İlahi bakış açısı Hyunjin annesinin çağırması üzerine annesinin şirketin en üst katında olan odasına gelmişti H.A (hyunjin'in annesi): oğlum gel otur seninle konuşmamız gerekiyor, biliyorsun şirketin imajı için biriyle evlenmen gerekiyor. Senin birini seçmeni bekledik bu kadar zaman ama sen birini seçmediğin için senin için birini seçtik. Hyunjin bu sözleri duyunca 7 yıldır boş bakan gözlerinnin derininde bir hüzün oluştu. Hyunjin evlenmek istemiyordu o onu bulmak istiyordu, kazadan önce gördüğü o kişiyi, sadece iki kez konuştuğu o melek gibi oğlanı bulmak istiyordu. Ama bunun imkansız olduğunu biliyordu. 7 yıl önce kaza günü hyunjin'in bakış açısından Lise sonuncu sınıftım ders arası kütüphanede oturup sürekli gördüğüm o çocuğu çiziyordum, normalde bu saate kütüphanedede olurdu her gün dördüncü dersini asar buraya gelip bir aşk romanına dalıp giderdi ama bugün gelmemişti. Onun gelmesini beklerken onun o uzaktan gördüğüm ama beni her seferinde büyü gibi etkisi altına alan gülümsemesini resmetmeye çalışıyordum. Ders zili çalınca umutsuzca çizimlerimi toplayıp ayaklandım, belki bugün okula gelmemişti diye kendimi teselli etmeye çalıştım ve kafamı eğip kütüphanenin çıkışına yürümeye başladım. Önemli bir ders olmaya dersi asar onu beklerdim ama ders matematikti ve bunu kaçırırsam annemden çok azar işitecektim.Ben tam kapıya ulaşmışken biri bana çarparak beni düşüncelerimden çıkarttı, elimdeki çizimler dört bir yana dağılmıştı. Tam kızmak için başımı kaldırmıştım ki onun güzel yüzünü gördüm, mahcubiyet içinde bana bakıyordu. F (Felix): ben çok özür dilerim dikkat etmiyordum. Çocuk eğilip çizimleri toplarken panikledim ve bende eğilip ona yardım etmeye başladım ama içimden çizimlerin hepsinin sadece onun portresi olduğunu fark etmemesini diledim. Hyunjin: (içinden) nolur görmesin nolur lütfen görmesin, beni sapık sanacak. Ama tabiiki de istediği olmadı ve o topladığı kağıtların onun çizimi olduğunu anladı. F: aman tanrım bu benim çizimim. Çocuk şaşkınlıkla yüzünü bana çevirdi ama yüzünde beklediğim gibi bir öfke yoktu aksine yine o parlak gülümsemesi yüzüne güneş gibi yayılmıştı bile. F: bu gördüğüm en güzel resmim olabilir, birinin beni böyle çizebileğini düşünmemiştim. Ama seninle tanıştığımızı hatırlamıyorum Biraz da utangaçlık içeren bu sözlerden sonra susmuş ve merakla bana bakmaya başlamıştı. H: şey tanışmadık daha ben Hyunjin kütüphaneye resim çizmeye geliyorum seni görünce güzelliğini çizmek istemiştim sadece. Bunu dedikten sonra utandım ne diyordum ya çocukla ilk kez konuşuyorduk. Karşımdaki çocuk utançla başını yere eğdi ve cevap verdi. F: dışarıdan öyle göründüğümü bilmiyordum, bende Felix bu arada tanıştığımıza memnun oldum. Tam birşey diyecekken çalan zil ile derse geç kalacağımı fark ettim ve acele ile diğer kağıtları yerden toplayıp kalktım H: benim gitmem gerekiyor sonra görüşürüz Sorarcasına söylediğim şey ile güldü. F: hem yakışıklı hem yetenekli birini bulmuşken bırakmam, artık benimle sık sık görüşeceksin. Beni büyüleyen gülümsemesini ikinci kez yakından görmek bana hiç iyi gelmemişti ve sanki bu yetmezmiş gibi ondan sonra söyledikleri ile beni yerimde çivileyip gitmişti. Okul çıkışı Okuldan çıkarken aklımda hâlâ bana söyledikleri vardı, onunla konuşmak hiç beklemediğim kadar iyi hissetirmişti ve gülümsemesini bir türlü aklımdan çıkarmıyordum. Kendimi rezil etmiş olsam bile onunla konuşmaya değerdi. Okulun kapısına gelince beklemeye başladım bir kere daha onu görmek istiyordum, içimde nedensizce bir huzursuzluk vardı ve sadece onu görünce geçecek gibi geliyordu. Biraz bekledikten sonra onu gördüm uzaktan Lix'in parlak sarı saçları hemen gözüme çarpmıştı. Sadece onu görüp gidecektim ama onu biri ile birlikte gülerken görünce durdum. Yanındaki kişi kolunu omzuna atmış saçlarını karıştırıyordu ve Felix ondan kaçmaya calışırken gülüyordu. İçimde nedensizce bir kıskançlık oluştu, oraya gitmek istedim o eli omzundan kaldırmak, lixie'mi o çocuktan uzaklaştırmak istedim. Ama hiç birini yapamadım. Tam daha fazla dayanamayıp gidecektim ki Felix beni gördü ve gülümsemesi büyürken el salladı. Ben dhaa ne yapacağmı şaşırmışken o yanındaki çocuğa birşeyler diyip beni gösterdi ve yanıma gelmeye başladı. Çocuk da omuz silkip karşıya yürümeye başladı. F: hey Hyunjin sabah çok konuşamadık. Felix yanıma gelip konuşunca dikkatimi gene ona verdim H: şey evet biraz acele ile gittim ama istersen akşam kahve ısmarlayarak bunu telafi edebilirim. Biraz utanarak da olsa ona kahve içmeyi teklif etmiştim oysa böyle bir şeyi daha sabaha kadar hayal bile edemezdim. Bunu sormamın bir diğer amacı ise giden çocuğun sevgilisi olup olmadığını öğrenmek istemekti. Felix amacımı anladı mı bilmiyorum ama gülüp başını eğdi. F: olurrr, istersen 1 saatte kadar şu köşedeki cafede buluşalım. Verdiği cevap beni o kadar mutlu etmişti ki, içim içime sığmıyordu resmen. Ne yapacağımı bilemediğim için ayak ucumda sallandım ve elimi salladım H: görüşürüz o zaman Felix de elini sallayıp arkasını dönüp gitti. Öyle bir mutluydum ki içimden sekerek gitmek geliyordu ama tabiiki bunu yapmadım ve zor da olsa yürüyerek karşıda park etmiş olduğum arabama bindim. Arabayı sürerken bütün yol boyunca hislerimi düşündüm, acaba neden bu kadar mutlu olmuştum alt tarafı biraz flört etmiştik ki bu flört bile sayılmazdı bence. Belki sadece arkadaş canlısı biridir, ama bu düşünce bile beni üzmeye yetmemişti belki aşık olmuştum belki sadece hoşlanıyordum. Bilmiyordum ama düşünmek de istemiyordum tek istediğim hızlıca hazırlanıp lixie'mi yeniden görmekti. Ben ne giyeceğimi düşünürken solumdan gelen tiz ses ile tam oraya dönecektim ki bir anda gelen bir darbe ile diğer tarafa savrulmuştum. Başımda hissettiğim ağrı ile her yer karanlığa bürünmüştü. En son bilincim kapanmadan önce duyduğum bağırışmalar ve siren sesleri arasında sanki lixie'min dayan diyen sesini duyar gibi olmuştum.
Bölüm 1
Bölüm 1
