. Hyunjin hayatında ilk kez böyle bir deneyim yaşıyordu, ne Felix'ten önce bir sevgilisi olmuştu ne de onu gördükten sonra biri ile çıkabilmişti. Kahveleri bitmişti ama ikisi de ayrılmak istemiyordu, neredeyse 2 saat cafede oturdular. Görünürde ikisi sohbet ediyordu ama ikiside birbirini düşünüyor ve birbirine kaçamak bakışlar atıyorlardı. Saat 3'e gelirken Felix sonunda ikisinin de kaçtığı o cümleyi söyledi. F: Kyu beni evde bekliyordur... kalkalım biz artık. Hyunjin her ne kadar ayrılmak istemese de şirkette işleri olduğu için ve daha ilk buluşmada evine gitmek isteyemeyeceği için başımı salladı ve garosonu çağırıp hesabı istedi. Hesabı ödeyip dışarı çıktılar. H: istersen seni evine kadar bırakayım. F: olur! İkisi de Hyunjin'in arabasına bindiler, daha ayrılmamışlardı bile ama ikisi de bir sonraki buluşmayı iple çekiyorlardı. Araba Felix'in iki katlı evin bahçesinin önünde durunca Felix ile birlikte Hyunjin de indi ve Felix'in yanına gitti. İkisi de ne yapacağını bilemiyordu, Felix elini kolunu nereye koyacağını bilemediği için kollarını arkasına bağlamış parmak ucunda sallanıyordu. Hyunjin daha fazla dayanamadı ve elini Felix'in beline koyup bedenini kendi bedenine yapıştırdı ve dudaklarını Felix'in dudaklarına bastırdı, ikisi de dudaklarını hareket ettiriyordu ama bu öpücük çok sürmemişti. Felix kendini geri çekti ve elini salladı. F: ben gideyim. Hyunjin başını salladı. H: görüşürüz. Felix hâlâ ellini sallayarak arkaya doğru yürüyordu, hyunjin ise büyülenmiş gibi ona bakıyordu sadece. Felix öpüşmenin etkisinden çıkınca arkasını döndü ve koşar adımlarla içeri girdi.
Bölüm 7
Bölüm 7
