İçeriğe geç

Urfalı Ağa

Bölüm 37 · 7 dk okuma

Urfalı Ağa

Bölüm 37

Bölüm 37

Bazen içimizdeki acıyı nasıl dışarı göstereceğimizi bilemeyiz. Ama bazende kimse görmek istemez. Burası Urfaydı. Afşin Ahter'in yeri ve zamanıydı. Genç ağa sadece kanla konuşur oteriteyle susardı. Birisini canını sıkarsa sürgün eder gönlünü eğlendirirdi. Bu vicdansızın gönlüne çığ düşmüştü. Canı öyle yanıyorduki işte o zamanlarda öğrenmişti insan olmayı ve en önemlisi adam olmayı. Afşin annesini tanımadan büyüdüğü için tüm sorumluluğu Elmas Hanıma kalmıştı. Elmas Hanım'ın ilgisi sert ve ketum erkeklerdeydi ona verilen çocuğun güzelliği Urfalıların dilindeydi. Minik ağa herkesi şirinliğiyle mest ederdi. Zümrüt halası az çile çekmemişti yeğeni yüzünden. Akrabalar kız çocuğu yerine koyardı müstakbel ağayı bir içim su gibiydi erkek olamayacak kadar güzeldi. Ondan önce doğan tüm erkek çocukları doğdukları günden reşit olana kadar pek yakışıklı olmazlardı. Sadece tam anlamıyla genç olduklarında kadınların gözdesi olurlardı ancak Afşin öyle değildi annesinden aldığı saf güzelliği vardı büyüdükçe de yakışıklı olmaya başlamıştı. Zümrüt Hanım,yeğenin üvey annesinin yanında zalimleşeceğini biliyordu amma gönlü el vermiyordu onu Elmas'ın elinden çekip almaya. Kocası ve bir zamanlar akrabası olarak kimseler kendisinin İsak ağanın konağından çıkmasını bekliyorlardı. Tenha veya meydan fark etmeksizin Zümrüt Hanımı çeker vururlardı. Urfa topraklarında cesur kadınlara yer yok onlara göre. Afşin'i yanına alıp kendi evinde yaşayamazdı. Eğer yeğeni çok narin,hassas ana kuzusu olmasaydı Ankara'ya kaçarlardı. Ama Afşin duygusaldı hatta çoğu zaman babasının pantolonuna yapışır içli içli ağlardı babası işe gidiyor diye. İsak Bey oğlunun bu haline üzülüp tüm işlerini evden halletmek zorunda kalırdı oğlu uyuyana kadar. �� Arabaya bindiğimde şoför arabayı çalıştırdı. Bu aralar fazlasıyla boştum işleri Ahves'e bırakıp tatile çıkacak vaktim vardı. Ama tatil için gittiğimiz yerden Lavin vurulunca,benim kalbim durunca, amcam Maldivler'e geldiğinde hızla Urfa'ya gelmiştik. Ahves ile kaybolduklarını öğrendiğimde hastaneden kaçmak zorunda kalmıştım ve iyiki de kaçmışım. Telefon cebimde titrediğinde kimin aradığına bakmadan sessize aldım. Masadan birisi arayamazdı çünlü Akabey gider ayak hepsinin ölüm fermanını imzalıyıp işlerini bitirmişti. Doktorlar kötü bir durumda mesaj atacakalarını bildiği için açmama gerek yoktu. Başımı geriye yaslayacakken araba durdu. Kapıyı açıp aşağı indim. Önümdeki virane apartmanın içinde evi olduğuna inanmakta gerçekten güçlük çekiyordum. Hırsız olmasıyla övünüyor ama kendisine güzel bir ev çalamamış.Eğer ablasının kalbiyle nefes alıyor olmasaydım onu cezaevine atmaktan çekinmez bir saniye dahi beklemeden aldığı soluğu hücrede verdirirdim.Dairesi zemin katta olduğunu daha önce de geldiğim için biliyordum. İki kapı vardı açık olandan içeriye girdim. Hâla aynı harap evde olması oldukça acınası bir durumdu. Gazeteyle kaplı pencerenin mermerine oturmuş gazetenin yırtık olarak kısmından dışarıyı izliyordu. "Gel Afşin seni bekliyordum bende." Sesi kısılmıştı,saçları dağınıktı. Sessiz adımlarla yanında durduğumda onun izlediği yere baktım. "Lavin iyi mi? Buraya bakınca tek göremediğim o." Derin bir nefes çektim içime. "İyi," tek kelimelik kısa cevabımla mesut olacak kadar çaresizdi. Çenesiyle  baktığımız yeri işaret etti. "Oraya bakınca ne görüyorsun?" Kaşlarımı hafifçe çattım. "Seni,Elmas Hanımı ve tüm kötüleri." Gülümsedi, "Beni diğerlerinden ayırarak gururumu okşadın, en yakın zamanda şirketini yakarak sana teşekkür edeceğime yemin ederim." Gerçekten değişik birisiydi. Bana bu soruyu lafın gelişi sormamamıştı aynı zmanada cevabınıda önceden düşünmüş olmalıydı. Gökay Akabey çıkarı olmadan ya da çıkarını bilmeden hiçbir şey yapmazdı. "Peki ya sen? Sen ne görüyorsun?" Ciğerlerini havayla doldurup kısa bir süre nefesini tuttu. Sonra kuruyan dudaklarını yaladı ve nefesini dışarıya üfledi. Gökay'ı çocukluğumdan beridir tanıyorum insanları taklit etmede çok yetenekliydi hâla daha öyle. Beş yaşındayken ben Görkem'le oynarken bağcıklarına basıp yere düşmüştü, Ahves onu yerde gördüğünde alay edecek diye korkup ağlamaya başlamıştı. Gökay dadımla çiçek ekerken ablasını görüp dadımın bileğindeki eşarbı almış Görkem'in gözlerini kapatmıştı. Ahves'in bakışını,sesini,hareketlerini taklit etmişti ablası üzülmesin diye. Görkem'in saçlarına dokunuşu o kadar narindiki neden gözlerini kapattığını şimdilerde daha iyi anlıyorum Gökay ışık gibiydi gündüz vakti görünmesede gece parlıyordu.Gökay bahçeden çıkana kadar Görkem'den eşarbı açmamasını istemişti. Yeteneğini herkesten saklıyordu ilk başlarda utandığından dolayı sansamda nedenini öğrenmiştim.Her zamanki gibi gülümseyerek bana baktı. "Kendimi,onu, tüm iyilerin sonunu." Onudan kastı Lavin olamazdı. Bir zamanlar sevdiği kadını siyah duvara bakarak hatırlamazdı her halde. "Gelecek misin?" Kaşlarını alayla kaldırıp sırıttı. "Gelirsem fazladan şahıs olacağımı bilecek kadar zeki ama sana çektireceği eziyetleri merak edip gelecek kadar aptalım." Hastaneden çıkınca en azından biraz daha iyi olursa içinde ukde kalan düğünü yapacaktım karıma. "Benden sana düşman tavsiyesi. Kına için vazgeçilmez olarak testi kırma olayını seni sevince yap. Ayrıca karına biraz mahremiyet tanımalısın." Notu okumadan önce Lavin'i vuranı bulup diri diri gömmek istemiştim. Tabii yanımdaki adamın kahrolası zekası her şeyi anında planladığı için isteğimi anlayıp kendisinin yaptığını,niyetini dolaylı yoldan anlatmıştı."Eyvallah,yapacaklarını kestiremiyorum. Önümde olman can sıkıcı." Gökay kindardı, Lavin'i zorla ondan aldığımı düşünüyordu. Bunu unutmayacağını biliyordum düzenini kin üzerine kurmasına rağmen mutluydu. Yaşamak için hiçbir şey yapmıyordu fakat şu hayatı en güzel şekilde yaşıyordu. "Ben senin önünde değilim. Sadece insancıklar karşımda ve sende onlardan birisin." Gamsız,düşüncesiz,kibirli,narsist görünüşünün altında kimin yattığını çok iyi gizliyordu. Görmemeyi de tercih ediyorum çünkü Gökay hayatını yalanla sürdürüyordu."Evet gamsızım, evet düşüncesizim, evet narsistim ama kendimim. Daha reşit bile olmamış bir kızın etrafında dolaşacak kadar özenti değilim Ahter." Başkalarına genellikle alay ederken -ki bu durum onun için oldukça farklı bir anlam ifade ediyor- veya keyfi yerindeyken kullanıyordu. Lakin şimdi hangi amaçla kullandı anlamadım. Dengesizi anlamakta dengesiz olmak kadar zor.İkimizde sustuğumuzda yine duvara döndü. "Acıdan kastın neydi?" Gökay'a kolay kolay kimse zarar veremezdi sadece canı sıkıldığında veya birilerini kandırması gerektiğinde kendisine zarar verirdi. "O da içimde kalsın," bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor lakin yöntemi yanlıştı eğer anlatmak istiyorsa önce anlaşılmalıydı. Ellerini kırık mermere bastırarak kapıya doğru ilerledi kapının yanında durup elini öne uzatıp hafifçe eğilip dışarıyı gösterdi. Kibarca git demek istiyordu. Öleürdüğü insanları görmesem,hırsızlık yaptığını bilmesem başkalarına karşı sergilediği centilmence hareketlere kesinlikle aldanırdım. "Senin gibi zengin birisi niçin ucuz kırık dökük apartman dairesinde yaşıyor?" Gülümsedi ve gözleri salonun duvarlarını tek tek inceledi. Kahretsin! Hem fakir hem de züğürt! Burası ev bile değildi odası yoktu tuvalet ise en akla gelmeyecek yerdeydi. Mutfakta buzdolabı vardı ama ocak yoktu. Binanın mühendisi malzemeden çaldığını belli etmemek için bütün her şeyi duvarın içine yapmıştı. Buzdolabı ve tuvalet bunlardan sadece ikisiydi. İşaret parmağını kapının iki adım ilerisini gösterdi."Lavin yağmurdan ıslandığında ben şu duvara yaslanmış Filiz'in ailesinin eve taşınmasına yardım edecektim. Lavin'in adım attığı,onu ilk gördüğüm yeri geride bırakamadım. Bir kaç saat sonra Aybars gelip kuzenini aldı gece vakti sokakta kaybolmuştu üstüne yağmur yağınca çareyi en yakın yere sığınmakta bulmuş. Filizlere buraya taşınmak istediğimi söylediğimde aile dostu olduğumuzdan isteğimi sorgusuz sualsiz kabul edip bana komşu oldular." Takıntılı beyni onu harabeye hapsetmişti. Gözleri konuşmanın başından beri bir noktada kalmıştı omzumun üzerinden oraya baktım. Az önce duvarı izlediği pencereyi kapatan gazete kağıdının yırtılan kısmındaydı bakışları. Başımı ki yana salladım iflah olmaz aşıklardandı. "Her şeyi aynı bırakmak zorunda değildin." Bilerek omzuna çarpıp dışarı çıktım.Lavin'e, Gökay'a güvenmemesi için kötü tanıtsamda bana zarar verecek herhangi bir şey yapmamıştı. Hırsız,dolandırıcı, kalpazan olduğunu kimseden saklamıyor hatta tüm bunları gündüz yapıp gece olunca zimmetine geçirdiğini tahmin ettiğim kulübü saygın biriymiş gibi yönetiyordu. Arka koltuğa oturduğumda şoföre hastaneye gideceğimizi söyleyip başımı cama yasladım. Neden çıkıp neden döndüğümü unutacak kadar aptal olmuştum. Dudağımın kenarı yukarıya kıvrıldı daha reşit bile olmamış karım bende nelere sebep olmuştu.Gerçek anlamda tam bir baş belasıydı. Hayır hiç de tatlı değil bilakis sinirli ve zehirliydi.Araba yine hastane bahçesinde durduğunda dudaklarımdaki tebessümü korudum belki uyanmıştı,ben gelene kadar etrafındaki herkes somurtmuş olmalıdır umarım küçük gülümsemem onun için paha biçilmez değere sahip olurdu. Hem ağa olmam insan olmayacağım anlamına gelmiyordu.Bu sefer asansörün önünde çiçekli çocuk bulmadığım için şanslıydım. Gökay Akabey hiç zahmet etmeden karşısındakini merakından vurup ayağına çağırırdı. Bunu yemeyeceğimi bildiğinden beni Lavin üzerinden  vurmuştu ve sonuç ayağına gitmiştim istediği gibi. Bir hizmetçinin gayri meşru çocuğuna yenilmek utanç verici! Asnasör Lavin'in katında durduğunda indim. Seri adımlarla koridorun sonundaki odaya ilerlerken koluma dolanan el ile durdum. Başımı ele doğru çevirdiğimde yanık izleriyle dolu olduğunu gördüğümde derince yutkundum Elmas da elalemden çaldığı çocuğa işgence edip bundan zevk alacak kadar sadistti. İzlerine baktığımı fark ettiğinde yara dolu eli zayıfça yanına düştü. İzlerini saklamıyordu fakat başka birinin o izlere bakıp kendisine acımasından utanıyordu."Abi yengemi normal odaya aldılar. Kurşun fazla derinde değilmiş. Hemşire dediğin gibi Lavin'in yanından hiç ayrılmadı şimdi durumunu söylemek için seni bekliyor." İçimdeki tüm sıkıntı sanki uçup gitmişti. İyidi ve daha iyi olacaktı. Gözlerim dolduğunda dilimi ısırıp Ahves'e sarıldım. "Bırakmadı... Gecemin tek ışığı olan ayı yanında alıp götürmedi." Diğeri gündüzü,sabahı,güneşi sevdiklerine verebilirdi fakat bende sadece gece vardı tek ışığım Lavin'di, Ay Işığım.Ahves'ten ayrılıp nefesimi tuttum. Gözlerimi kapattığımda terastayken bana söylediklerini aklıma geldi. "Belki bizim bir çocuğumuz olmayabilir ama sen kızına sarı giydirme. Sarı ölüm rengiymiş ben bunu bugün öğrendim. Güneşi sarı boyamasın. Saçı sarı olmasın yoksa hasret kalırsın kızına." O gün üzerindeki elbise sarıydı. Kendini ne kadar inandırdıysa intihar edeceğine elindeki hançerle kalbimi deşiyordu nasıl onun canını yaktıysam aynı şekilde karşılık veriyordu bana. Çocukluğumdan beri aşık olmak suçum değildi, Lavin'i taciz eden adamın yeğeni olmak suçumdu.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Bölüm çok çok çok gecikti biliyorum bu yüzden özür dilerim fakat 15 Haziran da Yakınımda yayında! Ona bölüm yazıyordu ve en kısa zamanda geçmişe uğrayıp hazine ararken aşkı bulan bir kadının yanında olacağım ve o da sizlerle olacak. MS'den selamlar iyi günler dilerim 🖊📖