İçeriğe geç

UYANMIŞ

Bölüm 1 · 4 dk okuma

UYANMIŞ

Bölüm 1

Öldüm... Mü?

Kendisine çarpan arabanın etkisiyle savrulurken "Vay be!" dedi, "Demek buraya kadarmış yolculuğum. Şu garip dünyada bir gün bile yaşadığımı hissedemeden 17 yaşımda ölüp gidecekmişim." Vücudunda müthiş bir acı duyuyor ama kıpırdayamıyordu. Akan kanın ılık ılık süzüldüğünü hissedebiliyordu. Etraftaki insanların ve kalabalığın sesi sadece kulaklarında bir uğultuydu. Bu kadar acı mı olacaktı ölüm? Halbuki yaşamaya fırsatı bile olmamıştı. "Ne ara kendimi bu arabanın altında buldum? Ne yapmaya gidiyordum" diye düşündü ama zihninde her şey çok pusluydu. "Şu acıdan kurtulabilsem!" dedi. Gözünün önünden birçok yaşam geçti. Küçük bir kız çocuğu, minik bir bebeğe bakan sevgi dolu bir baba, 50'li yaşlarında kokoş bir hanımefendi... "Hani hayatım geçecekti gözlerimin önünden film şeridi gibi? Yine kandırmışlar bizi." diye düşündü. Yalnız son bir görüntü aklına kazınmıştı: 80'li yaşlarda, gözleri şefkatle bakan ihtiyar bir adam. Öylesine kendiyle bütün bir insandı ki, sanki hayatı boyunca hiçbir problem onun iç huzuruna dokunamamıştı. Kıskanmak istedi yaşlı adamı ama hisleri yok olmuş gibiydi. O anda artık canının da acımadığını fark etti. Bundan sonra ne beklemesi gerektiğini bilmiyordu. Karanlıkta olduğunu sandı. Kendine dokunmak istedi. Kanayan hiçbir yeri yokmuş gibiydi. Hayretle ellerini vücudunda gezdirdi. Evet! Evet, tamamen yerli yerindeydi her şey. Elleri göz kapaklarına dokunduğunda nihayet gözlerini açmak aklına geldi fakat gözlerini açar açmaz geri kapattı. Hiç kimse ve hiçbir şey onu bu görüntüye hazırlayamazdı. Yerde paramparça olmuş bedeni kanlar içindeydi. Etrafına bir sürü insan toplanmış, bir anne küçük kızının gözlerini kapatırken kenarda genç bir delikanlı gördüklerinin şokundan kusuyordu. O da kusmak istedi ama hala bir şey hissedemiyordu. Her şey havada uçuşan düşüncelerinden ibaretti. Bu sefer görüş açısını değiştirerek tekrar açtı gözlerini. 100m kadar ileride ona çarpan araba duruyordu. Arabaya doğru gitmeyi düşündüğü saniyede kendisini arabanın yanında buldu. Şoför koltuğunda hava yastıkları yarı sönmüş haldeydi ve kimse yoktu. Şimdi etrafındaki sesleri daha iyi duyabiliyordu. İnsanların "Vah vah"larını, gencecik kız olduğuna dair söylemlerini... Sonra biraz ilerideki ambulans dikkatini çekti. İşte, ona çarpan adam ambulansın içindeydi. Yine bir anda ambulansın yanında buldu kendisini. Paramedikler adama iyi olduğunu, mide bulantısı, baş dönmesi benzeri şeyler hissederse hastaneye gelmesi gerektiğini anlatıyorlardı. Az sonra telaş içerisinde bir kadın, arkasında görece daha sakin bir adamla çıkageldi. Fazla geçmeden gelenin adamın karısı olduğunu anladı. Diğer gelen kişi de kardeşi olmalıydı. Kadın doğruca adama koşup sarılırken diğer adam paramediklerle görüşüp bir sorun olmadığını doğruladı. Hemen aldığı bilgiyi kadınla da paylaştı. Rahatlamış görünüyorlardı. Gülümsediler. Bedeninin olduğu yere baktığında insanların başlarını çevirdiklerini, yanında sadece bir paramedik bulunduğunu, onun da bedenini örtmeye başladığını gördü. Karşısında duran apaçık adaletsizlik hayatta olsa tansiyonunu fırlatır, başını döndürürdü. Gidip adamın kolundan tutmak, cansız bedeninin önüne atmak ve özür dilemesini istemek geldi içinden. Oysa ölüydü. Bilinci ona sinirlenmesi gerektiğini hatırlatıyor ancak o hiçbir şey hissedemiyordu. Onun için hormonlar salgılayan bir vücudu, onu ölümden korumaya çalışan içgüdüleri yoktu artık. Kalbini daraltan hüznü, içini sıkan o "Hayır!" deme dürtüsünü, o yakıcı öfkeyi hissetmiyordu. Sadece daha önce hiç hissetmediği bir dinginlik vardı. Neredeyse bir umursamazlık hali ancak öyle "Aman canım" deyip de içine attığı türden değil, kesin bir kayıtsızlığın dinginliğiydi bu. Her şey capcanlı önünde durmasa ölmüş olduğunu bile unutabilirdi. Bir anda kendisine hiçbir şey olmadığını fark etti. İnançlı biri değildi. Yaşadığı hayat ona onu koruyan biri olduğu fikrini benimsetecek türden bir hayat olmamıştı hiçbir zaman. Yine de her zaman öldükten sonra kendisine ne olacağını merak etmişti. Binbir farklı inançta binbir farklı iddia vardı ve ona hiçbir şey olmamıştı. Etrafında arada bir süzülen ışık toplarından başka anormal bir şey yoktu. Boyut değiştirmemiş, başka bir hale girmemiş, meleklerle veya cinlerle karşılaşmamıştı. Hayal kırıklığına uğramış gibiydi. Ölünce en azından her şeyin bitmiş olması gerekmez miydi? Hiçbir şey olmamış olması yaşamını da anlamsızlaştırmıyor muydu? Zaten bütün yaşamı boyunca hayatın anlamını sorgulamış, neden dünyada olduğunu anlamaya çalışmıştı. Öldükten sonra bile bunu öğrenemeyecek miydi? Bir terslik olmalıydı. Bir şeyler yanlış gitmiş olmalıydı. "Belki de daha ölmedim." dedi. Cesedinin görüntüsünü hatırlayınca yaşamasının imkanı olmadığını düşündü. İntikam almak için bir hayalet mi olacaktı yoksa? Bunun için intikam hırsıyla dolu olması gerekmez miydi? Tekrar şoföre baktı. "İğrenç insanlardan biri daha." diye düşündü. Onun için artık normalleşmiş, her gün gördüğü insanlardan biri. Çarptığı kişiye ne olduğu umurunda bile değildi. Kendi hayatından başka bir şey umurundaymış gibi de görünmüyordu. İfadesini almaya gelen polis memuruna kendisinin kurallara uyduğunu ancak genç kızın bir anda önüne atladığını, zaten çok depresif ve pespaye göründüğünü, belki de intihar etmek istemiş olabileceğini anlatıyordu. Ona karşı hiçbir şey hissetmiyordu. İntikam alma isteği de yoktu içinde. O anda birdenbire kütüphaneye kitap değiştirmek için gittiğini hatırladı. Evet, ölmeden önce yaptığı şey buydu! Bir polisiye gerilim serisinin üçüncü kitabını bitirmiş, dördüncüyü almak için gidiyordu. Kitabın sonunu mu merak ediyordu yoksa? "Saçmalıyorum." dedi. Onu bu dünyaya bağlayacak hiçbir şey yoktu. İçinde hiçbir duygu da kalmamıştı zaten. Hayalet olmak istemesi mümkün değildi. Ne olduğuna, daha doğrusu ne olmadığına anlam vermeye çalışırken kalabalığın ilerisinde sırtını bir binanın duvarına yaslamış duran birini fark etti. Genç ve yakışıklı bir erkekti. Uzun boylu, sarışın ve yeşil gözlü. Ama dikkatini çeken şey onun dış görünüşü değildi, gözleriydi. Bu genç adam direkt olarak gözlerinin içine bakıyordu. Onu... Görüyor muydu?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.