İçeriğe geç

UZAK

Bölüm 10 · 12 dk okuma

UZAK

Bölüm 10

Bölüm .10.

Evvet sonunda çift haneli bir bölüme geçmeyi başardık, 10. Bölümü yazmak garip üşengeç biriyimdir bu benim için büyük başarı dkajcksjfsndn.

<<<>>>

O güzel akşam yemeğinden sonra iki hafta geçmişti ve Doruk kendini gerçekten çok iyi hissediyordu, hem de işe gidecek kadar, Pars her ne kadar gitmemesi için ikna etmeye çalıştıysa Doruk kabul etmemişti, ev boğuyordu artık kafes gibiydi.

En sonunda Pars Doruk'un pes etmeyeceğini anladığında her seferinde arabayla bırakıp alacağı şartıyla ikna olmuştu, ikiside arabada sessiz bir yolculuk yapıyorlardı Pars çocuğun bu kadar ısrarcı oluşuna biraz sinirliydi, ve gergindi de.

Kendi yüzünden çocuğun başına tekrar bir şey gelmesinden korkuyordu, Doruk'un iyi günler dileyerek arabadan inmesini izledi tedirginlikle.

Kapı kapanınca geri dönüş yaparak arabayı şirkete sürdü.

<<<>>>

Doruk kafe ye girdiğinde ilk işi müdürün yanına gitmek oldu, kapıyı tıklattı ve 'gel' sesiyle bekletmeden içeriye girdi, Hakan bey ile her yalnız kaldığında tedirgin oluyordu bakışları garipti.

Hakan oturduğu ofis koltuğunda yayıldı ve, "gel oğlum." Diyerek içeriye davet etti. Doruk uzak durarak adamla yakın olmaktan kaçındı.

"Nerelerdeydin, işe başladığın haftalar aldığın yıllık izin ile ne yaptın bakalım."

Doruk gözlerini kaçırdı ve, "Yaralanmıştım efendim." dedi.

Hakan, Doruk'un bu 'efendim' deyişlerini bir davet olarak algılıyordu.

Sırıtması yüzüne yayıldı ve,

"Ne oldu anlat bakalım." Diyerek sigarasını söndürerek ayağa kalktı, Doruk yutkunarak,

"Bıçak yarası aldım," dedi, cümlelerini kısa tutuyordu şu odadan kurtulmak istiyordu bir an önce.

"Hmm. tamam çık bakalım çıkışta konuşuruz." Doruk bir an önce çıkmak isteyerek başını hızla salladı ve odadan çıktı, sırtını kapıya yaslayarak derin nefes aldı, bu adamdan gerçekten rahatsız oluyordu ama iş seçme şansı yoktu.

Doruk aşağı indiğinde önlüğünü giydi ve mutfağa ilerledi, Çağın yine aceleyle çalışıp birilerine yapması gerekenleri sıralıyordu, Doruk'un geldiğini görünce, "ah tam zamanında geldin, bunları masa 7'ye götür, salata masa 3'ün unutma.

Doruk kafasını olumlu anlamda sallayarak tabakları aldı, Hakan bey'in davranışları yüzünden düşünceliydi, dokunuşları iyi anlamda mıydı yoksa çıkar için miydi emin değildi, tabakları masalara bıraktıktan sonra mutfağa döndü, çalışmayı, açık havayı özlemişti, Çağın'a sataşarak geçiri günü, gerçekten mutlu hissediyordu.

Bir yandan da aklı Pars'taydı şu son 4 haftadır adamla aynı evdelerdi adam şirkete Doruk'ta işe gitmeden yaralı geçen o 4 haftada çok şey değişmişti, Pars ile flörtleşiyorlardı ama Pars ilk adımı atmıyordu Doruk ise çekindiği için adamla flörtleşmiyor eğer adam flörtleşirse karşılık veriyordu.

Düşünmek bile heyecanlanmasına yetiyordu, mesaj attığında daha mesajı açmadan heyecandan sırıtıyordu, bu adamın çevresinde olması ayrı, onunla ilgilenip düşünmesi bile mutlu ediyordu, bu hisler Doruk için yeniydi, bu kadar gülmeye alışık değildi, güvende hissetmeye alışık değildi heyecanlanmak aklının köşesinde hep birinin bulunması Doruk'un daha önce hissetmediği şeylerdi.

Bu hisler, bir ateş kadar sıcak, bir ateş kadar tehlikeliydi, ateşle yani aşkla baş edemeyeni küle çeviren, ve aşıklara hayat veren aşk sadece hislerden ibaret değildi, iz bırakırdı aynı ateşin yaktığında iz bıraktığı gibi, acıyı unutursun, acı geçerdi, izler kalırdı, kişileri unuturdun ama aşkı unutamazdın.

Doruk iz almaktan ateşten yanmaktan korktuğu için geride duruyordu Pars'tan. kalbinin tekrar tekrar kırılmasını istemiyordu, ama eğer Pars bir adım atsa ateşen kaçmayacağını biliyordu, heyecanın yerini hayal kırıklığının almasını istemiyordu.

"Hadi Doruk ne duruyorsun orda önlüğünü çıkarda gidelim." Çağın'ın sesini duymasıyla düşüncelerinden ayrıldı ve Çağın'a yaklaştı ve, "Sen çık Pars'ın gelmesine 20 dakika falan var."

Çağın düşünmeye bile gerek kalmadan konuştu, "saçmalama abicim seni en son bıraktığımızda başına ne geldiğini biliyoruz, seni Pars'ın arabasına bindirene kadar hayatta gitmem." Doruk başını iki yana sallayarak gülümsedi, "Nereden biliyorsun Pars'ın bana zarar vermeyeceğini?"

Çağan alayla gülümsedi ve, "onun sana olan bakışlarını görebiliyorum, ve birşey yapmak istese şimdiye kadar yapardı galiba." Doruk anlamsızca Çağın'ın gözlerinin içine baktı, "Ne anlamda yani, O sadece bana yardım ediyor çünkü."

Çağın derin bir nefes aldı ve, "Benden çekinmene gerek yok Doruk, homofobik falan değilim senden soğumamda, sen benim dostumsun hislerin cinsiyete değilde karaktere bağlı olduğuna inanıyorum, yani bana anlatabilirsin sorun yok." dedi anlayışla.

Doruk kızarmıştı ilk defa hisleri normal karşılanıyordu, biri Doruk'un hislerini önemsiyordu, Doruk kendinin bile hiç beklemediği bir şeyi yaparak Çağın'a sıkıca sarıldı, "Teşekür ederim Çağın, senin gibi bir dosta sahip olduğum için şanslıyım."

Çağın sarılışına gülerek karşılık verdi, "atomu parçalamışım gibi davranıyorsun alt tarafı anlayış gösterdim oğlum bu herkesin yapması gereken şey."

Doruk geriye çekildi gülümseyerek uzaklara dalarken Çağın'ın kıpırdanıp durmasıyla konuşmaya başladı, "Ne kıpırdanıyorsun sen?" Çağın dayanamadı ve, "İki dakika burada bekle tuvalete gidip geleceğim, dışarı çıkma hatta kıpırdama tamam mı?" gerçekten oldukça tuvaleti gelmişti.

Doruk kaşlarını çattı, "Bebek değilim saçmalamayın üstüme bu kadar düşmeniz kötü hissettiriyor." Çağın koşarak tuvalete gitmeden önce, "abicim iki dakika triplere girme be geleceğim işte." Doruk arkasından göz devirmekle yetindi.

Tam oturacaktı ki, Hakan bey'in aşağı indiğini fark etti, yutkunarak fark etmemiş gibi yaptı, görmediğini umarak beklemeye başladı ama ardından o ürpertici sesi duyuldu, "Doruk'cum beklemişsin, tahmin etmiştim zaten."

Doruk arkasını dönerek zorla da olsa gülümsemeye çalıştı, "Şey, aslında arkadaşımı-" Hakan bey sözünü kesti, "önemi yok, yaran nasıl oldu." dedi iyice yaklaşarak, Doruk bir an önce Pars'ın gelmesini diledi.

"i-iyi çok iyi." dedi geçiştirmek için, adamın kendine olan tehlikeli bakışlarını anlamıştı, hatta bu bakışları çok yakından acı bir şekilde görmüştü, üvey babası Adnan'dan. Hakan bey elini Doruk'un tişörtünün ucuna getirdi, "Bir bakayım yarana." diyerek tuttuğu ucu kaldırdı.

Doruk telaşlanarak adamın kolunu tuttu ve "Dokunma." diyebildi fısıltıyla, acizliğinden nefret ediyordu susmayı öğrenmişti hayatın en acı taraflarını susarak görmüştü, şimdi ise sesi çıkmıyordu, istese bu adama karşı koyabilirdi, adam Doruk'tan oldukça çelimsiz ve kısaydı, ama yapamıyordu parmaklarının yarayı kontrol edermiş gibi davranıp bedenine sürtmesini işkencenin bitmesi gibi bekliyordu.

Dayanamadı ve Doruk yüksek sesle "Yapma." diye sayıklamaya başladı adamın elini tutarak geriye itti ama adam biraz daha yaklaştı ve, "Hadi amaa naz yapma şimdi, içeride cilveleşiyordun ya benimle, para mı istiyorsun yoksa?" diyerek Doruk'un tişörtünden tekrar tuttu, Doruk gözlerini kapattı, tam Hakan bey'e doğru sıkı bir yumruk için yumruğunu kaldıracaktı ki.

Bu düşünce Hakan bey'in kafasında kırılan vazo sayesinde kısa sürmüştü, Doruk şaşkınlıkla adamın sersemlemesini izlerken bir yandan da bedeninden çekilen eller sayesinde rahatladı, ortada kısa bir ölüm sessizliği olmuştu, Doruk, kafası kanayan Hakan bey, ve sinirden hızlı hızlı nefes alan kız, kıpırdamadan duruyorlardı, çalışma saatleri sona eren ve çıkmak üzere olan çalışanlardan bile çıt çıkmıyordu hepsi olacakları bekliyordu.

Doruk bu kızı daha önce gürmüş gibiydi Kız daha fazla sessiz kalamadı ve, "Ne yaptığını sanıyorsun ya sen?! 3 kuruş para veriyorsun diye dokunma hakkını kim veriyor sana pezevenk herif!" diyerek sinirle Doruk'u kolundan yakaladı ve Hakan bey'le arasına girdi, "Bu dokunmaya çalıştığın üçüncü kişi, herkesi susturursun ama beni susturamazsın paranın köpeği değilim ben, o sikini koparır eline veririm senin!"

Hakan elini kafasına götürdü ve görüş alanına giren kan ile kaşlarını çattı ve, "Ne yaptın lan sen?Siz bittiniz, hepinizin belasını sikeceğim." Hakan kızın üstüne yürürken Doruk kızın önüne geçti, tam ağzını açacaktı ki kapı sertçe açıldı, Pars ve onun arkasından Serhat içeriye girdi.

Kafenin duvarları cam olduğundan içerisi görünüyordu içerideki kargaşada Doruk'u görünce, Serhat ile içeriye girmişlerdi, Pars'ın belindeki silah üstünde sadece gömleği olduğu için belliydi, "Ne dönüyor bu siktiğimin mekanında?" dedi sinirle.

Hakan'a olan bakışları o kadar keskindi ki, bu bakışları başkasına atsa nefes alamazdı, aynı Hakan'ın tedirgin olduğu gibi, Hakan korktuğunu belli etmemeye çalışarak, "Siktirin gidin mekandan." diyerek bakışlarını Pars'tan uzaklaştırdı, Pars'a kafa tutamazdı lanet olası adamı tanıyordu ve bu Pars denen adam oldukça güçlüydü.

Pars Hakan'a alaycı bir bakış atarak bakışlarını Doruk'a çevirdi, yanındakileri, yani kızı ve o geçen tanıştıkları Çağın'ı umursamadan Doruk'un üstünde gözleriyle hasar kontrolü yaptı. çocuğun nefes almakta zorlandığını anladığında kaşlarını çattı, "Ne oluyor burada hayırdır?" kimseden çıt çıkmazken gözlüklü kız gözlüğünü geriye ittirerek, "Bu Hakan denen adam şu çalışana dokunuyordu zorla." kız çenesini dikleştirdi ve gururla "Bende kafasında vazo kırdım." dedi

Pars bakışlarını kıza çevirdi, Doruk'a yardım etmiş olması iyiydi, kıza kafasını salladı ve, " Siz Doruk'la dışarıya çıkın, benim ufak bir işim var patronunuzla." Doruk aldığı hızlı nefesler arasında "Pars-" diyebildi, cümlesini Pars keserek, "dışarı dedim Doruk." dedi.

Kız Doruk'u kolundan tutarak dışarıya çekti, ikiside konuşmuyordu, Doruk yaşadığı anın tedirginliiğiyle sesini bulmaya çalıştı ve, "Teşekür ederim." diyebildi.

Kız Doruk'a döndü, ve kahkaha attı, Doruk beklenmedik bi anda kahkaha atmasına afalladı, "Ne için? ikimizi de işten kovdurduğum için mi yoksa o pezevengin kafasını kırdığım için mi?"

Doruk başını eğdi, "Hayır, yani kurtardığın için demek istedim." kaldırımdaki taşları inceliyordu garip hissettiği için, kız gülümsedi, "Sorun yok, içimde kalmıştı zaten kafasını kırmasam rahatlamayacaktım." kız beklemeden konuşmaya devam etti, "Adın neydi bu arada?"

Doruk kafasını kaldırarak kıza baktı "Doruk, senin?" kız elini uzattı dostça sıkmak için, Doruk tutunca, "Eylem." diyerek tuttuğu eli salladı, "Tanıştığıma memnun oldum, biraz garip olsada." Doruk başını salladı "Evet biraz garip oldu." Eylem'de Doruk'un yanına kaldırıma oturdu, "Neden itiraz etmedin?"

Doruk başa dönen konuyla derin bir nefes verdi, "Şuan bunu konuşmasak olur mu? düşünmek istemiyorum." Eylem başını hafifçe yere eğerek "Haklısın konuya pat diye girmemeliydim, daha tanışmıyoruz bile." Eylem ayağa kalktı ve, kalkması için elini Doruk'a uzattı, "Ama tanışacağız, yeni taşındığını duydum buralara, yabancı olduğun yerlerde arkadaş herkese lazım."

Doruk ayağa kalktı ve, "yeni taşındığımı nereden biliyorsun?" Eylem umursamazca omuz silkti, "Çağın ile yakın arkadaşım senden bahsetmişti biraz." Doruk anladığını belirtmek için başını salladı, "gitmem gerek arkadaşım bekliyorda." arkadaşım diye bahsettiği Pars'tı.

Eylem belli etmeden Pars'a baktı, "Sana hiç arkadaşınmış gibi bakmıyor, bi baksana seninle konuştuğum her dakika paket lastiği gibi geriliyor da." dedi gülerek, Doruk kızarmıştı, "Sa- sanmıyorum." diyerek Pars' a ilerleyecekken Eylem'in sesi duyuldu.

"Unutmadan, numaramı Çağın'dan alırsın başın belaya girerse bizi ararsın." Doruk durarak arkasını döndü, biliyordu karışmaması gerekiyordu ama merak etmişti, "Siz, Çağın'la sevgili misiniz" Eylem garip bi ifadeyle Doruk'a baktı, "Sen ciddi misin, çift gibi mi duruyoruz?" Doruk'un cevabını beklemeden alnına elini vurdu, "oof demekki bu yüzden bahtım bi açılmıyor."

Doruk garip birşey görmüş gibi Eylem'e bakıyordu, Eylem konuya açıklık getirmek istermiş gibi, "Hayır, Çağın'la sevgili olmam imkansız, erkekler ilgimi çekmiyor." Doruk tam konuşaçakken korna sesiyle irkilerek arkasına baktı Pars çoktan arabaya binmişti ve sabırsızca bekliyordu.

Doruk, "Gitmem gerek sonra görüşürüz." diyerek hızlı adımlarla arabaya ilerledi, Pars'ı bekletmek istemezdi, arabaya bindi, kimseden çıt çıkmıyordu Pars arabayı normalden hızlı sürüyordu, direksiyonu sıkmaktan eklemleri beyazlamıştı, sessiz geçen yoldan sonra eve girdiler bu sessizlik Doruk'u korkutuyordu,

Pars dayanamayarak konuştu, "Sana o siktiğimin kafesine gitme dedim değil mi, hadi gittin tamam, ulan adamın sana davranışını neden bana söylemedin?"

Doruk konuşmak için oturuşunu dikleştirdi, "Ben-"

Pars konuşmasını kesti, "Fark etmemiş olamazsın Doruk, zekisin bunu görebiliyorum anlamıyormuş gibi yapma, adam sana dokunuyor kıpırdamıyorsun bile?!"

Doruk sıkıca gözlerini kapattı, "Bana bağırma." Pars sinirle başını ellerinin arasına aldı, "Doğru söyle, adamın sana dokunmasına isteyerek mi izin verdin yoksa zorla mı dokundu." Doruk şaşkınlıkla konuştu, " Pars sen ne dediğinin farkında mısın?"

Pars gözlerini kısarak Doruk'a yaklaştı, "Doruk, eğer adama yüz vermeseydin sana-." Pars'ın cümlesi Doruk'un attığı tokatla yarım kaldı, Pars'ın başı tokatın etkisiyle yana düştü kaskatı kesilmişti, Doruk sinirle nefes nefese kalmıştı dolan gözlerini saklamadan Pars'a bakıyordu.

Doruk nefes almadan konuşmaya başladı, "Sen aptalın tekisin Pars, düş ündüğün gibi biri değilim tamam mı? seni öptükten sonra başkasının bana dokunmasına izin verecek kadar şerefsiz değilim." bu sefer Pars'ın konuşmasına izin vermeden fısıltıyla konuşmaya devam etti.

"Kıpırdayamadım tamam mı? o adam bedenime dokunurken kıpırdayamadım, üvey babamın bana yaptıklarından sonra yabancı dokunuşlardan kaskatı kesiliyorum, ve sen beni suçluyorsun, kıpırdayamadığım için içimde kendime ne işkenceler çektirdiğimi nasıl suçladığımı bilmeden."

Pars'a bakmadan yukarıya çıktı, gözlerinden yaşlar süzülüyordu, nasıl böyle düşünebilirdi? Pars onu anlıyor sanıyordu, kendini banyoya attı ve üzerindeki elin izlerinden kurtulmak için suyu sıcağa çevirdi, başından aşağı akan su tenini yakacak kadar sıcaktı, izleri silmek için o kadar çok sürtüyordu ki lifi teni kızarmıştı, hıçkırıklarını tutamıyordu.

Pars söylediği kelimelerden o kadar pişman olmuştu ki içi yanıyordu, sinirle ağzını tutamamıştı Doruk'un böyle birşey yapmayacağına emindi, karşısında dolu gözleri görünce içi gitmişti, nasıl öyle kelimeler çıkmıştı ağzından? Pars böyle biri değildi kıskançlık mıydı onu bu hale getiren. çocuğa destek olup iyi geleceğine cümleleriyle yakıp yıkmıştı onu.

Ellerini saçlarına geçrip sıktı canını acıtmak ister gibi, Çocuğa kurduğu cümleler aklından geçiyordu, birden ayağa kalktı ve yukarıya adımladı, su sesleri kesilmiyordu iyi mi diye kontrol etmesi gerekiyordu.

Yukarıya çıktıkça hıçkırık sesleri duydu, olduğu yerde duraksadı, "Doruk?" diyerek hızlı adımlarla Doruk'un odasına girdi, Doruk sessizce sayıklıyordu banyoda, Pars kapıyı tıklattı ard arda, "Doruk." ses gelmedi. "Doruk ses ver lütfen, giriyorum." daha fazla beklemeden kapıyı açtı.

Buhardan banyo gözükmüyordu yere fırlatılmış kıyafetlerin üstüne basarak duş kabinini açtı elini Doruk'a uzattı ve sıcak sudan çekti, Doruk halsizce geriye çekilmeye çalıştı, "Bırak, bırak dedim geçmedi izleri." çaresizce sayıklayışı Pars'ın içine işlemişti.

Doruk'u kabinden çekip sıkıca sarıldı, Doruk başta itraz etmek için Pars'ı itmeye çalıştı, ama Pars bırakmayıp Daha sıkı sarıldığında Doruk dayanamadı ve kafasını Pars'ın göğsüne gömüp ağladı, Pars sayıklarcasına Doruk'un kulağına fısıldadı, "Özür dilerim güzelim, özür dilerim senin hakkında asla öyle düşünmedim sinirden ne dediğimi bilmiyordum, lütfen anla beni kıskandım işte." Pars kendine bile itiraf edemediklerini Doruk'a söylüyordu.

Doruk az da olsa sakinleşmişti, hıçkırıkları kesilmişti ama gözlerinden yaş akmaya devam ediyordu, Doruk kollarını yavaşça Pars'a doladı Pars titrek bir nefes verdi, herşeyi bitirdi sanmıştı, Doruk çok şey söylemek istiyordu ama o kadar yorgundu ki sadece hafifçe geri çekilerek Pars'ın gözlerinin içine baktı, Pars anlayarak, "Uyumak ister misin?" dediğinde yavaşça başını salladı.

Tam çıkacakken Pars konuştu, "Tenin çok sıcak bebeğim, o kadar sıcak suyun altında durmamalıydın tenine zarar gelsin istemiyorum." dedi, Doruk'un aklına çıplak olduğu geldi ve utançla bakışlarını Pars'tan çekti, Pars konuşmayacağını anladığında odaya çekti ve giymesi için temiz kıyafetler çıkardı, Doruk utanmasın diye bakışlarını bedenine değdirmiyordu.

Pars'ın kırılacak bir cammış gibi davranması Doruk"un kalbini ısıtıyordu, Pars'ın bedenine bakmaması Doruk'u az da olsa rahat hissettirmişti Pars Doruk'un giyinmesine yardım etti yatağa uzandıktan sonra Doruk'un üstünü örttü, Pars'ta yatağa uzandı ve Doruk'un arkasından sarıldı.

Doruk'un kötü hisleri Pars sarılınca uzaklaştı Pars'ın temasları onu huzurlu hissettiriyordu, kokusu bütün kötü hislerden kurtulup uykusunu getiriyordu, ama yinede kalbini kırmıştı, o kadar kötü şeyin üstüne birde Pars'ın onu yargılaması kötü hissettirmişti, Doruk'ta biliyordu ona isteyerek söylemediğini ama kırılmıştı işte.

Pars'ın sakin sesini duyan Doruk gözlerini kapattı, "Öyle söylemek istemedim, beni anlıyorsun biliyorum, sana asla zarar vermem, üzmemek için elimden geleni yapmaya çalışıyordum, çoğu şeyi batırdım biliyorum ama lütfen bana kırılma güzelim, ağladığını değil bana bakarak gülmeni istiyorum, bir gün seni hissedemezsem diye korktum, bir daha kendini suçlayıp cezalandırma.

Doruk yüzünü Pars'a dönmek, gözlerini gözleriyle buluşturmak istedi ama hazır hissetmiyordu o yüzden sırtını iyice Pars'a yasladı, Pars ise Doruk'u sıkıca sardı, Doruk derin bir uykuya dalmadan önce fısıldadı, "İyi geceler Pars." ama Pars uyuyamadı, gece boyu Doruk'a söylediği sözlerin pişmanlığı, Doruk'un o hali gözünün önünden gitmedi.

Bir hafta falan bölüm gelmeyebilir çünkü sınavlardan dolayı

yoğun olacağım ama telafi edeceğimden emin olabilirsinizz

~Ceycey

-26.05.24-

Kelime sayısı /2275/

♡♡♡

Hoşça kalın.

Takipte kalın.

♡♡♡

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.