İçeriğe geç

UYUMSUZ

Bölüm 4 · 13 dk okuma

UYUMSUZ

Bölüm 4

Dört

•

Önünde bulunduğumuz devasa eve bakarken bu çevredeki sitelerden farklı yapıldığı belliydi. Mimari olarak üst düzey olan Dubaiden gelmiş olsam bile bu ev de şaşkın bir beğeniyi hak ediyordu.

Kapıdaki güvenlik görevlileri selam vermiş kenara çekilmişlerdi. Yeşil çimlerle uzanmış büyük bahçenin ortasında bir süs havuzu vardı. Sağ taraftaki eğimli yol ise park edilmiş lüks arabalarla doluydu. Evin kapısına yürümek için sol tarafa ilerliyorduk. Kandemir adımlarını yavaşlatmış yanımdan yürürken heyecanım hat safadaydı.

-"Kimle yaşıyorsun?"diye sordum merak ederek.

Bahçe büyük olduğu için eve ulaşmak hemen gerçekleşmiyordu.

-"Ailemle."

Göz devirip ellerimi hırkamın ceplerine soktum.

-"Kardeşlerin var mı?"

-"Erkek kardeşim var."diye yanıtladı.

Dudaklarımı birbirine bastırıp ona baktım. Adımları güçlü ve sertti. Kendinden emin erkekler daima olarak bende hayranlık uyandırırdı.

Ancak şimdiye kadar böylesine rastlamamıştım.

Kapı henüz önüne gitmiştik ki ağır ağır geri açıldı. Orta yaşlarda bir kadın beni görünce beklemediğini yüz hatlarıyla göstermişti.

-"Hoş geldiniz efendim." Konuşurken de göz ucuyla beni izliyordu. Hızlıca kenara çekildi.

Şaşaalı evin girişi de dışı gibi gösterişliydi. Antika tablolar ve biblolarla duvarlar süslenmişti. Onun dışında fazla eşya yoktu.

-"Bu taraftan."dedi Kandemir ilgimi üstüne çekip.

Evin ileriye doğru açılan salonu buradan görünüyordu. Birbirinden güzel eşyalarla tamamlanmış dekorla birlikte yüksek tavan göz boyuyordu.

Bu büyük girişte sağ ve solda iki ayrı merdiven vardı. Kandemir eliyle sol merdiveni işaret edince salona gitmeyeceğimi anlamış oldum.

-"Bize kahvaltı hazırlayın. Aşağıya katılmayacağız." Evdekileri görmek telaşı yaşarken Kandemir bunu söyleyip içimi rahatlattı.

Kadın koşar adım kaybolmuştu. Bende önden merdivenleri çıkıyordum. Evin sol kanadı muhtemelen diğer taraftan ayrı bir bölümdü.

Üst katın girişi yine kocamandı. Bu açık alanda ortada bilardo masası dururken geri kalan duvarlarda kitaplıklar vardı.

Kitaplıkların aralarında olan kapı boşlukları dışında başka bir şey olmayan bu daire şeklindeki giriş kısmı hoşuma gitmişti.

-"Salonda beklersen geliyorum hemen."

Bir an ben niye buradayım der gibi oldum ama sonra vazgeçtim. Kandemir ile biraz daha vakit geçirmek olağanüstü bir güzellikti.

Araladığı kapıdan içeriye adım attım. Güneş vuran salonda fransız pencereye doğru yürüdüm. Önünde uzun bir mermer masa vardı.

-"Bekliyorum."

Kalbim göğsümü sallandırıyordu. Göz göze gelmek için uğraştığım adamın evindeydim.

Cebimden çıkarttığım telefonun kilidini açıp direkt gruba tıkladım. Olan biteni bir cümleyle aktardıktan sonra elimi kalbimin üstüne koyup bastırdım.

Ev sıcaktı, ben zaten yanıyordum.

Üstümdeki hırkayı çıkartıp koltuğa bıraktıktan sonra bulunduğum odada yer alan şömineye ilerledim. Üstünde küçücük bir sürü gemi maketi vardı.

Farklı farklı şekillerde yapılmış minyatürleri incelerken yüzümde bir tebessüm vardı.

Aradan geçen sürede camdan rafların üstünde olan ödüllere bakıyordum. Kandemir bir çok üniversiteden ödül almıştı.

Sesi çok yakınımda duyulan adam yüreğimi hoplattı. Hızla arkama döndüm.

Kulağında telefon gözleri bendeydi. Altındaki siyah pantolonla aynı renkte olan gömleğinin üstten bir kaç düğmesi açık halde özensizce duruyordu. Bu haliyle başımı döndürdü.

-"Bir saate gelmiş olurum."dedi ve kapattığı telefonu masaya koydu.

Keskin ifadesiz gözlerini üstümden yavaşça çektiği için ben o saniyelerde soluksuz kalmıştım.

-"Öğrenciler tarafından seviliyor olmalısın."diyerek tekrar önüme döndüm.

-"Ekstra bir çaba harcamıyorum."

Kendini beğenmiş mi desem yoksa ilgisiz mi bilemedim.

-"Bir girişimci olarak senin tecrübenden yararlanmak isterim doğrusu."dedim biraz alayla.

Verdiği nefesle güldüğünü anlamıştım. Lakin bakmadım. Uzun adımlarla geldi tam olarak arkamda durdu.

Erkeksiliği ve üstünden yayılan kudret bir yana seksiliği dilimi damağımı kurutacak kadar yüksekti.

Çok adam görmüştüm de böyle kadınlığımı sızlatan bir adam görmedim.

Nefesim göğsümde sıkışıyordu. Biraz geriye yaslansam sırtım göğsüne denk gelecekti. Ve ben delirecektim.

-"Stratejilerimi başkalarıyla paylaşmak tarzım değildir." Bu soğuk cevabı benim yüzümde sıcak bir gülüş olarak karşılandı.

Bakmakta olduğum ödülleri arkamda bırakıp önüme döndüm ve bu yakınlıktan ona bakıyor olmanın tadına vardım.

-"Ne kadar da bencil bir iş insanısın!"dedim kaşlarımı çatarak.

Uzun kirpiklerin çevrelediği gözlerini yüzümde gezdirdi. Uzun uzun baktı. Bakışlarına aynı karşılığı verirken yanaklarımın içini ısırıp gülümsedim.

Gözleri kısa bir an fazlasıyla dikkat çekici dekoltemde gezinince ruhumu saran alev harlandı.

Daha fazla bakmasını istemem arsızlık mıydı? Ya da daha yakından bakmasını istemem?

Sertçe yutkunup rahat nefes alabilmek için dudaklarımı araladım. Aramızda şu an bir şeyler oluyor ve bu şeyler hiç masum değildi. Hissediyordum.

Göğsü düzensiz inip kalkıyordu ve yalnızca bakıyordu.

Görünmez bir ateş etrafımızı sarmıştı. Hissettiğim ürpertiyle hafifçe kıpırdandım.

Ardından ayak sesi gelince yana kaydım ve sesli bir nefes aldım.

Arka arkaya gelen üç yardımcı ellerinde geniş tepsiler taşıyordu. Masanın üstünü hızlıca donatarak odadan çıktılar. Gözleri bize hiç değmemişti.

-"Otur." Kalın boğuk sesi içimi gıdıkladı.

Karşı karşıya kurulu servislerden birine geçtiğim esnada telefonum çaldı. Geri kalkıp telefonumu aldım ve oturdum. Kandemir de karşıma geçmişti.

-"Efendim baba?"dedim ruhsuzca.

-"Nerdesin sen bu saatte?"

Dudağım kıvrılırken elimi yanağıma yaslamıştım.

-"Kandemir ile kahvaltı yapıyoruz. Bir problem mi var?"derken yüzümde büyüyen sırıtma sonrası bakışlarım Kandemir'le birleşince omuz silktim.

-"Ne demek Kandemir'le?!" Bağırarak girdiği cümle sonunda sesini kısınca dudağımı büzdüm.

-"Kızım sen bizimle dalga mı geçiyorsun?! Sen ne yapmaya çalışıyorsun?! Benim sözümü çiğnemek ne demek oluyor Arven! Kuzenine yaptığın bu seviyesiz savaş sana hiç yakışmıyor!"

Sabah sabah cidden bu azar yersizdi. Ve ben katlanamıyordum.

-"Benim onunla kişisel bir problemim olamaz. Eve geldiğimde yüz yüze tartışalım daha tatmin edici oluyor."

-"Sen iflah olmazsın anladın mı beni?! Bizi utandırıyorsun." Kulağımı rahatsız eden tonda bağırıyordu.

Sadece gülümsedim. Doğruyu yanlışı onlardan öğrenmediğim gibi benim hislerim yanlış olmadığı sürece huzursuz değildim.

Bu konuşmayla Kandemir ile olan zamanımdan çaldığı için babama sinirleniyordum.

-"Akşama konuşuruz baba. Bu arada kiralamak istediğim mağazanın anlaşmasını iptal et. Vazgeçtim."derken çaydan yudum alıyordum.

-"Akşama görüşeceğiz Arven."diyerek yüzüme kapattı.

-"Sıcakmış ya."diye mırıldanıp meyve suyuna uzandım.

-"Kusura bakma başlayınca susmuyor."dedim Kandemir'e bakmadan.

-"Önemli değil. Burada olduğun için mi sorun çıktı?"

Dudağımı ısırıp başımı salladım.

-"Yanlış kişi olarak olduğum için sorun çıktı. Yani yerimde kuzenim olması gerekiyormuş. Ben varım seni ondan koruyorum bana teşekkür etmelisin."dedim gülerek.

Aslında içimde kırılmış yerler vardı. Birisi etimi sıkıştırıp canımı yakıyor gibiydi.

-"Ciddiye almamanı söylemiştim. Yaptıkları saygısızlık." Aileme söylediğine hak verdim.

-"Maalesef ama anlamıyorlar. Neyse ki onlara katlanmaktan vazgeçip gidiyorum. Kendi başının çaresine bak kuzenim diye demiyorum çekilmezdir."dedim ve kaşlarımı kaldırıp hayaline bile ürktüm.

Ellerinin hareketsiz duruşundan ötürü yüzüne baktım. Ardından elime kuru meyve alıp ısırdım.

İştahım kaçmıştı.

-"Nereye gidiyorsun?"diye sorunca içimde havai fişekler patladı.

Dışıma yansıtmadım. Başımı yana eğerek gülümsedim ve ona baktım.

-"Yaa alıştın bana değil mi? Ben gidince özleniyorum bak alışma bana."dedim ve neşeyle kıkırdadım.

Sivri törpülenmiş tırnağımı yanağımda gezdirip pek de eğlenmeyen adama bakmayı kestim. Sonrasında konuşmayı sürdürdüm. Kandemir sessiz bir dinleyici olabilirdi ama ona konuşmayı sevmiştim.

-"Bir kaç yıldır burada yaşamıyorum. Dubai'de arkadaşımla bir kozmetik markamız var. Aslında burayı özlediğim için dönmüştüm ama...hatalı bir seçim oldu. Neyse başını şişiriyorum değil mi? Ben biraz konuşmayı severim üzgünüm." Çekingen tebessümle bir şeyler yemeye odaklandım.

Kandemir herhangi bir yorum yapmadı. Galiba içinden nerden bu deliye bulaştım diye geçiriyor olmalıydı.

Ben şu saniyelerde daha önce hiç mutlu olmadığım kadar mutluydum çünkü gerçek bir heyecanla sevinçten kıvranıyordum. Bu çok güzeldi.

Sadece olmayacağını anlamıştım. Benim buradan öteye çizilmiş bir yolum yoktu.

-"Teşekkür ederim kahvaltı için. Rahatsız ettiysem de kusura bakma." Zor olsa da ona son kez gülümsedim.

Biraz önce ceketini almasını beklemiştim. Şimdi birlikte alt kata iniyorduk.

-"Oğlum?"

Son basamakta iken başımı sağa çevirdim. Benden önce inen Kandemir annesine dönmüştü.

İpek hanım beni de görünce biraz şaşırsa da tebessüm etmişti.

-"Merhaba günaydın. Arven...nasılsın?"

-"Günaydın iyiyim teşekkürler siz nasılsınız?"diye sorarken soluğu Kandemir'in yanında almıştım.

Of bu duygu bu his anlatılmıyor.

Ona yaklaştığım an bedeninin gölgesinde kalmak çok çok iyi hissettiriyordu.

-"İyiyim bende teşekkür ederim canım. Misafir olduğu söylenince senin olduğunu tahmin etmedim. Arkadaş olduğunuzdan haberim yoktu."derken artık daha samimi konuşuyordu.

-"Acelem var anne. Seni de eve bırakayım geç." Kaba tavrına göz devirmeden geçemedim.

-"Habersiz geldim kusura bakmayın lütfen. Sahilde karşılaşınca Kandemir davet etti."dedim nezaketen.

Huysuz adam çoktan kapıdan çıkmış gitmişti. Biraz utanç biraz heyecan içindeydim.

-"Ne kusuru çok memnun oldum. Kandemir arkadaşlarını pek eve davet etmez. O yüzden şaşırmıştım. Bugün akşam üstü Seher'i ve teyzeni davet etmiştim. Seninde haberin vardır gelince daha rahat sohbet ederiz."

Davet demek?

Benim kesinlikle haberim olmazdı. Hatta bilerek söylemezlerdi.

-"Tabii. İyi günler size görüşmek üzere."dedim ve büyük bir gülümsemeyle evden çıktım.

Kandemir elini arabanın tavanına yaslamış sigara içerken gergin görünüyordu. Çatık kaşlarının hedefi oldum.

-"Biraz daha kalsaydın!"

Yanaklarımı şişirip kapıyı açtım.

-"Niye bu kadar gerginsin sen? İki tane laf konuştuk ayıp olacaktı annene."dedikten sonra koltuğa oturdum.

Sigarasını bitirdikten sonra arabaya oturması dikkatimden kaçmadı değil.

-"Laf anlamaz kadınlardan hoşlanmadığımı bana tekrar tekrar kanıtlıyorsun."der demez dudaklarım aralandı.

-"Benim hoşlanılacak yanımı mı arıyorsun?"derken kelimeyi uzatarak abartarak tepki vermiştim. Gülmemek için zor duruyordum. Ama içten içe deli gibi nefes nefeseydim.

-"Ne alakası var kızım?! O laftan bunu mu çıkardın?"diye ters ters söylendi.

-"Evet ne olmuş? Ayrıca senin huyuna suyuna gitmek gibi bir amacım yok ki. İnsanları sinir etmeyi severim."dedim sırıtarak.

-"Belli." Ağzının içinde gevelemiş yolda hızlı bir dönüş yapmıştı.

Evin önünde durduğu zaman keşke Yaren camda falan olsa diye diledim fakat yoktu.

Burnumu kırıştırıp dudaklarımı büzdüm.

-"Ne bekliyorsun?" Kandemir bana dünyanın gerçek yüzünü gösteriyordu.

Hayal alemine kapılmanın alemi yoktu. Benim onu gördüğüm gözle o bana bakmıyordu.

İlk defa şehire beni bağlayan birisi vardı. Benimse buraya katlanacak halim yoktu.

-"Benimle vedalaşmayacak mısın?"diyerek ondan tarafa döndüm.

Bana kayıtsız kalarak öylesine bakmış dirseğini kapıya yaslamıştı.

-"Bir de sarılalım istersen. Abartma. Hadi işim var."dedi. Farkında değildi ama üzülmüştüm.

Belki onu son görüşürüm olabilirdi.

Son kez soluk aldım. Hoş kokusu artık ciğerlerime nüfuz etmiş haldeydi. Arabadan indim. Dönüp bakmadım.

Girdiğim evde herkes kahvaltıdaydı. Bu sakinliğe bakılırsa babam nerede olduğumu kimseye söylememişti.

-"Baba ben bu akşama bilet alacağım. Dönmem gerekiyor."dediğim an sert yüz hatları beni olduğum yere sabitledi.

-"Aa ne güzel bir haber." Teyzem cidden vasıfsız bir kadın.

Babam aynı bakışı ona da atınca susmuştu.

-"Ne dönmesi Arven?" Hayret annem ağzını açtı.

-"Yeter artık. Bunca zaman ne istediysen oldu. Artık burada bizimle yaşayacaksın. Yıllardır başına buyruk yaşıyorsun. Okul dedin iş dedin sesimi çıkarmadım. Ama bundan sonra böyle. Yaptıklarınsa cabası!" Son cümlesi ima içeriyordu.

-"Şaka yapıyor olmalısın baba. Kendi evimde istenmiyorum ve ben daha fazla burada yaşamayacağım!"derken teyzemlere doğru bakmıştım.

Yaren sırıtan suratını düşürdü.

-"Saçma sapan konuşma Arven. Burası senin evin. Ve ben kızımı burada istiyorum. İstediğin işse şirketse burada yaparsın."

-"Artık oralarda nasıl yaşıyorsa burada sıkılmış olabilir Bekir." Teyzem bu sivri diliyle beni katili edecek.

-"Gerekirse müştemilatta kalırım. Bu evde kalmak istemiyorum."diye direttim.

-"Son sözümü söyledim. Daha fazla saçmalama. Yaşayacağın tek ev burası."

Bu salonda karşımda sinirimden zevk alan insanlar varken ben ilk kez gözlerim dolu dolu sırtımı döndüm.

Aynı zevki ben yaşayacaktım.

Yalnızca şimdi biraz acımı yaşamak istiyorum.

'

Odamdan hiç çıkmadan günü yarılamıştım. Hassastım ve gerçek anlamda üzgündüm. Her an dudaklarım titriyordu. Ama kendimi bırakmıyordum.

Kazanan ben olacaktım.

Evdeki yardımcımızdan annemlerin saat kaçta gideceklerini öğrenmiştim. Saat beş buçuk gibi İpek hanımlarda olacaklardı.

Bende saat beş olmadan bir güzel hazırlandım.

Küvette uzun uzun gevşemiş ardından güzel kokular yayılan saçlarıma fön çekmiştim. Sade ve göz alıcı makyaj sonrası kıyafet seçmekte zorlandım.

İddialı parçalarımı kenara ayırıp oturup kalkarken rahat edeceğim iki parçadan oluşan asil bir elbise seçtim.

Onlar çıkmadan evden çıkmam gerekiyordu. O yüzden parfüm sıkıp üstüme uzun bir trençkot giyindim. Önünü bağladıktan sonra çantamı aldım ve odamdan çıktım.

-"Bana baksana sen."

Merdivenleri inmiştim ki Yaren beni durdurdu.

-"Ne var?"dedim.

Beni kem gözleriyle süzerken nazar alma korkusu yaşadım.

-"Eğer Kandemir'e yaklaşmak gibi bir sürtüklük yaparsan seni öldürürüm!"

Canım fazlasıyla sıkkın olmasına rağmen bu kız beni güldürüyor.

-"Bak bu komikti işte. Benden deli gibi korkuyorsun Yaren. Seni sürükleyerek evimden atmıyorsam sende yerini bil." Omzuna parmağımı bastırıp geri ittirdikten sonra evden çıktım.

Aptal.

Bir de pullu payetli giyinmiş süslenmiş. Zevksiz.

Şoförle değil de çağırdığım taksi ile vardığım yere uzaktan baktım. Yakın olsak bile yürüyemezdim.

Ayrıca çok kalmayacaktım. Kırgınlıklarımı,kanayan yaralarımı ve ruhumu biraz acıyla rahatlatmak istiyordum. Sonra giderdim.

Çaldığım kapıyı açan İpek hanım olunca kendimi toparlayıp gülümsedim.

-"Merhaba hoşgeldin."dedi direkt.

-"Merhaba biraz erken geldim. Dışarıdaydım bir daha eve geçmeyeyim dedim eğer sorun değilse." Normal şartlarda bunu asla yapıp kendimi utandırmazdım ama bu bir savaştı.

-"Ya canım olur mu öyle şey? Annenlerde birazdan burada olur. Gel."

Yardımcıya üstümdeki trençkotu ve çantamı bıraktıktan sonra İpek hanımı takip ederek salona yürüdüm.

Koltukta çay fincanı ile oturan kadınla birlikte benim yaşlarımda bir kız daha vardı. Benim girişim onları ayağa kaldırınca mahcup bir tebessüm ettim.

-"Merhaba."

-"Hoşgeldiniz merhaba."

İpek hanım nazikçe koluma dokundu.

-"Seher'in kızı Arven. Beril de görümcem oluyor. Kızı Aycan."

İkisiyle el sıkışıp memnun olduğumu söyledim ve oturdukları koltuğun bitiminde olan berjere yerleştim.

İpek hanım mutfağa bakıp geleceğini söylemişti. Hayatımın en mutsuz gününü bu şekilde yalandan bir mutlulukla geçirmek zor geldi.

-"Genelde davetlere kuzenin katılıyor seninle tanışma fırsatımız olmamıştı." Mesafeli bir yaklaşım gösteren Beril hanım rahatsız edici değildi.

-"Burada yaşamıyordum. Daha çok Yaren oradan oraya gitmeyi sever. Benim pek vaktim olmuyor."dedim ve fazla açıklık göstermeden bacak bacak üstüne attım.

-"Evet. Kuzenin hevesli heyecanlı genç bir kadın."

Yaren hakkında konuşmaya devam edersek midem hassaslaşacak.

-"Öyledir."diye geçiştirip gülümsedim ve duruşumu dikleştirdim.

-"Geçen Kandemir abimin seninle mi fotoğrafı çekilmişti?" Aycan'ın sorusu yüzünden utanarak kıpırdandım.

Annesi de yüzümü incelediği için diken üstünde hissediyorum.

-"Evet öyle bir yanlış anlaşılma oldu. Arkadaşız sadece." Boynumu kaşımak amaçlı kendimi biraz tırnaklamış canlı hissetmeye çalışmıştım.

Hayallerimde,rüyalarımda,yatağımda gördüğüm adamla arkadaşız evet.

-"Kuzenin üzülmüş olmalı." Beril hanım farklı noktalarda mı geziniyor bana mı öyle geldi?

-"Kandemir'in ondan haberi yokken kendi hayalleri sebebiyle üzülmesi beni ilgilendirmiyor." Galiba biraz hızlı ve yersiz bir savunma oldu.

Anladım dercesine bakıp başını salladı.

-"Katılıyorum. Bende aslında bu şekilde bir yakıştırmayı onaylamıyorum. Kandemir bundan hoşlanmayacaktır."

Başımla onayladım.

-"İstemiyor zaten."dedim hemen yapıştırıp.

Beril hanım kaşını kaldırıp küçük bir tebessüm sundu.

-"Yeğenim böyle kişisel konuları konuşmayı sevmez..seninle paylaşmış gibi görünüyor."

Yüzümde kapatıcı olmasaydı kıpkırmızı halimi görürdü. Neyse ki İpek hanımın gelişi beni güldürdü.

-"Bu arada çok güzelsin söylemeden edemeyeceğim."

Aycan'a içten samimi bir gülüş gösterdim.

-"Çok teşekkür ederim. Bende saçlarına bayıldım." Resmen doğal sarışındı.

Gülmüş başını eğmişti.

-"Geldiler."

Kapı sesiyle İpek hanım ayağa kalktı gitti. İki dakika içinde içeriye giren üç kişi olduğu yerde kalmıştı.

İlk toparlayan annem oldu.

-"Arven...gelemeyeceğini söylemiştin kızım."derken hem sinirli hem şaşkındı.

-"İpek hanım davet edince geri çevirmek ayıp olurdu annecim."dedim tatlı tatlı gülerek.

Yaren neredeyse morarmıştı.

Beril hanımlarla önceden tanıştıkları belliydi kuru bir selam vermiş oturmuşlardı.

Omuzlarım dik otururken iki çift göz beni bakışlarıyla öldürmeye çabalıyordu.

Çay saati için doldurulan orta sehpanın üstündekilere göz atmış fakat uzanmamıştım.

-"Yaren de böyle misafir çok sever. Değil mi bebeğim?" Teyzemin mide bulandıran yapmacıklığı boşluğuma gelince yüzümü buruşturdum. Sonra hemen kendimi düzelttim.

-"Ah ne güzel. Aferin sana. Biz de oldukça kalabalık misafirler ağırlamayı severiz." İpek hanım yanına oturtmuş olduğu Yaren'in saçını okşadı.

Nasıl oluyor da bu yapmacıklığa inanıyordu anlamıyorum.

-"Arven de keşke öyle olsa. Misafirden hiç haz etmez." Annemin saldırısına yalnızca gülümsedim.

-"Sevmek zorunda değil Seher hanım. Benimde pek hoşlandığım bir şey sayılmaz. Yakın ailemiz dışında diğerlerini dışarıda ağırlamak daha kolay geliyor."

Beril hanımın bu sözleriyle ilk defa birisi arkamda durduğu için mutlu oldum.

-"Elbette tabii. İnsan canlısı değil anlamında söylüyorum. Buraya gelmesine şaşırdığım için belirtiyorum."diye devam etti annem.

Ellerimi kucağımda birleştirip geriye yaslandım. Beril hanımın bakışları bu kadın ne diyor gibiydi.

-"Neden şaşırıyorsun Seher'cim? Sabah buradaydı. Ben çok memnun oldum çünkü Kandemir'le kahvaltı yaptılar."

Ya şimdi ne güzel kahkaha atılırdı.

-"Ne?!" Yaren zangır zangır titreyen elinde sallanan fincanı bıraktı. Tiz sesine İpek hanım bile kaç çatmıştı.

Gülmemi göstermemek için öksürme numarası yaptım.

-"A-arkadaşlar! Olabilir."dedi annem telaş içinde.

-"Ay tabi arkadaşlar."diye onayladı İpek hanım.

Yaren bir hayvan gibi sarsıcı nefeslerle otururken burnundan soluyordu. Arkadaş lafıyla biraz sakinleşmişti.

-"Akşama yemeğe mi kalsanız? Hem Kandemir ve Yaren de biraz sohbet etmiş olur."

Bizimkiler bu teklifin üstüne atladı.

Ben ise Kandemir'i görmek konusunda o kadar da emin değildim.

••

Günaydııın🖤

Lütfen böyle sık bölüm gelmesine alışmayın ahsjsj

Bölümü beğendiniz miii?

Nasıl ilerlemesini hayal ediyorsunuz merak ediyorum

Şimdi gidip kahvaltı yapacağım sonra gelip yorumlarınızı görmek istiyorum ahahsjkd

Sizi seviyorum ❤️

Bölüm sonu

1 yorum