İçeriğe geç

Unutma Beni Ⓘ

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Unutma Beni Ⓘ

Bölüm 2

Beyaz Sayfa

Bölüm Şarkısı: 🎵Bütün İstanbul Biliyo🎵

Sınıfa girdiğimizde çoğu kişi yerlerine geçip hocayı bekliyordu. Sınıfta ses yoktu çünkü kimse kimseyi tanımıyordu, ama bir grup hariç.

Bizde cam kenarı orta dörtlü oturduk, ikinci sırada Açelya ve Funda hemen arkalarında ben ve İclal oturuyorduk, sınıfta sadece bizim ve o üçlü grubun sesi çıkıyordu, onlarda orta üçüncü ve dördüncü sırada oturuyorlardı.

Funda ve Açelya arkalarına döndüler ve Funda,İclal ve bana bakarak "canım çok sıkıldı" ardından Açelya "benimde" diyerek ona katıldı onlara bakarak "bende sıkıldım ama yapacak bisey yok aklınızda bir şey varsa onu yapalım" dedim.

İclal aklına bir fikir gelmiş gibi kıpırdadı bize bakarak "yanınızda pet şişe var mı?" Funda "bende varda niye ki" diyerek hepimizin aklında ki soruyu Iclal'e yöneltti İclal "Doğrurul Cesaretlik oynayalım" Ben karşı çıkarak "kızlar biliyorsunuz ben bölye oyunları sevmiyorum çok saçma bir oyun ve zaten hepimiz bir birimizin herşeyini biliyor" İclal'in dudaklarından hiç de masum olmayan bir gülümseme peyda oldu "kim demiş biz bize oynayacağız diye yeni sınıf arkadaşlarımızdan oynamak isteyen olur belki" dediğinde gözlerim fal taşı gibi açılmıştı.

"Kızlar hayır kimseyi tanımıyoruz boşverin başka bir oyun bulalım" yönelttiğim soru herkesin suratının asmasına neden oldu, hepsi benim bu hallerine dayanamayacağımı bildiği için yapıyorlardı, onlara "hayır beni o hallerinizle avlayamazsınız" demeye kalmadan Açelya "lütfen bir kerecik" diyerek bana baktı hepsi bana öyle bakınca "peki peki eeee kimi cağıracaksın?" İclal'e sorumu sorduğumda İcal "Ben sınıfa sorucam gelmek isteyen gelecek" dedi.

Ve ardından sınıfa karşı "arkadaşlar oyun oynayacağız gelmek isteyen var mı?" dediğinde bir kaç kişi yanımıza sıra çekerek geldi ardından o üçlü grubta yanımıza geldi.

İclal gelen herkese baktı ve "hoş geldiniz oyunun ismi doğruluk cesaret bilmeyen var mı?" dediğinde herkes birbirine baktı üçlü grubta biri "Ben bilmiyorum,bu arada ismim Burak" çocuk kendini tanıtınca yanında ki iki oğlanda isimlerini söyledi "Ben Yankı" beyaz tenli uzun siyah saçlı ,kahverenkli gozlüydü ardından Yankının yanındaki çocuk "Bende Mert" o ise kumral uzun saçlı,ela gözlü,esmer tenliydi.

İclal ismi yeni ögrendiğim Burak'a oyunu anlatırken çocuğu inceleme fırsatı buldum kumral saçlı,uzun boylu,mavi gözlü,esmer tenli bir oğlandı burnu çok düzgün ve yapılıydı.

İclal Burak'a oyunu anlattıktan sorna Funda şişeyi çıkartıp çevirmek için masaya koyup çevirmeye başladı. Şişe ne şanssa ben ve Mert'e geldi.Mert bana soracaktı "Doğruluk mu? Cesaretlik mi?" ona tabiki cesaretlik demeyecektim sonuçta yeni tanıdığım biri bana nasıl bir görev vereceğini bilemezdim kendimden emin bir şekilde "Doğruluk"dedim.

Biraz düşündükten sonra "bize en rezil olduğun bir anıyı anlat" dedi tebessüm ederek biraz düşünüp konuşmaya başladım "on iki on üç yaşlarındayken matematik öğretmenime aşıktım ve öğretmen hayallerinizden bahsedin diyince sınıfın ortasın da sizinle evlenemek istiyorum dedim ve tum sınıf kahkalar atmıştı o zaman rezil olmuştum okula bir hafta boyunca gidememiştim utancımdan" olayı anlattıktan sorna hepsi gülmeye başladılar.

Bu sefer şişeyi Ben çevirdim ve çıkan talihli isimler ise Burak ve İclal olmuştu İclal Burağa soracaktı. İclal "Doğruluk mu? Cesaretlik mi?" Burak biraz düşündükten sonra "Cesarerlik" dedi

Iclal Burak'a dönüp "bize telefonda en son arattığın şeyi göster" Burak bu cümleyi duyunca hafif yanakları kızardı ardından telefonunu açıp arama motoruna girdi telefonu bize doğru çevirdiğinde ise en son arattığı şeyin "kızlar en çok nelerden hoşlanır" oyun grubumuzda ki bütün kızlar Burağa gülümser bir şekilde baktı.

Oyun çok akıcı ve hızlı ilerliyordu herkes oyuna katılmıştı dersin bitişini zilinin çalmasıyla anlamıştık.

Artık oyun grubundaki insanlarla tanışmış kaynaşmıştık hepsini çok sevmiştim. Bir sonraki dersimiz yapı bilgisiydi kızlara "kafeterya'ya gidiyorum gelmek isteyen var mı?" dediğimde sadece Funda "ben gelirim" dedi beraber sınıftan çıkıp kafeterya'ya doğru ilerlerdik.

Bizim üniversite Ankara'da olduğu için deniz manzarası yoktu ve ben deniz manzarasına bayılırdım ama bu konuda şanssızdım.

Kafeterya'ya girdiğimizde çok fazla kalabalık yoktu ben kahve ve çikolata Funda ise çay ve simit almıştı. Funda bana dönüp "burda mı oturalım yoksa sınıfa mı çıkalım" dedi "benim icin farketmez bana her yer uygun" Funda "o zaman balkona çıkalım" kafamı onaylar şekilde salladım.

Balkona çıktığımızda havanın serin olduğunu fark ettik Fundaya bakarak "Ben hırkamı alıp gelicem istersen senin kinide getiriyim çünkü çok çabuk şifayı kapıyorsun" gülümseyerek bana baktı ve "iyiki varsın Mehri seni çok seviyorum" elini elimin üzerine koyduğunda ona sıcak bir gülümseme hediye ettim.

"Neyse ben hemen gidip geliyim sen çayını iç soğutma" desemde "yok sen gel beraber içelim" diyerek ısrar etti. Ben kafeterya'nın kapısından çıkarken içeri Mert ve yanında daha önce hiç görmediğim bir oğlan kafeterya'ya girdiler.

Ben hızlı adımlarla sınıfa doğru ilerledim sınıfa girdiğimde sadece sınıfta Açelya,İclal,Burak,Yankı ve yanlarında iki kişi daha vardı.

Ben benim ve Fundanın hırkaları almak için bizim sıraya geldiğimde İclal "ne oldu?" diye dordu "Funday'la balkonda oturuyoruzda hırkaları almaya geldim hava biraz serinde" İclal "iyi oturmalar hayatım" yanağıma bir öpücük kondurdu "isterseniz sizde gelin" Açelya "biz sohbet ediyoruz ama fikrimiz değişirse geliriz yanınıza" dedi ısrar etmedim,bende onlara "size iyi sohbetler o zaman" diyip kapıya yöneldim.

Yaklaşık on dakika sonra kafeterya'nın kapısından içeri girdim ama bir tuhaflık vardı Funda'nın yanında Mert ve o çocuk oturuyordu.

Funda beni görünce el salladı yavaş adımlarla yanlarına gittim masada dört sandalye vardı Mert ve Funda yan yana oturuyorlardı bende yeni gördüğüm çocuğun yanına oturdum çocuk bana bakarak "merhaba ben Akay" elini uzattığında elini tutarak "bende Mehri tanıştığıma memnun oldum" Akay "bende" dedi Mert söze girerek "Akay bizim gruptan ama sabah ki derse geç kaldığı için yetişemedi Akay'a dönüp "bizimle aynı bölümde mi okuyorsun?" yönelttiğim soruya karşılık olarak "evet bende mimarlık okuyorum" diyerek sorumu cevaplandırdı.

Akay esmer tenli,uzun kumral saçlı,kahverenkli gözlü,hafif kaslı çok yakışıklı biriydi ona bakan kızlar dönüp tekrar ona bakıyordu.

Sohbet dördümüzde iyice avucuna almıştı Akay'ın diksiyonu çok düzgündü kelimeleri cok iyi telâffuz ediyordu ve sobet ederken hep bana bakarken buluyordum.

Mert ve Akay sınıfa geçmek için kalktılar kafeteryadan çıktıklarında Funda bana imalı imalı bakıyordu "ne oldu?" dedim. Bana bakarak "Akay sana sürekli baktığını farketmedim deme" dedi uyarıcı bir sesle Funda'ya "Funda biliyorsun ben ask meşk işlerini sevmiyorum ve konusunun geçmesine dahi sinir oluyorum ve öyle bisey yok" dedim kendimi savunarak.

"İyi peki madem öyle diyorsun öyle olsun ama şimdi Allah var çok yakışıklı" Funda'nın gözlerine bakarak "Fundaaa" "aman ne var canım alt tarafı bi yakışıklı dedik" dedi gülerek.

Daha sonra sınıfa geçmek için kafeterya'dan ayrıldık.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.