İçeriğe geç

UYUMSUZ

Bölüm 34 · 15 dk okuma

UYUMSUZ

Bölüm 34

FİNAL

•

Birbirimize en yakın olduğumuz anda Kandemir kendini şaşırtıcı bir şekilde frenleyerek geri çekmişti. Daha fazla dayanamadığını alnında ve boynunda haylice belirginleşen damarlarından anlayabiliyordum fakat öyle gideceğini düşünmemiştim.

Banyodaydı.

Kendimi toparlayıp yataktan kalktıktan sonra bütün çıplaklığımla banyoya girdim. Gözleri kapalı halde suyun altında duran bedenine usul usul yaklaştım ve karnına sarıldım.

-"Arven.."Sesinde yer alan uyarıcı tonu umursamadan göğsüne biraz daha sokuldum.

Birbirine harmanlanmış iki çıplak beden olarak bir bütün halinde duruyorduk. Birbirine ait iki ayrı beden.

-"Yapma bebeğim. İçeri git." Islanan saçlarımı öperek elini sırtımda gezdirdi.

-"Gitmek istemiyorum ama."diye mızmızlandım.

Hızlı soluklarını omzuma vururken başını çevirdi ve boyun girintimi uzunca öptü. Kollarımı karnından çekerek boynuna uzattığımda otomatik olarak beni kucaklamıştı.

Sırtımı banyonun mermerine yaslayarak tek elini kalçamın altına sabitledi. Diğer eliyle yüzüme gelen saçlarımı ittirirken benim düşündüğüm nokta sert karnına yapışmış olan kadınlığımdı. Umarım ki ıslaklığımı hissetmezdi.

-"İnan bana seni geri çevirmenin ne kadar zor olduğunu tahmin dahi edemezsin. Sana tamamen kavuşmamanın acısıyla yüzleşmektense uzak durmayı tercih edeceğim bebeğim."

Banyonun dışına taşınmak yüzümü asmama neden oldu. Huysuzlanarak burnumu kırıştırdım.

-"Peki."dedim küserek.

Boynumu öperek ayaklarımı yere bastırdı ve üstüme bornoz geçirdi.

Anlaşılan o ki ateş söndü.

•

Her gidişimde özleyerek döndüğüm ülkeye bu sefer pek de özlem duymadan ayak basmıştım. Havaalanından çıkarken yaşadığımız olayı düşününce gülmeden edemedim.

Yaşadığım en hoş kaçırılma.

-"Hadi atla."

Arabanın kapısını açıp oturmamı sağladıktan sonra kapıyı kapatmıştı.

Biraz heyecan dolu olduğumu itiraf etmeliyim. Heyecanlanmam için Kandemir'in varlığı yetiyordu ancak şimdi ona ait bir yüzüğü parmağımda görmek bambaşka bir şey.

Beni fark etsin diye ettiğim çaba, onsuz kaldığımda yaşadığım tarifsiz acı sonrası bu duruma geleceğimizi rüyamda dahi göremezdim. Ama biliyordum işte. Birbirimiz için yaratılmıştık.

-"Sen nereye gideceksin?"diye sordum sessizliği bozmak için.

Dikkatle baktığı yoldan gözlerini kısa bir an çekip bana bakmıştı. Kucağımda duran elimi okşayarak parmaklarını avucumda gezdirdi.

-"Eve geçerim. Önce annemleri görürüm sonra iş çok."

Hım.

-"Anladım."

Ee?

Hani evleniyorduk biz?

-"Öyle." Konuşsana be adam!

Sabırsızca salladığım bacağım eşliğinde kızların mesajlarına geri dönüyordum.

-"Uyuyacağım şimdi."diye mırıldandım. Gözlerim kapanıyordu. Trafikte sıkışıp kaldığımız içinse iyice mayışmıştım.

-"Uyu güzelim." Arkaya attığım kalın büyük atkımı uzanıp aldıktan sonra aramızdaki deri bölmeye koyarak beni yatırdı. Koltukta dizlerimi karnıma çekerek yan şekilde yatmıştım.

-"Kaldırırsın." Konuşmaya bile enerjim yoktu. Uyku şu an dünyanın en tatlı ihtiyacı olarak geliyordu.

Gözlerimi sarsıntıyla araladığım zaman sevdiğim kollarda yer alıyordum. Fakat kısık bakışlarımla nerede olduğuma baktığım esnada evin içinde oluşumuzla şoka uğradım.

Kandemir beni kucağına almış odamdan içeri giriyordu.

-"Kandemir?" Dudaklarım ve ağzım kurumuştu. Sesim kısık çıktı. Gözlerini gözlerime çevirip burnumun ucunu öptü.

-"Uyu."

Yatağıma bırakıldığım esnada evde kimlerin olacağını düşünüyordum. Henüz aklımı toparlayamamıştım ki yardımcı kadınların odama eşyalarımı bırakmalarını izledim. Odanın kapısı kapanırken yattığım yerde dirseğimin üstüne doğruldum.

-"Ne yapıyorsun?" Elimle yüzümü ovuşturup güzelce esnedim.

Cüzdanımı neden karıştırdığını soracağım sırada içinden kimliğimi aldığını görünce geri yattım ve belli belirsiz tebessüm ettim.

Şapşal.

-"Benden izin almadan mı?"

Üstüme eğilerek dudaklarımı ve yanaklarımı ardından yüzümün geri kalan noktalarını beni gülücüğe boğarak öpmüştü.

-"Onayını aldığımı hatırlıyorum güzel sevgilim."

Uslu uslu başımı salladım.

-"Sende pek bir evlilik meraklısı çıktın." Sırt üstü dönerken gülmemek için tuhaf sesler çıkarıyordum.

Kandemir'in yüz ifadesine karşı dayanamayarak gülmüştüm.

-"Evet nasıl bildin? Uyku uyuyamaz oldum sen olmadan. Yatağıma girmeden.."

Konuyu ses tonu ve bakışlarıyla değiştirince işin rengi de değişmişti. Yüz yüze kaldık. Soluğum güçsüzleşirken karşılık olarak uzun bir öpücük almıştım.

-"Dinlen. Hatta güzelce dinlen çünkü yorucu günler seni bekliyor olacak."

Neyi ima ettiğini bilmiyordum fakat düşündüğüm şeyse çoktan kızarmaya başladım.

Geniş sırtına dalıp gittim. Çoktan odamı terk etmişti.

Evde kimse yok muydu?

Ah neyse hiç mi hiç umurumda değildi.

Oldukça keyifli bir halde yarım kalan uykuma devam etmek için gözlerimi kapatmış bir kaç saat sonrasında açmıştım.

'

Masanın sağ tarafında iştahsız olarak yediğim yemeği inceliyordum. Ablam ve eşi bu akşam burada yemekteydiler. Aynı zamanda dedem hala buradaydı ve annemle birlikte aynı suratsızlığı paylaşıyordu.

Evin o kadar enerjisi yoktu ki üstüme ağırlık çökmüştü.

-"Size bir şey söyleyeceğim."dedim artık yeteri kadar beklediğimi düşünerek.

Annem dik tuttuğu başını bana çevirmeden boğazını nazikçe temizledi.

-"Parmağındaki yüzükle ilgili bir şey mi?"diye sordu iğneleyici tavırda.

Dedem dikkatini yeni çekmiş olmalı ki kaşlarını çatarak baktı. Ablam ise gözlerini büyütmüştü.

-"Evet. Biz evlenmeye karar verdik."

Kimse sevinmedi. Beni tebrik eden de olmadı.

-"Senden fazlasıyla yaşlı olan bir adamla evlenme kararını nasıl verdin?" Soru dedemden gelmişti.

Gözlerimi devirmemek için zor durdum.

-"Yaşına değil gördüğüm sevgi ve hissettiğim değere göre karar verdim."

Annem güler gibi bir ses çıkarttı.

-"Anladığım kadarıyla izin almıyorsun. Onların ailesinde işler böyle mi oluyormuş?"

Omuz silktim.

-"Yaren'le ilgili görüşürken bu tür bilgileri edinmiş olmalısın anne."dedim sevimli olduğuna inandığım gülümsememle.

Çatalını sertçe tabağına bıraktı.

-"Saygısızlaşma."

Yutkunup dudağımı ıslattım. Ardından sandalyemi ittirerek ayağa kalktım.

-"Saygıdan ötürü size haber verdim. Beklemeyeceğiz. Kısa süre içerisinde düğünüm olacak."dedikten sonra odama doğru yol aldım.

Odama çıktım ve telefonumu elime aldım. Bugünden beri sesi çıkmayan müstakbel kocama evden çıkacağıma dair mesaj attım.

Üstüme aldığım kabanım ve çantamla odamda çıktım. Elbette ki kızları görmeye gidiyordum. Henüz yeğenim annesinin karnında olsa da onu özlemiştim.

'

Kandemir'in yoğun istikrarlı çalışmasıyla iki hafta sonrasına nikah tarihimiz alınmıştı. Benim ailem dışında onun ailesi ve sosyete bu ani evliliğimizi şaşkınlıkla karşılıyordu. Hatta bir kaç haberde hamile olduğumdan bile söz edilmişti.

Fakat tüm bunları umursamadan hazırlığımızı devam ettiriyorduk.

İpek hanım geçtiğimiz bir haftada bana çok yardımcı oluyordu. Sadece gelinini bu konulara katmasa daha mutlu olurdum. Nazenin hala sinirimi bozuyordu.

Neyse ki fazla mutluydum.

Bir tek yorucu olan ev meselesiydi. Kandemir'e onun dairesinde yaşayabileceğimizi söylememe rağmen ikimize ait yeni bir eve taşınıyorduk.

Ve eksikleri tamamlamak hayli zordu.

Bige de gelmişti. Herkes bir yandan yardım ediyordu. Her şeye karar vermek kendi başıma yapamayacağım kadar yorucu olmuştu.

Bana iyi gelen tek şey Kandemir'in sonsuz sevgisi. Gün sonunda aldığım sıkı bir sarılma ile bütün enerjim yerine geliyordu.

Ona o kadar aşıktım ki bir saat görmesem yüzüm düşüyordu.

İkimizde sabırsızdık. Söz nişan gibi gereksiz şeylerle vakit kaybetmek istemediğimiz için bir otelde sade şık nikahla kavuşacaktık.

Heyecandan gözüme uyku girmiyordu. Deli gibi yorgun olmama rağmen geceleri sırıtmaktan uyuyamıyordum.

Yalnızca iki gün kalmıştı. Bugün kızların ısrarıyla bütün arkadaşlarımızla toplanmış gece kulübü tarzı bir mekanda kız kıza kutlama yapıyorduk.

Kandemir de kendi arkadaşları ve Barış abimler ile dışarıdaydı. Aklım biraz da ondaydı ne yalan söyleyeyim.

İçmeyi çok sevmesem de hem Kandemir'de olan aklımı dağıtmak hem de doyasıya eğlenmek için içkinin dozunu kaçırmıştım.

-"Pekala bu halde seni eve götüremeyiz. Mecburen kocan devreye giriyor hayatım."

Omzuna yaslandığım Melin bir şeyler söylenirken uykum geldiği için onu dinlemiyordum.

Kocam

Kocama hastayım arkadaşlar.

-"Biliyoruz."

Sesli mi söyledim?

-"Rasim açmıyor ki! Barış abiyi ara sen o bakar."

Mekandan çıkarken gazeteciler kapıda olduğundan dolayı arkadan çıkmıştık. Otoparkta plastik sandalyeler bulmuş sarhoş bir grup kız olarak oturuyorduk. Bir tek Melin ve Afra değildi.

Aycan'la popolarımızı bir sandalyeye sıkıştırmış otururken fena halde mayışmıştım.

-"Sizi yalnız bırakmaya gelmiyorsunuz."

Tanıdık sese bakmak için başımı kaldırdım.

En geriden gelen Kandemir'i görünce sandalyeden kalkmak üzere fırlayınca Aycan yere serilmişti. Ona yardım etmek isterken bende yere yapışıyordum ki müstakbel kocam imdadıma yetişti.

-"Görüşürüz." Sevdiğim kollarda havaya kalkmıştım.

Kızlara havadan öpücük yollayıp el sallarken pişkin pişkin gülüyordum.

-"Ne bu halin Arven?"

Şoförün açtığı kapıdan önce beni oturttu. Ardından yanıma oturdu.

-"İçtik güzelleştik. Ne var?" Çantamı kenara fırlatıp kucağına tırmandım ve koynuna sokuldum.

-"İçmene bir şey söylemiyorum ama böyle ortalık yerde bu halde hoş olmuyor. Her neyse beni dinlemediğine eminim."

Dudaklarımdan mırıltılar çıktı. Soğuktan dolayı alkolün sıcak etkisi yok olmaya yüz tutmuş gibiydi. Fakat Kandemir'in kokusu da bir o kadar sarhoş ediciydi.

-"Aşkım."dedim boynuna yüzümü sokarken.

Altımda bedeni irkilmişti. Gülümsedim.

-"Seni özledim."diye fısıldadım.

Dudaklarımı boynunda gezdirip dayanamayarak dilimi teninde gezdirince belimi sertçe sıktı.

-"Yapma şunu." Başımı tutup düz çevirdi. Kıkırdayıp kucağında iyice kıvrıldım.

-"Neyi yapmayayım aşkım?"

Boğazını sertçe temizlemişti.

-"Yalnız değiliz güzelim sakin ol."diye kısık sesle kulağıma konuştu.

Kadınlığımda yaşanan zonklama hissiyle baş etmekte zorlanıyordum. Artık acı veriyordu.

-"Yalnız kalalım. Soyunalım çok sıcak." Fısıltımı öksürüğü ile bastırırken boynunu öpmeyi sürdürüyordum.

-"Kaşınıyorsun."

Karanlık arabada uzun elbisemin açık sırtına elini getirdi ve parmaklarını bastırdı.

-"Kaşısana.."dedim uzatarak.

-"Eve gidelim kaşıyacağım."

Evin yolu o kadar uzak gelmişti ki bitmek bilmiyordu. Asansörde göğsüne yaslanmış zar zor ayakta dururken uyku moduna geçmiştim.

Evden içeriye yine kucağında girdim. Beni direkt olarak banyoya getirdiğinde etrafa boş boş bakıyordum.

-"Önce bir duş al. Sonra kahve içip kendine geleceksin."

Omuz silktim.

-"İstemiyorum."

Beni onaylamayarak başını iki yana sallamıştı. Belimden tuttuğu gibi tezgaha oturttu ve çizmelerimin fermuarını açtı. Ardından elbisemi popomun altından sıyırarak başımdan çıkarttı. Karşısında külotla kaldığımda sırtımı aynaya dayayıp ona kirpiklerimin altından baktım.

-"Sende soyunsana.."

-"Kendimi güvende hissetmiyorum."diyerek suyu açmak için arkasını dönmüştü.

Banyoda gülme sesim yankılandı. Tezgahtan yere atlayıp külodumu ayaklarımın dibine çıkarttım.

-"Tek başıma yıkanamam ki.."dedim dudaklarımı büzerek.

Duş kabinin kapısını kapatıp bana döndü. Hızlıca uzanıp kabanını tuttum. Bana uydu ve kabanıyla ceketini çıkartarak banyo tezgahına bıraktı. Önüne geçtim. O beni incelerken ben bulanmış aklımla zor bela gömleğinin düğmelerini çözmüştüm.

-"Beni kışkırtıyorsun. Üstelik sarhoşsun."

Tekrar omuz silktim.

-"Ne istediğimi biliyorum diyelim."

-"Ne istiyormuşsun ufaklık?"

Omuzlarından sıyırdığım gömleği külodumun üstüne attım.

-"Seni."diye sakince yanıtladım. Sesim tek düze olabilirdi ama içim alev alevdi.

Pantolonunun düğmesini ve fermuarını açıp onun yardımıyla pantolondan kurtulduk. İç çamaşırıyla kaldığı zaman kollarımı boynuna uzattım.

-"Çok yaramazsın." Burnumun ucunu öpüp çıplak kalçamı avuçladı ve beni kucağına kaldırdı. Kadınlığım sert karnına sürtününce hafifçe inledim.

İnlemem onun ateşini fitillemişti. Dudaklarımı kavrayıp beni soğuk tezgaha oturttu. Yüzüne koyduğum ellerimle onu kendime çekerek alt dudağını emdim. Dilimi gezdirdiğim dudağındaki tat dünyanın en güzel tadıydı.

Nefes alır gibi inliyordum çünkü artık dayanılmaz bir sızlama hissediyordum.

Göğüslerimi okşayan ellerini bacaklarıma indirip iki yana ayırdığında dudaklarından kopmuştum. Ağzına aldığı meme ucumla dili oyun oynuyordu.

Var gücümle dudağımı ısırmış dayanmaya çalışırken elimi iç çamaşırına attım. Boxerını zorlayan erkekliğine çıplak el ile değmek pek da sabredilir gibi değil.

Isırdığı meme ucum yüzünden acıyla inleyip başını ittirdim.

Öküz.

-"Hadi yıka beni."dedim nefes nefese.

Başını sallayarak beni yeniden kucakladı. Suyun altına girdiğimizde iç çamaşırını çıkartarak atmıştı. Gözlerim...tanrım...bakmazsam günah olurdu.

Bütün iştah açıcılığı ile gözümün önündeydi. Yutkunup dudağımı ısırdım.

-"Bakma şöyle."

-"Bakamaz mıyım ya?"diye çıkıştım.

-"Bakman gereken zaman gelmedi henüz. Şu an sarhoşsun. Ve ben senin açlığını sarhoşken doyurmayacağım güzelim."

Yüzümü astım.

-"Elleyeyim mi bari?"

Başını iki yana salladı.

-"Benimki de can."

-"Öyle olsun."diyip arkamı döndüm.

'

Üstümde gelinliğim ile evin içinde kalbim ağzımdaydı. Kızlar ve teyzemler de dahil olmak üzere annemle ablam da burada hazırlanmıştı. Annem hala onaylamadığı için suratı beş karıştı.

İnanın hiç umursamıyorum.

O kadar heyecanlıyım ki. Ellerim durmadan terliyordu.

Kısa süre içinde şans eseri hayalimdeki gelinliği bulduğum için çok mutluydum. İçinde kendimi prenses gibi hissediyordum.

Hala rüya gibi geliyor olabilir ama ben bir kaç saat içerisinde evleniyorum!

-"Ya çok güzel oldun."

Ellerimi tutan Bige'ye zorla gülümsedim.

-"Kalbim yerinden çıkacak."

-"Her şey bir anda olup bitecek. Ne kadar hızlı geçtiğine inanamayacaksın bile."dedi yan taraftan Afra.

Muhtemelen öyle olacaktı ama şu an heyecandan ve stresten ölmek üzereyim.

-"Geldiler geldiler!"

Melin eteklerini toplayarak yanımıza koşmuştu.

Ablam hemen elime çiçeğimi tutturdu. Kapı çalındığında artık dizlerim beni taşımıyordu.

Afra açmaya gitmişti. O gelmeden Kandemir görüş açıma girdi. Yalvararak taktırdığım papyonu ve kadife ceketli damatlığı ile muhteşem görünüyordu.

Kocaman bir gülümseme gösterdim. Dudaklarım bile titriyor desem abartmış olmam.

Gözlerim mutluluktan dolduğunda başımı eğip dudaklarımı birbirine bastırdım.

Adımlarını zorla atan adama bakmak çok zordu. Gözleri bana kitlenmişti ve çok farklı bakıyordu.

İyice yaklaştığında fotoğraf çekme sesleri artmıştı. Çiçeği sol elime alıp sağ elimi ona uzattım. Avucunun içine aldığında buz gibi olan elim anında ısınıverdi.

-"Çok güzel olmuşsun."diyerek tamamen yakınıma geldi.

-"Peri gibi."diye kısık sesle mırıldandı.

-"Teşekkür ederim."diyebildim heyecan dolu halde.

Elimi kaldırıp parmaklarımın üstünü öptü. Ardından şakağıma dudaklarını bastırdığında kalp atışlarım normale dönebilmişti.

-"Hadi gidip evlenelim." Kulağıma fısıldadığı cümleyle kıkırdayıp başımla onu onayladım.

'

Nikah yemeğimiz sonrasında bir Barbaros olduğuma inanmakta güçlük çekmeye devam ediyordum.

Planımız olmamasına rağmen arkadaşlarımız ve kuzenlerimizin sürprizi ile eğlenmek için kulübe gelmiştik. Bizim için kapattıklarından ötürü gelinlikle gelmem absürt durmuyordu.

Kandemir suratını asmış kenarda viskisini yudumluyordu. Haliyle ben eğlenmiyordum.

Sebebini tahmin etmekte zorluk çekerseniz ipucu verebilirim.

Şu an evimizde sevişiyor olabilirmişiz.

Tanrım!

Arabada gelene kadar neler saymıştı. Azgın herif! Bende yanıp tutuşuyor olabilirim fakat bugün bizim günümüz ve libidomuza bir süre daha sahip çıkabilirdik.

Şimdilik canımı sıkan nikah törenimiz boyunca iğneleyici bakışlar atan Nazenin'in buraya da gelmiş olmasıydı.

-"Hadi al."

Shot bardaklarından birini elime tutuşturan Aycan'a baktım.

-"Gevşe ya."diye ekledi.

-"Gergin miyim?"

-"Evet. Gerdek gecesi gerginliği var üstünde."diyince ona gözlerimi kısıp pis pis baktım.

Bardağı dikleyip yanan boğazıma yüzümü buruşturdum. Kızlar ise bana gülüyordu.

-"Ne gerginliği ya zaten gitmeyi bekliyor."dedi Afra. Nasıl da tanıyor beni.

-"Aşk olsun. Daha o kadar kudurmadım."

Bana tabi tabi dercesine baktılar.

Şimdi şöyle evet o kadar kudurdum. Ama biraz da korkuyorum. Kandemir her anlamda kusursuz ve muhteşem bir adam. Onu nasıl tatmin edeceğimi bilmiyorum ve stres yapıyorum.

-"Neyse ben kocamın yanına gidiyorum."diyerek onlardan kaçtım.

Rasim'le birlikte ve bir kaç arkadaşıyla duran Kandemir'e ilerlerken geldiğimi gördükleri için dağılmışlardı.

Yanına yanaşıp boynuna uzandım. Aynı anda slow bir şarkı mekanda açıldı. Şaşırıp duraksadım.

İlk dansımızı nikah kıyıldıktan sonra yapmıştık fakat heyecandan nasıl olduğunu anlamamıştım.

İç çekerek kollarını belime doladı. Sımsıcak oluverdim. Hayat bulduğum kollardaydım.

Gülümsedim. Gülümsedi.

Zaman dursun

Bu yol uzun

Ah kalbim peşinden koşsun

Uzanıp yanağımı omzuna doğru yasladım.

Kör kuyularda kalbim ağlar

Sesini kimse duymaz

Işığı sana varmaz sandım aşkımın

-"Ya birbirimizi bulamasaydık?" Sorusu üzerine başımı kaldırdım.

-"Aşkın ne demek olduğunu öğrenemeyecektim."dedim.

Uzandı ve dudağımın kenarını öptü.

-"Bende bir kalbim olduğunu bilmeden yaşayıp gidecektim."

'

Evimizden içeriye gece yarısı girdiğimizde benim ayaklarım zonkluyordu. Ayrıntılarla uğraşmayalım diye sade bir nikah yapıp arkadaşlarımız sayesinde bir kulüpte oyun havası bile oynadım.

Evet ben oynadım.

Kandemir kenardan izledi ve sürekli artık eve gidelim bakışları attı.

-"Ölüyorum ya."diye sızlandım.

Girişe konumlanmış koyu yeşil berjere oturdum.

-"Normaldir."diye homurdandı Kandemir.

-"Ayakkabılarımı çıkartman gerekiyor. Bir adım daha atamayacağım."diyince önümde diz çöktü.

-"Aferin böyle hanımcı ol." Başının üstünü okşadığımda ağzından bir şeyler mırıldanıyordu.

Gülümsemeyi sürdürdüm.

Ayaklarımın canına okuyan yüksek topuklardan kurtulunca kollarımı ona uzattım.

-"Otuz kilo gelinliğinle biraz zor olacak güzelim."diyince yüksek sesle güldüm.

-"Sonuna değer." İmalı sözlerim üstüne bu sefer onu güldürdüm.

Beni bir hamlede kucaklayıp dönen merdivenlere yöneldi. Evimiz fazlasıyla büyük ve çok odalıydı. İki katlıydı ancak en olarak genişti.

Geniş ve ferah yatak odamıza ışıkları açarak girdik. Ayakkabılar gidince yine Kandemir'in önünde küçük bir pamuk topuna döndüm. Gelinlikle öyle oldum.

İstemeye istemeye gelinliğimi üstümden çıkarttık. Kandemir'den önce duşa girmek istedim. Bu gece için özel olarak aldığım beyaz bodysuit geceliği alarak banyomuza girmiştim.

Saçlarım beni bunaltmadan az tokayla doğal bir maşa yapılmıştı. Saçların geride kalmasını sağlayan abartılı tacımı başımdan çıkartıp makyajımı temizledim. Ardından güzelce duş alıp banyoda hızlıca bedenime losyon sürdüm.

Kalbim ağzımda atıyor.

Üstümü giyindiğimde ıslak saçlarımı kurutma çabasındaydım. Ve o esnada banyonun kapısı açılmıştı.

Elim havada kapıya bakarken göz göze geldiğim adamın yakıcı bakışlarıyla yüzleştim.

Evet artık kocam.

Deli cesaretiyle evlendiğim kocam.

Yanında büyümeyi düşlediğim adam.

Usulca yaklaşıp elimden fön makinesini aldı ve arkama geçti. Yavaş yavaş nazik okşayışlarıyla saçlarımı kuruturken çok huzurluydum.

Ağır ağır kendimi ona yasladığımda kumaş pantolonundan kalçama değen sertliği ile aynada gözlerimiz birleşti. Galiba bu bir kırmızı ışık oldu.

Kupkuru hale gelmiş dudaklarımı ıslatmak için dudaklarına ihtiyacım vardı. Makineyi elinden alıp kapatarak tezgaha koyduktan sonra beni kucağına alması için kollarımı uzattım.

-"Bence tam olarak karı koca olmalıyız ne dersin kocam?" Cümlemin sonunda kalçamda olan elleri acıtacak kadar sıklaştı.

-"Bende seni bekliyordum karım."

Hırıltılı sesi beni gülümsetirken artık öpüşmemiz gerektiği için dudaklarına uzandım. Sesli bir solukla dudağımı kavradı.

Bir eliyle belime sarılıp kalçamı avuçlarken kendimi yatakta buldum. Dillerimiz dudaklarımız birbirine karışmış halde deli gibi öpüşürken bir yandan onu soymaya çalışıyordum.

Çok bile durmuştum. Hatta evlenene kadar iyi bile dayanmıştım.

Özenerek giyindiğim parçayı neredeyse yırtarak üstümden yere attığında ikimizde çırılçıplaktık. Boynumdan kasıklarıma ve ayak bileklerime kadar tenime dair ne kadar zerrem varsa öpmüştü.

Kasılıyor ve durmadan inliyordum. Bacak içlerimi ısırarak dudaklarını kadınlığıma sürttüğünde hafifçe titredim.

-"Kandemir...hadi."

Ayaklarımı yatağa bastırırken kıvrılmış dizlerimde ve bacaklarımda ellerimi gezdirdi. Göğsüm hızla yükselip alçalıyordu. Başımın içinde anlam veremediğim bir basınç vardı.

-"Ama seni biraz yemeliyim.."

Başımı iki yana sallayıp tırnaklarımı çıplak omuzlarına geçirdim.

-"Dayanamıyorum."dedim utanmadan.

Ürpermekten belirginleşen meme uçlarımı es geçmeden dilini üstlerinde gezdirdi. Ardından yeniden boynuma sokulmuştu. Derin nefesler alarak aralık duran bacaklarımın arasına geniş bedenini yerleştirdi.

-"Benim nasıl dayandığımı bir bilsen."dedi boğuk mırıltısıyla.

Dilim damağım kurumuştu. Kalbim ise sanki bacak aramda atıyordu.

-"Gevşe biraz bebeğim. Rahatla."

Sertliğini kadınlığıma değdirip çekildiğinde belim kavislendi. Gözlerimi sıkı sıkı kapatmış inlememek için zor duruyordum. Parmakları sertliğinin yerine gelmişti. Islaklığı yaydığını hissederken yalnızca yutkundum.

Altında kıvranmaktan başka çarem yoktu. Vajinamın ortasında parmağını aşağı yukarı kaydırırken çığlık atmak üzereydim.

Bütün kan basıncı beynimde toplanmıştı. Göğsüme doluşan nefes bedenime yetmezken Kandemir'i boydan boya tırnaklayıp duruyordum.

-"İstiyor musun?"diye kulağıma fısıldadı.

Dudaklarımı ısırarak başımı salladım.

-"Çok.."dedim yoğun bir şehvetle.

Tamamen muhtaç halde kendimi ona bırakmıştım. Bedeni altında soluksuzdum.

Nihayet uzun zamandır beklediğimiz o an gelmişti. Gözleri gözlerimde bir eliyle şakağımı okşarken diğeri bacağımdaydı. Yavaşça kendini içime ittirmeye başlamıştı.

Hafiften hissettiğim acıyla kaşlarım çatılır gibi oldu. İstemsizce kendimi sıkıyordum.

-"Sakin ol sevgilim."

Dudaklarımı öpüp alnını alnıma yasladı. Yavaşlığını bir iki saniye bıraktı ve kendini tamamen içime ittirdi. Kısa bir inleme yaşadım. Acılı bir inleyişti.

Tenimi soyarcasına yaktı geçti.

Kalp atışlarımız odamızda yankılanıyordu.

-"İyi misin?"diye sordu.

Başımla onayladım.

-"Devam et."dedim kısık tonda.

Ona bütünüyle ait olmanın verdiği rahatlıkla kollarında gevşedim. İçime gelip gitmelerinin yavaşlığı ve zevkiyle dudaklarına doğru inliyor yatakta durmadan hareket ediyordum.

Hayal ettiğimden çok daha fazlasıydı.

-"Sen hep bana aittin küçüğüm."

Düşüncelerimi duyar gibi dudaklarıma fısıldadı.

-"Her şeyimdin...eşim oldun. Ömrüm boyunca bana verdiğin bu şansın kıymetini bileceğim. Seni çok seviyorum."

Tebessüm ederek sırtına sarıldım. Yaşadığımız özel dakikaların ardından üstümüze çökmüş rahatlıkla birbirine dolanmış iki bedendik.

Biz bir şans eseriydik. Aşkımız sevgimiz ise tamamen kaderimizdi.

Ailemi seçememiştim fakat kendi ailemi saf sevgiden inşa edecektim. Hayatımızın geri kalanında yapmamız gereken tek şey birbirimizi sevmek olacaktı.

•

İyi geceler herkese❤️

Zor tamamlanan bir final oldu. Kaçıncı hikayemizin finali hatırlamıyorum fakat her seferinde birlikte olduğumuz için çok mutluyum.

Sizi biraz hayal kırıklığına uğrattığımı biliyorum. Bunun için üzgünüm ancak böyle olması gerekiyormuş.

EFNAN'da buluşmak üzere burada şimdilik ayrılıyoruz.

Sizi çok seviyorum ve sayenizde burdayım❤️❤️

Bölüm sonu

4 yorum