Bu hikayeyi ne kadar bilsekte yine içimizi rahatsız eden şeyler vardı. Biliyorduk, sonunun nasıl olacağını. Ama bilmediğimiz daha çok şey vardı. Korkuyorduk ama belli etmiyorduk. Çünkü bu tarz yaratıkların korku ile beslendiklerini biliyorduk. Okullar tatil olmuştu. Ben Marry ile konuşurken Lily ve Tom birşeyler yapıyordu. Birden Lily'nin "Buldum Jack, buldum!" demesiyle irkildim. Bunu dedikten sonra hiçbir şey demeyip gitti. Lily'den korktuğum için hemen Tom'un yanına gittim. Sonra Tom'a "Kardeşin biraz garip davranıyor Tom. Az önce yanıma geldi ve hiçbir şey demeden gitti. Hem sesi çok garipti." dedim. O ise bana korkmuş bir sesle "Emin misin dostum? Lily atıştırmalık almaya gitti yani senin yanına hiç uğramadı. Ve ayrıca Lily mola veriyordu." dedi. O anda onun aslında Lily olmadığını anlamıştım. Kısa süreliğine olduğum yerde kaldım. Ve düşünmeye başladım. Bu bir işaret miydi? Yoksa Lily gibi davranan şey araştırdığımız varlık mıydı? Bu çok garipti. Sanırım bizi dinliyor, görüyor ve hatta izliyordu. Tam o anda birisi kulağıma fısıldadı. Tom Lily'e bakmaya gitmişti. O varken oda ölüm sessizliğine gömülmüştü. Ama tek kaldığım anda kulağıma birisi veya birileri fısıldamaya başladı. Olduğum yerde kalmıştım. Hareket edemiyordum. Ve tam o anda Tom bana seslendi. "Jack, çabuk buraya gel Jack!" diye beni çağırıyordu. O sesle bedenim düzeldi. Koşarak onun yanına gittim. Ve yerde Lily'i kanlar içinde gördüm. Hemen hastaneye götürdüler. Tom ve ben evi korumak için evde kaldık. Tek başımıza. Biz salonda oturmaya karar verdik. Lily'e ne olduğunu anlayamamıştık. Ama kimin yaptığını anlamıştık. Aradan 1-2 saat geçmişti. Biz çok sıkılmıştık. Korktuğumuz için olduğumuz yerde kalmıştık. En sonunda camdan bakmaya karar verdik. Tom bana açma dedi. Ama onu dinlemedim. Biraz baktıktan sonra yanıma geldi. Onunla Lily'i beklemeye başladık. Aradan 10 dk geçti. Mutfaktan sesler gelmeye başlamıştı. Arkamızı döndüğümüzde yanımızdan hızlıca siyah bir gölge geçti. Sesler artmaya başladı. Tom mutfaktan birinin bize baktığını söyledi. İkimiz arasında en az korkan kişi bendim. Hemen salonun kapısını kapattım ve hemen ardından kapıya vurma sesleri duyduk. En azından bu sesler uzun sürmedi. Korktuğumuzu belli etmemeye çalışarak camdan bakmaya devam ettik. Orası Tom'un eviydi. Salonlarının camı parka doğru bakıyordu. Parkın hemen yanında bir otopark vardı. Yani evlerine kimin gelip kimin gittiğini görebiliyorduk. Aradan biraz zaman geçti. Ailelerimiz salonda oturduğu için azda olsa yiyecek şeyler vardı. Biraz film izledik. Ve tekrar camdan bakmaya başladık. Sanki siyah biri tarafından
izleniyormuş gibi hissediyordum. Bunu Tom'a sordum, oda bana onay verdi. Bakmaya karar verdik. Kimsenin haberi olmayacaktı. Sadece bakıp gelicektik. Yanımıza el fenerini aldık. Anahtarı ise her zamanki yerine bıraktık. Dışarısı garip bir şekilde bomboştu. Orası hep dolu olan bir yerdi. Ama bu gün bir tozun uçtuğunu bile görmedik. Bu çok tuhaftı. Hemen ardından elinde bastonuyla oraya doğru gelen yaşlı bir adam gördük. Bize bakmayan bir banka oturmuştu. Dışarısı çok sakindi. Sadece o, Tom ve ben vardık. Tom'a "Eve gitsek iyi olur Tom, burası güvenli olmamaya başladı."
dedim. O ise sorun olmaz diyerek beni geçiştirmeye devam etti. Bu işi öğrenmeyi aklına koymuştu. Bizim uyku saatimiz yaklaşıyordu. İkimizin aileleride bizi tam 12'de yatırıyordu. Artık eve gitmeliydik. Hiçbir gariplik yoktu. Ya ne olduğunu bilmediğimiz o varlık sadece bizim evimizin içinde dolaşıyordu yada biz hayal görüyorduk. Eve gittiğimizde ise evde hiç bir gürültü ve karaltı yoktu. Fazla hayalperest olduğumuzu düşündük. Sakince televizyonu açtık ve birşeyler atıştırmaya başladık. Saat bir olmuştu. Perdeleri çekmediğimizi fark ettik. Perdeleri çekerken orada oturan yaşlı adam halâ oradaydı. Fakat bir sorun vardı. Oturduğu yer bizim evin camına bakıyordu. Gözünden gözlüğünü çıkardı ve pörtlek gözleriyle bize bakmaya başladı. Hemen perdeyi çekip hiçbir şey olmamış gibi oturmaya devam ettik. Tekrardan dan, dun sesleri başladı. Ama bu kez biraz farklıydı. Sanki birisi çekiç ile Lily'nin odasının duvarına vuruyormuş gibiydi. O kadar sıkılmıştık ki bu durumdan, artık bakmaya karar verdik. Orada küçük bir sandık vardı. Çok küçük ama aynı zamanda da çok parlak bir sandıktı bu. Odanın ışığını açmadan her tarafı aydınlık yaptı. Açmaya çalıştık ama açılmadı. Masanın üzerinde küçük bir anahtar vardı. Onu aldığımızda hafif bir çığlık sesi geldi ve hemen ardından elektrikler kesildi. Kutunun ışığı da. Fakat kesilen tek şey ışıklar olmamıştı. O andan itibaren sessizlikte bozuldu.