Dizlerimin üstüne kendimi bıraktım.
"Senden nefret ediyorum!!"
~~~
Boş sınıfta bağırıp rahatladıktan sonra gözyaşlarımı silip sınıftan çıkmıştım.
Benim Jimin'i bulmam lazımdı. Merdivenlerden hızlı bir şekilde inip kantinin olduğu yöne koştum.
Kantinden içeri girdim. Etrafa bakıp göz gezdirdim. Masada tek başına kaşları çatık şekilde tostunu yiyen Jimin'i görmemle birlikte hemen onun olduğu masaya yürüdüm.
Yanındaki sandalyeye oturup ona sarıldım. Sarılmama karşılık vermemişti.
"Sana kızgınım Taehyung."
"Biliyorum. Kızmakta haklısın ama Jungkook'u tanımıyorsun. Tekin biri değil.
Her an her şeyi yapabilir. O yüzden sınıftan çıkmanı istedim. Seni kırdıysam özür dilerim. Sen benim için çok değerlisin Jimin. Lütfen bana sırtını dönme. Hep benim yanımda ol."
Elindeki tostu masaya bırakıp gözlerini bana çevirdi. Gülümsemeye başladı.
"Affettim seni. Ben zaten seninle küs kalamam ki Tae."
Sarılmama karşılık verip alnımdan öpmüştü. Biraz daha sarıldıktan sonra ayrıldık.
Sıraya girip iki tane gazoz almıştım. Birini Jimin diğerini de ben içiyordum. Kantindeki diğer masalara bakarken gözüm bir masaya takıldı.
Jungkook, gülerken gamzesi çıkan çocukla sürekli konuşup duruyordu. Bu gamzeli çocuk kimdi böyle? Yoksa Jungkook'un sevgilisi mi? Gözlerimi kırpmadan onlara bakıyordum. Birbirlerine çok yakın davranıyorlardı. Sinirlenmiştim.
Elimdeki gazoz şişesinin yere düşüp kırılmasıyla birlikte herkes bana bakmıştı. Yere eğilip kırıkları toplamaya başladım. Jimin'de bana yardım ediyordu. Cam elime battı. Elim kanamaya başlamıştı.
Cebimdeki peçeteyi çıkarıp kanayan yere baskı uyguladım.
"Tae elin kanıyor. İyi misin?"
"İyiyim Jimin. Kanaması durur şimdi."
Jungkook'a baktığımda bana bakarak kahkaha attığını gördüm. Ne yani elimin kanaması komik miydi? Galiba benim acı çekmem den zevk alıyordu.
Bogum kantine girmişti.
Beni elimde peçeteyle görünce koşarak yanıma geldi. Kantinde bir sessizlik oluşmuştu. Sessizliğe şaşırıp etrafa baktığımda herkesin bizi izlediğini gördüm. Bogum ellerimi ellerinin arasına aldı.
"Tae güzelim iyi misin? Eline ne oldu?"
Bogum elimle ilgilenirken bende yüzümü Jungkook'un olduğu tarafa çevirdim.
Jungkook'a baktığımda kaşları çatık bir şekilde bize bakıp dilini yanağının içinde gezdirdiğini gördüm.
"Bogum iyiyim ben."
Bogum beni dinlememiş peçeteyi kaldırıp kanayan yarama bakmıştı.
"Cam derin kesmiş. Pansuman yapmamız lazım."
Diğer elimden tutup beni ayağa kaldırmıştı.
"Hadi gel gidelim güzelim."
Bogum'a itiraz etmemiş elimden tutmasına izin vermiştim. Jungkook yanıma gelip kolumdan tutmuştu.
"Tae'yi hiçbir yere götüremezsin."
"Tae'yi istediğim yere götürürüm. Sana soracak değilim."
Jungkook Bogum'dan gözlerini çekip bana baktı.
"Tae benimle geliyorsun."
"Hayır gelmiyorum."
"İstemiyor işte seninle gelmek. Tae'nin kolunu bırak ve önümüzden çekil."
Jungkook'un gözlerinden çıkan alevleri görebiliyordum. Kahkaha atıp yumruğunu Bogum'un yüzüne geçirdi. Bogum yumrukla beraber yere yığılmıştı. Jungkook kolumdan tutup sürüklemeye başladı.
"Yaa bırak kolumu. Hey sana diyorum."
Okul dan içeri girip en üst kata çıkmaya başladık.
"Nereye götürüyorsun beni? Birazdan ders başlayacak sınıfa gidelim."
Cevap vermemişti. Soyunma odasının önüne gelmiştik. Kapıyı açıp beni içeri itti. Dengemi kaybedip yere düşmüştüm.
O da içeri girdikten sonra kapıyı kapatıp kilitlemişti.
"Niye beni buraya getirdin?"
Dolabından ilk yardım malzemelerini çıkarmıştı.
"Ayağa kalk şuraya otur. Elini derin kesmişsin pansuman yapacağım."
Ondan korktuğum için hemen ona itaat edip ayağa kalktım. Dediği yere oturdum. Elime pansuman
yapıp yaranın olduğu yere öpücük kondurmuştu. Pansumanı yaptıktan sonra tekrar ayağa kalkmıştım. Beni bir anda duvara ittirmesiyle neye uğradığıma şaşırdım. Dengesiz miydi bu çocuk? İki elini de duvara koyup beni sıkıştırmıştı.
Alnını alnıma yasladı.
"Beni deli ediyorsun Taehyung. Seni başka biriyle görünce çıldırıyorum. Bana ne yaptın böyle? Seni kıskanmam normal mi?"
Dudaklarımızın arasında santimler vardı. Kalbim çok hızlı atıyordu. Kalbimin sesini duymaması için Tanrıya dua ediyordum.
"Seni öpebilir miyim?"
Beni öpmek için izin istemişti. Dilim tutulmuştu. Hiçbir şey söyleyemedim.
"Bunu evet olarak kabul ediyorum" deyip dudaklarıma yapışmıştı. Jeon Jungkook şuan beni öpüyordu.
Karşılık vermeyince alt dudağımı ısırdı. Kendime gelip karşılık vermeye başladım. Ben karşılık verince kontrolü ele alıp araya dillerimizi sokmuştu.
Ben üst dudağını ısırıp emerken o da alt dudağımı ısırıp emiyordu. İkimizde nefessiz kalınca dudaklarımızı ayırdık.
"Hadi çıkalım buradan güzelim."
Anahtarı kilide sokup kapıyı açmıştı.
Odadan çıkıp sınıfa doğru gittik. Sınıftan içeri girdik. Sınıfta hiç kimse yoktu. Jungkook'la
çantalarımızı alıp okuldan çıkmıştık. Şimdi bizi yorucu bir düğün bekliyordu.

