AYAZ DİNÇER'İN SEVGİLİSİ OLMAK...
Beynimden vurulmuşa döndüm o anda. Yutkunup ona baktım. Sırıtıyordu. Başımı eğdim. Kısık bir sesle ona fısıldadım.
"Rezil olduk." Soluk verip kulağıma tekrar yaklaştı ve sözüne devam etti.
"Rezil falan olmadık. Kim görürse görsün. Umurumda değil. Seninde olmasın. Sana laf atarlarsa beni çağır tamam mı?!" Başımı salladım.
Beni kendi soyunma odasına götürdü. Dizimi açıp yarayı incelemeye başladı. Çok geçmeden ilk yardım çantasını getirip Dizimi sargı bezi ile sardı.
Beni tekrar kucağına alıp sınıfa çıkardı. En arka cam kenarına oturttuğunda o da yanıma oturmuştu. Önümdekilerinde Melih ve Batuhan olduğunu gördüğümde ayrı şok olmuştum.
Ne yapmaya çalışıyordu? Amacı neydi sanki?! Ben bunları düşünürken o hâlinden gayet memnun görünüyordu. Keyfine diyecek yoktu.
Şu ortamda tek ben mi boşluktayım diyeceğim ama yalan olacak. Tüm okul boşlukta. Eminim ki bazıları bana baya bir sinirli. Bunu görebiliyorum. Ama sonuçta olacak ve bitecek birşey bu. Tanrım, ne olur çok uzun sürmesin!
"Ne o. Çok mu endişelisin." Dedi o anda. Yutkunarak yüzüne baktım.
"Galiba. Yani bilmiyorum." Dedim çaresizce. Güldü elimi tuttu. Gözlerim büyüdü.
"Ne yapıyors-" derken önümdeki Batuhan ağzımı kapattı. Melih ile birlikte endişeli gözüküyorlardı.
"Pide yapıyor Gizem. Bir sus Allah aşkına. Şimdi tüm gözleri üzerimize toplayacaksın. Dışarıdaki kızlardan zor kurtuldum zaten."
Ayaz Batuhanın elini ağzımdan çekti.
"Görürlerse görsünler. Sende soru sorma artık kül kedisi. Bir süreliğine buna alışmak zorundasın. Zamanı gelince tüm bu yaptıklarımın sebebini öğreneceksin."
Kendimi tutamayıp ona kitledim.
"Şimdi söyle o zaman. Bana böyle birşey söylemeden davranmaya ne hakkın var?"
Bana eğildi. Sırtım duvarın dibine girdiğinde bizde onunla burun burunaydık.
"Eğer çok merak ediyorsan akşam söylediğim konuma gel. Gelemiyorsan öğrenemezsin."
Asıl şimdi sıkıntıya düşmüştüm. Ne yapacağım?! Benim akşam evde olmam lazım. Abimler gelecek.
"Şey, akşam üstü olsa olmaz mı?"
"Ne oldu? Dışarı çıkmana izin vermiyorlar mı yoksa?!" Allahım bana mukayyet ol. Yoksa bu beni delirtecek.
"Sadece o saatte çıkmıyorum." Dedim ve sustum. Sebepsizce yüzüne bakamıyordum.
"Tamam. Sana bir kıyak çekiyorum. Bu akşam evinin bahçesine geleceğim. Ama kesin bir bilgi değil. Belki işim çıkabilir. Kendim Gelmeyebilirim. Bu bana kalmış. Çok istiyorsan otur bekle."
Ben şimdi bunu öğrenmezsem tüm gece uyuyamam ki. Allahım ne olur gelsin!
Birkaç derse girdik. Hocalar en azından bizi çok da farketmiyordu. Ama sürekli bize bakan birkaç göz hocanın da bur tarafa bakmasını sağlıyordu.
Yanımdaki sağlığa zararlı eleman yamacımdan bir an olsun ayrılmadığı için Çağla ve İclal ile görüşememiştim. Ama şimdi görüşeceğim.
Siyah kapşonunu kafasına geçirmiş gözleri kapalı duruyordu. Aradan geçmeye kalksam nasıl geçeceğim ki? Resmen buraya sabitledi beni.
En azından Batuhan ve Melih gittiği için ön sıra boştu. Bunu fırsat bilip tam kalkacağım an kolumdan yakaladı.
"Otur oturduğun yerde. Çağlalar kaçmıyor."
"Beni koridorda bekliyor. Birşey konuşup geleceğim, söz." Nefes verdi. Ve devam etti.
"Tamam ama az sürsün. Tüm okul seni patates etmeden gel buraya." Başımı salladım. Bacağını kıvırdı. Kalkma zahmetinde bile bulunmuyor beyefendi.
Hızlıca kalkıp sınıftan çıktım. Çağla ve İclal beni kendine çekti. Çağla çığlık çığlığa bana döndü.
"Kızım sen şuan ne kadar ünlü olduğunun farkında mısın?! Tüm okul seni konuşuyor. Bazıları tarafından yakıştırılıyorsun ama çoğu kitle sana sinirli."
Bu sefer ben söze girdim.
"Of, herşey bir anda oldu. İclal bak sana da söylüyorum. Bunun hakkında sağda solda konuşmuyorsunuz. İyice karışmasın ortlık." İclal gülerek yüzüme baktı.
"Kızım karıştığı kadar karıştı zaten. Biz söylesek ne fayda. Ama düşününce ne de garip. Yalan ama gerçek bir haber."