Bazen bütün yaşamımız bütün kararlarımız ve geleceğimiz başka insanların elinde olur . Bu insanlar genelde ya ailemiz yada en iyi dostlarımız olur. Ama bu hikayede ölümümüz başkasının elinde ve biz bu kişinin daha adını bile bilmiyoruz…
Giriş
İçince nerede uyanacağım hiç belli olmaz. Genelde evde bulsamda kendimi şu anki gibi bilmediğim bir bankta da yatıyor olabilirim. Ama buranın bir sokak olduğundan bile şüpheliyim. Şüphelerim doğru çünkü etraf ne kadar soğuk olursa olsun burası kesinlikle bir sokak değildi.Ama kim beni bom boş ve ışıksız bir odanın ortasına bırakırdı ki…
Ağzımda tuhaf şekilde alkol kokusu ya da olası bir kusmuk tadı yoktu.Gözlerim karanlığa alışınca yattığım soğuk ve kuru zeminden kalktım.Üzerimde hala geceden kalma elbisem vardı ama ayaklarım soğuk zemine değiyordu. Birisi topuklularımı benden almıştı. Kalktığımda dengede durmak ile ilgili herhangi problemim yoktu.En son alkol kullanıp kullanmadığımdan şüphem vardı. Kimi insanlara göre bakımsız ve çirkin olan kömür karası saçlarım dağılmıştı . Keşke tokam kendimi kurtarabilecek tek kişi olan kendi bileğimde olsaydı. Gözlerim karanlığa ancak alıştığı zaman odadaki varlıklarını bile fark etmediğim ışıklar açıldı.
Önümde bana aşağılar bakışlar ile bakan bir salak görmek beni şaşırtmıştı. Ama gereksiz yakınımda olması beni daha çok şaşırtmıştı. Nasıl olduda bu kadar yakınımda ki birinin varlığını hissetmedim. Işıklar açılınca gördüğüm kadarıyla oda karanlıkta gözüktüğünden çok daha küçüktü. Adamdan uzaklaşmak için 2 metre gerideki duvara sindim. Zaten bakışlarından kendini belli ediyordu.Ne halt olduğu belliydi.Onu aslında tanıyordum ama hatırlamak istemiyordum.
“Kimsin sen?”
“Beni unutman çok üzücü İsimsiz. Yeniden hoşgeldin. Sarılmak yok mu?”
Bazen en mutlu olduğumuz anlarda geçmiş biziz sarar. Unuttuğunuzu sandığınız anıların mahkumu olursunuz. Bu öyle bir mahkumiyettir ki kimileri özgürlüğün bedelini canıyla öder…