İçeriğe geç

UNUTURSAM FISILDA

Bölüm 13 · 3 dk okuma

UNUTURSAM FISILDA

Bölüm 13

BİRŞEY OLAMAYACAK

Bazen suskun kalıp hiçbirşey söyleyemediğiniz anlar vardır. Bir o kadar can sıkıcı anlar. Ve şuan da durumum bu. Ona ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Galiba çok da kafamda kurmadığım için böyle oluyor ama her neyse.

Şuan tek istediğim aileme ve Çağlaya kavuşmak. Annem beni ne kadar merak etmiştir! Öğrendiğinde kesin tüm evi ayağa kaldıracak. Umarım bilmez. Ben bunları düşünürken o söze girdi.

"Derinlere daldın yine. Bu kadar ne canını sıkıyor? Bu ev mi, yoksa ben mi?!" Bu ne biçim soruydu böyle! Sorduğu sorunun mantığı sıfır gerçekten.

"Birşey yok." Dedim sadece. Tıslayarak güldü. Ve boş bir ifade ile yüzüme baktı.

"Saklama artık. Yeter! Beni sevmediğini, gıcık kaptığını, belki de yüzümü bile görmek istemediğini biliyorum. Başından beri böyleydin zaten. Bende böyleydim. Çünkü yapım böyle. Beni bu hayatta kimse değiştiremez. Ben hep aynı olarak kalacağım. Şu kızların dediği, ne diyordunuz? Öküz ve odun adamlar. Buyum işte. Sadece bu."

Sözleri, bu tavrı sanki meydan okuyormuş gibiydi. Peki bunları niye yüzüme söylemişti ki?! Neden bu konuşmayı yapmıştı? Sebebi neydi?!

Sustum. Yine sustum. Tekrar tekrar, dakikalarca yüzüne baktım. O da benim yüzüme. İkimizinde tek bir ortak özelliği vardı. Bakışmak. Uzun uzun bakışmak. O an dünyada var olan hiçbirşeyi, hiçbir gücü umursamamak. Sadece bakmak.

Bu sefer ben söze girdim.

"Ne zaman gideceğiz buradan?" Soluk verdi. Ve elindeki sobaya attığı odun parçalarını birbirine sürterek konuşmaya başladı.

"Sen iyice iyileştiğin zaman. Daha da açık olursam, başını bir belaya sokmadığın sürece. Gideceğiz, evine de okula da. Ama bu sefer okula bambaşka bir şekilde gideceğiz."

"Nasıl yani?" Gözleri koyulaştı. Aklındaki ne, şuan bilmek istiyordum. Elindeki odun parçalarını bir köşeye bıraktı. Yanıma geldi. Ve elimi tuttu.

"Ne yapıyorsun?!" Dedim birden bire. Sözünü devam ettirdi.

"Sevgilim olacaksın. Bir süreliğine. Günü geldiği zaman neden böyle birşey yaptığı mı öğreneceksin. Sabretmen gerekiyor sadece. Şimdi getir elini."

Dedi ve elimi daha sıkı tuttu. Deri ceketinin cebinden bir Bileklik çıkardı. Yaprak desenli bir bileklik.

"Bunu kolundan hiç çıkarma olur mu?! Bu süre zarfında her zaman göreceğim." Dedi ve koluma bilekliği taktı.

"Ne sevgilisi?! Amacın ne senin?" Diye sordum.

"Az önce dediklerimi açıkça söylediğimi düşünüyorum. Soru sormak yok. İyileşmişsin biraz. Aslında hadi seni kaldıralım. Şimdi gidiyoruz."

Dedi ve Akın, Melih, Batuhanı çağırdı. Hepsi hazırlanmıştı. Ve sıra bana gelmişti. Batuhan yanıma oturup biraz düşündü.

"Bu halde de olmaz ki abi. Hâline bak kızcağızın. Biz sana ne bulalım şimdi. İnan, yanımızda hiç kadın eşyası yok." Ayaz Batuhana kitlendi.

"Olmasın bir zahmet. Çantan da makyaj malzemesinin ne işi var?!" Batuhan Ayaza gülümseyerek baktı.

"Ayaz'cım ben onu kastetmiyorum. Kıyafet bakımından. Şunun hâline, perişanlığına bakar mısınız?! Bir elbise bulmamız lazım."

Akın o sırada bir aydınlandı. Ve konuşmaya başladı.

"Diğer oda daki sandıkta siyah, çiçekli bir elbise görmüştüm. O Gizem'e kesin olur. Durun getireyim." Ve hemen elbiseyi getirdi.

Elbise;

Hemen giyindim. Ve Batuhanın yardımıyla evden çıktık. Ayazın gözü bende kalmıştı. Batuhan bana bakıp ıslık çaldı.

"Yakıştı kız. Baya fıstık gibi olmuşsun. Seni modellik ajanslarına mı götürsek acaba?" Diye söylendi. Gülmeye başladım. Ayaz yine malum tavrıyla noktayı koydu.

"Boş konuşma da direksiyona geç Batu. Şu ormanda da düzgün sürmeyi de öğren artık. Bu kıza birşey olursa senden bilirim ona göre."

Batuhan kahkaha attı.

"Ayy, peki peki. Birşey olmaz Gizem'ine merak etme sen." Deyip Ayaz onu dövmeden hızlıca şoför koltuğuna oturdu. Hepimiz oturunca kemerlerimizi taktık.

Beni yanına oturttu.

"Korkma. Yanındayım. Birşey olmayacak."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.