---
“Karın ulu sessizliğinde mi yoksa acı yağmurun dinginliğinde mi söneceğini belirleyecek kaderinde, tahta yeni geçmiş kızışmakta olan Alev.”
*Kehanet* -Giriş-
“Tüm hazırlıklar tamamlandı mı?” diye sordu Toprak Üstü sert bir ifadeyle. Su Üstü narin ses tonuyla yanıtladı: “Sanırım.” Ardından ekleyecekleri için dudaklarını araladı ama Toprak Üstü’nün bıçak kadar delici bakışlarından vazgeçti. Toprak Üstü bir an olsun gözlerini kapsülden ayırmıyordu. Sonunda dayanamayarak bir kahkaha patlattı: “Koskoca Ignix’i, el kadar kapsül mü yenecek? Dalga geçmesinler benimle!”
Su Üstü parmağını çilek pembesi dudaklarına götürdü: “Şşş, sessiz ol! Birileri duyacak.”
“Ne oldu? Bakıyorum da hemen tırstın... Altı yüz yıl önceki gibi,” dedi Toprak Üstü alaycı tavrıyla. “Unutma ki bir zamanlar o da bizden biriydi. Eğer yeterli güce ulaşırsak-...”
Su Üstü, diklenerek: “Ne gücü? Hangi güçten bahsediyorsun Colax, sen Tanrı aşkına? Eternea bile üstesinden gelemedi. Son çatışmadaki alevlerden sonra ayakta duramaz oldu!”
“Siz ikiniz yine neyi alıp veremiyorsunuz? Sesiniz koridorun başından duyuluyor. Derhal kendinize çeki düzen verin, tartışmanıza da son.” Kapılar yavaşça açıldı, içeriye esmer tenli, sanki suluboyayla çizilmiş dalgalı saçlı, berrak su mavisi gözleriyle birisi girdi.
“Leydi Lilith! Hoş geldiniz, mahzur görün, fark edemedim geldiğinizi,” diyerek Su Üstü koşar adımlarla yeşil saçlı bayanın yanına gitti.
Colax sırtını dikleştirip sırıtarak: “Geldi işte koruyucu meleğin,” dedi. Ardından Lilith, Colax’ın dediklerine göz devirdi. Doğa Üstü, Su Üstü’nün sıkıca kavradığı kollarını geriye doğru çekerek derin bir nefes aldı. Bir süre durakladıktan sonra kapsülün izole edildiği sütuna doğru ilerledi. Kapsüle iki-üç adım kala cebinden turuncu renkte tozlar çıkardı. Avucunun içindeki tozları kapsüle doğru üfleyecekken Toprak Üstü onu kolundan tutarak engel oldu. “Lilith, ne yaptığını zannediyorsun sen?”
“Sakin ol, Colax! Bir şey yaptığım yok. Bu büyü bize avantaj sağlayacak. Her ne kadar büyük risk barındırsa da bu son derece önemli... Güçleri uyanana kadar sağlığı açısından yüklü miktarda acı çekecek ama o acılar ‘uyanış’ gerçekleştiğinde kendisine gücü olarak geri dönecek.” Lilith, derin bir iç çekti. “Endişeni anlıyorum Colax lakin beş asırdır çaresizce elimizden hiçbir fayda gelmedi. Bu sırada da boş durmamış, güçlerine güç katmıştır. Ignix’i hepimiz tanıyoruz, yani en azından tanıdığımızı zannediyorduk. Bu fırsatı kaçırmayacağını da... Şimdi elimizde bir plan, bir umut var. Hem ne kadar pek de ümit verici olmasa da... Plana olabildiğince katkı sağlamalı ve destek çıkmalıyız. Başka yol yok,” diyerek konuşmasını bitirdi Leydi Lilith. Boş gözlerle bakışlarını Toprak Üstü’ne doğru çevirdi.
Toprak Üstü ellerini sıkıca kavradığı Doğa Üstü’nden tereddüt ederek çekti. Lilith’in yarım bıraktığı işini bitirmesi için müsamaha gösteriyordu. Lilith de bunun üzerine turuncu parlayan tozları kapsüle doğru üfledi. Az süre geçmeden Su Üstü söze girdi:
“Nasıl yani? Uyanış mı? Ne uyanışından bahsediyorsunuz leydim? Aklımda onlarca soru var. Tam olarak nasıl bir durumla karşı karşıyayız bilmiyoruz bile. Biz neredeyse bir asırdır Eternea’yı göremedik. Ona ulaşamıyor, konuşamıyoruz. Kırk yılda bir yaveri gelip ‘Leydi Eternea sizlere şunları iletmemi rica buyurdu...’ deyip duruyorken tek çaremiz kapsüle mi bağlı?”
“Bunu sorgulamak bizim haddimize değil ancak etraftaki söylentilere göre...” Lilith’in sözleri titriyor, gözlerindeyse büyük bir kaygı: “Söylentilere göre Leydi Eternea’nın bizim güçlerimize ait parçalar istemesinin nedeni dünyalılardan oluşan bir ‘birlik’ kurmakmış.”
“Bir lider, etrafında toplayacak azalarını. On altısına bastığında farkına varacak her bir mananın. Adım adım ilerleyecekler keşiflerine. Elindeki ışığı kontrol altına aldığında döngü o zaman başlayacak. Karın ulu sessizliğinde mi ya da acı yağmurun dinginliğinde mi söneceğini belirleyecek kaderinde, tahta yeni geçmiş kızışmakta olan Alev.”
---
